Skandal üstüne skandal
Skandal üstüne skandal
Ali Akben
Değerli okurlarım, yarım asra yakın bir sürede milletimizin başına bela edilen ve binlerce şehid verdiğimiz bebek katili terörist başı Apo, Bahçeli-Erdoğan ikilisinin cesur ve kararlı duruşu ile pes edip teslim oldu ve ülkemizin önü açıldı.
İyilik kervanı yola çıktı; ürüyenler ürüsün, devlet millet buluşması ile yakalanan fırsat bu kez akamete uğratılamayacak ve tam yol ileri hızlı adımlarla yürümeye devam edilerek, ülkemiz Türkiye yüzyılına doğru hızla ilerleyerek dosta güven düşmana ise korku salacak.
Birlik hamurumuzu sulandırmak isteyenlere inat bu çözüm sürecini bari iyi değerlendirelim ve kardeşliğimizi iğfal etmek isteyen kalleşlere karşı tek yumruk olalım.
Devletimizi idare edenlerin gündemi ile muhalefet edenlerin gündemi arasındaki dağlar kadar farkı milletimiz görüyor.
Dünya yeni bir düzlüğün başlangıcında sadece ülkemiz için değil, mazlum dünya içinde bir umut olduğumuzu muhalefet edenler görmese de görenler görüyor.
İcraatın başı olunca elbette sorumluluk da fazla ve içerde dışarda sık değişen gündemlere ayak uydurmak ve ülke menfaatine gecesini gündüzüne katarak çalışmak zorunda.
Çalışmıyor diyen ya da ne yaptı ki diyen nankörlere anlatacak bir şey yok ama görünen köy kılavuz istemez.
Ana muhalefetin gündemine gelince haftalardır aynı; yolsuzluk bataklığına battığı tescilli güruh üzerinden algı oluşturup batanları koruma adına vatandaşı meydanlara çağırıp devletle karşı karşıya getirmek.
Gündemler arasındaki uçurumdan da anlıyoruz ki, milletimiz tuzaklarla dolu zor bir imtihandan geçiyor.
İşine toplu taşıma ile giden bir vatandaşım. Metrolar, cadde ve meydanlardaki panolar, yolsuzluk nedeniyle tutuklanmış sabık başkan başında baret, sırıtan bir yüz ve ipe sapa gelmez hayali icraatları yapıyormuşum gibi vatandaş aldatılıyordu.
İnananlar aslında altı yıl önceki İstanbul ile bugünü karşılaştırsa gerçeklerle yüzleşecekler ama siyasi bağnazlık ve yıpranmış iktidara karşı tepki anlamında cezalandırmak için bindikleri dalı kestiler.
CHP’nin emanetçi başkanı tehdit dili ile ortalığı dağıtacağını söyleyerek yeni bir tahrik oluşturdu.
Önceki tahriklerinde kullandığı gençleri sanırım bu olayda da kullanacak ve hatta daha ileri gidip kendisi afiş yapıştıran başkan unvanını almak için çağlayan adliyesinde savcının kapısına çapsız, kifayetsiz, muhteris ve narsistin resimlerini yapıştıracak.
Sabık başkanın çuvallara sığmaz mızrak misali yolsuzluklarına her gün yenileri ekleniyor. Adam içerden algı ticaretine devam ederek ham hayal, akla mugayir açıklamalar yapıp müsait olan kitlesini yalanla fonlamaya devam etse de, kitlesinin sabun gibi eridiğinin farkına varmış olmalı ki tehditlere başladı.
Yolsuzluktan tutuklandığı ilk günlerde nutuk ve Kur’an-ı Kerim okuyarak günlerimi geçiriyorum dediği de yalan çıktı. Meğer hazret, hükümet programı yapıyor ve belediyeyi batırdığı gibi ülkeyi de batırmanın hesabını yapıyormuş.
Belgelere eklenen yeni belgeler ve itirafçıların peş peşe sıraya girmesi ve saraçhane beslemesi kalemşörlerin bir kısmının dut yemiş bülbül gibi susmasına bile tahammül göstermeyen ve giderek agresifleşip tehdit dilinin sivrileşmesinden anlıyoruz ki, adamın yediği haltlar yenilir yutulur cinsten değil.
Malı götürme uzmanı sabık başkan tutuksuz yargılansın diyenler bu tehdit ve sivri dili ile havada uçuşan delillerin hepsini birden karartır ve etkisiz hale getirir demeleri beklenirken hala yolsuzluk bataklığında debelenenin arkasında durmaya devam ediyorlar.
Bu açık gerçekliğe rağmen tutuksuz yargılansın, yargılanma televizyondan naklen yayınlansın, iddianame nerede görelim gibi ipe sapa gelmez gayri hukuki teklifler kelli felli sandığımız kalemlerden gelince insan bir hoş oluyor.
Hukukçu değilim ve haddimi aşmak istemem ancak İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak ecdad yadigârı bu şehirde yaşamanın giderek daha zorlaştığının canlı şahidiyim.
CHP belediyeciliğinde yolsuzluk yapmanın sıradan bir olaymış gibi kabul görülmesi çok enteresan.
1993 yılındaki yolsuzluk ve arsız İSKİ skandalına o günün CHP’si ve yazarçizer şürekâsı bırakın sahip çıkmayı lanetlemişlerdi. CHP skandalın kara lekesini uzun süre iktidar yüzü görmeyerek ödedi ve hâlâ da ödüyor.
Yeni nesil bu açık gerçeklik üzerinden bugünkü CHP’yi okumalı dolduruşa gelmemelidir.
Yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık kimden gelirse gelsin alçaklıktır, şerefsizliktir, yüz kızartıcı suçtur.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.