Pütürgeli hamal
Değerli okurlarım bugün sizlere dünyamızı giderek yaşanmaz hale getiren ve bindiği dalı kesen sureti insanlara inat, derdi tasası olan bir insanın tüm zorluklara ve engellemelere rağmen özel çaba ve gayreti ile başardığı bir sempozyumdan bahsedeceğim.
Aynı vatandaşımız geçmiş yıllarda 30’dan fazla sempozyum, konferans ve semineri tek başına organize etmiş ve konusunda uzman hocalarımızı ve hanedandan yaşayanları bir araya getirerek Osmanlı ruhunu, Osmanlı aklını ve Osmanlı dendiği zaman unutulmuş ama hatırlanması gereken birçok konuyu gündeme getirmiş bu kişi sorulduğunda kendini Pütürgeli hamal olarak tanıtır.
Merhum Nevzat Yalçıntaş hocamız bir toplantıda katılımcılara dönmüş ve “arkadaşlar bu iş nasip işidir ve bizleri bir araya getiren Mehmet Tosun’un derdi var derdi var” diyerek devam etmiş ve “Osmanlı hanedan mensupları ile ilgilenmek Pütürge’den İstanbul’a gelmiş dertli bir hamala nasip oluyor” demişti.
O günden bugüne de Mehmet Tosun bey kendini Pütürgeli hamal olarak tanımlar ama…
Nerede ise tüm gücünü, enerjisini, varını yoğunu, gecesini gündüzünü derdi ile taçlandıran Pütürgeli hamal, Mehmet Tosun bey bir kez daha dertlendi ve derdine çare olacak güncel bir konu seçerek alanında uzman hocalarımızı bir araya getirerek bugün başlayan OSMANLI YÖNETİM SİSTEMİ konulu iki günlük bir sempozyumu organize etti. İmparatorluğun kuruluşunun 725 yılı ve aynı zamanda da hanedanın ülke dışına sürgün edilişinin 100. yılına atfen tertip ettiği bu sempozyum dün başladı.
İstanbul Üsküdar’da Bağlarbaşı Kültür Merkezinde dün başlayan ve bugün de devam eden sempozyuma tüm vatandaşlar ücretsiz davetlidir. Dün sabah açılış programına katılımın düşük olmasını doğrusu yadırgadı. Mehmet Tosun bey açılış konuşmasında katılımcılara ayrı ayrı teşekkür etti.
Ülkemizin değişik üniversitelerinde görevli olup alanında uzman hocalarımızın Osmanlı yönetim sistemi ile ilgili sunumlarından da anlaşıldığı gibi gittiği tüm topraklarda hakkı, adaleti, hukuku ve insana saygıyı öne alan bir yönetim tercih ederek sömürmeden huzur ve refahı toplumun tüm kesimlerine yayarak başarıdan başarıya koştuğunun sayısız örnekleri ile katılımcılara güzel anlar yaşattılar.
Doğuda Çin, batıda Amerika ellerindeki gücü üstün tutarak Doğu Türkistan ve Gazze’de işledikleri cinayetlerinden örnekler verildi.
Sempozyumun bugünü de Osmanlı kokuyor.
Ecdadın çileli ve kutsal yolculuğuna şahitlik etmek için ben de varım diyenler Bağlarbaşı Kültür Merkezini bugün de doldurmalılar.
Osmanlı yetimi topraklardaki kavga kargaşa ve savaşların devam ediyor olması üzerinden yaşanan zulüm üzerinden sorumluluklarımıza atıfta bulunuldu.
Osmanlı hukuku, kuruluş ve yükseliş dönemlerinde izlenen siyaset başlıca konu başlıklarıydı.
Ülkemiz ve dünya ölçeğinde gözlerimizin içine bakarak işlenen cinayetlerle ilgili alınacak çok derslerin olduğu kanaatindeyim.
Sapla samanın karıştığı, ene dediğimiz nefsani zaafların ayyuka çıktığı ve kendini vazgeçilmez olarak gören güruhun tüm dünyayı kasıp kavurduğu, Gazze’de taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayan zalimlerin el üstünde tutularak taltiflendirildiği böyle zor bir zamanda bu sempozyum belki de yanan yüreklere bir damla soğuk su olabilir diye düşünüyorum.
Osmanlı dedelerimize düşmanlığın zirve yaptığı günlerden geçiyoruz. Taşların bağlandığı, köpeklerin serbest bırakıldığı, azgın azınlığın fütursuzca dine diyanete saldırdığı böyle bir zamanda bu sempozyum az da olsa moralleri yükseltir.
Değerli okurlarım sosyal medyayı soysuzlaştırarak yalan tacirlerine cirit attıran yerli ve yabancı azgın azınlık güruh, bizim kendi tarihimizin doğrusu ile buluşmamıza engel olmak ister.
Hatta daha da ileri gider.
Ancak güneş nasıl balçıkla yok edilmezse gerçekler de yalan dolanla gerçekliğinden zerre kadar taviz vermez.
Osmanlı dedelerimiz önlerine çıkarılan tüm engelleri, tuzakları ve badireleri nasıl aştığını, çelmelerden nasıl kurtulduğunu bu sempozyumda konunun uzmanı hocalarımızdan dinleyecek ve istifade edeceğiz.
Gecesini gündüzüne katarak güncel sorunlarımıza çözüm üretebilecek böylesine önemli bir konuyu masaya yatırarak tartışılmasına vesile olan Mehmet Tosun kardeşimden Rabbim razı olsun.
Hesabın hasbi olduğuna inandığı için başka bir hesabı da olmayan Mehmet Tosun beyin hasbiliğne şahidim.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.