--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nereden nereye?

Ali Akben
Ali Akben
20

Nereden nereye?

Ali Akben

Yarım asırdır ülkemizde yaşanılanların canlı şahitleriyiz. Neler oldu, neleri yaşadık ve garabetlerin birbiri ardına yaşanıldığı günlerden daha beterini yaşamayalım duasına birlikte âmin dedik.

Merhum üstadım Mehmet Şevket Eygi, yaşadığımız o zor günlerde tesellim olur ve kendi yaşadıklarından örnekler vererek adeta moral ve motivasyon kaynağım olurdu.

Eski Türkiye günlerini unutanlara hatırlatma babından sayısız örnekler elbette vardır ve saymakla da tükenmez.

Bugünkü makalemde hafta içinde gündem olan ve özel önem verdiğim ülkemizdeki vergi rekortmenleri ile ilgili geçmişten günümüze görülen bariz değişimden bahsedeceğim.

Son birkaç yıldır üst üste vergi rekortmeni olan Baykar kardeşler üzerinden, geçmiş dönemlerin rekortmenlerini hatırlatıp hafızaları tazeleyeceğim.

Doksanlı yıllarda ülkemizde üst üste vergi rekortmeni olan Matilid Manukyan olduğunu hatırlayalım ve unutanlara da hatırlatalım.

Ermeni asıllı bu yurttaşın sermayesi ermeni ve Hristiyan olmayan genç kızlarımız ve hanımlarımızın bedeni üzerinden kazandığı paralarla ödediği vergilerden dolayı yıllarca vergi rekortmeni olmuştu.

Bu rekortmenlik üst üste devam ederken anlı şanlı yazarlarımız, gazetecilerimiz bu rezaletle ilgili üç maymun oyunu ile meşgul olmuşlar, gıkları bile çıkmamıştı.

Merhum üstadım, Mehmet Şevket Eygi sadece özel sohbetlerimizde değil, gazetelerde yazdığı makalelerle bu rezaletten bahsederdi. Hatta bir makalesinde yatak kıyafetleri ile sokakta gezenlerden bahsetmiş ve mahkemelik bile olmuştu.

O süreçte yaşanmış nahoş bir olaydan bahseder ve Manukyan’ın gözaltına alınıp sonra da elini kolunu sallaya sallaya Şişli Adliye binasından ayrılması hadisesini şöyle eleştirirdi.

“Yaşı küçük ve kaçak fahişe çalıştıran, ruhsatsız evler işleten Madam’ın gözaltına alınmasıyla serbest bırakılması arasında fazla bir vakit geçmedi. Madam, tutuklanma talebiyle Şişli Adliyesi’ne sevk edildi. Kirada oturan Şişli Adliyesi’nin ev sahibi kimdi biliyor musunuz? Madam Manukyan tabii... Kira ödeme günü de Madam’ın adliyeye getiriliş tarihine tesadüf etmişti. Aman ne tesadüf, aman ne tevafuk! Gelmişken kirayı da alıverseydi bari. Ev sahibesi Madam’ın dosyası incelendi, tutuklanmayı gerektirecek bir husus bulunamadı ve icabı düşünüldü. Madam serbestsiniz dendi!

Binasının sahibi bulunduğu Adliye’ye polis arabasıyla getirilen Madam, oradan acaba Rolls Royce limuzini ile mi dönmüştür? Bu hususu öğrenemedim.”

Bu rezaletin yaşandığı yıllarda koçlar, sabancılar ve ismini cismini bilmediğimiz koca koca kodamanlar herhalde tatilde değillerdi. Sırça köşklerinde milletin dini ile diyaneti ile ve hatta imam hatip okullarının fazlalığından Müslümanların yaşam tarzlarından vs. kaygı içinde yaşıyorlardı.

O günlerden günümüze bu güruhun zerre kadar değiştiğini zannedenlerden değilim. Keşke zannedenlerden olsam ama umudum hiç mi hiç yok.

Merhum Özal’ın iktidar olduğu yıllarda az da olsa kavuştuğumuz özgürlüklerin tamamı, 28 Şubat kara günlerinde tuz buz oldu ve nerede ise cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki istibdat günlerini yeniden yaşar olduk.

Bir eli yağda diğer eli balda olan sırça köşk sakini sureti yerli görünümü, çağdaş ama toplumumuza yabancı bu kesimin eline yeniden bir fırsat geçse daha beteri ile milletimizi çağın çok gerilerine götürmek için var güçleri ile çalışırlar.

Ülkemiz birçok alanda çağ atlasa da birlik hamurumuz böyle sulanmaya devam eder ve ortak akıl devreye sokulmazsa olacaklardan korkmak lazım.

Dünya düzeninin yeniden kurulmaya çalışıldığı bir dönemde iç barışı sağlayarak demir bilye olup dünya jandarmasının azı dişlerini sökmek varken, kısır çekişmelerle enerjimizi tüketme gafleti sadece içimizdeki düşmanları değil tüm zinde dünyayı mutlu edecektir.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Taziye;

Osmanlı imparatorluğunun son şeyhülislamı Mustafa Sabri efendinin torunu Dr. Seyma Sabri hanım, Mısır’ın İskenderiye şehrinde vefat etmiştir.

Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin oğlu İbrahim Sabri’nin kızı olan Şeyma Sabri, dedesi Mustafa Sabri Efendi’yi şöyle anlatır:

“Büyükbabam çok nazik, hassas, kerim bir zattı. Onunla beraber yaşarken evimiz sürekli açıktı. Ezher talebeleri, aydınlar, yazarlar gelir, siyasetten, dinden konuşurlardı. Dedemi hep yazarken görürdük.”

Mustafa Sabri Efendi’nin el yazması eserlerinin bir kısmı Şeyma Hanım’ın evindedir.

Bunlardan biri “Mevkıf-ül Akl ve İlm” adlı çalışmanın orijinal nüshasıdır. Eserin Osmanlıca çevirisi ise oğlu İbrahim Sabri tarafından yapılmış, bir nüshası London’daki British Museum’dadır.

Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Çektiği acılar kefareti olsun, mekânı cennet olsun.

Yorumlar

(20)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Fatih emlik k. Maraş

26 Ağustos 2025 07:43

Biz sakıncalı piyade olmalıyız ki yorumlar yayınlanmıyor

Ali

24 Ağustos 2025 17:52

Çok yerinde bir yazı. Eline diline kalemine sağlık.

Seyfi vizeli

24 Ağustos 2025 16:07

Yıl 1993 "Bir bardak çay 1.000 lira. Simit kaç lira 1.500. Ne yaptı 2.500 lira. Çay ve simidin dışında başka bir şey yemeyeceksiniz. Üç çocuk, anne, baba… Etti 5 kişi. 5 kere 2.500, 12.500 yapar. Üç öğünde 37.500 eder. 30 günde 1 milyon 125 bin lira eder. Asgarî ücret net 910 bin lira. ‘Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir bardak çayla bir simidi bile lâyık görmüyor.’ Bunların peşinden nasıl gideceksiniz? Elektrik, su parasını kim ödeyecek. Çoluk-çocuğun okul masrafını kim karşılayacak?"BASIN Bilin bakalım kim söylemiş bunları? Nereden nereye.....

Ali Erkan

24 Ağustos 2025 11:58

Geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda Türkiye’nin çok önemli mesafeler aldığı ortada. Baykar vergi rekortmeni. İlim ve teknoloji yarışında dünyada önde olmak çok önemli. Fatih’in torunları bunu başarıyor! Desteklemeli ve daha ileriye gitmemiz için gençlerimizi yönlendirmeli! Ufuk açmalı, yol göstermeli, ilham vermeli! Bunu yapıyorsunuz kıymetli doktor, tebrik ederim!

Nerdeeeen İşte Burayaaaa

24 Ağustos 2025 11:40

Tek maaşla çocukları okutmaktan, emekli olunca ev almaktan çalışırjen yarı aç yarı toka, Çocukları bırak bir çocugu okuta mamaya.Emekli olunca evin bir odasını dahi anlamamaya, Çocukları evlendirememeye.Çalışan karı kocanın ANCAK ev kirasını ve faturaları ödeyemeyecek duruma gelindi. Büyük atılım. Sermayenin az elde toplanması kapitalist yasası kimlerin eliyle gerçekleştirildi ki müslüman olan halkın hak arama sesi çıkmasın. Kapitalistler ne akıllı. Bunu seküler bir partiye yaptıramazlardı, Halkı, cemaat ve tarikatlar eliyle bu kadar edilgen edemezlerdi.Boşuna değilmiş meger ERBAKAN'dan rahatsızlıkları,şimdi daha iyi anlaşılıyor Erbakan ve Ecevit'e her iktidara geldiklerinde hayatı zehir etmelerinin nedenleri. Sözümüzü dinlemiyorlar der dururlardı geçmişte. Türkiyenin sermayesi nüfusun 0/0 10 nun eline geçti. 0/090 dar gelirli kıskacında. TÜİK bile yoksulluk sınırını 84 bin lira olarak açıklamış. Memur, işçi, emekli, hatta kaç mavi yakalı bu maaşı alabiliyor. Orta gelirden yoksulluğun altında yaşamaya getirildi nüfusun çogu kuğu. 10 milyon açlık sınırının altında. Nerden nereye hedefi buymuş meger. Memur memur emeklileri 2020,2021,2022,2023,2024,2025 de süründürüldü. 2026-2027 maaş artış görüşmeleri Memur Sen ile yürütüldü. Hükümet dargelirliden yana değil sermayeden yana olduğunu ortaya koydu. Hakem heyetine gidecekmiş. İş bak, bir tiyatro oynanıyor Türkiyede. Hakem heyeti kim? Hükümetin başının atadıgı memurlar. Yani işveren atıyor heyet üyelerini.Hakem heyeti iki ayrı görüşmenin kendisine gelmesi ile hükümetin, yani Sayın Cumhurbaşkanının teklifini degiştirmeden kabul etti önceki yıllarda. Şimdi ne yapacak? Dağ fare doğuracak. Şamar oglanı muamelesi görecek kendilerinin kurdurduğu sendika Memur- Sen yönetimi. Kurucu başkan vekil olup emekli olarak köşesine çekildi. Olup biten şu: Demokrasi Hukuk Adalet Hak Özgürlük Sendikalaşma Örgütlenme ve hak arama. Varmış gibi yapmak. Varmış gibi herkesin rolünü oynaması. Gören desin ne demokratik ülke breh breh breh! Nerden nereye! Az gittik, uz gittik. Dere tepe düz gittik Döndük baktı arkaya, birde vardıgımız yere. Alınan bir arpa boyu yol. Cek, cak ile geçen ömür. Lak lak makaleler.

Nahit sazoglu

24 Ağustos 2025 11:06

Savunma sanayimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz İncirlik ve kürecik üslerini acilen kapatilmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ demiryolu şirketlerini çok uluslu şirket yapmaliyiz gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor

Ömer

24 Ağustos 2025 10:59

Genelde sağ iktidarlar döneminde olan rezaletler . Peki niye kapatılmıyor pislik yuvaları neden ? Sen iktidarsın 23 yıldır . Gerçekten iktidar mısın? Tümü kapatılmalı , kadın kızlar orda çalışan rehabilite edilmeli . Zina ve fuhuşla sert mücadele edilmeli . Kim yapacak ? Lafla olmuyor . Vergi rekortmeni zaten bu rezaletin başı . 1950 den beri hep istisna koalisyonlar hariç sağ muhafazakar iktidara gelmiş millet vazifesini yapmış ya iktidarlar ? Bozuk düzenin içinde kaybolup gittiler . Rahmetli Erbakanı ayrı tutuyorum. Erdoğan da birşeyler yaptı ama yeterli değil . Özal faizciydi . Gerçek bu .

Erzincan'dan Salih

24 Ağustos 2025 10:42

Kuran-ı Kerim'de,Talak süresinde haram kılınan nafakanın kaldırılmaması,merhum Özal ile birlikte Sayın Erdoğan'ı vebale bırakmıştır.Ce ha pe nafakacı,rakıcı vede çıplakçıdır.

okur

24 Ağustos 2025 10:26

sende vergini yazda görelim

Ali

24 Ağustos 2025 10:01

Sağlıklı bedenden miyokardiye süper kansere... Biontech sayesinde. Senin öve öve bitiremediğin zehir sayesinde...! Uğur Şahin de Özlem türecide ne Türk ne alevi ne profesör ikiside Gazze kasaplarının ırkından....!

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle