Somaliland kara adam aklama istasyonu mudur?
Somaliland kara adam aklama istasyonu mudur?
AHMET VAROL
Suriye’de SDG, Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve onun lideri Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), Yemen’de de BAE destekli ihanet çetesinin başını çeken Aydarus Ez-Zubeydi isimli şahıs, başkaları hesabına sürdürdükleri vekalet savaşlarıyla Müslüman halkların güven ve istikrara kavuşmasını engelleme çabalarını sürdürüyorlar. İşin ilginç yanı ise İslam dünyasındaki fitne politikalarını organize eden birtakım merkezlerin, çete devletlerin bunların hepsiyle de irtibatlı olması.
Yemen’de son günlerde Suudi Arabistan ile BAE arasında yaşanan gerginlik üzerine Ez-Zubeydi’nin ülkeyi terk ettiği haber verildi. Ancak son alınan haberlerden öğrendiğimize göre adamı ve ekibini BAE, Somaliland isimli ayrılıkçı uyduruk ihanet yönetiminin kontrolündeki Berbera Limanı’na götürmüş.
Adamı ve ekibini BAE’nin kaçırması ve “güvenli liman” olarak gördüğü Berbera’ya nakletmesi dikkat çekici. Aynı günlerde siyonist işgal rejiminin dışişleri bakanı da Somaliland’a kendince bir ziyaret gerçekleştirmişti.
Demek ki Somaliland adı verilen ihanetçi yapılanmanın hem işgalci siyonist rejimle hem de BAE ile sıkı bir münasebeti var. Zaten bu ikisi küresel emperyalizmin İslâm dünyasının huzur ve güvenini bozma, birlik ve bütünlüğe kavuşmasını önleme amaçlı savaşını bilfiil yürütme görevini üstlenmiş iki ortak niteliğindedir.
Bu yönüyle BAE’yi Ortadoğu olarak tanımlanan bölgede ikinci bir İsrail olarak nitelendirmek mümkündür. Aralarında tek bir fark var: Biri yahudi kimliğini kullanmakta, yahudi ırkçılığını öne çıkararak yahudi toplumunu küresel emperyalizmin İslam dünyasına yönelik savaşında seferber etmektedir. Yahudiliği ise sorgulanabilir. Yahudiliğinde samimi olan birinin İsrail’in yahudi olduğuna inanması ise kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.
BAE’nin ideolojik kimliği ise Arap milliyetçiliğidir. Ama en başta Arap dünyasına ve Müslüman Arap halklarına ihanet etmektedir. Dolayısıyla Arap milliyetçiliği BAE’nin ideolojik kimliği değil gerçek kimliğini gizlemek amacıyla kullandığı bir maskedir. Gerçekte emperyalizmin Arap dünyasına ve genelde İslam dünyasına yönelik fitne politikalarının bir merkezi niteliğindedir ve bütün davası dünyevi çıkar hesaplarına dayanmaktadır.
Yakın zamana kadar büyük ölçüde gölgede kalan Somaliland ise Somali halkına ihanet ederek, BAE ve İsrail’le işbirliği yapmak suretiyle aslında onların bir fedaisi görevini üstlendiğini izhar etmiştir.
ABD’nin son Venezuela operasyonu ve ülkenin cumhurbaşkanının eşiyle birlikte kaçırılması olayı, başta BM olmak üzere muhtelif uluslararası kurumların ve “uluslararası hukuk” terimini dillerinden düşürmeyen yöneticilerin böyle bir haydutluğa büyük ölçüde sessiz kalması da gösterdi ki bugün ne yazık ki dünyaya haydutlar, haramiler hükmetmektedir. Uluslararası hukuk, insan hakları vs. ise sadece toplumları uyutmakta kullanılan ninnilerden ibaret kalıyor.
Siyonist işgal rejimiyle BAE ise bu harami düzeninin iki çetesi niteliğindedir. Ama nasıl dünyada mafya çetelerinin kara para aklama uygulamaları varsa, benzer şekilde kara adam aklama ya da kirli, tehlikeli adamlarını güvenceye alabilecekleri istasyonları da mevcuttur. Anlaşıldığı kadarıyla Somaliland’ın da bu amaçla kullanılması istenmektedir.
Yemen’de BAE hesabına kirli bir savaşın komutanlığını yapan Zubeydi’nin Somaliland’a nakledilmesi ise ondan kaynaklanan tehlike ve riskin ortadan kalkması değil daha da büyümesi anlamına gelir.
Mısır’da Muhammed Mursi’nin zafer kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onun rakibi olan Ahmed Şefik hakkındaki yolsuzluk davalarından dolayı BAE’ye kaçmıştı. Ama onun oraya kaçması Mısır açısından çok daha tehlikeli bir sonuca yol açtı. Orada, Mısır’da Baltacı fitnesi çıkarmak ve organize etmek, bu fitne için sokaklara çıkarılan ve paranın hatırına akşama kadar cadde ve sokakları karıştıran haylazların paralarını ödemek, faaliyetlerini yönetmek amacıyla bir merkez kurdu. Bu Baltacı fitnesi de daha sonra Sisi’nin askeri darbesine zemin hazırladı.