Malcolm X’i unutmadık!
Malcolm X’i unutmadık!
AHMET VAROL
ABD’deki İslamî faaliyetler açısından çok önemli bir yere sahip, asıl adı Malik Eş-Şahbaz olan ancak genelde Malcolm X diye bilinen değerli dava ve fikir önderini, şehit edilmesinin 61. yıl dönümü münasebetiyle anmak ve bu vesileyle kendisinden söz etmek istiyoruz.
Amerika’nın kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Malcolm X, ABD yönetiminin ırkçı politikalarının aşağıladığı ve dışladığı zenci topluluğa mensup olması sebebiyle sefalet içinde geçen çocukluğu döneminde düzenli bir eğitim alamadı. Çocukluk ve gençlik yıllarının ilk dönemlerinde serserilik, şiddet, uyuşturucu vb. kötü alışkanlıkların birçoğuyla tanıştı ve işlediği suçlar yüzünden hapse girdi.
Hapis, hayatının dönüm noktasını oluşturdu. Orada ABD’deki bir İslami oluşumun lideri Elijah Muhammed’in adamlarıyla kaldı ve onlar sayesinde İslam’la tanıştı.
Hapisten sonra Elijah Muhammed’in hareketine katıldı ve on yıl onun yardımcılığını yaptı. Ancak bu hareket, ABD yönetiminin zencilere yönelik ırkçı politikalarından dolayı onları savunma konusunda zenci olmayanlara yönelik bir tepki ve nefret şeklinde kendini gösteren bazı aşırı görüşlere sahipti.
Bu sorun ne yazık ki tarih boyunca muhtelif topluluklarda çeşitli şekillerde tezahür etmiştir. Bazen bir aşırılık, ona karşı tavır alınmasında aşırı gidilmesinin gerekçesi olabilmektedir. Bu da, örneğin herhangi bir aşırı görüşü benimseyenlerin mensup oldukları ulusu, soyu, ırkı veya bölgeyi toptan reddetme ve hepsine birden düşman olma şeklinde kendini gösterebilmektedir. Bir rejimin haksızlık ettiği bir topluma mensup olanların, o rejimin bayraklaştırdığı kavmiyetçi görüşlerden hareketle “üstün” saydığı ulusa mensup olanların tümünü birden dışlaması ve mahkum etmesi bunun en bariz örneğidir.
Malcolm X Amerika’da yaşadığı süre içinde mensubu olduğu hareketin, toplumsal ve siyasi sebeplerle içine düştüğü hatanın farkına varamadı. Ama gerçekleştirdiği hac ziyareti onun düşüncesini kökten değiştirdi.
Orada çok farklı ırklara ve uluslara mensup insanların, aynı düzeyde, aynı giysiler içinde ve hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın, eşit şartlarda, tam bir kardeşlik havası içinde mahşer provası yaşadıklarına şahit oldu. İmanın çok farklı uluslardan ve soylardan insanları nasıl aynı zeminde, eşit şartlarda bir araya getirdiğini ve kaynaştırdığını; bu zeminde kimsenin kimseye kin gütmediğini bilakis kardeşçe hareket ettiğini gördü. Bu manzara onun zihnindeki fikirleri tamamen değiştirdi.
Dönüşte Elijah Muhammed’in hareketinden ayrılarak, kendisi İslam’ı öğrendiği yeni şekliyle tebliğ etmeye başladı. Daha önce özellikle Amerika’da ezilen zencilerin mağduriyetlerine ağırlık verirken bu kez artık haksızlığa uğratılan tüm toplumların ve halkların haklarını savunmaya ve İslam’ın birleştirici ilkeleri üzerinde durmaya başladı.
Kısa sürede etrafına büyük kalabalıklar toplandı. Onun bu çalışmalarından rahatsız olan FBI, 21 Şubat 1965’te bir konferansı esnasında bir zenci eliyle işlettiği cinayetle onu şehit etti. FBI, cinayetle ilgisi olmadığını bildirdiyse de, katilin hapiste İslam’ı seçmesi sonrası yaptığı itiraf gerçeği gün yüzüne çıkardı. Katil cinayeti FBI adına gerçekleştirdiğini itiraf etti.
ABD emperyalizminin Malcolm X’in mücadelesinden ve faaliyetlerinden rahatsız olmasının sebebi, onun zulme başkaldırı kararlılığını ve kutsal değerleri beşeri çıkarların üstünde tutabilme duyarlılığını insanlara kazandırmasından duyduğu endişeydi. O yüzden daha fazla ortalıkta dolaşmasına tahammül edemedi ve şeytani bir yöntemle, yargısız infazla idam etti. Ama tıpkı Seyyid Kutub ve benzeri nice büyük dava önderi gibi Malcolm X’in de şehadeti canların dirilişine vesile olan çağrı işlevi gördü.
Malcolm X’in şehit edilmesi isminin daha çok duyulmasına, çağrısının daha çok insana ulaşmasına, bu çağrıyı duyanların da birçoğunun ilgi göstermelerine vesile oldu.
Biz de şehadetinin yıl dönümü münasebetiyle Malcolm X’i ve tüm değerli şehitlerimizi minnetle anıyor, Yüce Allah’tan hepsine rahmet ve mağfiret diliyoruz.