• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Ah bu gençlik!

04 Temmuz 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Gençliği olmayan fikir, hareket, ideoloji yaşayamaz. Bu yüzden bütün dînî, fikrî ve ideolojik hareketler gençlerle ilgilenmeyi, onları etkilemeyi ve enerjilerini kendi istikâmetlerinde kullanmayı olmazsa olmaz bir mecbûriyet görürler.

İnsanlık târîhinde iz bırakmış birçok hâdise gençliğin eseridir. Gençler fıtratları gereği hayâlcidirler, acelecidirler, giriştikleri işin sonunu pek düşünmezler. Bu yüzden düşünmekten çok yapmaya meyillidirler. Fikir ve ideoloji gruplarında düşünmek yaşlı ve tecrübelilerin; yapmak, fiiliyâta dökmek, harekete geçmek ise gençlerin işidir. Fiiliyâta dökülmemiş, tatbîk imkânı bulamamış fikirler ise yarım kalmış teşebbüslerdir. Fikir, inanç, ideoloji… varlığını gerçekleştirmek için düşünceden fiile-tatbîkâta geçmek zorundadırlar. 

12 Eylül 1980 öncesi Türkiye tam bir gençlik hareketleri meydânı olmuştur. Solcu, sağcı, milliyetçi, İslâmcı… Maalesef o aşırı kutuplaşma ve kavga vasatı düşünceyi, tefekkürü geri plâna atmış; yumrukları, hattâ silâhları öne çıkarmıştır. Bu toz duman arasında dış ve iç hâin odakların ağına düşmemiş genç pek azdır. Aynı silâhla bugün sağcının, ertesi gün solcunun vurulduğu günler… Ve bu sebeple birbirine diş bileyen bir gençlik… 

12 Eylül ihtilâlinden sonra kavga bitti/bitirildi. Ama bu, gençliğimizin üzerinden sinsi niyetlerin, hâin ellerin çekildiği mânâsına gelmiyordu elbette. Evet, gençler birbirini öldürmüyordu artık ama bu defa daha tesîrli ve kalıcı bir şey yaptılar: Gençliğin iç dünyâsına el attılar. Ellerindeki bütün vâsıtalar ile gençliğin nefsine hitâp ettiler. Gazete, dergi, televizyon ve daha sonra internet… Şu anda interneti âlet olarak kullanan bir şeytan imparatorluğu her gencimizin cebinden, elinden, gözünden, kulağından kalbine doğru seller gibi akmaktadır. Yirmi dört saat nefsine hitâp edilen bir genç bu tsunaminin karşısında nasıl ayakta kalacak? Kalamıyor, bir bir düşüyor kaleler. Cinsellik, hazcılık/hızcılık, en adisinden müzik-eğlence; şiddet; ciddiyetsizlik, pespâyelik, paçozluk; ateizm, deizm vs. gibi bozuk inançlar; ülkesine, milletine, dînine karşı âidiyet duygularının sıfırlanması, bunların yerine dünyânın öbür ucundaki müzik gruplarının hayran topluluklarında âidiyet mutluluğu aranması; sâdece dünyevî hedeflere kilitlenme, zengin ülkelere hayranlık, hattâ ilk fırsatta zengin ülkelere kapağı atma sevdâları… 

İki Türk’ün bir araya geldiğinde “Ne olacak bu memleketin hâli?” diye muhabbete başlamaları meşhûrdur. Artık “Ne olacak bu gençliğin hali?” diye başlamak gerekir. Zîrâ memleketin ne olacağı gençliğin ne olacağına bağlıdır. Gençliğimiz geleceğimizdir. Gençlik en mühim meselemiz olmalıdır. 

Dindâr kesim bu korkunç dijital abluka altında gençliğini kaybediyor. Elinden kayıp giden öz çocukları karşısında Müslümanlar çâresiz. Birtakım çabalar var ama bu kötü gidişi durdurmaya yetmiyor. Sel çok büyük, önüne attığımız taşlar çok küçük, koyduğumuz engelleri aşıp geçiyor sel. Genç, fıtraten hareketi, hürriyeti ve yeniliği sever. Bizim ona sunduğumuz çerçeve ise bunların hepsine ters görünüyor. Biz ne diyoruz çocuğumuza? Her yere bulaşma, oturaklı ol, kız-erkek ilişkilerine dikkat et, müzik dinleme, film seyretme, eğlenme, bilgisayarı bırak, telefonla meşgul olma, büyüklerinin karşısında ayak ayak üstüne atma, saygılı ol, vatanın, milletin, dinin için fedakârlık yap, gerekirse öl, namaz kıl, oruç tut, saçını kızlar gibi uzatma, ciddi giyin, dandik kıyafetler alma, aklına gelen soruları sorma, kafandan at onları, düşünme, atalarından/bizden ne gördünse onu uygula… vb. Üzerine bin pençe uzanmış genç, böyle bir çerçeve içinde boğulacak gibi oluyor. Engellerle, zorluklarla dolu bir hayat… Ama dijital şeytan imparatorluğu bunun tam tersi bir dünyâ sunuyor onlara. Nefsine nefsine vuruyor. Koş, gül, oyna, eğlen, kural tanıma, sen özgürsün, özgürlüğünü anne/babana bile fedâ etme, bu dünyânın zevklerini sonuna kadar yaşa, cinsellik senin hakkın, istediğin cinsiyete geç, alkol, esrâr senin için, bırak ülkeyi, vatanı, dîni, dünyâyı sen mi kurtaracaksın, açıl saçıl, istediğin gibi takıl, müzik gruplarına hayran yazıl, oyun oyna, spor yap, kolay kazan, ye, iç… Şeytânî odaklar gencin önüne hiç engel çıkarmıyor, neredeyse sınırsız bir hürriyet dünyâsı sunuyor. Spor ve eğlence ile hareket, harâmı olmayan bir dünyâ ile hürriyet, neredeyse günlük değişen, gelişen bir teknoloji ile yenilik… Genç, böyle bir dünyâda mutlu hissediyor. Ama güle oynaya girdiği ve mutlu olduğu bu dünyâda şeytan imparatorluğunun onu bütün âidiyetlerinden, ahlâkından, âhiret inancından soyarak sürüleştirdiğini fark etmiyor bile. Hayvan da sınırsız hür ve harâm endîşesi olmadan yaşar zâten. Hürriyetin bu türlüsü esâretin en dibidir: Nefse esâret.  İnsan olabilmek, insanlığa yükselebilmek için nefse esâretten kurtulup rûhun hürriyet alanına ulaşmak lâzım. Ama bunu gençlere nasıl anlatalım, bugünün vasatında genç bizi nasıl anlasın?

Mes’ûliyet en çok millî eğitim bakanlığının üzerinde ama maalesef o kapıdan ümit görünmüyor.

Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz. İşin başı sevgi ve ilgi… Gençleri sıkıştırarak, emir komuta, baskı, aşağılama-ayıplama ile varabileceğimiz bir yer yok. İyi yetişmiş, bilgili, ahlâklı muallimler, hocalar ve anne-babaların her şeye rağmen çocuklarını kaybetmediklerini, en azından bu şartlarda az fire verildiğini görüyoruz. Sevgi, ilgi ve bilgi ile yaklaştığımız zaman gençler ilgi ve ciddiyetle dinliyor. Hattâ bunaldığı, inancının sarsıldığı internet vasatında zihnine-kalbine bulaşmış virüslerden kurtulma ümîdi görüyor, seviniyor bile. Sabırla koruk meyve olurmuş, durmayalım, gençlerimizle irtibâtımızı kaybetmeyelim. 

Şunu unutmayalım: Gençlere kendi değerlerimizden kaynaklanan hareket, hürriyet ve yenilik sunmadan olmaz. Bunu yapamazsak yanlış hareket, hürriyet ve yenilik tutkularına kaptırmamız kaçınılmaz olur. 

Hz. Peygamber’in etrafı genç sahâbelerle doluydu. Onların İslâm’da bulduğu şey neydi? Tebliğ ve cihad için hareket, yerleşik cahiliye devri adetleri ve temsilcilerine karşı hürriyet ve hayatlarını kökten değiştiren yenilik… 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mazhar Durmaz

Değerli yazarımızın bütün söz ve ifadelerine katılyorum. Aile okul ve sokak eğitimleri berbat durumda. Aile kötü yaşam şeklinden kurtulursa evladına yardım edebilir. Okul ve sokak berbat Allah ıslah etsin...

Okur

Sızlanmaya hakkınız yok, hepsi 20 yıldır elinizde. Eskiden olsa hep muhalefet suçlanırdı. "Başarısız kaldık" deseydiniz iyi olurdu.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23