• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Zamanımızın en büyük vazifesi İttihad-ı İslam’dır (1)

03 Temmuz 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Zamanımızın en büyük vazifesi İttihad-ı İslam’dır (1)

AHMET MARANKİ

Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur külliyatında geçen ve İslam dünyasının birlik ve beraberliğini vurgulayan “zamanımızın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır” önemli bir hakikati cuma tefekkür günü adına sizinle paylaşmak istedim!

Bu hakikatin temel özellikleri şunlardır:

İbadet Niteliği: Bu birlik sadece dünyevi veya siyasi bir hedef değil, doğrudan bir ibadet olarak kabul edilir. İbadetlerde riya (gösteriş) olmayacağı için, bu vazife ihlasla yerine getirilmelidir.

Meşrebi Muhabbettir: İttihad-ı İslam’ın yolu sevgi (muhabbet) üzerine kuruludur. Düşmanlığı gerektiren unsurlar ise cehalet, ihtiyaç (zaruret) ve ayrımcılıktır (nifak). 

Müslümanları Uyandırmak: Asıl amaç, İslam dünyasındaki dağınık merkezleri ve mabetleri manevi bir silsile ile birbirine bağlayarak Müslümanları uyandırmak ve hakiki bir ilerleme yoluna sevk etmektir. 


Gayrimüslimlere Güvence: 

Bu birliğin hedefi kimseye düşmanlık beslemek değildir! İttihad-ı İslâm hakikatinde olan İttihad-ı Muhammedînin (aleyhissalâtü vesselâm) cihet-i vahdeti tevhid-i İlâhîdir.

BU ZAMANIN EN BÜYÜK FARZ VAZİFESİ İTTİHAD-I İSLAM’DIR!


Bu kısa açıklamadan sonra benim de 70 yıllık ahır ömrümüzde Bediüzzaman’ın Risale-i Nur külliyatı telif noktasında ortaokul yıllarımızda tanıştığımız ve bana göre bugün gelinen noktada Risale-i Nur külliyatının en iyi şekilde insanların kalbine, ruhuna nakşeden uzun yıllar yanında tedris gördüğümüz belki bugün Risale-i Nur külliyatını okuma ve anlama noktasındaki acizane hissiyatımızı borçlu olduğumuz ve her mübarek gece ve günlerde sabahlara kadar bize sırlı Kur’an sünnet ve Risale-i Nur’un ve vecizeleri ile kapılar açmıştır! Yine bana göre asrın filozofu ünvanını verdiğim rüştü Tafral İttihad-ı İslam’la ilgili bizim gençlik yıllarımız da hazırladığı altın Varak’la yayınlanan küçük kitabından aldığımız notları ve daha sonra da pek çok medyada yapılan mülakatı yapılan asrımızın ve İslam dünyasının yine en büyük büyük ihtiyacı olan İTTİHAD-I İSLAM konusundaki 1980 yılında neşrettiği kitabını kendisiyle görüşmelerde tuttuğumuz notlarını ve zaman zaman sohbet sırasında bizlerle paylaştığı fikirlerini İttihad-ı İslam’ın olmazsa olmaz gerekçesiyle biz de ikinci Türkiye yüzyılına ışık olur düşüncesiyle sizlerle paylaşmak istiyoruz!


1980 yılında neşrettiğim İttihad-ı İslam adlı kitabım;

Nur Talebelerini İslam Birliğine uyandıran ve oraya yönlendirmeye gayret eden Türkiye’deki ilk çalışmadır!

Rüştü Tafral


İttihad-ı İslam’ı ve İslam Birliğinin ehemmiyeti!

Bediüzzaman:

“Bugünkü hayat ve felsefik yaklaşımlar


İslamî hareketi boğuyor mu? boğuyor.

E o zaman siz bunlara karşı bir şeyler yaparken engel olacaklarına göre, bunlara karşı geniş dünyada, geniş dairede, kuvvetiniz yoksa maddi açıdan, siz ortaya çıktığınız zaman hedef olursunuz ona. O zaman ne oluyor, dar daire kalıyor elimizde.” diyerek iddiada İslam’ın önemine değinmiştir!

Peki İttihad-ı İslam’ın ehemmiyeti nedir?

İttihad-ı İslam olmazsa, içtimai hayattaki, ikinci ve üçüncü vazife tahakkuk etmez.

İkinci ve Üçüncü vazifeler nedir?

İkinci vazife; Şeairi ihya etmektir!

Yani, bid’atları izale etmektir. 

Yani sosyolojik hayat, İslam içtimaiyatı avamın ve herkesin İslamca düşünme, İslamca yaşama ve İslamca hislere sahip olmalarının, hatta şuurları olmadan, insanlığın teminatıdır. Bu Kastamonu Lahikası’nda Bediüzzaman bu konuya önem atfetmiştir!


Bediüzzaman için İslam içtimaiyatı içinde hareket etmek; avamın ahireti kazanma hususundaki teminatıdır.

YÜZYILIMIZDA İÇTİHAD ETMEK!!!

Bediüzzaman Risale-i Nur külliyatında İçtihad Bahsi için; 27. Söz, büyük bir mana dairesi İslam içtimaiyatıdır. Asrı Saadet İçtimaiyatıyla şimdiki içtimaiyatı karşılaştırıyor!

Şimdikinde üç ana hastalık var diyor:

1-Birisi malum siyasi meraklar. 2-Dünya hayatını birinci sıraya alma, 3-Felsefe.

Ben felsefeyi merak ettim, Külliyatta aradım, baktım nerede neyi kastediyor!

Çünkü Üstadın murad manasını anlamak için kelimeleri Risale-i Nur’dan görmek gerekiyor. Felsefeyi klişeleştirdim bende. Ne dedi felsefeye, yani Külliyata istinaden diyorumki bugünkü felsefe: “Dinden kopuk beşeri düşünce.” Şimdi niçin bu böyle, ziraat dersi marifetullah olduğu halde niçin felsefe deniliyor. Çünkü bunlar mana-yı ismiyledir. Mana-yı ismiyle olunca felsefe oluyor. Peki ikinci vazife Şeairi ihya etmek olduğuna göre üçüncü vazife nedir?

Siyaset-i İslam’dır. Fakat bu basit bir kuvvetle olmaz. İkinci vazife de basit bir kuvvetle olmaz, ordular lazımdır. İttihad-ı İslam’ın orduları gerekecek!


“Nokta-yı Telâkî”.

Nokta-yı Telakî’siz İttihad-ı İslam olmaz. 

İttihad-ı İslam olmayınca da ordusu olmaz!! Hürriyeti Şer’iyye olmazsa Allah hakimiyeti gider beşer hakimiyeti gelir! İnsan hakimiyetiyle İslam hayatı yürütülmez! Çünkü Hürriyet-i Şer’iyyede Allah ne hürriyetler verdiyse insan ona müdahale edip yasaklayamaz! Devlet idaresinde başlıca bir aristokrasi var, bir demokrasi var. Demokrasi halkın çoğunluğuna dayanırken, öteki taraf ihtisas dünyasına dayanıyor. İslam hakimiyeti, Vahye dayanan mana ile, yani Allah’ın murad ettiği mana dairesinde halkın kendini idare etmesi oluyor. Bunu esas almak lazım, bunu esas almayan İslam dünyasının Nokta-yı Telakî’si yok demektir. 

Doğru niye doğrudur niye eğridir, onu tespit edemezsiniz, kavga sebebidir. Onun için evvela bir bağlayıcı nokta, “Nokta-yı Telakî” dediğimiz bağlayıcı ana hükümlerdir ve müsellemedir, müşterekedir…

Devam edecek!

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Habib Şen

Üstad-ı azam Bediüzzaman hazreti Said Nursi hazretlerine ne kadar dua etsek azdır.

Nedim

Osmanlı sonrası İslam dünyası ve özellikle de hilafet merkezinde 600 yıllık hatta 14 asırlık sistem yani Kuran Sunnet merkezli hükümler uygulamalar yerine işgalci sömürgeci emperyalist sistemlere uyumlu ve içi boşaltılmış islam i meze eden sistemler getirildi. Görünüşte ıslam var ama artık belirleyici olmayan bilakis getirilen sistemlere uyumlu bir islam! Peygamber edildi.Peygamber sav in ve ashabinin islam adına yapıp ettikleri yerine mesala hayata müdahil olan islam yerine İslami kamusal alandan vicdanlara sığdırarak (ve izin verildiği şekliyle )yasama ve yargı yi emperyalist ler gibi kişilere kurumlara vererek Allah cc kamusal alandan soyutlandi. Halbuki islamin geliş nedeni tam da ebucehiller in Allah cc ait vasıfları putlara nefislerine ve kendilerine hizmet eden kurumlara vermeleri üzerine la ilahe illallah dusturuyla bu kurulan tezgaha sisteme karşı durup hayata müdahil olması gereken Allah cc in yegane ilah,rabb ve hakim olduğu daveti ve bunun tesisi için gonderilmislerdi peygamberler ve Muhammed as..Osmanlı sonrası İslam dünyasının adı var ama sistem Resulullah sav ve ashabinin kurduğu olmadığı için emperyalist ve siyonist güçlerin altında oyuncak haline sokulduğu ve emperyalist ve siyonistlere pazar yapıldı görülmektedir. ILK YAPILMASI GEREKEN İSLAM DÜNYASININ PEYGAMBER VE ASHAB İSLAM İNA SİSTEMLERİNE UYGULAMALARINA DÖNMELERİDIR. KURAN VE SÜNNET SÖZDE DEĞİL ÖZDE BELİRLEYİCİ KILINMALIDIR.RESULULLAH SAV NAMAZ KILDIRMAK KILMAK ZEKAT VERMEK ORUÇ TUTMAK TAN ÖNCE LA İLAHE İLLALLAH GEREĞİ ALLAH CC NASIL KI KAINATTA KOYDUĞU KANUNLAR (YERCEKİMİ, ATMOSFER VB) SUNNETULLAH İLE HUKMEDİCİ İSE YERYÜZÜNDE DE KİTABI VE ELÇİSİ NİN UYGULAMALARI ILE HÜKÜMLERİ ILE HAKİM KILINMALIDIR.ALLAH CC YERCEKİMİ ILE NASIL EVRENDE KAINATTA HAKİMSE VE NASIL KI MÜKEMMEL BIR NİZAM VARSA YERYÜZÜNDE DE MESALA HIRSIZIN ELİNİN KESİLMESİ HÜKMÜ İLE DE HAKİM KİLİNMALİDIR KI YERYÜZÜNDE DE MUAZZAM NİZAM ADELET OLUŞSUN KAOS OLUŞMASIN
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23