--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vakti gelince yazılabilecek Türk-İslâm ve bilim tarihi!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
4

Yazılı bilim tarihine kadim bilgelik şuuruyla bakıldığında âşikâr ki, batıya bildiği hemen her şeyi aktaran; “güneşin, nurun, hakikâtin doğduğu DOĞU” coğrafyası, kültür ve medeniyetidir! Akla, fikre, gönüle, ruha doğan ve dolan en elzem ilim ve bilimlerin, “saf bilgi”nin membaı, binlerce yıllık tarihi mezcederek fiiliyatına nüfuz ettiren Türk-İslâm tasavvuru ve mefkûresidir.

Bilgi, kitabî seviyede “hayat-ı içtimaiye” sosyal hayata duhledemez. Sanat, zanaat ve içtimai her bilgi; yaşanabilir, sürdürülebilir ve aktarılabilir olmalıdır. İşte bu noktada atalarımız, hayatı kolaylaştıran bilgilerle örfünü ve kültürünü kurmuştur.

DİNİN “İLMİ-FENNİ” İZAHI VE İZ DÜŞÜMLERİYLE, İNANÇ VE KÜLTÜR TATMİNİ!

“Güneş dürülüp, ışığı söndüğü zaman..!” (Tekvir 1)

O zaman, bu zaman mı..??!! Yaşadığımız günler, iklimsel değişimler, oluşan seller, depremler, kuraklık vs. bu fecaatin işaretleri mi..? 

Bütün canlı hayatı tarumar edecek alüminyum, baryum, sezyum gibi kimyasalları gökyüzüne salan şeytaniyetin açık-gizli silâhlarıyla, hayat membaı güneşin dürülüp kozmozda kaybolması gibi dünyada perdelenmesine, ondan beslenen dünyanın da yok olmasına sebep olunuyor mu..?!

Güneş ve ay tutulmasında; ve gece karanlığında dünyada zuhur eden menfi yaratık-enerjilerle hayat mı oluşturulmak isteniyor!!?

İşte bu gibi “gerçek ve her zamanın gündemi”ni idrak ve tefekkür eden, kâinatın sahibinin her sözüne hikmet nazarıyla bakan “Türk-İslâm” düşüncesi; Maturîdî, araştırmacı, sorgulayıcı, inancını kavî kılacak sebeplere keşif yapıp hakikate sarılan ceddimizin elinde yükselmiştir. Yerin, göğün ve arasındakilerin ilişkisine ibret nazarıyla bakıp; fizik, kimya, biyoloji, cebir, hendese, astronomi gibi bilimlerle “içinde olduğu âlemin kaide ve kurallarını bilip yaşayarak” nimetlerinden faydalanabilmiş ve zararlarından muhafaza olabilmiştir!

GELECEK, ANCAK “KADİM-ESKİMEZ BİLGİ”DEDİR!

Atalarımız; Orta Asya Türk kültüründen günümüze Buhara, Semerkant, Taşkent Hiv Cumhuriyeti’nde 1000 yıldan uzun süredir astroloji ve astronomide büyük mesafeler almıştır.

Evrensel deha Türk bilim adamları!

Batınî ve zahirî ilimlerde en elzem eserler veren Şeyh’ül Ekber Muhyiddin-i Arabî, Hüccet’ül İslâm İmam-ı Gazali hazretleri gibi, astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi âlimi El-Bîrûnî gibi eşsiz ulemanın bitmek tükenmek bilmeyen iştiyakı; tarafsızlıktan taviz vermeden samimi dinî hissiyatı ve fikirleriyle büyük bir bilim medeniyeti inşa edilebilmiştir!

Bîrûnî, Yunan ve Hint tıbbını incelemiştir. Bitkilerin şifacılığını iyi bilir. Kendisinden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilimcilere ilham kaynağı olmuştur. The UNESCO Courier dergisi, 1974 sayısında; “Binlerce yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” diye onu dünyaya tanıtmıştır!

 Karanlık batı, aydınlık doğuyu keşfetmiş! Değer vermiş!

Bilim tarihinde rasathanelerin ilk teşkilâtlı hâli Türk-İslâm dünyasında; bugün Orta Asya’daki görev ve tetkiklerimde müfredatta olmadığına şahit olduğum, Timur’un torunu ve devletin 4. imparatoru matematikçi ve astronom Uluğ Bey’de görülür!

Uluğ Bey; yılı 365 gün, 6 saat, 10 dakika 8 saniye olarak hesaplamıştır. Bugünkü hesap 365 gün 6 saat 9 dakika 9,6 saniyedir. Avrupa’da ilk rasathane 1674 yılında kurulmuştur. Uluğbey Rasathanesi’nin yapımı ise 1429’dur! Burada yetişen yüksek matematik, kelâm, filoloji âlimi Ali Kuşçu da, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’a davet edilerek mevcut bilim teşkilatı yeniden yapılandırılmıştır. Ay’daki önemli kraterlerden birine “Uluğ Bey” adı verilmiştir! Hatta başka Türk-İslam âlimlerinin isimleri de başka kraterlere verilmiştir.

GÂVUR KIYMET BİLİYOR!

Yukarıdaki atalarımın öğretileri olan kozmik bilimi astroloji, astronomi ve kainat şifahanesini anlattım!!? Türkiye’de gerçek bilim adamlarının kıymeti ya öldükten; ya da hastalıklar, sosyo-ekonomik, siyasi gibi buhran ve çaresizlikler daha da artınca anlaşılacak diye düşünenlerdenim!!? Türkiye’nin 131 devlet ve 78 vakıf toplam 209 üniversitesinden dünyada ilk beş yüze gireni olmadığı gibi; Hiçbir eseri-buluşu-dünya çapında markası, ahirette de kendilerini kurtaracak bir kitabı olmayan seküler, kitapsız, Allah’sız, peygambersiz bilimcilerle, olması da beklenemez..!!

 Tek üzüntümüz “gerçek bilimi” idrak edemeyen ne yazık ki başımızdaki yöneticilerimizin ve devlet adamlarımızın, bu ülkeye hiçbir katkı yapmamış hatta zamanla hainlik yapmış, yurtdışına kaçmış insanları devlet nişanı ile ödüllendirip Nobel’e aday göstermeleri inşallah son bulur! Ya Rabbi sen başımızdakilere liyakatli, ehliyetli, farkındalığı olan gerçek bilim adamlarıyla yol arkadaşlığı yapmalarını ve 2023 hedeflerine ulaşmayı nasip eyle!.. AMİN.

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle