--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk tarihindeki yazılmayan gerçekler tarih kitaplarında yerini almalıdır..!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
8

 

Osmanlı ve cumhuriyetin kronolojik bir arşiv çalışması yapıldığında belgeler ışığında acı bir gerçek ortaya çıkıyor!

DİN her dönemde siyasete alet edilmiştir!

Osmanlı’da matbaaya “Arapça harflerle baskı yapılmaması” koşulu ile izin verilmişti. 

Çünkü din tüccarlarının sermayesi elinden gitmemeliydi. 

“Yorgun Osmanlı” vakti geldiği için yerine kurulan “Gürbüz Türkiye Cumhuriyeti”nde pek çok atılımlara imza atılmak istenmiştir..!

Türkiye’nin otomobili TOGG!

Bir yıl önce bu köşede birileri alaycı tavırlarla geçmişi hatırlatarak “Türkiye mi otomobil üretecek..!”

“Türkiye’de yerli otomobil üretmek intihardır..!” diyenlerin yanında, “TÜRKİYE OTOMOBİLİ GİRİŞİM GRUBU-TOGG” Türkiye’mizin ve kısa zamanda bütün dünyanın yollarında da “tamamı milli ve yerli” olarak gelecekte yerini alacaktır! İnşallah!

Diyerek inanmış ve yazmıştım!

“YAPAMAZSINIZ..!” DİYENLERE RAĞMEN 

YAPILAN TOGG!

Bu hafta açıklaması yapılan ve tanıtımı yapılan yabancı ithal arabalara karşı uygun fiyatıyla çok kolay rekabet edebilecek düzeyde Türkiye’nin otomobilinin büyük bir bölümünün Türkiye’de üretilebilmesi büyük başarının ilk adımıdır!

Nereden nereye!

Unutmayalım ki ithal de olsa

İstanbul’a getirilen ilk otomobil de “şeytan işi” denilerek Haliç’e atıldığı gerçeğini ve günlerini de hatırlatayım ki nerelere geldiğimizi unutmayalım!

Siyaset simsarları her dönemde gerçekleri hep gizlemiş!

Daha sonra otomobil üretmek isteyenlerin başına gelmedik kalmamıştır!

 Üretilen otomobillerde benzini yok diye otomobiller üretmekten vazgeçirilmenin hazin hikayelerini ve bu işe teşebbüs edenlerin başına gelenleri son yıllardaki Türkiye’nin arabası TOGG üretiminin yapılma aşamasında Anadolu insanı öğrenebilmiştir..! 

Astronomi ve uzay bilimleri!

Ali Kuşçu! Hazerfen Çelebi!

Osmanlı döneminde 15. yüzyılda Ulubey medreselerinde yetişen Ali Kuşçu, astronomiyi Osmanlı medreselerinde kayıt altına aldırmıştır!

İstanbul’u İslamiyet’in yeni başkenti yapmak isteyen Fatih, Ali Kuşçu gibi bilim ve sanatta öne çıkmış bütün şahsiyetleri İstanbul’a davet etti. 

Ali Kuşçu, İstanbul’a geldiğinde yaklaşık 70 yaşındaydı. İstanbul’da ancak 4 yıl yaşadı ama bu kısa sürede birçok başarıya imza attı, 

İstanbul’da açılan ilk Uzay Gözlemevi de dönemin din simsarları tarafından “Meleklerin bacaklarını seyretmek günahtır” denilerek top atışları ile yıkıldığı gerçeği de pek çok yazılı eserde yer almıştır!

İlk uçan Türk - Hazerfen Ahmet Çelebi!

Osmanlı’nın son dönemlerinde Sultan Murad devri bütün zorluklara rağmen sanat, fikir ve bilim adamlarının yoğun olarak yaşadığı bir devirdir!

Nefi, Koçi Bey, Kâtip Çelebi gibi nice şair ve düşünür bu dönemde yetişti!

Bunlardan biri de yazmış olduğu seyahatnamesi ile meşhur olan Evliya Çelebi’dir. 

Hazerfen Ahmed Çelebi’nin uçtuğunun iddia edildiği tek kaynak da Evliya Çelebi’nin bu seyahatnamesidir.

Seyahatnameye göre, bu harikulade olayı sadece İstanbul halkı değil, Sultan Murad da izlemiştir. Sarayburnu’nda bulunan Sinan Paşa Köşkü’nde, Hazerfen’in bir kuş gibi gökte süzülüşünü ilgiyle izleyen Sultan, kendisini huzuruna çağırtmış ve bir kese altınla yani 100 bin akçe ile ödüllendirmiştir.

Kimi tarihçiler de vakayı reddetmemekle beraber gerçekliğine kuşkuyla yaklaşmışlardır! 

Konunun en ilginç yönü ise yine dönemin siyaset ve din simsarlarının baskısı sözde Şeyhülislam fetvaları ile Sultan Murad, bu tip adamların tekin adamlar olmadıkları ve böyle kişilerin bekasının caiz olmadığı telkini ve düşüncesiyle Hezarfen’i Cezayir’e sürgüne göndermiştir!

Seyahatname dışında hiçbir kaynağın bu son derece önemli olaydan bahsetmemesi de maalesef Türk tarihini yazanların hep içimizdeki devşirme, dönme vatan hainleri olduğu son yıllarda öğrenilmiştir!

Menfaat üzere dönen siyaset ilmi irfanı insanımızı maddeten ve ruhen yok etmektedir!

Bir önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi “daha düne kadar Kafkas İslam Orduları Komutanı Nuri Paşa’nın Kafkasya, Dağıstan, Azerbaycan ve Bakü’nün kurtuluşuna yaptığı katkı, İngilizlere karşı Arabistan’da kazanılan Kut’ul Amare zaferi..” vs. gibi yazılmayan şerefli bir tarihimiz vardır!

Millet bu siyasetçilerden ve kuruluşlardan hesap sormalıdır!

Günümüzün sözde konunun uzmanları bilim adamı, tarihçiler, gazeteciler, stratejiler.. vs. önlerine atılan menfaat üzere dönen siyaseti kuyudan çıkarmak için afaki ve malayani düşmana hizmet eden neticesi itibari ile hiçbir faydası görülmeyen insanımıza müspet manada maddi ve manevi hiçbir tesiri olmayan ayrıca ruh dünyasını yıkan Tv programlarının, yazıların içinde boğulup da bütün bu tarihi gerçekleri televizyonlarında, gazetelerinde, köşelerinde, konferanslarında yazmayanlara, duyurmayanlara, engelleyenlere bu millet tarih önünde bunun hesabını hem başımızdaki yöneticilere seçim zamanı sandıkta sorarak bu televizyonları izlemeyerek, gazetelerini okumayarak nesillerimizi korumaya çalışmalıdır!

Türk tarihi şerefle şanla dolu bir tarihtir...!

Bu tarihi gerçekleri mutlaka Türkiye Cumhuriyeti devleti gelecek nesiller için tarih kitaplarına kayıt düşerek kitaplaştırmalıdır!

Not: 19.3.2023 pazar günü Almanya Frankfurt’ta “Türkiye tek yürek” programı çerçevesinde depremzedeler için konferans vereceğim ve kitaplarımı imzalayacağım! Bütün dostlarımıza duyuralım! Davetlisiniz!

Programın geliri depremzedelere gönderilecektir!

Salon Global 06144 402595

https://g.co/kgs/N7btpS

WhatsApp ihbar hattı: 0530 200 00 96 

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle