--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk Milliyetçileri Derneğinden; Ülkü Ocaklarına-3

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
0

 

Kronolojik tespit …….. 

28 Ekim 1951 günü Ankara’da “Türk Milliyetçiler Derneği İstişârî Toplantısı” yapılır. Amaç, “millet” ve “milliyetçilik” başta olmak üzere bu istişarî toplantıya öylesine önem verilir ki, ülke çapında otuzu aşkın bilim, meslek ve siyaset adamı ünlü kişiler dâvet edilir.

Daha sonraları Nurcuların avukatlığını yapan “Avukat Bekir Berk” tarafından yapılan veciz bir konuşma sonrasında 1952’de kurulan Türk Milliyetçiler Derneği’nin tüzüğünde bugün için insanlara mesaj verebilecek çok önemli başka bir husus da “Dünya Görüşü” ile “Hürriyet ve İnsan Hakları” maddeleridir!

“Milliyetçiliğimizin temeli, milletler arasında adalet esaslarına dayanmaktadır. Buna göre, istiklâl ve tamamiyetimize hürmet gösterdikleri nispette, diğer bütün milletlerin istiklâl ve tamamiyetlerine hürmetkârız.

Bu itibarla milliyetçiliğimiz, emperyalist zihniyete, komünizme olduğu kadar düşmandır. Kaydı eklenerek derneğin kuruluşu ilan edilir!

Kavramların manası!

Milliyetçi Şûra, Türkçülük fikriyatının yapısını teşkil eden “bugün bile tartışılan” kavramların tanımlarını yaparak, Türkçülüğü tefrikaya düşürmekten kurtaracak, Türk Milliyetçiliğinin hareket alanları belirlenir.

1- “Türkiye’nin gerçeklerine göz kapayarak bütün Ural-Altay kavimlerini siyasi bir çerçeve içinde birleştirmek mânasında kullanılan “Turancılık” ile Türk milliyetçilerinin alâkası olmadığı tesbit edilmiştir.

2- “Türkiye’nin varlığı nasıl bir Türk milliyetçiliğini tabii ideoloji olarak dillere, gönüllere yerleştiriyor(sa); bu Türk milliyetçiliğinin karşısında “Anadoluculuk” tâbiri (de o nispette) dar ve lüzumsuz kalmıştır.”

3- Aynı şekilde “bütün Türkiye’nin cemiyet ve siyaset hayatına girmiş bulunan inkılâpların bugünkü hâkim varlığı karşısında “Kemalizm” tabiri de dar ve ayırıcı kalmış bulunmaktadır ….

Sonuçta Türk milliyetçilerinin o günkü merhalede “ırkçılıkla” birlikte - bu ideolojiyi de derece derece kendi sözlüklerinden çıkarmakta “bir ve beraber kaldıkları” vurgulanmıştır!

Ayrıca o günün şartlarında tartışma konusu olan “Siyonizm, masonluk ve komünizme” de karşı oluş sebepleri de açıkça ortaya konmuştur!

Bu tüzükte soy, millet ve milliyetçilik başta olmakla; deneğin “Gaye maddesinde: milliyetçiler arasında “fikir birliği” tanımlarına açıklık getirilmiştir.

Görüldüğü gibi, en başta “millet”in tanımı ile

1. Soy, 2. Vatanın birliği şuuru, 3. Ortak ülkü/ideal (mefkûre) birliği “Soy”u bugün de tartışıldığı gibi o gün de en başta tanımlama zarureti de ortaya koymuşlardır!

“Soy” kavramı tanımı!

Tarihî ve içtimaî menşe birliğidir. Bize göre, zamanın Türk Milliyetçiler Derneği’nin “millet” tanımında “soy” unsurunu en başta sayması kadar, ondan ne anladığı da çok önemlidir. Görüldüğü gibi “soy”dan, fizikî antropologların ve ırkçıların tanımladığı gibi, aynı atadan gelen ve topluca yeter ölçüde tayin edici biyolojik özellikler gösteren bireyler toplamını anlamıyorlar.

Evet, bir soyumuz var, ama bu bir biyolojik köken ve özellikler toplamı değil, tarihî ve sosyal köken (menşe) birliğidir. Çünkü biyolojik anlamda soy, insanlarda değil, hayvanlarda aranılacak bir karakterdir.

Buna karşılık “soy şuuru, ortak dile sahip olanların ortak bir soydan geldikleri inancını ifade eden ve toplumbilimde yer alan bir kavramdır.”

Dikkat edilsin ki bu bir inanç meselesidir, kan bağı iddiası yahut konusu değildir.  Türkçe konuşanların Türk soyundan geldiklerine inanılır ve Türk olarak kabul edilir.

Açıkça anlaşılıyor ki, eğer biz bir millet isek, bu coğrafyadaki insanlarla en azından bin yıldan beri aynı geçmişi paylaşıyor ve inançlarımızla, geleneğimizle, sosyal ilişkilerimizle benzer kaderi yaşıyorsak; Orta Asya’daki Türk kavimlerinin kurdukları Türk devletleri adında, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan kader birliği Cumhuriyet’le de tescil edilmiştir!

Bu da etnik kökenlerimizin üstüne çıkmış olduğumuzun kanıtıdır!

Etnik köken tanımı!

Bugünkü yaygın “etnik tartışama” konusunu sanki yıllar önceden sezmiş ve demiş oluyorlar ki, bizim etnik kökenlerimizden önce müşterek tarih içerisinden süzülüp gelen sosyal kökenlerimiz birdir.

O sebepten kültür birliği dâhilinde aileler birbirleriyle kaynaşmış, evlilikler yoluyla milyonlarca aile akrabalıklar kurmuştur. Unsurunu en başta zikretmeleri o bakımdan çok önemlidir. Nitekim “tarih”e ve “sosyal-toplumsal” kökene (menşee) atıf yapan soy tanımı, mefkûre/ülkü (ideal) tanımını da belirliyor gibidir. 

Mefkûre kavramının tanımı!

“Birlikte yaşayıp maşerî (toplumsal) sevinç ve kederleri paylaşmak, yarının mutluluğu için bugünden bir vücut olarak hazırlanmak arzu ve fiilidir.” Evet, sadece dünü ve bugünü değil, yarını da paylaşmak ebed müddet devlet anlayışını ortaya koymaktır!

 “Vatan” kavramının tanımı!

“Altındaki ecdat mezarları ile üstünde milletin harsî (kültürel) damgasını taşıyan, gerektiğinde uğrunda ölünen topraklardır.”

Her milletin vatanı için bu esaslar geçerli olmak gerekir; fakat bizim coğrafyamız bu ifadeleri belki de hepsinden daha çok hak etmektedir. Basit bir toprak parçası, bütün bir milletin emeği ve alın teriyle, çeşitli sanat ve kültür eserleriyle nasıl senin malın olur; onu korumak için kanlarını canlarını feda eden şehitleriyle yüceltmek için ruhunu toprağa katan ilim-irfan kâfilesi, kutsal mezarlarıyla sana nasıl şevk ve ilham vermeye devam eder? Hepsi “vatan” kavramı etrafında anlam bulmaktadır!

“Vatan sevgisi imandandır” duygusu ve vatanın bölünmezliği dün olduğu gibi bugün de Türk milliyetçileri açısından her zaman ağır basmıştır!

…..

Dördüncü sonuç yazımızla son bulacaktır..

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle