Şeyhül muharririn Ahmet Kabaklı hocam!
Yıl 1961! İstanbul’da marangoz babanın ustalığını yaptığı Hakdiyen apartmanında bir sabah gözlüklü saçları ağarmış, o günkü aklımla öğretmen olabileceğini düşündüğüm biri gülen yüzü ile “hoş geldin nasılsın bakalım!” dedi ben hemen ailemin öğretisi gereği elini öptüm!
Daha sonraki eğitim ve öğretim yıllarımda devletteki kefilim ve okuduğum okullarda da velim olan ve ölene kadar da aynı binada yanında kaldığım Şeyhül muharririn Ahmet Kabaklı hocamla ilk tanışmam böyle olmuştu!
Tercüman’daki “gün ışığı” başlığı altındaki köşe yazılarında Tekel’de çalışırken akşamları gazeteye beraber gittiğimizde geç vakitlere kadar konuşur yazı ile ilgili fikir teatisinde bulunurduk!
Zaman zaman da rahmetli Gün Sazak Bakan’ımın döneminde yaptığımız beraber çalışmalar ve sonradan öldürülmesi gibi pek çok konularda günışığındaki yazıların konusu Tekel Name bir-iki-üç olur Türkiye’deki devlet içindeki yolsuzlukları gündeme getirirdik!
Hakikaten bugünden farklı olarak o günlerde Ahmet Kabaklı hoca bir konu yazdı mı devletin başbakanı Bakan’ları hemen olayı araştırır ve gereğini yapardı!
NECİP FAZIL’A SULTANU’Ş ŞUERA UNVANI!
Ahmet Kabaklı hocamın 1978 yılında kurduğu Türk Edebiyat Vakfı’nda benimde üç defa şair Baki’den sonra, Sultanu’ş Şuara unvanına sahip ikinci şair olarak tarihe geçen Necip Fazıl Kısakürek’e konferansını yaptırıp 1980 yılında Sultanu’ş Şuara ödülü verildiği gün anı yaşayanlardanım!
Bir defa da Osman Yüksel Serdengeçti olmakla, Prof.Dr. Ayhan Songar, Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Mustafa Kafalı yanında Yavuz Bülent Bakiler gibi bugün de yaşayan zamanımızın pek çok milliyetçi ve mukaddesatçı lider ve bilim adamlarını davet ederek konferansları düzenleyen biri olarak şehadet ederim ki nesillerin aydınlanmasına vesile olan “Kabaklı Hoca” olmuştur!
TÜRK EDEBİYAT VAKFI VE DERGİSİ!
Genç yetenekleri edebiyatımıza kazandırmak, kültürümüzü yaşatmak ve zenginleştirmek gayesiyle 1970’te Edebiyat Cemiyeti’ni, 1972’de Türk Edebiyatı dergisini ve bundan altı yıl sonra da (1978’de) Türk Edebiyatı Vakfı’nı kurdu.
Türk Edebiyat dergisinin ilk sayılarını elimizle İstanbul’un birkaç yerindeki kitapçılara yaz-kış demeden dağıttığım, Edebiyat Vakfı’nın konferanslarında yaptığımız abonelere her ay göndereceğimiz dergileri gece yarılarına kadar poşetlerine koyar adreslerini yapıştırıp postaya taşıdığımız günler güzel anılarıdır!
AHMET KABAKLI VE AİLESİ!
Kabaklı hocamın eşi Meşkure öğretmenle olan birlikteliği o yıllarda İstanbul hanımefendiliği, nezaketi, letafeti, muhabbeti ve uhuvvetleri ile örnek bir insan modelini aldığım elleri öpülesi nadide insanlardandır!
Oğlu Taner’le beraber büyümüş, beraber hatıralarımız olmuştur!
Türk Edebiyat Vakfı’nda beraber olduğumuz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Belkıs İbrahim Hakkıoğlu yanında, Ayla Begüm ve İsa Kocakaplan ve tabii ki Kabaklı hocamın son günlerde en büyük dayanağı olan benim de eskimez dostum rahmetli Servet Kabaklı ile zirve yapan vakıf hizmetleri sonrasında Serhat Kabaklı Vakfı’nı bugünlere taşımada en büyük amil olmuşlardır!
Edebiyat Vakfı’ndaki çalışmalarımız sohbetlerimiz ve konferans düzenlemelerimiz herhalde ahirette bizi kurtaracak eserler arasında yer alır diye düşünüyorum!
AHMET KABAKLI’DAN AHMET MARANKİ’YE!
Ben şahsım olarak Anadolu’dan gelmiş bir genç bugünkü Ahmet Maranki oluşumu başta Ahmet Kabaklı ve değerli eşine ona gelen bütün kitap ve dergileri okumama ve bu konferanslardaki tanıdığım şahsiyetlerin fikirlerine ve rol model olarak kendime şiar edinmeme tabii ki Allah’ın lütfuna da borçlu olduğunu düşünüyorum!
Bu manevi mekânlarda tanıştığımın eşimin evliliğimizde nikâh şahitliğimizi de Kabaklı hocam ve değerli eşleri yapmış evimizin kurulmasından düzenine kadar da başta edebiyat vakfımızın; Türk Petrol Vakfı Aydın Bolak, Fethi Gemuhluoğlu gibi dostlarıyla birlikte maddi ve manevi hayatı boyunca destek olmuştur!
Ahmet Kabaklı hocam kendisi ailesi ile ilgili 40 yıllık beraberliğimiz ve pek çok hatıralarımız mevcuttur!
Edebî ve fikrî eserleriyle ve Türk insanının duygularına tercüman olan yazılarıyla her zaman hatırlanacak olan Ahmet Kabaklı hoca, 8 Şubat 2001 tarihinde aramızdan ayrılmıştır!
“Milletime, milletimin gençlerine hocalık borcum” dediği Kabaklı Hoca, neredeyse her evde, her okulda bulunan “Türk Edebiyatı” adlı 5 büyük ciltlik adıma imzalanmış eseri kütüphanemin başköşesindedir!
“Devlet ebed müddet!” anlayışına kendisinden öğrenip bugün de kendime düstur edindiğim “devlet ebed müddet” görüşünü en iyi şekilde anlatan ve bize öğreten “Devlet Felsefemiz” kitabı yanında pek çok çevirilere imza atmış;
“Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletleri’nin kuruluşundaki imani temellerinin aynı olduğunu” tespit ettiği; “Temellerin Duruşması” eserini yazdıktan sonra da “Cenab-ı Hakk’a verilmiş hesabımdır” demiştir!
30’A YAKIN İMZALI ESER!
Şeyhül muharrirîn Ahmet Kabaklı hocam, düşünce ve kültür hayatımıza anarşinin kol gezdiği doğruları bulmanın zor olduğu günlerde verdiği ve sebep olduğu konferanslar, o günlerdeki olayları açıklık getiren başta kültür emperyalizmi, Müslüman Türkiye gibi siyasi kitaplar yanında; Türkiye’nin bilmesi gereken kültür ve edebiyat yazılı kayıt olarak kalan Mehmet Akif, Yunus Emre, Mevlânâ Sultanı Şuara Necip Fazıl, Şairi Cihan Nedim, Millete Vurulan Canlı Pranga, Bürokrasi, Alperen… gibi eserler onlarca baskı yapmıştır!
Tasavvuf, tarikat, edebiyat, divan edebiyatı ve Fatih’in İstanbul’u fethi ile ilgili Fatih Fetih ve İstanbul adlı eseri de insanlığa aydınlatıcı bir ışık olmuştur!
Maalesef günümüzde her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da yeri doldurulamamıştır!
Ruhu şad olsun!
Not: 1- Kahramanmaraş merkezli depremde hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine sabr-ı cemil niyaz ediyoruz!
2-8 Şubat Çarşamba günü, saat 17:00’de Sultanahmet Türk Edebiyat Vakfı’nda Ahmet Kabaklı hocamız anılacaktır. Davetlisiniz!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96







