Osmanlı ve Türk düşmanlarına ithaf olunur!!!
Osmanlı ve Türk düşmanlarına ithaf olunur!!!
AHMET MARANKİ
“Yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir.”
Bediüzzaman İslam aleminin felaketlerini sayarken bunlardan birisi olarak sıdkın hayatımızdan çekilmesini sayar.
Sıdk, İslâmiyet’in üssü’l-esasıdır ve ulvîseciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyleyse, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihyâ edip onunla mânevî hastalıklarımızı tedâvi etmeliyiz.
Evet sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir.
Riyakârlık, fiilî bir nev’i yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir. Küfür, bütün envâıyla kizbdir, yalancılıktır.
İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen, kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var; Şark ve Garp kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Hâlbuki, gaddar siyaset ve zâlim propaganda birbirine karıştırmış, beşerin kemâlâtını da karıştırmış.!
Yani, yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir.”
Hutbe-i Şamiye’nin metninde anlatılan Rüşvet, yalan, iftira, haset, kandırmada gırla gidiyor! Libya’lı İSLÂM TARİHİ Profesörü Dr.ALİ MUHAMMED SALLABÎ’nin bir televizyon konuşmasında bugün Türkiye’de maalesef içimizdeki devşirme ve dönmeleri ve onun satın aldığı kölelerin etkisiyle bir kısmı İslam, bir kısmı da Türkçülük ve milliyetçilik adına bir kısmı da sosyal demokratlık adına ülkeyi bölme ve düşmanın değirmenlerine su taşımaya yönelik çalışmalarına ibret olacak bir konuşmayı zaman bir olma birlik olma içimizdeki pire ısırmalarıyla meşgul olma değil dışarıdaki ejderhanın tehlikesinden muhafaza olma zamanı noktasında bir kere daha sizlerle paylaşıyorum!
VATAN ELDEN GİTMEDEN! BAYRAK DÜŞMEDEN UYANALIM! içimizdeki bu toprakları bize vatan yapan Selçuklu, Osmanlı atalarımız, kısaca ecdadımıza dil uzatanlara kripto vatan hainlerine ibret olur diye tarihe kayıt düşmek istedim!
“Tarih tekerrür ediyor, ders alın ey akıl sahipleri:
Eğer Allah, sonra da Osmanlı Devleti olmasaydı Arap Yarımadası şimdi bir Portekiz ya da İspanya sömürgesi olurdu.
Eğer Allah, sonra da Osmanlı Devleti olmasaydı, Kuzey Afrika şimdi bir Hıristiyan toprağı olurdu.
Eğer Allah, sonra da Osmanlı Devleti ve onun şerefli, mücahid, yüce sultanları olmasaydı, Araplar şu anda ya Hıristiyan ya da Şii olurlardı. Bu geniş Arap toprakları muhtemelen Portekiz, İspanya, Fransa, kısaca Avrupalıların olurdu!
Şunu bilelim ki, Osmanlı’nın; 1517 ile 1917 yılları arasında Portekiz, Hollanda ve İngiltere işgallerine karşı Yemen’i, Haremeyn’i (Mekke ve Medine) savunurken verdiği kayıplar ve şehitler onun Avrupa fetihlerine karşı verdiği şehitlerden ve kayıplardan çok daha fazladır. Sonra da kalkıp Osmanlı Devletini haksızca ve iftira ederek, Arap ülkelerini işgal etti, zenginliklerini sömürdü (o zaman petrol yoktu/bilinmiyordu), Arapları köleleştirdi ve cahil bıraktı diye itham ediyorlar. Oysa bu doğru değildir.
Şimdi şöyle bir soru soralım: Bunlar Osmanlı Devletini bu yalanlarla kim adına suçluyorlar? Osmanlı Devleti yıkılalı bir asır oldu, Araplar bu uzun süre içerisinde neyi başardılar? Hiçbir şey başaramadılar, sadece bu uzun süre boyunca Batının sömürgesi (Osmanlı’nın engellediği) oldular. Sonuçta Arap halklarını onlar fakirleştirdiler, cahil bıraktılar, sömürdüler, onları birbirleriyle boğazlaşan, birbirlerini öldüren, gruplara ve kabilelere ayırdılar. Oysa onlar Osmanlı Devleti sayesinde tek millet, tek toprak ve tek yürek idiler.
Yapmayın! Osmanlı’nın cihatla, İslam bayrağını dalgalandırmakla geçen 500 yılını son 50 yıldan ibaret görmek haksızlık değil midir?
Yapmayın! Yüz milyondan fazla insanın onlar sebebiyle İslam’ı seçmiş olmasını görmezden gelmemiz haksızlık olmaz mı?
Yapmayın! Endülüs’ü savunan yegâne devlet olan ve kovulan pek çok Endülüslüyü kurtaran, Tunus ve Cezayir gibi ülkeleri İspanya işgalinden kurtaran Osmanlı’ya sövmemiz haksızlık olmaz mı?
Yapmayın! İslam Dünyasına karşı düzenlenen yirmi beşten fazla Haçlı Seferine tek başına karşı koyan, onları geri püskürten ve nihayet Tunus gibi Cezayir gibi ülkeleri İspanya işgalinden kurtaran Osmanlı’ya sövmemiz haksızlık olmaz mı?
Yapmayın! En son Sultanı Filistin’in korunmasının bedeli olarak tahtını veren ve onu Yahudilere bırakmayan Osmanlı’ya sövmemiz haksızlık olmaz mı?
Yapmayın! Arap eğitim programlarının Bayezid’i, Selim’i, Abdülhamid’i, Kanuni’yi zikretmemeleri, üstüne üstlük, öğrencilerimizin Osmanlıyı sömürgeci olarak bilmeleri haksızlık olmaz mı? Yapmayın!
Programlarımızda çocuklarımıza Fransa’nın ve İngiltere’nin faziletlerini öğretirken, Osmanlı’nın olumsuzluklarını anlatmamız haksızlık olmaz mı?
Allah Abdülhamid’e rahmet eylesin, ne demişti? Arap ülkelerini kast ederek: Eğer biz bu topraklardan çekilirsek, oralar gelecek yüz yıl boyunca İslam’ı da, istikrarı da tanıyamazlar… Dediği gibi olmadı mı?
Allah ümmetin izzetini ve dinini koruyan Sultan Abdülhamit Han’a ve diğer İslam önderlerine rahmet eylesin.
Biz kesin olarak inanıyoruz ki, Osmanlı Hilafeti İslam Hilafetinin bir devamıdır. Bazılarında görülen hatalar bireysel tasarruflardır ve bunlar asla ümmeti de, Hz. Ebubekir’den Sultan Abdülhamit’e herhangi bir İslam Hilafetini de lekelemez.”
Müslüman Türk ve Osmanlı düşmanlarına karşı olanlara ithaf olunur!