--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Osmanlı Dünyaya Barışı, Türkiye Cumhuriyeti Merkezi Siyaseti Getirdi

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Osmanlı İmparatorluğu kuruluşundan başlayıp Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar geçen süre içerisinde, İslâm’ın gereği olarak insanlığa adaletle hükmetti. Zaten bu “hoşgörü” sebebiyle 600 sene boyunca Balkanlar’da, Ortadoğu’da hâkimiyet sağladı. 

Devrinin en büyük süper gücü olmasına rağmen, bunu dünya barışının sağlanmasında kullanan Osmanlı’nın geniş bir coğrafyada tesis ettiği “barış”ın ne anlama geldiğini bugün daha iyi anlıyoruz. Bu gerçeği Osmanlı’nın 1900’lü yılların başında geri çekildiği coğrafyalar olan Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın bugün içinde bulunduğu kötü duruma baktığımızda görmemiz mümkün.

Osmanlı bölgeden ayrılınca batılıların bu bölgelere gelmeleri saadet getirmedi. Coğrafyayı birbirinden ayırdılar. Ülkemizde de Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ayrımları yaparak bölmeye çalıştılar. Bu alışkanlıklarını kendi ülke yönetimlerinde de göstererek aşırı sağ, aşırı sol, komünist, faşist ideolojilere sahip iktidarlarla kendi vatandaşları arasında dahi “ayrımcılık” yapmaktan çekinmediler. 

Türkiye ve AK Parti Siyasette Rol Model Oldu

Artık devir değişti. Bundan 14-15 yıl önceyi hatırlayın. AK Parti Türkiye’de ilk defa “ne sağ, ne sol, biz merkez siyaseti benimsiyor, bunu temsil ediyoruz” dediğinde çoğu kişi bu söylemin lafta kalacağını düşünüyordu. Gelinen nokta bunun ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. “15 yıl tek başına”, büyük çoğunlukla iktidar, bir siyasi parti için büyük başarıdır. Ancak bu başarının daha büyüğü kendilerine demokrasinin beşiği süsü veren ülkelerin de bu siyaseti aradan geçen 15 yıl sonra kabul etmiş olmasıdır. Fransa’da yapılan son seçimlerde “Fransa Cumhurbaşkanı”nın “Merkez siyaseti temsil ediyorum” demesi, bunun açık ifadesidir. Osmanlı döneminde yaptıkları ile rol model olan, dünya tarihinin baş aktörü konumunda bulunan Türklüğün yeniden dirilişine, dünyaya örnek olmaya başlamasına bundan güzel örnek olabilir mi? 

¥

Amerika NATO’da PKK-DEAŞ ile mi müttefik Türkiye ile mi?

Ülkelerin ortak çıkarları doğrultusunda hareket ederek bir saldırı ya da tehdide karşı birlikte hareket etmeleri için oluşturulan NATO’da Amerika ile “müttefikiz”. Peki ama Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Amerika’nın bize her türlü hainliği yapan bölücü unsurlara silah desteği sağlaması, geçmişte hasıraltından şimdilerde alenen destek olması hangi müttefikliğe sığar? Yoksa biz mi yanlış biliyoruz? NATO’da Amerika’nın müttefiki başkaları mı? Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan bu konuda elbette gerekeni yapacaktır. Ancak kamuoyunun beklentisi, yapılacak resmi ziyaret bu konuda atılacak en önemli adımlardan biri olmalı ve bu konunun yanında FETÖ’nün başının da teslim edilmesi konusunda kesin sonuçların artık alınması gerektiği yönünde.   

¥

56 Yıl Önce Yapılan Yanlış!

Türk yargısı 1961 yılında büyük bir yanlışa imza attı. 27 Mayıs darbesi ile gelişen olaylar sonucunda “Adnan Menderes”’in “idam” edilmesine onay verdi. Bu kararın, o dönem içimizdeki hainlerin desteği ile dış güçlerin Türkiye’yi bölme, parçalama senaryolarının bir adımı olduğu yıllar sonra ortaya çıktı. Bugün bile, çok uzaklara gitmeye gerek yok, memleketim Kastamonu’da İnebolu’da Menderes adı geçtiğinde gözleri yaşaran pek çok kişi tanırım. Bir imza, bir “kırık kalem”in insanın içindeki sevgiyi yok edememesinin de göstergesi oldu bu olay. Bundan ders çıkartıldı mı? “Alparslan Türkeş”i, “Turgut Özal”ı portakal suyu ile “zehir”leyen, “Muhsin Yazıcıoğlu”nu, “Recep Yazıcıoğlu”nu trafik “kaza”sı süsü ile öldüren zihniyet aynı zihniyet değil mi? “Adnan Kahveci”nin ölümü, “Uğur Mumcu” suikastı, “Gün Sazak”ın öldürülmesinde kimlerin parmağı vardı? Şaibeli ölümlerin arkasında kimler vardı? 15 Temmuz’da darbe girişiminin ardından binamızın çatısından canlı yayın yaptığımız sırada bizi “almak için” alçalan helikopterin ve meclisi bombalayan uçakların pilotları aynı zihniyete hizmet etmiyorlar mıydı? En son, FETÖ mağduru Denizli Başsavcısı, “Mustafa Alper”in de şüpheli trafik kazasının aydınlatılmaması, akla sırada başka kimler var sorusunu getirmiyor mu?  

Tarihten ders almak ve gelecekte aynı hatalara düşmemek için yapılması gerekenleri; tüm olayları belgeleri ile destekleyerek anlattığımız “Stratrajik Olaylar” kitabımızda bir araya getirdik. Kitabımızı talep edenler aşağıdaki telefonumuzdan bize ulaşabilirler. Gelecek yazımızda yeni olayları yorumlayarak tarihi akışa ışık tutacağız vesselam.

Sağlıcakla kalın.

WhatsApp ihbar ve irtibat hattı: 

0 530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle