MÜSİAD, biyoçeşitlilik, gıda güvenliği, neslin muhafazası - 3
Özellikle son yıllarda yabancı yatırımlarla kontrolsüz özelleştirilen şirketlerin doğal kaynaklarımızı kontrolüyle, ülkemiz yolgeçen hanı yapılmıştır! Türk bir girişimci olarak Avrupa’daki şirketlerimize göndereceğimiz bir destek ürünü için yaklaşık on belge isteyen, hatta kedi-köpekleri bile alırken 7-8 aşı arayan AB ülkeleri örnek alınmalıdır!? Türkiye’deyse; Müslüman, soydaş gibi bağlarla maskelenip hamasetten öte geçilemeyen, “savaşlara ve deneylere maruz bırakılmış milyonlar”ın ülkemizde misafir edilmesi durumu söz konusudur..!? Bu konuyla ilgili bilgi sahipleri ve yetkililerce, bizleri ve bütün toplumumuzu aydınlatıcı, “en az AB ülkelerinin aldığı tedbirler kadar duyarlı tedbirler” alarak geleceğimizi-nesillerimizi koruma adına “halk sağlığını koruma ve iskân”la ilgili acilen kanuni düzenlemeler yapılmalıdır!
RADYOAKTİF KİRLİLİK!
Pentagon açıkladığı, Afganistan’da 20 yıl boyunca savaşlardaki radyoaktif partiküller-serpintilerin, havaya-suya-toprağa karışmasıyla, üç temel yapının ve yaşamsal gereklilik gıdanın bozulması gibi hayati bir mesele, dünyanın en büyük gücü medya tarafında kesinlikle hiç gündem yapılmamış; hatta haber bile yapılmamıştır..!!!
Irak, Suriye ve Filistin’in 40 yıllık zehir birikimi nedir..??!! diye sesli düşünüyoruz..!! Bu kurşunların, bombaların ardından alınan tahıllar, bölgelerden gelen göçmenler, Çernobil ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan muhtelif radyoaktif sızıntıların kirlettiği topraklardan gelen gıda ve maddelerin denetimsiz gönderilmesinin geçerli bir açıklaması var mıdır..?!
AVRUPA TEDBİR ALMAKTADIR!!?
Normalde istenen belgelerin pandemi sürecinde istenmeyip, tahıl başta olmak üzere gıda maddelerinin dünyaya ve Türkiye’ye kabul edenler dünyada ve ahrette çok büyük mesuliyet altında olduğunun altını çiziyorum!!
Gıdalardaki bu zehirlerin, kalıntıların, mikropların; bilimsel de kabul görmüş şekilde bedene girmesi çok kolaydır! Üstelik bedenden atılması da çok zordur!! Bunlardan kurtulmak için, rahatsızlıkları düzeltmek için sunulan tedavi metotları ve teknik avadanlıklarsa; yine bu mikropları ve zehirleri üretenler tarafından üretilmiştir!!
İNSANLIK, ÖLMEKTEN BETER EDİLMEKTEDİR!!!
Bu, malum küresel çetenin ürettiklerini tüketenler, iyileşemeyerek kısır döngüyle yok olup gitmektedir! Sentetik ilâç ve elektronik cihaz bağımlısı haline düşürülmüştür! Binlerce yıllık koruyucu-şifalandırıcı metodların unutturulduğu ülkemizde, kelin başına bir merhem veya bir ağrı kesici üretemeyecek acizlikte-bilimsel kısırlıkta bırakılmıştır!!
Sahte salgındaki uygulamaların hiçbir fayda etmediği dünyada bilgi-belge ve sayısız resmi açıklamayla sabitken, ülkemizde yaşananlar için mutlaka bir meclis komisyonu araştırması şarttır! 10 yaş altında dahi patlayan, her yaş ve kesimdeki kalp krizleri, beyin kanamaları, kısa vadede büyüyen tümör ve kanser oluşumlarının araştırılması elzemdir kat’idir lüzumludur! Bu ülkeyi seven, ömrünü vatan-millet-bayrak-devlet sevdasına adayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ve halkımız adına diyorum ki, insanlığı kurtarma adına bu çalışmaları yapmayanların hesabı dünyevi ve uhrevi noktada sorulmalıdır!
“Gıda güvenliği, ülke güvenliği kadar önemlidir!!!” diyen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı mazlum ve mağdurların umudur Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerinin hedefi ve beklediği icraatler, mutlaka ve mutlaka hayata geçirilmelidir!
Tarım, Sağlık, Çevre bakanlıkları, MİT ve devletin istihbarat birimlerinin; devlet başkanının bu stratejik sözlerini en üst düzeyde dikkate alıp, en kapsamlı çalışmaları yapmaları zaruridir elzemdir kat’idir!
STRATEJİK SU MESELESİNİN KİTABINI YAZDIK!
“Alkali Yaşam: Suyla Gelen Sağlık” kitabımızda bilimsel verilerle, sulardaki radyoaktif ve muhtelif kirlilikle zehirlenen insanlığa bilimsel çözümler sunduk! Bilhassa evlerde yaygınlaşan, temizleme adına rafine edilip niteliği son derece düşürülen suların posa olduğunu belgeledik!
PET ŞİŞE SUDAN, GÜNDE 3 LİTRE DE İÇİLSE YETERİNCE FAYDA GÖRÜLMEYECEKTİR!!
Özellikle içme suları, mutlaka tabii-bozulmamış hâlinde olduğu gibi “kristal-84 mineralli tuz” ile mutlaka alkali hâle getirilip mineral yönüyle de zenginleştirilmelidir! DSÖ’nün önerdiği 7,3 ph’nın üzerindeki suların; kristal tuz ve tuz kepeği karbonatla ph’sı yükseltilip alkali hâle getirilebilir. Bu yüksek ph’lı, mineralli ve enerjili sularla bedendeki toksin-atık maddeler temizlenebilir!
Dünyada ve ülkemizdeki suların pet şişeler içinde ve sağlıksız ortamlarda, güneş ışığına maruz bırakılarak kristal yapısı bozulur ve ph’sı, mineralleri ve enerjisi son derece düşmektedir. 7 ph’lı bir su, plastiğin düşük enerjisiyle 5 ph’ya düşünce bedeni yeterince temizleyemez, toksinleri çözemez. %80’i su olan bedendeki su balansının korunması için, mutlaka kristal tuz ve karbonat zenginleştirilmiş su tüketilmelidir.
SANAYİ DEVİ ALMANYA, ATIK SULARI GERİ KAZANDIRMAKTADIR!
Almanya’da sulama sularında ve sanayide tamamen kanalizasyon suları kullanılmaktadır! İçme sularının içinde dahi; “Bu su, kanalizasyon sularından arıtılarak yapılmıştır” diye ibareler vardır!
SU, PETROLDEN ÇOK ÇOK DAHA KIYMETLİDİR!
Petrolün ve gazın, kömür ve odun gibi alternatifleri vardır. Fakat susuz hayat imkânsızdır! Başta Sayın Cumhurbaşkanımızı, bu konunun yetkililerini ve bilhassa sularımızın korunması noktasında devletimizin istihbarat birimlerini ve yetkilerini bir kere daha uyarak, konunun hassasiyeti noktasında “kanuni düzeyde” gelecek nesillerimizi koruyucu tedbirler almaya davet ediyorum!!
WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96







