Kur’an, ilâhi bir “düşündürme” kitabıdır..!
Kur’an, tedebbürle okunur. Yani hayatımızdaki her hususu tedbirli, temkinli, başını ortasını sonunu düşünerek! Denir ki; “likavmin yetefekkerun- bu kitap bir düşündürme kitabıdır..!”
Bu kitap düşünenler, anlayanlar için bir kurtuluş reçetesidir..!
Kur’an’ın aslı Arapça’sından ilmi, huzuru, şifayı alırken; her milletin kendi diliyle de bütün derunu, bahisleri, ibretleri okuyarak Kur’an’ı anlaması, hayatlarına sirayet ederek inançlarını çok daha tatminkâr hâle getirecektir! Efendimiz Araplara gönderildiği için Kur’an Arapçadır. Fakat Kur’an’ın mânâsı, maksadı, izahı ve Efendimizin hayatı ışığında binleri bulan te’vili kutsaldır!
TEVRAT, İNCİL, ZEBUR
ARAPÇA DEĞİLDİR..?!
Mukaddes kitaplar, İbranice ve Aramice gibi indikleri toplumun dilleriyle yazılmıştır. Allah kâinattaki bütün dilleri; bütün canlıların ve mahlûkatın dillerini “en iyi ve ruhlarına tesir edecek şekilde” bilir ve o dille onlarla konuşur! Bu ilâhi mesajların, Allah tarafından kendisine okunduğunu, kendine bir hitap olduğu düşünüp, yüksek bir şuurla okumanın hazzı tarifsizdir. İlim, bilim, bilgi, kazanım, tecrübe ve yeni ufuklar elde etmek için okumak bambaşkadır!?
Allah’ın, aciz kulunu muhatap alarak huzura kabulünü düşünerek, saf akılla, hür vicdanla, şartlanmalardan uzak, peşin fikirli olmadan, anlamaya, hissetmeye çalışarak okumak, hayatımızı son derece müsbet yönde değiştirecek, envai letafete kavuşmamızı sağlayacaktır!
Kâinatın yüce yaratıcısının ve idarecisinin lütfedip keremiyle halkettiklerinin nasıl hazır şekilde hayatımıza arz edildiğini; atomları, küreleri, kâinatın trilyon ve trilyarlarca hareket hâlindeki harikalarını, yeryüzünün ve gökyüzünün tabakaları arasındakileri, burçları, ayları, güneşleri, gezegenleri ve bilumum vazifeli mahlûkatın azametli icraatını, sıfatını, fiillerini, merhametini, adaletini ve dengelerini düşünmek gerekir!!! İnsanların anlayış seviyesine, onların kolayca kavrayabileceği misallerle anlatıldığını düşünerek okumaya gayret etmek gerek! Allah’a olan saygısından ötürü; sahabe-i kiramdan biri Kur’an’ı açtığı zaman baygınlık geçirir ve derdi ki: “Bu, Rabbimin kelâmıdır!! Bu Rabbimin kelâmıdır!!”
OKUDUKLARIMIZ, HAYATIMIZA
TESİR ETSİN!!
Hz Ali (r.a) şöyle buyurmuştur: “İçinde anlayış bulunmayan bir ibadette hayır olmadığı gibi, içinde tedebbür, yani düşünce olmayan Kur’an okumanın da hayrı yoktur. Muhakkak Allah; kullarının yaptığı her şeyden haberdardır, çok iyi görendir!!!”
ESASEN, KÂİNATIN VE TABİİ Kİ
BİZLERİN SAHİBİNİN SÖZLERİ
DÜSTURUMUZ-İLKEMİZ OLMALIDIR!!!
“Biz bu kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık, onlardan; kendilerine zulmedenler var! Onlardan orta yolu tutanlar var! Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlarda ileri gidenler de var! İşte bu; evet bu..! Büyük bir ihsandır. Onlar Adn Cennetlerine girecekler, orada altın bilezikler ve İnciler takınıp süslenecekler! Orada elbiseleri de ipektir? Onlar şöyle diyecekler: “Bizden hüznü gideren Allah’a hamdolsun! Şüphesiz bizim Rabbimiz çok bağışlayan, şükürleri çok kabul edendir. O, ihsanından bizi sonsuzluk yurduna yerleştirdi!!! Burada bize yorgunluk gelmeyecek ve yine burada bize usanç da gelmeyecek..!” Fatır 30-35
“Şüphe yok ki Allah göklerin ve yerin bilinmeyen ve görünmeyen taraflarını bilir. Elbette O kalplerde olanları da bilendir.” Fatır 38
Bediüzzaman, Kur’an’ın mânâ ve maksadı noktasında ibretlik bir izah yapmıştır:
“Kur’ân’ın her bir tarafında intişâr eden makâsıd-ı esâsiye ve anâsır-ı asliye dörttür. Onlar da, ispat-ı Sâni-i Vâhid ve nübüvvet ve haşr-i cismânî ve adâlettir... Kur’an-ı Kerim’deki bütün sureler buradaki dört maksat ve murada şâmil olarak bize mesaj vermiştir yeter ki Kur’an ve sünnet yolundayız diyenler bu dört kuralı esas alıp sistemlerine yönetimlerine hayatlarına şirketlerine ailelerine bu mesajı alıp hayatlarına şâmil etsinler!”
EL HASILI KELÂM..!
Bugün tüm dünyada İslâm adına yönetime talip olanların en büyük problemi, ilâhi emir ve ikazlar başta olmak üzere bütün büyük zâtların da ibretle defaatle söylediği şuurda bir düzeni-sistemi sosyal ve siyasal yapılarına doğru şekilde adapte edememeleridir!!?
Bugün esas olan imandır. İmanı olmayanın ameli olmaz! Bugünkü insanlığın ve Müslümanların en büyük problemi olan “iman hakikatleri” noktasında “taklidi imanı tahkikiye çevirmek ve ehli imanı dalaletten kurtarmak”tır!
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz..!” hadis-i şerifi bize bu noktada ışık tutmaktadır. Demek ki, bizim yaşama tarzımız istikbalimizi belirleyen en önemli bir etkendir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de müminlerin cennete gireceği çoğu ayette ifade edildiği halde, çok “keşfel kubur velisi” denilen kabirleri müşahede eden velilerin ifadesine göre, bazı insanların kabre iman ile değil imansız gittiği bilinmektedir.
Bu cihette Risale-i Nurların iman hakikatlerini ve kadim-eskimez-ana kaynakları mutlaka okullarımızda bir tedris planı içinde okutturmak ve hayatımıza nüfuz edecek şekilde bütün insanımıza “kurtuluş ve huzur reçetesi” olarak naklettirilmesi şarttır elzemdir zaruridir!!!
WhatsApp İhbar Hattı: 0530 200 00 96







