Halkın mesajını aldık
Bir devlet plan hazırlarken 25-30-50 yıllık planlar hazırlar. Öncelikli planları ise 3-5 yıllık plandır, yani 5+5+5 =15 yıllık plan!
Bugüne kadarki Türkiye Cumhuriyeti de 2000’li yıllara kadar hazırlanan bütün planlar tabii ki ABD’nin kontrolünde. Ülkenin başındaki seçilmiş olan cumhurbaşkanı, başbakanlar, Bakanlar Kurulu’na etkili başbakandan yetkili kişiler tarafından ve zaman zaman spekülatif parti geçişleri ile hükümet dengelerini kuran CIA bağlantılı hükümetlerce hayata geçirilmiştir!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu hariç ikinci meclisten sonra 1950’de Menderes’in tek başına iktidarı ve sonucunu hayatıyla ödemesinden sonra, yedi defa gidip sekiz defa gelen cumhurbaşkanı ve başbakanların eliyle hem 1971’de hem 1980’de ve her şeye rağmen Turgut Özal’ın tek başına iktidarında hazmedemeyenler yine bu kuvvetlerce öldürülerek Türkiye’deki güçlerini göstermişlerdir. Bütün bu kaosun arkasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin seçtiği meşru Cumhurbaşkanı meşru olan halk tarafından seçilmiş, hükümetin yanında yer almayıp o zamanki MİT-siyaset bağlantılı Amerikanvari darbeye CIA yetkilileriyle devletin cumhurbaşkanlığı köşklerinde pazarlık yaparak bu milletin bu hale getirilmesine, köle halinde idare edilmesine maalesef bu başımızdaki siyasiler ve bunların uzantıları askeriyenin içerisindeki Amerikan destekçisi uşaklar evet demişlerdir.!
İşte Türkiye’de hem 1961, 1971, 1980 ve daha sonraki darbe teşebbüsleri hep bu dış bağlantılı iç hainlerin eliyle yapılmıştır. Bunlar genelde asker kökenli Milli İstihbarattaki başkanlar ve güç bakanlıklarındaki yerleşik düzenin memurları ve siyasi partilerin içindeki hiç değişmeyen 25-30 yıllık duayenler tarafından tertip edilmiş Türkiye’deki bazı vakıfların, odaların, sendikaların, gönüllü kuruluşların da ve tabii ki en büyük destekçisi medyanın eliyle bu işleri bugüne kadar böyle getirmişlerdir ve hepsinde de başarılı olmuşlardır. Hem de millete ve seçilmiş hükümetlere rağmen... Bu söylediklerimin hepsi milimetrik olarak doğru, gerçek, belgeleriyle devlet arşivlerinde ve tarafımızda mevcuttur!
Ve bu bilgiler zaman zaman milli ve yerli olan bakanlara milletvekillerine ve parti başkanlarına dosyalar halinde bu ülkenin geleceğini düşünen milli ve yerli akil insanlarca sunulmuş, kendilerine brifingler verilmiş onlar da hayretler içinde kalarak “Allah Allah, demek böyle şeyler var hükümetlerimiz içinde” diyebilme basiretsizliğini göstermiş, müdahale etme noktasında da kararlılık gösterdiklerinde bedelini canlarıyla ödemişlerdir. İşte Menderes’in, Özal’ın, Adnan Kahveci’nin, Gün Sazak, Muhsin Yazıcıoğlu’nun, vali Yazıcıoğlu’nun ve daha pek çok akademisyen ve köşe yazarının bilim ve buluş adamlarının sonu bunlara karşı gelmeleri halinde bedel ödetilerek bu hain ittifak güçlerince öldürülmüşlerdir.
Halktan verilen mesajı aldık...!
Düne kadar cumhuriyetten yana Türkiye’nin idaresi maalesef böyleydi. İşte bundan sonra yeni bir milat ve başlangıçla başkanlık sistemi ile devletin milli ve yerli olması için bu hususları bir kere daha hatırlatarak seçimlerimizin Türkiye’mize ve insanlığa hayırlı olmasını, hayırlı olması için de neler yapılması gerektiğini buraya kaydetmek istedik.
24 Haziran 2018 seçimlerinde Cumhur İttifakı bütün manipülasyonlara; bizim de bunlara sahip çıkıp 300.000 tane düşman okunun tarafımıza servis edilen düzmece haberlerle saldırtılıp cumhuriyet savcılıklarında ifade vermemize ve yedi düvelin bu Cumhur İttifakı’nın karşısında içten ve dıştan hainlerin de desteğiyle parti içindeki yanlış listelemeler, sıralamalar, çalışmayan belediye başkanları ve milletvekilleri yanında bölgelerdeki tamamen Cumhur İttifakı’nın aleyhine olan FETO bağlantılı gruplar ve bilhassa işadamlarının desteğiyle yapılan saldırılar Allah’ın izniyle hepsi engellenmiş netice bıçak sırtında da olsa % 52.5’lik bir ekseriyetle Cumhur İttifakı’nın başı Türkiye’nin ve mazlumların umudu Türk İslam Birliği’nin geleceğinin mimarı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesine vesile olmuştur!
İleriki yazılarımızda neden % 60 değil de neden 300’ün altında milletvekili alındığını son beş yazımda anlattığım gibi belgeleriyle ortaya koyduğum gibi bundan sonraki yazılarımızda da Sayın Cumhurbaşkanına fahri bir danışman olarak tek tek belgeleriyle dile getireceğiz. Hani dedi ya mesajı aldık, belki mesajı verenler yine çok defalar Sayın Cumhurbaşkanımızı yanılttıkları gibi bu sefer de yanıltmasınlar diye!
Hem de kanunlara-İslam şeriatına uygun olarak şahitleri ile beraber biz haklıysak bizim hakkımızı verin diyeceğiz, şayet haksızsak artık bizi dinlemeyin dün olduğu gibi diyeceğiz!
Zaten kellemizi almak için düşman okları bütün gücüyle saldırıyor sahip çıkanımız da ancak Allah (c.c).
Bizim işimiz Allah’ı razı etmek değil mi? Onun için kullardan bir beklentimiz yok. Öldüğümüzde elimizde giderken İbni Kemal gibi fetvalarımız yerine bizim de yazılarımız olacak inşallah. Konuşmak kolay, ağzı olan konuşuyor. Yazdığınızda hem dünyada savcılar soruyor hem ahrette de belgeyi Allah (c.c) soracak. Biz bütün yaptıklarımızı buna göre yapıyoruz!
Evet, ahirette bizi kurtaracak eserlerimiz ve yazılarımızla huzura çıkmayı düşünüyor, yeni sistemin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum! Vesselam.
WhatsApp ihbar hattı:
0530 200 00 96







