--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gıdada enflasyon alarmı!!!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Türkiye’de son yıllarda “sanayileşeceğiz” diye bütün tarım arazilerine, Adana’da “portakal”, “narenciye” bahçelerine, devletin üniversiteleri, adalet sarayları, toplu konutlar yapılıyor. Konya Ovası’nın hali ortada. İmar ve şehircilikten sorumlu Kayseri milletvekili “Özhaseki”nin, memleketi Kayseri’de verimli arazilerde toplu konut inşaatları yükseliyor. Derler ya “balık baştan kokar”. Yine Bursa ovasının bütün arazilerine inşaat yapılmış, Antalya ovasının portakal ve narenciye bahçeleri tamamen sökülmüştür. Örnekler çoğaltılabilir.

Buraların belediye başkanlarını başarılı diye önce vekil sonra bakan yapmışız. Amaç herhalde hiç tarım arazisi bırakmamak. Yaklaşık 2014-2015’de 25 milyar dolarlık hububat ithal eder hale geldik. Taşköprü sarımsağı yerine “Çin” sarımsağı, “Brezilya”dan nohut, bezelye, mercimek. “Amerika”dan hibrit buğday alıyoruz. Az miktarda tüketilen susam, çörek otu, keten tohumu, yulaf gibi “soğuk sıkım” yağları yapılan bitkilerde dışarı bağımlı hale geldik. Dünyada İsrail ve Belçika gibi “toprağı olmayan” ülkeler, bu ürünleri Uzakdoğu›da, Suriye’de, Mısır’da ekim yaptırıp yağını çıkartarak 20-25 milyon dolar gelir elde ederken biz elimizdeki verimli topraklara konut yapıyoruz. 

İşin ikinci tehlikesi; Hindistan, Afganistan, Suriye, Irak, Mısır ve Cezayir’de üretilen bu ürünlerin savaş bölgeleri olmaları itibariyle % 100 radyasyonlu ve ağır metal içerdiği biliniyor. Bu işin artık “çivisi çıkmış”, çivi çakacak bir yetkili, etkili makam birim var mıdır? Kesinlikle yoktur.

Bir zamanlar “çayda radyasyon yok” deyip içen bakanımızın “kanser”den öldüğünü unutmadık. 

Doğruları söylemek, söyleyince de zaten “gündem bunları konuşmak için uygun değil” diyorlar. Aslında gündemi terör var diyerek öyle meşgul ediyorlar ki. TÜİK raporuna göre, “yılda ~1 milyon kişi ölüyorsa günde 3000 kişi ölüyor demektir”. Bunun % 20’den fazlası kanser, % 40’tan fazlası kalp damar dolaşımından öldüğü raporlarla tespit edilmiştir. Siz hiç günde 3000 kişinin 600’ünün kanserden, 1200 kişinin kalp rahatsızlığından öldüğü hakkında bir haber duydunuz mu? Duymazsınız. Tercüman’ın 800 bin sattığı günlerde Rauf Tamer bir yazı yazar; “Cambaza Bak…” O günlerde de sağ-sol, Alevi-Sünni meselesi vardı. Sağcılar solcular birbirini öldürüyor, ülkücüler, komünistler, tarikatçılar çatışıyordu. 

“Cambaza bak”. Evet bizi hep cambaza baktırdılar. Bu arada Türkiye’nin mümbit topraklarını yok ettiler, pis emellerine alet ettiler. Şimdi de terör var deniyor. Günde 400-500 kişi neden kanserden ölüyor? Niye bin kişi kalp krizi geçiriyor, hiç soran yok. Mesele burada. Bunun sebebi gıda terörüdür. İthal besinin içeriği belli değil. Yıllarca anlattık, gıda adı altında posa yiyoruz. Beyin kodlarımızda olmayan ne yersek yiyelim hiç birinin bedene faydası olamaz. Tuzun 83 değerini atmışız sodyum klorür yemeyin diyoruz. 

“TUZSUZ İNSAN DELİRİR”

“Tuzsuz Deli Bekir” temaşa tarihimizde önemli bir karakterdir. İneklere ve koyunlara besili olsun diye tuz yediririz. Süt, çocuklar için faydalıyken herkese süt içiriyoruz. Tereyağı yemeyin bile dediler. Kaynatılmış peynir yiyin, çökelek yiyin, kefir için ama süt içmeyin. “Süt mukustur”. İçindeki “kalsiyum”. Lahana, brokolide azdır. Hem de tabii kalsiyum. Doğada beslenen, sağlıklı ineği bulun sütünü beraber içelim. İneklerin de genleri değişmiş.

Eskiden 6 ayda tavuk olurdu şimdi 1 ayda oluyor oluyor. Tavuk dişi değil mi? Niçin erkekler tavuk yiyor? Artık erkekler kadın olmuş niye? Tavuk yiyerek mi acaba? Tavuk dişidir, östrojen, prolaktin hormonu salgılar. Dünyada tavuktan yapılmış ürünlerle kadınların kadın hastalıkları tedavi olunur. Türkiye’de tavuk yiyen çocukların göğüslerine bakın kızların memeleri gibi. Bu yüzden çocuk sahibi olamayan ailelerin sayısında artış var. Bakın bir gıda terörü dedik neler çıktı. Hocam derdi ki “ne yerseniz osunuz”. Hele yıllardır, diş macunu diye bize dayatılan Florin’in insanı zehirlediğinin ortaya çıkması ile Avrupa’da kullanımının kısıtlanmasını millete nasıl açıklarsınız? Ülkemizde faaliyet gösteren 200 üniversite ne yapıyor Allah aşkına? Bunları on yıl önce söylediğimizde bize deli diyorlardı. Sonra gördük deli olan biz değilmişiz. Anadolu’nun necip insanları on binlercesi sakat doğdu. Sürüne sürüne hastane kapılarında, deli hanelerde ilaç torbalarıyla yaşamaya mahkûm edildi. Bundan sonraki haftalarda bunları tek tek açıp bu ülkede ilaç terörünün, elektromanyetik ve metafizik terörün zararlarını sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz inşallah…

WhatsApp ihbar ve irtibat hattı: 0 530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle