GIDA SEKTÖRÜNDE YABANCILAŞMA! Tamamlayıcı tıpta millileşme mi!!!? Yoksa...!
Geçen gün bir akademisyenin makalesini okudum. Çok ilginç, gıda sektörü tamamen yabancıların eline geçmiş, yayınlar hep devletin verileri. Türkiye ekonomisi hızla yabancılaşıyor.
Sadece 2017 yılında 15.1 milyar lira değerindeki 47’den fazla Türk şirketi değişik ülkelerden gelen yabancı şirketlerin malı oldu. Bunlardan 36’sı başta Hollanda olmak üzere, Avrupa ülkeleri ile Japonya… Bu alımlarla yabancı şirketlerin ele geçirdiği 47 şirketteki yabancı hisse ağırlığı yüzde 68’e ulaştı.
Yabancılar gıda sektörünü ellerine geçiriyor!
Gıda, ilaç silahlı teröristleri yabancılaşıyor!
Hani diyoruz ya gıda teröristleri en tehlikeli sonra ilaç ve silah teröristleri. Dünyayı bunlar idare ediyor bizim için önemli olan gıda!
Tarımsal alanda düne kadar kendi kendine yeten bir ülkeydik sonra neler olduysa bu ülkede meyveden sebzeye tahıldan kuru bakliyata kadar İthal etmeye başladık!
Geleneksel tıp kongresi!!!
Geçenlerde Tamamlayıcı Tıp Kongresi yapıldı! Basından duyduğumuz kadarıyla alınan kararların bir tanesinde diyor ki; “Artık bitkisel ilaçlar Sağlık Bakanlığı denetimine geçiyor ve Fitoterapi eğitimi alan doktorlar tarafından yazılacak”.
Fitoterapi eğitimliler doktorlar içinde bir elin parmakları kadar, peki onlar da yazacak mı?
Hadi yazdı diyelim nereden alacaklar? Eczaneden!
Yani işi yokuşa sürmek!!!
Serbest piyasa ekonomisine direnmek!
Marketingde bir metot vardır! Satışı kolaylaştırmak ise bunlar ne yapıyor zorlaştırmıyor mu? Sahi bunlar kim?
Belki de arkasında Tabipler Birliği’nin kararlarının çekincesi de yatabilir!
Kongrede açıklananlara kesinlikle karşı değiliz, yapılanlar doğru ve bir yola girmiş!
Ve çok başarılı sunumlar yapılmış. Türkiye’deki yıllardır bize karşı olan doktor beyinlerinde bir şeyler değişmiştir diye organizeyi faydalı görüyorum!
Dünyadaki örnekler nasıl! Mesela Amerika’da bütün bitkisel vitaminler ve benzeri ürünler büfelerde satılır, yani küçük dükkanlarda ve Amerika’nın her yerine yayılmıştır.
Avrupa’da reform house yani gelişmiş ev ürünleri satılan dükkanlar 20 binlik ilçede en az iki tane vardır!!!
Peki buralarda ne vardır? Mesela yeşil çayından yanına tabletinden ekstratına, sabundan kremine kadar en az o ülkede üretim yapan 20’ye yakın firmanın aynı malı teşhir edildiği yerler vardır!!!
Öyle küçük dükkanlarda değildir bunlar!!!
Avrupa insanı buraya girer istediği markanın kantarononu, zencefil tabletini veya o deve dikeninin hapını alır rahatça. Hastalanmadan seçme hürriyetine de vakıf olarak bu ürünleri temin edebilir, gerçek budur uygulama da böyledir.
Peki orada bu ürünleri kim tavsiye ediyor doktorlar mı? Dünyanın birçok ülkesinde doktorlar bitkisel destek ürünü reçeteyi de yazabilir ama devletin böyle bir müdahalesi yoktur!
Türkiye’de kongrenin aldığı karara göre; Fitoterapi eğitimi görmüş doktorlar mı tavsiye ediliyor? Hayır, halk istediği gibi bu ürünü gidip o dükkanlardan alabilir. Pratik dediğimiz doktor olmayan, belli bir eğitim gördükten sonra bu en az lise eğitimi ve üniversite eğitiminden sonra yani gıyabi dediğimiz 2-3-4 yıllık kurs eğitimi alarak; başta sülük uygulaması, kupa uygulaması, fitoterapi uygulamaları, mesaj uygulamaları gibi tamamlayıcı tıpın bütün sahalarında reçete yazıp rapor verip uygulama yapabilen insanlarla bu hizmetler yürütülmektedir.
Eşim ve üç kızım sağlık eğitimi almış tıp doktoru olarak onların o çileli eğitimini gördükten sonra yazık değil mi? Türkiye’de en az 25 yıl okuyarak bir doktor olan kişinin hastanede veya bürosunda oturup insanlara bitki tercih yaptırması, sülük, kupa makinanın yaptı ozonu vs... uygulaması yazık değil mi? Devletimiz bu kadar zengin mi? Neden burada dünya ülkeleri ölçüleri kıstas alınmaz, örnek alınmaz?
Ben sadece soruyorum !!!
Ben bu işin öncülüğünü yapan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın v bu işin başkanlığını yürüten Türkiye’nin bu sahada tek kişi olan Emine Erdoğan hanımefendinin böyle düşünmediği kanaatindeyiz! Onun söyledikleri, düşünceleri, görüşleri ortadadır! Bir önceki makalemde de bütün konuşmalarını tek tek verdim ama basında gördüğümüz hiçbir açıklama onun açıklaması değil!
Bana gelen yüzlerce mailde ‘hocam bunlar ne yapmak istiyorlar’ın cevabı olarak bunları okuyucularımla paylaşmak istedim.
Bütün bu provokatif açıklamalar ve uygulama cehdleri Sayın Emine Erdoğan’ın açıklamalarının ve kongrenin sonuçlarını yansıtmamaktadır.
24 Haziran’dan sonra Türkiye’nin seçilmiş Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın istek dilek ve temennileri noktasında bu milletin ihtiyaçlarına göre Türkiye’deki sağlıklı yaşam merkezlerinin, burada istihdam edilecek kadroların, Türkiye’deki binlerce Peygamber sünneti olan hacamat kültürünü yaşatmak isteyenlerin, bitki çeşitliliği yönünden dünyada öncü olan ülkemizdeki bitkisel besin destek ürünlerindeki çeşitliliğine daha çok destek olunmalıdır!
Türkiye bir yol ayrımındadır!
Bunlar gerçekleşmezse Türkiye yabancıların kontrolünde yerleşik düzenin bürokratları tarafından peşkeş çekilerek tarihin karanlıklarına doğru itilecektir!
Biz bunun olmayacağı kanaati ile 24 hazirandaki yeniden dirilişin destekçisi olmaya bütün gücümüzle devam ediyoruz.
Halkımızın bu gibi açıklamalara kanarak beyinlerini bulandırmanın maksatlı olduğunu bir kere daha altını çiziyor durmak yok 24 haziranda hedef yeniden büyük Türkiye’nin kuruluşu için desteğimizi sürdürüyoruz!
Hep birlikte daha güçlüyüz vesselam!







