Ermeni ve işbirlikçilerinin “Hocalı Soykırımı” Yerli işbirlikçilerinin “28 Şubat muhtırası”nın perde arkası! (2)
DEMİREL VE EKİBİ DEVREDE ...!
Hocalı’da Karabağ’da yaşanan çarpışmalarda yaralananlar için Türkiye’den yardım gönderilmesini dahi engelleyebilecek kadar çıkarcı düşünenler ve yine dönemin Başbakanı Demirel’in niçin yardım etmediği sorgulanırken akıllara, “karşılığında bir şeylerin istenip istenmediği” şüphesini de getiriyordu. Hatta o dönem, Türkiye’deki dışişleri bakanlarının yanlış bilgilerle kamuoyunu ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı yanıltmaları, Rus ajanı olduğu sonradan ortaya çıkan bakanların ve dışişleri yetkililerinin kimler olduğu hepsi kayıtlarımızda mevcut olup, Kafkas Mezalimi kitabında inşallah yazılabildiği kadar yazılacaktır. İşte Hocalı’ya istenen helikopterleri göndermeme karşılığında ne istendiği ile ilgili devlet arşivleri de bir gün açıklanacak. Ancak bizim, zamanın Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey’den bizzat dinlediğimiz sözler dehşet vericidir…
DEMİREL İLE ÖZAL’IN ÖNÜ MÜ KESİLİYOR?
Elçibey’in damadı olan Alim Semedbeyli’nin sözlerinin altında neler yattığını, bu necip millet bir gün anlayacaktır. Her gün söylenen “bir millet-iki devlet” lafının ötesinde artık bir şeyler yapılmasının vakti gelmiş de geçmiştir. O zamanki siyasilerden rahmetli Alpaslan Türkeş’in Fransa’da Petrosyan’la görüşüp, rahmetli Turgut Özal’ın çözüm problemlerini ve Karabağ’ı kurtarma projelerini Türkiye’deki Başbakanlar ve dışişleri bakanları ve gönüllü teşekküller engellemiştir. Evet, engellemiştir. Bizler bunların şahidiyiz. Diğer şahidi de, o ülkenin cumhurbaşkanları, bakanları ve bizim kadim dostlarımızdır. Halen aynı oyunlar, komşularımızla içimizdeki hainlerle sürekli oynanmakta ve Türkiye tam bağımsız olana kadar bu problemlerin devam edeceği görülmektedir.
ÇÖZÜM: MİLLİ VE YERLİ GÜÇLERLE İŞBİRLİĞİ...!
Bunlardan kurtuluşun tek adresi; Anadolu’nun bağrından çıkmış milli ve yerli insanlarla hedefe gidilmesidir. Stratejik görevler bu insanlarla icra edilmelidir. Başka da bir kurtuluş yolu yoktur. İşte son yaşadığımız; bu necip milletin yok edilme projesi olan 15 Temmuz hareketi de, bu milli ve yerli olmayan insanların göreve getirilmesi, güç bakanlıklarında ve güç birimlerinde yer verilmesiyle olmuştur.
-Allah (cc) başımızdaki yetkililere feraset nasip etsin ki;
Bir daha ne 15 Temmuzlar, ne komşularımızda Hocalı soykırımları, ne Kerkük katliamları, ne Musul ve Şam’daki Türkmen bozgunları bir daha yaşanmasın. Asıl olan Anadolu’nun muhafazasıdır; bu da milli ve yerli insanlarla olacaktır vesselam.
28 Şubat muhtırası
YILLAR ÖNCE “yerli işbirlikçileri”nin “seçilmiş iradeye” karşı bir “muhtıra”sı vardı: “28 Şubat muhtırası”
Peki kimdi bunlar...!
Bugün 15 Temmuz’u yapmak isteyenler, yani seçilmiş iradeyi ortadan kaldırıp bu ülkenin kalkınmaması, yine harici işbirlikçileriyle yerli tetikçilerin beraberliğinde güdümlü bir hükümet modeli isteyenlerdir...!
Bunun “neden”i, “niçin”i, “nasıl”ını 28 Şubat’a geliş sürecini anlatmak istemiyorum! Zaten bu hafta, bütün köşe yazarları, malum stratejistler kuyuya atılan boş taşı çıkartmak için öyle şeyler yazdılar ki biz bile şaşırdık!
-Ben sadece bir şey soruyorum:
28 Şubat mağduru olan bir partinin bugün başbakanlığını ve pek çok eski bakanlarının bulunduğu AK Parti’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin önderliğinde yürütülen “evet” kampanyası yürütülürken.. Bugün iktidarda olanların eski partilerince “Tenkit edilerek”, “şer cephesi” ile beraber işbirliği içinde “hayır” kampanyası yürütmesi ne demektir? 28 Şubat döneminin bakanları ve bilhassa Adalet Bakanı’nın çıkıp, 28 Şubat’a herkesin müdahil olduğu bir dönemde “müdahil değiliz” demesi düşündürücüdür...
TURGUT ÖZAL’A DA
AYNISINI YAPMIŞLARDI!
Rahmetli Turgut Özal döneminde de bir takım “milliyetçiler”in ve “milli görüşçüler”in reformlara karşı çıkıp Özal’ı indirmek istemeleri, bugün bize Türkiye’nin “seçilmiş cumhurbaşkanı “ ve “yeni cumhurbaşkanlığı sistemine hayır” kampanyasında aynı güçlerin (bir farkla Devlet Bahçeli’nin basireti sayesinde “evet” diyen gerçek “ülkücü milliyetçilerin” dışında) oyunlarına devam ettiğini göstermektedir.
-Sapı ve ipi başkalarının elinde olan “milliyetçiler”le bazı “milli görüşçüler”in bir parti olarak ve bunların içinde en önemlisi de bir zamanların milli görüşçü bakanı; bana da rahmetli Erbakan hocaya anlattıklarımdan dolayı “FENOMEN MARANKİ” diyen “Adalet Bakanı”nın müdahil dahi olmaması düşünülmesi gereken bir konudur!
-28 Şubat’ta Türkiye, cumhuriyet tarihindeki en büyük maddi ve manevi yıkıma uğramıştır...!
Türkiye’deki partileri kimler idare ediyor?
İpin ucu kimin elinde!
Değerli okuyucularıma hem “milliyetçi camia”ya, hem de “milli görüşçü camia”ya aydınlık günlerin yakın olmasını artık engellememelerini, gerçekleri görmelerini ve Anadolu insanımızı daha akl-ı selim olmaya, aynı hataları işlememeye ve düşünmeye davet ediyorum…
İhbar hattı: 05302000096 İrtibat:[email protected]







