--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ermeni ve işbirlikçilerinin “Hocalı Soykırımı” yerli işbirlikçileri (1)

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Bu hafta size geçen hafta salı günkü yazımızda dikkat çektiğimiz ve perşembe günü de sayın başbakanımızın açıkladığı “Siber tehlike”den bahsedecek ve Ülkemizi bekleyen tehlikeleri yazacaktım!  -inşallah uygun zamanda radyasyon, beyin kontrolü, siber tehlikeleri yazacağız bugün konumuzla da bağlantılı yine bir “beyin kontrolü”yle oluşturulan soykırımcı, Mançurya kobaylarından, ölüm makinelerinden, ancak “beyin kontrolünde yapılabilecek “ akıl almaz “vahşi cinayet”lerden bahsederek, “Hocalı soykırım”ından “ibret  alınarak” tarihin tekerrür etmemesi için bir kere daha yazalım dedik.. 

HOCALI UZMANLARI KONUŞUYOR!!! 

-Azerbaycan’da birleşmiş milletler de Türkiye cumhuriyeti adına görevli bulunduğum yıllar arasında yaşadığım kanlı 20 Yanvar (Ocak), Hocalı 25-26 (Şubat) olaylarını acaba aralarında hiç Azerbaycan’ı, Karabağ’ı, Laçin’i, Agdam’ı, Şuşa’yı, Kel Becer’i, Hocalı’yı gören var mı bilmem!!! Ama herkes Tv’lerde gazete köşelerinde konuştu yazdı çizdi... 

15 YIL KAFKASLAR’DA YAŞADIM!.. 

-Hayatımın en verimli günleri saydığım Kafkasya’daki 15 yıl süren görevim sırasında,  Gürcistan’ı, Ermenistan’ı, Azerbaycan’ı, Dağlık Karabağ’ı, Dağıstan’ı görüp, adım adım gezen, tarihi canlı olarak yaşadığım bu mekanlarda olanları bir de ben “Hocalı Soykırımı”nın yıldönümünde sizlerle paylaşmak isterim ama perde arkasını anlatarak hem de hiç duymadığınız şekliyle.. 

O zaman Rusya’nın, Ermenistan’ın, Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin ve müdahil olan diğer dünya devletlerinin olaya nasıl uzaktan, hangi menfaat duyguları içinde, hangi niyetlerle baktıklarını tarihe kayıt geçsin diye yazmak istedim... İnşallah bütün bu birikimimizi “Kafkas Mezalimi” kitabımızda kaynaklarıyla, şahitleriyle ve perde arkasıyla sizlerle paylaşacağımız günler yakın... 

HOCALI’DA NE Mİ OLDU!.. 

1992 yılının 25 Şubat’ında, bir gecede Hocalı’da Ermeni ordusu tarafından 300’den fazla tankla yapılan baskında 613 kişi feci şekilde ve hunharca, hiçbir insanın hak etmediği canice yöntemlerle, işkencelerle öldürüldü, 487 kişi ağır yaralandı ve sakat kaldı, 1275 kişi ise esir alınarak götürüldü ve çoğundan bir daha haber alınamadı. Müslüman Türklere yapılan asimilasyonlar karşısında, cani saldırılar, tecavüzler ve yağmalamalar karşısında dahi sessizliğini koruyabilen İnsan Hakları Örgütü, bu olay karşısında nihayet sessizliğini bozarak bunun bir soykırım olduğunu kabul etti. Peki, bir anda 300 tankı harekete geçiren sebep neydi? Neden bunca insan bir anda hunharca yok edildi? Şimdi gelin bunun biraz, burada açıklanabildiği kadarıyla perde arkasını aralayalım. Hocalı kenti bir zamanlar askeri açıdan son derece önemli, Dağlık Karabağ’a yakınlığı ile stratejik önem taşıyan bir kentti. Bu nedenle Ermeni askerleri tarafından tam 413 gün kuşatma altında kaldı. Bu süre içinde Hocalı halkının dünya ile irtibatı tamamen kesildi. Bu özellikle ve planlanarak yapılmıştı. 26 Şubat 1992 günü bu kuşatma tam bir soykırıma dönüştü. Kentten soğuk havada yürüyerek kaçmaya çalışan halk kendilerini bekleyen tuzaktan habersizdi. 

HOCALI’YI YAŞAYANLARI KONUŞTURDUK!.. 

Ebulfez Elçibey’in, “Kabul edilmiştir ki, Ermeniler işgalcidirler. Bugün, yarın ve bundan sonra bir çağrımız olmalıdır. İşgalcilere ölüm. Yaşasın Karabağ, Yaşasın Azerbaycan” diyerek dünyaya duyurduğu soykırım öncesinde Azerbaycan büyük bir ilerleme içerisindeydi ve bu ilerlemenin önüne geçilmezse Ermenilerin Karabağ’a ulaşmaları zorlaşacaktı. Bu konuda yaşananları BAB Yönetim Kurulu Başkanı ve Elçibey’in Damadı Agil Semedbeyli şöyle anlatıyordu, “Azerbaycan hızla gelişiyordu.  Bu gelişmenin devam etmesi ile birlikte, Azerbaycan tam bağımsızlığına kavuşabilecekti. Hatta Kafkasların tamamen Rusların elinden çıkması dahi söz konusu olabilecekti. Bunun önüne geçmek isteyen ülkeler bu senaryoyu uygulamaya koydular. Yoksa Ermenilerin Azerbaycan’la savaşacak ne cesareti ne de gücü var. Ermenistan şu anda Rusya’nın uydusu halinde, bu nedenle yaşananları anlayabiliriz. Ama Türkiye’nin Başbakanı Süleyman Demirel’in bu durumda dahi Elçibey’i devirmek için uğraşmasını anlamak, kabul etmek mümkün değil. Ayrıca o dönemde Demirel’in Azerbaycan’a yaptıkları hem bize hem de Türkiye’ye çok pahalıya mal oldu.” Bu konuda bizzat benimle yapmış olduğu sohbetlerde Elçibey, daima Türklüğün büyüklüğünü vurgulamıştır. 

ELÇİBEY’İN “BİZE ANLATTIĞI” HATIRALARINI YAYINLAYACAĞIZ! 

Cumhurbaşkanı Elçibey,  “Ben Cumhurbaşkanlığından uzaklaştım, Türklüğümden uzaklaşmadım. Cumhurbaşkanlığından düştüm ama insanlıktan düşmedim. İnsan kardeşini bir arar. Bir helikopter yollasa, bir cerrahları yollasa, doktor yollasalar tedavilerine yardımcı olsa olmaz mıydı?” diyerek yine anlayan beyinlere önemli mesajlar vermişti. Elçibey bu sözleri Süleyman Demirel için diyordu. Çünkü onu indiren Haydar Aliyev ile orada ortak şirketler kurdu. Türkiye ve Azerbaycan’da kurulan Egebank’ın ortakları kimdi? 

DEVAMI CUMA’YA

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle