Dünyada ve Türkiye’de mistik değerlere saldırı!
Dünyada küresel sermaye ve işbirlikçileri habitatımıza flora, faunamıza yani havaya, toprağa, suya müdahaleler yanında dünyada yaşayan insanları istedikleri noktada dizayn edebilmeleri için yaptığı saldırılar yanında son yıllarda, aylarda ve günlerde giderek artan mistik inançlarımıza ve dini değerlere de İslamofobi adı altında İslam dininin kutsal olan Kur’an ve peygamberine saldırılarda giderek artmıştır..
Aslında bu fotoğraf son yıllarda her sene tekrarlanmakta fakat “siyasetin umursamazlığı, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, ateş düştüğü yeri yakar.. vs” mantığındaki somut olarak açılmayan adımlar sebebiyle geçiştirici palyatif tedbirler gereği hem İsveç’te hem Hollanda’da dün olduğu gibi yarın da pek çok ülkede bu yara kaşınmaya devam edecektir..!
Bunun çözüm yolu ve yeri millet tarafından kendilerine yetki verilmiş hükümetler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olmasına rağmen yıllardır insanların “dini inançlarından ve söylemlerinden dolayı” mağdur oldukları, yargılandıkları halen de hapishanelerde yaşatıldığı bir dönemde maalesef hiçbir iktidar ve siyasi parti mecliste hiçbir somut karar almayarak kanunlarda hiçbir düzenleme yapılmamıştır yapılmamaktadır...!
Yaşayan bilir!
Bunun en büyük mağduriyetlerini insan neslinin ruhsal ve bedensel olarak küresel sermayenin ve güçlerinin saldırıları karşısında geleceğimiz olan başta çocuklarımız ve nesillerimizin korunması noktasında mücadele veren biri gibi TC Yasaları karşısında bana göre hem bu ülkenin hem de insanlığın düşmanı saydığım kişi ve kuruluşlarca şikayet sonucunda 57 tane soruşturma geçirmiş “tamamından takipsizlik almış” birisi gibi ve maalesef sonunda “Çamur at izi kalsın” gibi bu bozuk düzenin düzeltilebilmesi için siyasilere yazılı ve sözlü yaptığımız uyarılara cevaben, “Maranki hocam; kesinlikle böyle bir şey yoktur! Nasıl olur da Allah’ın ayetleri, peygamberin hadisleri noktasında Türkiye Cumhuriyeti kanunları ceza yazar.. vs” sözleri de maalesef Türkiye idare eden milletvekili ve bakanlarımızın bu kanunlardan ve uygulamalardan habersiz olduğunun bir ölçüsüdür!
Yazdıklarım yaşanmış hadiselerdir!
Maalesef bugün de aynı ehliyetsiz ve liyakatsiz kadrolarca veya maksatlı güçlerce bu zulüm yerleşik düzenin yıllardır tahakkümü altında bu necip milletin torunlarına devam ettirilmektedir...
Dünyada pek çok devlette ve Türkiye Cumhuriyeti hapisanelerinde maalesef bugün dini inançlarından ve söylemlerinden dolayı olarak hâlâ medrese-i yusufiyelerde çile dolduran insanlar ve dini inançlarından dolayı mağdur edilen Müslümanlar mevcuttur!
Kur’an, peygamber ve dini inançlar kanunla korunmaya alınmalıdır.
Bugün dünyadaki bu saldırılar yanında maalesef TC yasalarında Allah’ın Kur’an’ındaki ayetler ve peygamberin sünnetleri kesinlikle delil ve doğru kabul edilmemekte, kanunlarla da kesinlikle savunulmamakta, ilgili kanun maddeleri delil gösterilerek para ve hapis cezalarıyla muhatap edilmektedir...!
Kur’an’da geçen zencefil şerbetinin hastalıklara şifa olabileceği, yemek öncesi ve sonrası tuz yenilmesi …vs sünnetullahın tavsiye edilmesi ve konuşulmasının suç sayıldığı mahkemeye taşınan bilirkişi taleplerinde, üniversite ve tıp fakültelerinin hiçbirinden bunların şifa, olduğuna dair hiçbir olumlu cevap alınamaması hatta kesinlikle hurafe ve inkarı da bugün gelinen noktada TC’de Allah peygamber hükümlerinin ve üniversitelerin sekülerist Ortodoks tıp yöntemi ile idare edildiğinin kanıtıdır!
Kur’an ve peygamber sözleri hiçbir zaman kanunlar karşısında delil olarak kabul edilmemektedir...!
İnanç yapımıza göre günah sayılan bu gibi hadiseleri milletimize çektirilen cezai sıkıntıları sanırım hem bugün iktidarda olan partiler yanında muhalefet partilerinin ve siyasi arenadaki aktörlerin dikkatine sunarken; bugünkü Anadolu insanının mağduriyetinde, başına gelenlerden, felaketlerde, sıkıntılarından başta kuraklık, sel, hastalıklar yanında pek çok olumsuzlukların inandığımız İslam dini icabınca Yaratıcı tarafından göz önünde bulundurulmaktadır diye düşünenlerdenim...
İSVEÇ’TE KU’RAN-I KERİM’İN YAKILMASI
TC MGK’da İslam karşıtı ırkçılığın bir tezahürü olan ve milyarlarca insanın kutsal değerlerini hedef alan menfur saldırılar şiddetle kınanmıştır. “Din, vicdan ve düşünce hürriyeti gibi değerleri temellerinden sarsan, demokrasi ve ifade özgürlüğü ile de izah edilemeyecek eylemleri teşvik ve himaye edenlerin, insan haklarını hiçe sayan bu nefret suçuna ortak oldukları hatırlatılmıştır.”
Bundan kurtulmanın yolu bunlarla ilgili acilen kanuni seviyede vahşi kapitalizmin ve küresel şeytanın ve sermayenin tahribatlarından neslimizi koruyacak tedbirlerin acilen kanuni seviyede TBMM’de somut olarak alınmasının sağlanmasıdır!!!
Onun dışındakilerin hepsi afaki, malayani boş şeylerdir..!!!
Anadolu’nun asıl ve asil insanları Allah’a, peygambere, inançlarına belki de binlerce yıldır geleneksel anlayışlarına ve törelerini aykırı bu yapılanları asla unutmayacaktır! Kanunların korumasındaki bu şer güçlere soramadığı ve belki de ilahi manada Allah’a havale ettiği bu çilelerin sıkıntıların mağduriyetlerin.. Ve bu mağduriyetleri gidermek noktasında adım atan siyasilere de mükafatını veya hesabını da bütün siyasilere beş yılda bir defa kendilerine tanınan şans gibi demokrasi adına sandıkta son sözünü söyleyecek hesabını da soracaktır; sormalıdır da!!!
Regaip kandilimiz mübarek olsun.
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96







