Depremin perde arkasındaki sır-3
Kahramanmaraş merkezli 11 ilde ve geniş bir sahada görülen binlerce ölüm, yüz binlerce yaralı canlar yanında maddi kayıplarımızda ocaklara ateş düşürmüş alınan bütün tedbirlere rağmen bir o kadar canımızı yakmaya da devam ediyor!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yapılan bütün dezenformasyonlara rağmen daha önceki depremleri yaşayan ve sahada vazife yapan birisi gibi gördüklerimiz ve yaşananlar önceki depremlerden çok farklı olarak; sayın devlet büyüklerimizin dediği gibi; “Devlet baktığınız ve bastığınız her yerde tüm heybetiyle, tüm haysiyetiyle, tüm hükümranlığıyla hakimdir, hadimdir. Ve sahadadır!”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün bu organları yanında hükümetin bakanları, milletvekilleri, belediye başkanları ve bütün sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız ellerindeki bütün imkanları ile bu yarayı el birliği içinde sarmaya çalışıyoruz!
Yardımlar giderek artacak! İnşallah yaralar sarılacak! Devletin öncülüğünde yapılan yardım kampanyaları ile hepimiz gücümüz nispetinde devletin resmi kurumların Kızılay, AFAD yanında İHA gibi kuruluşlar eliyle de Anadolu’muza düşmüş bu ateşe su taşımaya devam ediyoruz..!
Bunun yanında dünyadan başta Türk dünyası ülkeleri Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk devletleri teşkilatı üyeler, Macaristan yanında Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail ve İslam ülkelerinden başta Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt gibi pek çok İslam ülkesi de maddi ve manevi yardımlarıyla yanımızda oldular ve olmaya devam ediyorlar!
Bütün insanlığın hasreti olması gereken bu birlik ve beraberlikler, Rabbim bize böyle bir felaket sonunda bu ülkeler ve insanları bir araya böyle bir felaketle de olsa bir araya getirdiğini gösterdi!
Gönül isterdi ki, her zaman insanlık bu birlikteliği insani davranışlarına her zaman muhafaza etsin!
Bu kısa bilgi girizgahından sonra bu üçüncüsü olan deprem yazımda, bu zor günlerde depremin manevi yönü üzerinde yazdığım yazılara hakikaten düşünebilen, akıl edebilen, farkındalığı takipçilerimizden filozofi ve çok yüksek bir bakış açısı vs. diyerek gözyaşlarıyla, ‘olması gereken budur hocam’ diye tebrik edenler yanında işe maddi gözle bakanlardan da “Hocam yine işe Allah’a bağladın! O yıkılan binalarda müteahhitlerin, yapı denetim firmalarının, imar müdürlüğü personelinin ve bunu onaylayan belediye meclis üyesi ve başkanın hiçbir kusuru yok mu? Yönetimlerin hiç mi kusuru yok? İmar affından yararlanan binaların denetimini yapmayanların hiç mi kusuru yok” diyenler için de cevabıma bu sıkıntılı günlerde değil, zaten devletin Adalet Bakanlığı, savcıları, adli makamları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuda inşallah bu büyük canımızı yakan ülkemizi her aile için yaşa boğan hadiseden ders alarak kalıcı bir sonuç çıkaracaktır diye bütün görüşlerinize katılıyor, bu acılı günlerde bu yarayı deşme yerine yetkili makamlara bırakarak biz yine depremde hayatlarını kaybedenlerin şehitlik makamı yanında mallarının da sadakayı cariye müjdesini bir kere daha hatırlatarak geride kalanların neler yapması gerektiği noktasında ve insanlık için manevi noktada tarihten ve bu olaylardan ibret alarak bugün birkaç söz söylemek ve akla kapı açmak istiyorum!
Sayın hocam siz de her şeyi Allah’a bağlıyor her mevzuyu dinle, İslamiyet’le ilgilendiriyorsunuz?
Bilim adamları yani sekülerist -Allah’sız, peygambersiz- yani kanıta dayalı her meseleye maddi gözle bakan bilim adamları bunun bir doğa olayı olduğunu fay hattının kırıldığını, kaymalar olduğunu vs. sonunda bu afetlerin olduğunu söylüyor!..
Yani bunun ne alakası var Allah ile peygamberle, dinle kısaca Allah’la vs. diyenlerin sesi bu acılı günlerde Müslüman bir toplumda aşikare ve yüksek sesle çıkmasa da dün olduğu gibi bugün de yarın da bunların fikirleri ve bakış acıları hep böyle olacak ..!
Bunun sonucunda da felaketleri dün olduğu gibi bugün de yarın da acılarımız katlanarak yaşayacağız! Bugün olduğu gibi..!
Şimdi bununla alakalı bu ifadeye dikkat edelim, inanç yapımız gereği Kur’an ve Sünnet ışığında asrın İslam hukuku Mecelle ve müçtehitlerinin izahlarıyla hadiseye mana, maksat ve bir TV’de olabilir ümidiyle dün olduğu gibi bugün de insanlarca sorulan:
“Zelzele, küre-i arzın içinde inkilabat-ı madeniyenin neticesi olduğunu ehl-i gaflet işaa edip, adeta tesadüfi ve tabii ve maksatsız bir hadise nazarıyla bakarlar. Bu hadisenin manevi esbabını ve neticelerini görmüyorlar, ta ki intibaha gelsinler. Bunların istinad ettiği maddenin bir hakikati var mıdır?”
Yani olan bu sel ve deprem gibi felaketleri bir tabiat olayı, bir doğa hadisesi olarak gösterip; bunun Allah ve peygamberle ne alakası var diyenlere biz de aklı gözüne inenlere;
Biz de inanç yapımızla en yüksek sesle aklı gözüne inenlere, her şeye maddi gözle bakan sekülerist bilim adamlarına diyoruz ki; “Bu kâinat 1001 perdelikler içinde sarılı bir gül goncası gibidir! Her insanın simasındaki farklılık aslında bu simadaki hücrelerin atomların zerrelerin diziliş farklılığıdır..!
Kainatta ki en küçük hareketi kendi haline bırakmayıp da, iradesiyle müdahale eden yaratıcı koca dünyanın milyonları etkileyen hareketini, kendi haline bırakmış olabilir mi” diye soruyoruz..?
Dünyada olan bütün bu seller, depremler vesair hadiselere sadece maddi gözle bakarak, tüm bunlar tabiat olayları sonucunda olmuş diye ifade etmenin ne kadar akıldan, mantıktan uzak olduğunu aklı olan düşüne bilen herkes doğrular..!
Tabii ki fay hatları, kırık faylar var! Yeraltı sularının çekilmesi, fayları tetiklemesi tehlikesi var..!
Bunları biz inkar etmiyoruz!
Bilimsel buluşların ifadelerin tamamına katılıyoruz!
Kün fe yekün!
Ol deyince olduran bir güç var!
Ama bütün bu oluşumları hayata geçiren, bu icraatı tetikleyen, bu icraatı düzenleyen bu düzeneği kuran ve ona dokunarak hayata geçiren birisi var..!
Dünyadaki bütün olayların demek ki kendi kendine tesadüfen olma ihtimali yok! Düşünülmesi gereken bu maddi oluşumları olduran gücün manevi yönünü de gözler önüne sererek yeni bir düşünce ufku oluşturmaktır! Bu bakış açısı önümüzdeki problemleri aşmamız da yeni bir yol haritasını bize gösterecektir.
Devam edecek!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96







