Depremin perde arkasındaki sır!-1
Büyük bir musibet memleketimizi sarstı ciğerlerimiz yandı, canlarımız enkaz altında kaldı! Ölenlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz!
Kahramanmaraş merkezli bu deprem hadisesine sekülerist manada bakanlar, konunun uzmanları akademisyenler sebepler dairesinde pek çok sözler söyleyip tedbirlerini zaten dile getiriyorlar!
Bizler de bu dünyanın sahipsiz olmadığını Külli Şey’in Kadir olan bir Zat’ın kudretinde idare edildiğini düşünenler olarak inancımız gereği kaderi ilahi canibinden bakmak gerekiyor!
Pek büyük bir can ve mal kaybına sebep olan bu hadisede acaba Cenab-ı Hakk bize bununla nasıl bir mesaj verdi!
Acaba bizim buradan almamız gereken ders nedir?
Deprem musibetine Kur’an canibinden, Allah canibinden bakarak hadiseyi nasıl değerlendirilmeliyiz…!
Bugün medya, sanal alemde bütün yazılanları kaydediyor söylenenleri işitiyoruz...!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi “bu deprem normal bir deprem değil”!
Hakikaten bazı komple teorisyenleri diye adlandırılan bir kesimin söylediği gibi aynen bu ülkede “Corona hadisesinde Allah’ın yarattığı mikrobu laboratuvarda daha da zehirleyerek, değiştirerek millete musallat edildiğini yaşayarak son zamanlarda görülen kalp krizleri ve ölümlerin sayısının olağanüstü artışını gördükten sonra acaba” şimdi diyoruz ki;
Bu fay hattı dünyada emsali görülmemiş şekil ve yöntemi ile bir yerden değil de onlarca yerden nasıl kırılıp da onlarca artçıları ile halen devam edip tehlikenin daha büyüyerek devam etmesi kuşkuları varken ve nasıl on tane büyükşehir ilçe ve köyleri ile tahrip edip neredeyse büyük bir savaş yaşamış, hatta Japonya’ya atılan atom bombasının birkaç katı kadar tahribat yapılmış halinin neden ve niçinlerini de düşünmek ve mutlaka yetkililerce gelecekte olabileceklere, düğün değil seyran değil İstanbul’a demirleyen savaş ve uçak gemilerine de dikkat çekerek Allah muhafaza tedbiri için kaygı duymak lazımdır elzemdir mutlaktır!!
Dünyevi olarak meseleye dikkatli eğilip şeytanın gör dediğini görüp olayın sadece doğal bir hadise olduğu noktasındaki tespitten sonra mutlaka manevi cihetine de bakarak tedbir almak mutlaktır! Elzemdir, katidir!
İmani noktada meseleye baktığımızda; asrın müceddit ve müçtehitleri Kur’an ve sünnetullah da bu hadiselere değinerek; “Küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor, bazen de titriyor.”
Demek ki bu deprem hadisesi ne; sadece bir tabiat olayı, doğa olayı demek doğru değildir! Dünyada olan her bir hadise ve hareket doğrudan doğruya kudreti ilahiyle İrade-i Rabbaniye ile gerçekleşiyor! Yaratılan her şey güzeldir ya bizzat güzeldir veya neticeleri itibariyle güzeldir!
Şimdi Cenab-ı Hakk bütün küreleri, yıldızları, ayları, gezegenleri milyonlarca galaksileri muntazam seyahat ettirirken, dünyayı da hiç zelzelesiz, çatlaksız, hiç sarsıntısız seyahat ettiremez mi?
ALLAH (C.C)’IN GÜCÜ HER ŞEYE YETER!
O zaman sormamız gereken soru neden acaba bu fay hatları var? Ve niye bu sarsıntılar oluyor? Neden bu bölgelerde oluyor da diğer bölgelerde olmuyor? Bu deprem acaba ilahi iradede bize nasıl bir mesaj gönderiyor ve nasıl ve neyi düşünmemizi istiyor?!
Belli ki Cenab-ı Hakk bu depremlere mani olabilir… Hiç sarsıntısız, hiç depremsiz, çatlaksız, hiç intizamsız hareket etmeyen bir dünya yaratabilirdi!
Yerin altına bu atom bombası kadar güçlü bu fay bombalarını, bu fayları bizzat kendi iradesiyle koyan Cenab-ı Hakk sonsuz rahmet, merhamet ve şefkat sahibi olduğu halde, neden bu musibetlere müsaade ediyor?
Niye insanların başına bunlar geliyor…
Ya o masum çocukların suçu ne?
Kolonların, kirişlerin altında eziliyorlar, çığlıklarla ölüyorlar. Allah (c.c) şefkati, merhameti buna nasıl müsaade ediyor?
Şeytan da o noktadan girip bizi Allah’a, O’nun hikmetine itiraz etmeye, isyan etmeye sevk edebiliyor! Öyleyse bu hadisenin manasını, hakikatini idrak etmek icap ediyor.
Rahmet-i İlahi buna nasıl müsaade etti!
Acaba bu hadisenin altında yatan sebep nedir?
Bunları tek tek tahlil etmek gerekiyor.
YÖNETİCİLERİ VE BİRİLERİNİ SUÇLAMAK!
Birileri çıkıp da “Bu millete az bile, insanlar insanlıktan çıktı, her tarafta adaletsizlikten dolayı zulüm ayyuka çıktı! Zina arttı! İnsanlar faize boğuldu! Ülkemizdeki kuraklık, dün sellerle milletimizin imtihanı bugün de deprem, işte bütün bu musibetler onun neticesidir ..”
Haşa meseleye sadece böyle bakmak, böyle düşünmek şeytanın oyununa gelmektir!
MÜSLÜMAN’IN BU GİBİ MESELELERE BAKIŞ AÇISI NASIL OLMALI!
Kusuru başkalarında ve bir takım sebeplerde aramak yanında en büyük feraset ilk defa benim yüzümden oldu, benim hatalarımdan dolayı, çocuklarımıza Allah’ı, zerre kadar hayrın ve şerrin hesabının mutlaka bu dünyada ve ahirette sorulacağını öğretmedim! Müslümanın mesul olduğu makamda önce haliyle yaşayarak sonra da kal ile başta ailesine sonra da tebliğ, insanlığa haram işlememenin, günaha girilmemesi gerektiğini, bu günahların bir sonucunun olabileceğini anlatamadık mı acaba diye düşünmesi lazım Müslümanın..!
Hatta bizim gençliğimiz, bizim nesillerimiz günaha giriyor, onlar isyan ediyorsa o bile benim yüzümdendir. Çünkü ben evimde evlatlarıma, nesillerime sahip çıkamadım! Ben kendi derdime, dünyama düştüm. Çocuklarım okusun, doktor, avukat, büyük adam olsun diye ben evlatlarıma bu nesillere dinimi, atalarımızdan bize emanet kalan İlay-ı Kelimetullah davamızı helal-haramı gerçek İslam davamızı anlatamadım! Hakiki İslamiyet’in itikadi doğrularıyla yani hakkıyla onlara sahip çıkamadığım için bunlar bu hadiseler oluyor mu ???
Diğer suallere cevap arayarak elimizi başımızın arasına alıp bir kere daha;
Yöneticilerimizi ve başkalarını suçlamak yerine empati yaparak her seferinde de faturayı hep kendimize keserek nerede yanlış yapıyoruz sorusunu sorup, cevabını her makamda hepimiz mesuliyetimizin idraki dahilinde sormamız ve aramamız gereklidir!
Devam edecek ..
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96







