BİSMİLLAHİRRAHMÂNİRRAHÎM Diyerek yeniden başlayalım!
2023 yılı bir başkanlık seçimi daha Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Cumhur İttifakı birlikteliği ile 22.000.000 kilometrekareden; 780.000 km2’ye düşürttürülen büyük Selçuklu’dan yaşlı Osmanlı’ya, sonrası kurdurtturulan gürbüz cumhuriyetle bugünlere kadar gelindi!!
Maddi terakkide çağ atlarken!
Gelinen noktada zahiren ve maddeten büyük bir kalkınma hamlesi medeniyet formasında hayatımıza tesir ederken; maneviyattan dinimizin güzel bir hükmü olan esfel-i safilinden daha aşağıya doğru bir gidiş hızla tezahür etmektedir..!
Bugün gelinen noktada 20 yıl önceye göre yollarımız, köprülerimiz Marmaraylarımız İHA’larımız, SİHA’larımız savunma sanayiindeki ve Türk Silahlı kuvvetleri envanterine giren Kızılelma Hürkuş ve çok daha fazlası ile dünya devletleri arasında vurucu güç olarak ön sıralarda yerimizi almak üzere Türkiye bütçesinin büyük bir bölümünü bu işe aktararak bağımsız Türkiye’nin adımlarını atma yolunda hızla ilerliyoruz..!
Manevi terakkide uçuruma gidiyoruz!
Tabi bütün bunlar olurken maneviyatta da belki de bugüne kadar yetişen kadroların ve gelişen teknolojinin adaptasyonundaki geçiş sürecinde yapılamayanlar “Delalette olan bu iman ehline kurtarmak ve taklidi imanı, tahkikiye çeviremeyen eğitim ve din sistemi” başta okullarda tedris dizaynı olarak uygulanmaya konulmasıyla ikinci Türkiye 100 yılında bu problemler halledilecektir inşallah..!
Cambaza bak! Maalesef dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir !!
Cumhur İttifakının iktidarında maalesef Müslümana, dine, dini inançları olanlara saldırılarda, toplumsal olarak hem Kudüs’te Müslümanlara ve mabetlere yapılan saldırılar, Avrupa’da Kur’an-ı Kerim’e yapılan saldırılara çok büyük bir şekilde tepki gösterilememektedir!
Avrupa kanunları ile yönetiliyoruz!
100 yıldır yaklaşık Türkiye’de uygulanan onların kanunları ile yönetilmemize hiçbir Müslüman ses çıkaramamaktadır?
Bugün İsveç’te Hollanda’da, Danimarka’da Kur’an yakmalarına gösterilen tepki keşke o ülkelerin kanunlarıyla yönetilen ve Türkiye’nin bugün manevi dünyasına saldırı halinde olan bu kanunlara da yapılabilseydi! Bunun altında yatan sebep Müslüman bir ülkede gâvur dediğimiz Avrupa Birliği kanunları ile yönetilmek diye kısaca özetlenebilir!
Biz Kur’an’ı anayasamızdan çıkardığımız gibi Kur’an ve onun peygamberini bize emrettiği her şeyi kaldırdık, yerine Avrupa’nın kanunlarını koyduk, onlarla dost edinmeyin dedik dost olduk, faiz haramdır dedik devletin sistemini faizle kurduk ..!
Kur’an;
“Faiz alıp verenler, Allah ve Rasulüne savaş açmıştır” (Bakara 278) dediği halde, faizi hayatımızın bir parçası yaptık.
Zina, fuhuş, içki ve kumarı haramken helale çevirdik.
EY MÜSLÜMANLAR..!
KAFAMIZI ELİMİZİN ARASINA...!
KUR’AN’I DA ÖNÜMÜZE ALIP BİR KERE DÜŞÜNELİM...!
“Bir toplum, kendilerinde olan iyi hali değiştirmedikçe, Allahu Teala onlara verdiği nimeti değiştirmez.” (Enfal; 53)
Bir topluma ihsan edilecek maddî ve manevî ikramlar o toplumun gidişatına bağlıdır. Allahu Teala, iyi olan toplumlara kötü yöneticiyi musallat etmeyeceği gibi, kötü toplumlara da iyi yönetici nasip etmez..!
Onun için bugün mutsuzluk ve huzursuzlukların, adaletsizliklerin, geçim zorluklarının, hastalıkların, üzerimize seller gibi gelen felaketlerin, depremlerin, tarım arazilerindeki verimsizliğin, pahalılığın hepsinde…
Önce empati yaparak ben ve biz ne yapıyoruz ki Rabbim bize bunları veriyor veya vermiyor diye akıl edip, düşünmek, farkındalığı olarak hareket etmek lazım!
Nitekim Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Siz nasıl olursanız öyle idâre edilirsiniz..!
“Din nasihattir.” Hz. Muhammed (s.a.v.)
Evvelâ kendi nefsine, sonra insanlara nasihat et. Hz. Âli (r.a)
Müslümanın en büyük gayesi ahireti kazanmak olmalıdır!
Ben dünyada ve ülkemizde olan hadiselerle ilgili olarak; Müslümanın başına ahireti kazanıp kaybetme davası açılmış!
Büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvâsından daha ehemmiyetli bir dâvâ, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dâvâ açılmış ki, her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek dâvâyı kazanmak için bilâtereddüt sarf edecek.
“Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve “mülkü kazanmak veya kaybetmek davası” başına açılmış.
Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşf ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği davanın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?”
Ben nefsime diyorum ki: ahireti kazanıp kaybetme davasından başka davası olmayan Müslüman elini başının arasına alıp oturup bir kere daha düşünsün!
Bir saniyesi sonrası için bile garantisi olmayan bu fani dünya için; geçici dünya zevkleri ve hesabını veremeyeceğimiz makamları için ebedi sonsuz bir âlemi kaybetmeye değer mi?
La taknetü min rahmetullah-tövbe kapısı açık!
Ey makam mevki sahipleri,
Ey insanlık, ey nefsimiz!
Tövbe edip Bismillahirrahmanirrahim diyelim!
Gelin bu bayram sonrasında 2. Türkiye Yüzyılında hak ve istikametli yola dönerek yeniden bir beyaz sayfa açalım ve hak yolda bir başlangıç yapalım..!
Vesselam!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı 0530 200 00 96







