Biri bizi gözetliyor..!
Kainattaki halk edilen her şey, her şeyimize şehadet edecek..!
Kainatı yaratan, geceyi, gündüze geçiren, hayrı ve şerri bize öğreterek yol gösteren Kur’an’ı, vazifeli meleklerini ve yol gösterici peygamberlerini gönderen; kıyamet günü kaderi, hayır ve şerrin Allah’tan olduğu, ölümden sonra hayat ve sana verilen bu hayatın hesabının sorulacağını… Allah’ın bir peygamberin onun kulu ve Resulü olduğuna iman etmiş olan nefsimize bir kere daha hatırlatıyorum ..!
Zerre kadar işlediğimiz şerrin ve hayrın ana diskette kayda geçiyor… ve hesabının sorulacağını bir kere daha ilahi kitaptan tebliği noktasında hatırlatıyor, kalan ömrümüzü en azından bu hesaba göre yapmayı herkese bir kere daha Allah’ın rahmeti sonsuzdur.. Bismillahirrahmanirrahim diyerek yeniden başlamaya davet ediyorum..!
Helal daire keyfe kafidir! Harama girmeye gerek yoktur..!
“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.” [Taha-81]
Fussilet: 20- “Nihayet oraya geldiklerinde vaktiyle yaptıklarından dolayı kulakları, gözleri ve derileri onların aleyhine şahitlik eder.”
21- “Derilerine, “Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?” diye sorarlar. “Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu” derler. İlk önce sizi O yarattı, şimdi de yine O’na dönüyorsunuz.
22- Vaktiyle siz, ne kulaklarınızın ne gözlerinizin ne de derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınıyordunuz; üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.
23- İşte rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz sizi mahvetti, sonunda kaybedenlerden oldunuz.
Elinizin, dilinizin, gözünüzün … size şahadet edeceğini biliyor musunuz?
Âhirette insanların dünyadayken yapıp ettikleri ortaya konduğu sırada, kötülük işlemiş olanların bazı organlarının kendi aleyhlerine şahitlik edeceği (Nûr 24/24; Yâsîn 36/65). Gibi pek çok ayette de bildirilmiştir..!
Kur’an âyetlerinde gerçek adaletin tecellisi anlatılmaktadır!
Âhirette hiç kimseye haksızlık edilmeyecek, yargı sırasında günahkârların bizzat kendi organları da Allah tarafından verilen bir tür ifade kabiliyetiyle veya işledikleri günahların onlarda bıraktığı izler vasıtasıyla suçlarını ortaya koyacaklardır.
Buhârî ve Müslim’in Sahîh’leri gibi hadis kaynaklar bu ayetleri üstüne basa basa, şiddetle uyararak nazara vermiştir..!
Fussilet - 22: “Vaktiyle siz, ne kulaklarınızın ne gözlerinizin ne de derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınıyordunuz; üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz” meâlindeki bölümüyle ilgili olarak Abdullah b. Mes‘ûd’dan şöyle bir bilgi aktarırlar: “Bir ara Kâbe’nin örtüsüne tutunmuş duruyordum. Biri Benî Sakîf’ten, ikisi Kureyş’ten veya biri Kureyş’ten ikisi Benî Sakîf’ten olan üç kişi geldi. Bunların göbeklerinin eti çok ama akıllarının bilgisi azdı. O güne kadar duymadığım laflar ettiler.
Biri dedi ki: “Ne dersiniz, Allah konuşmamızı işitiyor mudur?”
Diğeri, “Sesimizi yükseltirsek duyar, yükseltmezsek duymaz”,
Üçüncüsü ise: “Bence açıktan konuştuğumuzu duyuyorsa gizli konuşmalarımızı da duyar” dedi.
Bu konuşmaları Hz. Peygamber’e anlattım; bunun üzerine “Vaktiyle siz, ne kulaklarınızın ne gözlerinizin ne de derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınıyordunuz; üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. İşte rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz sizi mahvetti, sonunda umduklarını kaybedenlerden oldunuz” meâlindeki bu âyetler indi buyurdu. (Buhârî, “Tefsîr”, 41)
ZAN İLE İLGİLİ KUR’AN AYETİ!
Taberî’nin kaydettiğine göre (XXIV, 112) Hasan-ı Basrî, “İşte Rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz sizi mahvetti, sonunda kaybedenlerden oldunuz” meâlindeki 23. âyeti açıklarken şöyle demiştir: “İnsanların amellerinin değeri Allah hakkındaki kanaatlerine bağlıdır. Mümin, Allah hakkında hüsnü zanda bulunur, bu sayede işini de güzelleştirir. İnkârcı ve münafık ise Allah hakkında sûizanna sahip olduğu için ameli de kötü olur.”
Baş olmanın ve kul olmanın mesuliyeti..!
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.”
(Ahzâb: 70-71)
“Onlar o kimselerdir ki, (kendilerine verilen) emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.” (Müminun: 8)
“Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ: 58)
“Allah’a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol!” (Hadis-i Şerif)”
Allah-u Teâlâ, âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd: 112)
Bu âyet-i kerime kantardır... Emrolunduğu gibi olursak O’nun kulu oluruz! Emr-i ilâhî hilâfına hareket edersek şeytanın kulu oluruz!
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyuruyorlar:
“Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür.” (Buharî)
Doğruluk imandadır, ameldedir, sözdedir! İslâm’ın emridir.
Bu âyet-i kerime üzerine kuran pek çok yerde işaret edip uyarıyor ..!
En başımızdakinden;
Seçilen milletvekillerine, belediye başkanlarına, devletin malına emanet ettiğiniz yetkililere her seviyesindekiler, tabii ki nefsimizi bir kere daha uyarıyorum ve hatırlatıyorum ..!
Ahirette bizi kurtaracak tutunma yeri, kurtuluş ipi bu ayettedir..!
Mutlaka O’nun emri, O’nun hükmü olacak, başka hiçbir şey olmayacak.
Hududun dışına çıktın mı!
Ağzımdan yanlış bir söz çıktı, her Meclis’te kaldırdığın her parmak, işaret ettiğin her şeyin hesabını vereceğini unutman hem de milletinin hem de kendi helâkine vesile olur! Her hal ve hareketinden seni birinin gözetlediğini ve kayda aldığını unutma ve “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
Vesselam!
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96







