--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bediüzzaman’dan Yazıcıoğlu’na!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
10

 

20 Mart 1960, sabah sa-at tam do-kuz-da Bediüzzaman’ın ace-le em-riy-le Is-par-ta’dan yo-la çık-ılır!

Kon-ya, Ada-na ve An-tep’ten son-ra Ur-fa’ya va-sıl ol-unur.

Yol-da Bediüzzaman mü-ker-re-ren:

“Evlatlarım! Hiç merak etmeyin. Risale-i Nur dinsizlerin, masonların belini kırmıştır, artık doğrulamazlar. Risale-i Nur daima galiptir” diyerek talebelerine telkinlerde bulunur!

Bayram Yüksel, Zübeyir Gündüzalp, Hüsnü Bayram, Ab-dul-lah Yeğin’-le buluşurlar ve Bediüzzaman’ı İpek Palas Oteli 27 nolu odaya yerleştirirler.

SAİD NURSİ HAZRETLERİ NASIL VEFAT ETTİ

Me-ğer mübarek Üs-tad’ımız ebedî âle-me göç-müş...

Zü-be-yir ağa-bey başucunda, dör-dü-müz Üs-tad’a ba-kı-yo-ruz. (Zübeyir Gündüzalp, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin)

Üs-tad’dan hiç ses gel-mi-yor-du... Fa-kat vü-cu-du sı-ca-cık-tı... Bi-zi müt-hiş bir te-lâş al-dı... Zü-be-yir Ağa-bey: ‘Ur-fa’da Elâ-zığ-lı Vaiz Ömer Efen-di var, ona ha-ber gönde-re-lim, o bi-lir’ de-di. Ha-ber gön-der-dik, gel-di. Üs-tad’ı gö-rün-ce, ‘İn-na lil-lâ-hi ve in-na iley-hi râci-ûn. Üs-tad ve-fat et-miş kar-deş-le-rim…’ de-di. 23 Mart 1960...

20 Ocak 2014 -Bediüzzaman’ın vasiyeti, Risale-i Nur’un yeniden dirilişi!

Diyanet İşleri Başkanlığımız Türkiye’den ve dünyadan pek çok âlim ve mütefekkirin eserlerini yayınladığı halde Bediüzzaman Said Nursi’nin herhangi bir eserini son dönemlere kadar yayınlamamıştır. İlk defa 20 Ocak 2014’te Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim’in tefsirinin ilk cildi olarak yazılan İşaratu’l-İ’caz’ı orijinal metni ve tercümesi İstanbul Eyüp ilçesinde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda İşaratu’l-İ’caz adlı kitabın üzerine kendi imzasıyla “bu vasiyetinizi yapmak bana nasip oldu…” diyenlerin arasındaki biri gibi burada tarihe kayıt düşmek istiyorum!

26.11.2014 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile devlet bu eserleri koruma altına almıştır. Bakanlar Kurulu’nun 2014/7007 sayılı kararı ile de eserleri yayınlama hakkı ve eserleri neşredecek yayınevlerine eserlerin aslına uygun metnini verme görev ve yetkisi Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilmiştir. Böylece eserlerin sadece Diyanet İşleri Başkanlığı değil ayrıca aslına uygun olarak yayınlama şartını kabul eden tüm yayınevleri tarafından yayınlanmasının yolu açılmıştır.

Mesleğimiz ilim ve fen ışığında hakikattir!

Gerek bu eserleri okurken gerekse de Kur’an-ı Kerim dışındaki bütün kitapları okurken Bediüzzaman Said Nursi’nin bütün konuşmalarında ve eserlerinde bir uyarı ve düstur gibi dile getirmesindeki uyarıları çok önemlidir!

“Aziz kardeşlerim! Üstadınız layuhti değil. Onu hatasız zannetme de hatadır. Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla bahçeye zarar vermez. Bir hazinede silik para bulunmakla hazineyi kıymetten düşürtmez.”

“Baki bir hakikat, fani şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikate zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye ma’ruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır” demek suretiyle Allah’ın; peygamberin ve kullarının ölümlü olduğunu ve kendisini de bir kul olarak aciz, fani, hatalı gördüğü kendi şahsiyetinden ziyade nazaran yazdığı eserlerine tevcih etmiştir.

İlk dönem büyük alimlerinden İmam-ı Şafii ve İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin de kendi düşünceleri için söylediklerini Bediüzzaman da kendi eserleri için şu şekilde ifade etmektedir: “Siz mihenge vurmadan almayınız. Hatta benim sözümü de, ben söylediğim için hüsnüzan edip tamamını kabul etmeyiniz. … Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz, gönderiniz.”

Şüphesiz burada Üstad’ın sözünü ettiği mihenk Allah’ın kelamı ve sünnetten başkası değildir.

Her biri kıymeti haiz olan ve kültür mirasımızın güzide örneklerinden sayılan Bediüzzaman Said Nursi’nin bu eserlerinin insanlığa bilgi, fikir ve kültür hayatımıza olan katkıları belli bir program çerçevesinde günümüzde uçuruma giden gençliğin kurtuluşuna vesile olabilecek ilim ve fen noktasında kainat kitabını bize tanıttıran “iman hakikatlerini “mutlaka okullarda ders programı olarak hayata geçirilmelidir!

Muhsin Yazıcıoğlu..!

25 Mart 2009!

Bir gün önce Afyon’daki kamp yaptığımız otele gelen kadim dostum Yazıcıoğlu ile seçim stratejileri hakkında istişareler, sağlığıyla ilgili de görüşmeler yapacaktık! Gece geç gelip istirahate çekildiğimiz için rahatsız etmek istemeyerek not bırakıp yola çıkar!

Sabah telefon açtığımda hocam şu an helikoptere biniyorum dediğinde; iki defa trafik kazası geçirip hayati tehlike atlattığını, tam 16 dakika kendisine o helikoptere kesinlikle binmemesi gerektiğini ve hayati tehlikesini anlattım!!!

Gerçekler tarihin gizli arşivlerinde kayıtlı!

Türk siyasi tarihinde ölüm yıldönümünde andığımız Bediüzzaman’ın düsturlarıyla yol arkadaşlığı yaptığımız rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu da rahmetle anarken yol arkadaşlarıma siyasi bakış açısı ve birkaç sözüyle tarihe kayıt düşmek istiyorum!

“Bizim derdimiz barajı geçmek değil sıratı geçmek olmalıdır..!”

“Seçimler sadece oy atmak için değil; elini taşın altına koyup ülkene geleceğine sahip çıkmak içindir ..!

Sadece firavuna karşı olmak yetmez! Musa’nın da yanında olmak gerekir..!”

“Fatih Sultan Mehmet hangi medeniyeti istiyor özlüyor ve onu yaşatmak istiyorsa; Bediüzzaman hazretlerinin özlediği ve istediği medeniyet de odur..!”

Günümüze kadar halen ölümleri şüpheli olan ve aydınlatılamayan ve milletin cevap beklediği ölüm yıldönümlerinde kendilerini hayırla yâd ettiğimiz Bediüzzaman ve Yazıcıoğlu gibi pek çok isimsiz kahramana sahip adı anılmayan; Türk vatanı, Türk milleti, Türk bayrağı, Türk devleti ve hakiki tahkiki iman sahibi mukaddesat uğruna şehit olan bütün şehitlerimize rahmet olsun!!

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle