Bayramı idrak edebildik mi?!
Hayatın özü, anlamı, hedefi; varlığımızın gâyesi dinin, anlaşılıp yaşanacağı günleri beklerken, anlaşılmayan ve dolayısıyla anlatılmayan bir kutsal kitabı okuyoruz, hatta yarışmalar düzenliyoruz. Kazananlara; cennet tapusu gibi methiyeler düzüyoruz, evlâdımızsa hayırlı ve vefalı olduğunu, geleceğini de kurtardığını düşünüyoruz.
Aslında bütün bunları düşünmekten ziyade, toplumsal teamüllere uyarak yapıyoruz! Yanlış veya en azından eksik olduğunu mukayese ve idrak edemeden yapıyoruz! Ne acı ki, kâinatın sahibinin sözlerinin anlamını bilmiyoruz, bilme ihtiyacı da duymuyoruz..!!
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR!
Dinin başını dinle kesen ifsad komiteleri, şeytan avanesi bildiklerimizi; muharrefat yani en bozuk ve çirkinlerle ikâme etti!
Buluşmaya geç gelene denen “hele şükür, geldin..!” deki hel; “yeraltı-ölüler tanrıçası hel”dir.
İnsan için en necis addedilen def-i hacetle, dışkıyla anılan “kaka”; Haydâr-ı Kerrâr Hz. Ali Kerremallahu Veche efendimizin büyük komutanı “Kaka radıyallahu anh”tır!
Sarhoşlara söylenen “ayyaş”ın kaynağı, Efendimiz (as)’ın hususi dualarıyla hürriyetine kavuşmuş sahabe “Ayyaş radıyallahu anh” tır!
Hindi çığırtkanlığındaki “Kel Fatma” ve çarşafına ithaf gibi gösterip milli-manevi mücadelesini aşağıladıkları “Kara Fatma”ların özü, “Fatıma radiyallahu anhüm” anamızdır!
“Allah baba, Ay Dede, Doğa Ana”, Teslis ve türevi, pagan ve din dışı inançlara ait maksatlı sözlerdir!
ATA KÜLTÜRÜMÜZ ORHUN
KİTABELERİ’NDEKİ MESAJ!
“Senin ilini-töreni kim bozabilir..??!! Titre ve dön özüne dön!!”
En büyük tahribat, kimliğimiz olan dilimizde yapılmış! Misâlen, ikâmetini tarif ederken deniyor ki; “Eyüp’te oturuyorum…” Ya hu, âlemin en kıymetlisi Efendimiz’in evinde tam altı ay misafir ettiği, hatta hürmeten-rahatsızlık vermemek için evinin zeminin ıslatıp sessizleştirdiği böyle büyük bir zâta ismiyle hitap hoş mu..?! Ki; aynı hürmet-muhabbetle ve fetih muştusuyla, ilerleyen yaşına rağmen memleketimizin-dünyamızın merkezi İslâmbol’a teşrif edip seferde şehit olmuş mübarek bir insana, çok daha hürmet gerekmez mi..?!
Âyet ve hadisin sırrına, Peygamber muhabbetine mazhar olmuş, çağ kapayıp çağ açan bir hükümdara “FSM” telaffuzu doğru mu..?!
“Abbas yolcu…” ne demek?! Hicret, çocukluğunda gerçekleştiğinden Efendimizin müsaadesi ve vesilesiyle sonradan hicret eden, ilerleyen dönemlerde de çokça hakemlik-muhakkiklikle muhtelif sefere çıkan en büyük müfessir “İbn-i Abbas radiyallahu anh”ı bilip O’nun yolunda yürüyerek, O’nun kutlu yolunun yolcusu olmak gerekmez mi..?!
Üç mukaddes “Şuhur-u Selase”, “Recep, Şaban ve Ramazan”ın, son derece itici, edepsiz, hadsiz anılması yüreğimizi yakmıyor mu..??!!
Efendimizin ismi şerifi “Muhammed”, film ve dizilerde “Momo” diye çapsız karakterlere verilirken, bizler izleyip alkışlıyor muyuz..?!
HER ŞEY GÖZÜMÜZÜN
ÖNÜNDE YAŞATILIYOR!
İnsan neslini, madden de yok eden gıda olmayan hazır gıdalar, üstelik devlet televizyonunda verilebiliyor..!? Yani vergilerimizle, kendimizi mi aldatıyoruz..?! Hanımlarımızın kızlarımızın, gece dahi giyemeyeceği kıyafetlerle yapılan gayri ahlâki turizm ve kadın bağı reklâmları, NBŞ’li gıdalar ve kanserojen temizleyici maddelerin reklâmları da vergilerimizle ödeniyor!!?
SORUYORUZ!
Hangi akıl, izan, ahlâk sahibi bu reklâmlarda; eli öpülesi analarımız bacılarımız kardeşlerimiz olan eşini, kızını oynatır??!! Hangi merhamet-vicdan sahibi ana-baba oğlunu “bedenen-ruhen yok eden” mısır şuruplu, asitli, zararlı gıda reklâmlarında oynatır??!!
Geleceğimiz çocuklar, çizgi filmlerde 24. ve 25. karelerde ve sanal-ruhsuz-itici eğlendirmeyen oyunlarda beynine-ruhuna kazınan ahlâksız, dinsiz, şeytani, karanlık, malayani-bomboş-sarhoş görsel-işitsel etkilerle, yok olurken öylece kalakalmak, narkozlu gibi dolaşmak bizi hiç üzmüyor mu..?!
Hars’ı-ekini ve insan ekini olan gelecek nesilleri bozacağına and içen şeytana yanaşarak genetik ve ruhu bozulan insan, hayvandan daha aşağı bir hâle gelmiyor mu.?! Guslü bilenin % 15’e, abdesti tarif dahi edemeyen bir nesle bakıp hiç gözyaşı döküyor muyuz..?! Peki, bunun ötesinde tedbirler alıyor muyuz..?! Maalesef almadığı çocuk-genç-yetişkin ve yaşlı bütün toplumun sarhoşluğuyla gün gibi ortada..!
BAYRAMLARIN HİKMETİ VE
KIYMETİNİN ZERRE EMARESİ YOK!!
Bütün bu kötülükler, enerji olarak birikiyor ve Arş-ı Âlâ’yı ihtizaza getiriyor da, merhamet azalıp kuraklık ve kıtlık çekiyoruz..! Ya da yağdığında sel alıyor..!!?? Yaşadıklarımız, bizim eserimiz mi diye düşünmenin vakti geldi de geçiyor..??! Zira büyük kıyamete ve terki diyarımız küçük kıyamete kadar tövbe kapısı açık! “Lâ taknetu min rahmetillah!” bâbından girelim, “Medet!” diyelim..!!
NEDAMETLE TÖVBE EDİP
YENİDEN BAŞLAYALIM!?
Güzelliklere kavuşmak ümidiyle “inşaallah” diyelim ki, maddi-manevi dünyamızda çaresizlikle debelenirken, Allah’ın hayırları inşası vuku bulsun! O’nun lütfuyla duygu ve düşüncelerimiz, sözlerimiz ve fiiliyatımız hayırlara tebdil olsun, âmin. Vesselâm.
WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96







