--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başkanlık sisteminin Sağlık Bakanına zor görevinde başarılar dilerken...!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Yıllardır ilaç sanayiinin insanın sağlık kaygısından ziyade maddi çıkarlara göre tanzimlendiği defalarca konuşmuş, yaklaşık 15 kitabımda da yazmıştım! Aşağıda Avrupa’da yayınlanmış bir yazı tercüme edilerek günümüz tıp dünyasının gerçek hali ve gelinen noktayı ibret alınsın ve birilerine de yol göstersin diye sizlerle paylaşıyorum!

Küresel sermaye bitkilere savaş açarak tıp dünyasını nasıl ele geçirdi?

“Modern tıbbın harika yönleri yok değil, özellikle de acil durumlarda hayat kurtarıcı olabiliyor. 

Ancak artık herkes modern tıbbın; ilaç, radyasyon, ilaç, ameliyat ve daha çok ilaç...

Diye devam eden bir para döngüsü olduğunun çoktan farkına varmış durumda. 

İşte bu para döngüsü aslında bir Rockefeller icadı!

Dünyayı yönetenler niçin bitkilerle ilgilendi!

Günümüzde bitkilerin iyileştirici özelliklerinden ya da bütünsel tıbbın diğer uygulamalarından söz ederseniz, çevrenizdekiler size tuhaf tuhaf bakabilirler. Ancak ABD’nin dev servet sahibi baronlarından olan John D. Rockefeller (1839 – 1937) tıpkı petrolde olduğu gibi, bitkilerin vadettiği geleceği de görmüştü...

O dönemde bilim insanları petrol kökenli kimyasalları ve petrolden aynı zamanda çeşitli vitaminleri keşfediyor ve petrolden eczacılıkta kullanılacak ilaçların üretebileceklerini tahmin ediyorlardı. Bu durum aynı anda petrol, kimya ve tıp endüstrilerini tekelleştirebileceğini fark eden Rockefeller için harika bir fırsattı. 

Kızılderililerden miras!

Şifacılık yok edilmeliydi!

Gel gelelim, Rockefeller’in tıp sanayiine yönelik kurduğu planda bir sorun vardı: O zamanlar Amerika’da doğal/ bitkisel ilaçların kullanımı çok yaygındı. Amerika’daki çoğu doktor, Avrupalılar ve Kızılderililerden edindikleri bilgileri kullanarak bitkilerin iyileştirici özelliklerinden yararlanıyorlardı.

Tanıdığımız en büyük tekelci olan Rockefeller bu büyük rekabetten kurtulmanın da bir yolunu buldu. Klasik problem-tepki-çözüm stratejisini kullanarak önce yarattığı sorunla insanları korkuttu ve ardından önceden hazırlanmış çözümü sundu... Önce doğal tedavilere savaş açacak, ardından büyük ilaç firmalarını kuracaktı.

Parasını çelik endüstrisini tekelleştirmeye yatıran varlıklı arkadaşı Andrew Carnegie’a gitti ve prestijli Carnegie Vakfı’nın ismini kullanarak işe başladı. Vakıftan Abraham Flexner adlı bir adamı, ülkedeki tıp okullarının ve hastanelerin durumunu raporlamak üzere seyahate gönderdiler. Ardından gelen Flexner Raporu kısaca günümüz tıbbına gebeydi diyebiliriz. Tahmin edersiniz ki, bu rapora göre tıbbi kurumların yenilenmesi ve bir merkeze bağlanması gerekiyordu. Flexner Raporu’na dayanarak tıp okullarının yarısından çoğu kapandı. Artık bitkisel ilaçlarla dalga geçiliyor, doğal tedavi yöntemleri şeytani görülüyordu. Hapse atılan doktorlar bile oluyordu. 

Hastanelere 100 milyon $ bağış!

Tam da bu anda ödül-ceza yöntemini kullanan Rockefeller okullara ve hastanelere 100 milyon dolardan fazla bağışta bulundu ve General Education Board (GEB) adında bir hayır kurumu kurdu. Kısa süre içinde tüm tıp okulları modernleşti, aynılaştı ve hepsi tamamen patentli ilaçları kullanıyordu. Dönemin bilim insanları, bitkilerin hastalıkları nasıl tedavi ettiğini araştırmak için yüklü miktarda burs alıyordu ancak amaçları bitkideki asıl etken maddeyi bulmak ve patentlenebilecek benzer kimyasalı yaratmaktı. Anlayacağınız Rockefeller yine oyunu kuralına göre oynamış gibi görünüyordu!

Tıbbın Mantrası: Her hastalığa bir hap ve ilaç!

Olanların 100 yıl sonrasında, beslenmenin ve bitkilerin iyileştirici özelliklerinden bîhaberiz ve iyi olmak istiyorsak ilaçlara her zamankinden daha çok muhtacız. 

Neden mi dersiniz?

Çünkü size çok kötü bir haberimiz var:

Bugünkü sağlık sistemi doktorların değil de, Rockefeller gibi para babalarının kurduğu bir sistem....”

Evet yazı uzayıp gidiyor 15 kitabımda bunları yazdım 50’ye yakın, Türkiye’de bizi desteklemesi gereken başta Sağlık Bakanlığı, Tabipler Birliği, bir takım odalar....

İnsanlara zarar veren hibrit ve ebter üretim yapan Tarım Bakanlığınca da tescillenen ve ceza yağdırılan kuruluşlarca tarafıma mahkemeler açıldı ama ben hep haklı çıktım!

En son Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunca bir televizyon programında Allah’ın kaya tuzunu Resulullah’ın sünnetine tuzla başlayıp tuzla bitirin, tuzla yıkanın dediğimiz için 150.000 TL cezaya çarptırıldım. İyiki Türkiye’de adalet var da mahkemeler hem cezayı hem davayı reddetti!!!

İşte Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Sayın Sağlık Bakanımız!

 Yeni hükümet modelinde yukarıda yazdığım konuları çok yakından bilen Devlet Başkanımızın destekleriyle çok zor olmasa gerek!

İşte dünyanın bakışı, işte Türkiye’deki uygulamalar!

Bu yazıyı da yorumsuz sizinle paylaşmak istedim!

Hedef: Bir yılda sağlık turizminden 100 milyar $

Sağlık Bakanlığı sanıyorum sağlık turizmi ile ilgili bir şirket kurup bu işte profesyonel çalışma noktasında adım atmak istiyor. 

Çok güzel bir girişim tebrik ediyoruz. 

Biz 2008 yılında türkiye’de Maranki çifti ve kozmik bilim ekibi olarak sağlık turizmini başlatmış dünyanın bütün ülkelerinden en zengin ve maalesef hastalıklı olan yüzlerce değil 50.000’e yakın insanı Türkiye’deki beş yıldızlı 16 termal kür merkezinde üç günle yedi gün arasında misafir ederek sağlıklı yaşamın kapılarını kendilerine açmış ve çok başarılı neticeler elde etmiştik!

58. kozmik beden temizliği-ruhsal bedensel arınma-detoks programı

İzmit beş yıldızlı The Ness termal kür otelinde, 22-29 Temmuz tarihleri arasında yine yüzlerce misafirimizle beraber sağlıklı yaşama geçerek Türkiye’nin sağlık turizmine katkı yapmaya dün olduğu gibi bugün de yarın da bildiğimiz doğrularla devam edeceğiz.

Bir atalar sözü vardır “Soran dağları aşar sormayan düz yolda şaşar”.

Nasıl ki önceki Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ilk tamamlayıcı tıp kongresinde körler sağırlar(!) 2017’de en başarılı tamamlayıcı tıp alanındaki bilim adamı seçilen Ahmet Maranki dışında birbirlerini ağırladılar!

Sonuç:

15 yıldır bu ülkede konuştuklarım, 15 kitabında yazdıklarım 1000 tane TV programında anlattıklarımı adı Hans, Johnny, İvan olanlara anlattırdılar!

Ahmetler söyleyince soruşturma açıyorlar Hans, Johnny söyleyince alkışlıyorlar. Eski dönemdeydi tabi bunlar hepsini geçtik bilginiz olsun dedik sadece...!

Tamamlayıcı tıbbın öncülüğünde üniversitesinde bölümü açan başarılı işlere imza atan Sayın Sağlık Bakanımıza;

Amerika’nın keşfedildiğini ve bizim bu keşifte her konuda 15 yıllık tecrübemizle ve uygulamalarımızla her yıl yaklaşık 100 milyar $ sağlık turizmi getirisi ile yol gösterici ve işbirliği içinde olmak istediğimizi, elimizi taşın en altına koyma niyetimizi bir kere daha Yeni Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı’na burada deklare ederek görevinde başarılar diliyoruz!

WhatsApp bilgi hattı: 0530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle