Âlemlere rahmet Efendimiz (sav), her nevi şifanın membaıdır!
Bediüzzaman, İmam-ı Rabbani’nin; “Sözlerimle, Muhammed as’ı övmüş, güzel göstermiş olmadım; O’ndan bahsetmekle sözlerimi güzelleştirmiş oldum” şeklindeki veciz sözlerini aktarıyor ve diyor ki; “Evet, şu söz güzeldir. Fakat onu güzelleştiren, güzellerin güzeli olan Evsaf-ı Muhammediye’dir! Kâinatta belki de en çok çok musibetlere giriftar olan nev-i beşere; Resûl-i Ekrem as’ın mübarek eli, Hekîm-i Lokman’ın bir eczahânesi gibi ve tükürüğü Hz. Hıdır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hz. İsa as’ın nefesi gibi mededres ve şifaresan olmuştur! Pek çok hasta, çocuk, akıl hastası, âmâ, dilsiz gelmiş; cümlesi şifa bulup gitmiştir. Şifa bulmayan kalmamıştır!”
SEKÜLERİST BİLİM, BU MUCİZELERİ
ARAŞTIRMALIDIR!
Hayatın temeli olan sağlıkta, sadece hastalıklara yani sonuçlara bakınca ancak şehir hastanelerinde beş yıldızlı konforla organları eksiltebilen, rahatsızlıkları bitirmeden sadece-anlık hafifleten modern-Ortodoks tıbbının engin tecrübeleri yanında; “yüzler-binler yılın tecrübesiyle şifa sunan kadim bilgeliğin, çözümsüzlüklere sunduğu metodların perde arkası”, 21. yüzyıl teknolojik imkânlarıyla araştırılıp insanlığın faydasına sunmalıdır!
Bu zamanın Müslümanları olarak, maddî ve manevî dertlerimize derman için evvelâ Allah’a kul, sonra da habibine ümmet olmak ve hayatımızda da bunu izhar etmek gereklidir!
ASIL-ASİL EMSÂL MUHAMMED AS!
Dünyada pek çok devlet adamı ve bilim adamının sitayişle bahsettiği âhir zaman Peygamberi Efendimiz’den; ne hazin ki özellikle İslâm ülkelerinde ve Türkiye’deki hiçbir bilimsel eserde, muhteşem timsaliyeti ve emsal hayatından, insanlığa bıraktığı fayda nazariyesi en yüksek fikir ve işlerinden bahsedilmemektedir!!?
İlâhiyatlar başta olmak üzere 209 üniversitemizce, “gizlenmiş-esas bilimin ‘sebep-sonuç’ ilişkileri noktasında çalışmaları” ile, Efendimizin hayatındaki sırlara-kıymetlere ibret nazarıyla bakıp istifade edilip ve insanlığa sunulmalıdır.
“Hz. Muhammed’in insan olması itibariyle, bütün insanlık muhakkak iftihar eder. Çünkü o zât, ümmî olmasıyla beraber, onüç asır evvel öyle kanunlar ve esaslar getirmiş ki; biz Avrupalılar ikibin sene sonra onun kıymetine ve hakikâtine yetişsek en mes’ud, en saadetli nesiller oluruz!” Shebol-1927 Hukuk Kongresi Başkanı
Dünyanın en büyük bilim-fikir ve devlet adamalarının büyük iltifatını kazanan, hatta hayatı araştırmalıdır denilen Peygamberimizin hayatı ve fiiliyatı, Türkiye’deki sekülerist-kanıta dayalı bilimce araştırılmamıştır!! Üstelik tek olarak yaklaşık 2000 canlı yayında insanlığa maddi ve manevi şifa kaynağı olarak anlattığımız O’nun, Kur’an‘ın bir mânâda tefsiri olan sözleri; Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere pek çok anayasal kuruluş ve gönüllü teşekküller tarafından mahkemelere taşınmış ve kabul görmemiştir!
KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ
AĞIRLAMAKTADIR!
Türkiye’de sadece Mevlîd-i Nebî, kandil ve Ramazan günlerinde ve sadece dilde kalmış Allah-Muhammed sözleriyle haram-sağlıksız yiyip yaşamaya devam eden insanımızla havanda su dövmeye devam edilmektedir!!
T.C. devletinin hâli hazırdaki kanunları maalesef Peygamberimizin hayatının, hayatlarımıza izhar edilmesine; insanlara bir şifa metodu olarak sunulmasına engel ve mâni olmaktadır! Kutlu doğum haftasının kutlandığı günümüzde “Allah Resul’ünün sözleri”; başta üniversiteler, bakanlıklar ve bilim kurullarınca suç teşkil ettiği söylenerek mahkemelere verilip cezalandırılmaktadır!
TC DEVLETİ BU VEBALDEN
KURTULMALIDIR!
Çok acı bir gerçek de, bugün Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının Allah’ın Kur’an’ı ve Resulullah’ın Sünnetiyle barıştırılmamasıdır! En büyük örneğiyse, televizyonda Kur’an ve sünnetteki tavsiyelerden, bitkilerin şifacılığından bahsedildiğinde verilen cezalardır.
Türkiye’deki bütün tıp fakültesi, biyoloji, kimya, fizik gibi güya müsbet bilim dallarında, Kur’an ve Sünnetullah’ın benzersiz ve tek çözüm sunabilecek hakikâtleri, tamamen “bilim dışı.. hurafe…” vs. diye resmi bilirkişi raporlarıyla reddedildiği görülmüştür!? Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları başta üniversiteler olmak üzere Kur’an’ı ve Sünnetullah’ı bir hüküm ve doğru olarak kabul etmemektedir!!?
Sözde eğitim yuvası üniversitelerin bilim dallarında sekülerist yaklaşımla, Allah’a ve Resulü‘ne hiçbir geçit verilmemektedir! Sadece hukuk fakültelerinde ve şifacılık-fayda noktasında değil; söz ve konuşma özgürlüğü noktasında ‘olabilir’ denerek, sadece varlığı kabul edildiği, bilirkişi raporları ve mahkemelerde belgelidir!!
Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet olduğunu, aslî-fıtrî ve kültürel yapısı itibariyle Allah’a ve Kur’an’a dönerek göstermelidir! Allah’ın ve Peygamberin sözleri ve hayatımıza son derece müsbet tesir edecek mucizevi tavsiye ve tedbirlerinin, acilen-daha da geç kalınmadan ve kanun korumasıyla necip milletimizin hizmetine sunulması zaruridir kat’idir elzemdir!!!
MUHAMMEDÎ METODLAR
YAYGINLAŞMALI, TAVSİYE EDİLMELİ
Âlemin nuru Efendimiz’i yılda bir; anneler günü, sevgililer günü, bayramlar gibi anmaktan ziyade O’nun; her anımız, nefesimiz, işimiz, fikrimiz ve hayatımızın tümüne nüfuz etmesi “anayasal hakkımız olarak” insanlığın hizmetine sunulması sağlanmalıdır!
Vesselâm.







