Ahlat’taki kıvılcımla neşv-ü nema eden Türk-İslâm yurdu-Anadolu!
26 Ağustos’tan; 30 Ağustos’a..!
Mazisi çok daha eski olmakla birlikte, bilinen bin yıllık geçmişimizle kadim topraklardaki maceramızın giriş kapısı Ahlat’ın, bu toprakların sahiplerine çok daha ehemmiyetle anlatılmasının vakti çoktan geçmiştir! Eski Ahlat; Kafkasya, Orta Asya, yakın doğu, uzak doğu ve Anadolu’yu meczeden muazzam bir medeniyet merkezidir. “Kubbetu’l İslam” denen ilim, kültür ve ticaret merkezi şehirleri tarihte sadece Belh, Buhara ve Ahlat’a verilmiştir!
Altı büyük mezarlıkta; sadr denen vali, yüksek rütbeli asker, fakih, kadı, şeyh, hafız, şairler, filozof, alim, idareci, ilim, kültür ve sanat erbabı gibi kıymetli 8000 civarı şehrin ileri gelenlerine yüksek sanatlı mezar taşları inşa edilmiştir. Ahlat’taki mezar taşı ustaları aynı zamanda mimardır! Mezar taşlarındaki kuyrukları düğümlenen çift başlı ejder motifleri; küçük kâinat insanın iki âlemdeki serencamı ve büyük insan kâinatın ebediyetini ifade ederken, boyutlarıyla da Moğolistan’daki Göktürk kitabelerinin Anadolu’daki numunesidir. Lotus ve hayat ağacı motifleri ise uzun ve köklü hayatı, Cennet ve kâinatı temsil ederken, Gök Tanrı dini ve Budizm’in etkilerini yansıtmaktadır.
İLİM-KÜLTÜR-SANAT VE ZENAATLA
İNŞA EDİLEN YÜKSEK MEDENİYET!
Ahlat; 12-15. yüzyılda fıkıh, hadis ve Kur’an ilimleri, İslâm felsefesini bilen ulema yetiştiren medreseleri, hafız yetiştiren darü’l-hüffazları, sûfi ve derviş yetiştiren zâviyeleri, astronom yetiştiren rasathaneleri, kimyager yetiştiren okulları, müzisyen ve meddahları ile; mimar ve sanatkarları ile; yüksek seviye ve seciyeli fikrî, dinî, kültürel ve sosyal hayatla ilgili bütün bilimleri meczeden “Kubbetü’l-İslâm” şehriydi.
ANADOLU’NUN İLK FETHİ: ANİ!
Ahlat ve Malazgirt Anadolu’nun kapıları olsa da; Türklerin Anadolu’ya ilk gelişleri 16 Ağustos 1064’de Kars Ani’yi fetheden Sultan Alparslan vesilesiyledir! Medrese, tekke, türbe, hamam, kervansaray, çarşı ve dükkânların yapıldığı ilk Anadolu İslâm şehri Ani-Şehristan’dır.
Ne acı ki, fethin simgesi olarak Ani’de inşa edilen Anadolu’daki ilk camimiz ve ilk ulu camimiz; maalesef Cumhuriyet döneminden bugüne kadarki ilgisizlikle, Rus ve Ermeni işgâl döneminde yıkıldığı hâldeki gibi yarı yıkıktır ve ibadete kapalıdır.
Tarihçiler ve kültür turizmcilerinin vereceği şuurla devlet ricali, diyanet, kültür-turizm bakanlıkları bu medeniyet mirasına acilen sahip çıkıp; inancımızın nişanesi cami, medrese, han ve diğer müştemilatlar insanlığın hizmetine sunularak tarihi yaşatma adına acilen açmalıdır!
ANADOLU’NUN HER YANI,
FETHİN-İSTİKLÂLİN VE İSTİKBÂLİN
İŞARETLERİYLE VE ZAFERLERLE DOLUDUR!
Cumhuriyet sonrasında, Gazi Mustafa Kemal’in; “Gözüm Dumlupınar ve Sakarya’da, kulağımsa İnebolu’da..!” dediği memleketim İnebolu da, istiklâl madalyasıyla ödüllendirilmiştir! Kağnıyla kayığın mucizesiyle; Şerife Bacı, Hamamcı Kadı, Kara Fatma gibi nice isimli isimsiz kahramanlarıyla müşerref, asil ve necip Oğuz diyarı İnebolu, Kastamonu, Çankırı ve Ankara’dan taşınan silahlarla Anadolu’muzun fethi gerçekleşebilmiştir! Bu, maalesef unutturulmuş mühim tarihin; 2023 hedeflerinde milli-manevi şuurun yükselişte olduğu günlerde, insanımıza acilen ve bütün tafsilatıyla anlatılması gerekmektedir!
Anadolu yurdunu 200 yıldır sömüren, iç ve dış gayri Türk ve gayrimüslimlerden kurtulduğumuzda Oğuz-Türk nesli olarak hâkim olacağımız günler çok yakındır!
26 Ağustos Malazgirt Meydan Muharebesi’yle, bu sırlı-bereketli-kadim Anadolu topraklarını bizlere şehit kanlarıyla açan, Anadolu’yu İslâm beldesi yapan şehitlerimizin ruhu şâd olsun! Birkaç yıl içinde bu ruh ve şuura erildiğinde, Misak-ı Milli sınırları ve Osmanlı’nın son dönemde devşirme dönmelerin etkisiyle terk ettirilmek zorunda bırakılan, ata yadigârı topraklarımız da bize katılacaktır! Türk dünyasıyla fiziki mesafeler de ortadan kaldırılarak birlikteliğimiz en yüksek noktaya çıkılacaktır!
TÜRK-İSLÂM DÜNYASININ
NEŞV-Ü NEMASI YAKINDIR!
Türk İslam Birliği, Turan Birliği, Türk Dünyası İşbirliği, Türk-İslâm Dünyası İşbirliği ile ruhsal ve fiziksel bağlar birkaç yıl içinde pekiştirilecektir! Bunun bütün şartları Rusya’nın doksanlarda yıkılmasıyla, Azerbaycan’da ihtimali atılan “Turan Ordusu, Türk Dil Birliği, Türk Ekonomik İşbirliği” ve kültürel, sosyal ve sportif sahalarda da yapılacak işbirlikleriyle devam edecektir!
Özal’ın, şahsımın da bulunduğu kadrolarla hayata geçirmek istediği “Türk ve Türk-İslâm Dünyası İşbirlikleri” yıllardır atıl bırakılan yerinden hürriyetine kavuşturulacaktır! Gürbüz Cumhuriyetimizin 100. yılında üst seviyeye çıkarak “Kızılelma” hedefimize biraz daha yaklaşacağız!
ALLAH VAR, GAM YOK!
Başta Orta Asya Fergana’dan gelen ata babalarımız, Oğuz boyları, Türk akıncıları, Sultan Alpaslan ve Osmanlıyla bu toprakları bize vatan yapan bütün şehitlerimizin ruhu şâd ve bahtiyar olsun! Âhirete irtihal etmişlerimizin de ruhu şâd olsun. Gürbüz Cumhuriyetimizin başına da ferasetli liderler ve kadrolar yanında; nihayetinde ardımızdan da bu eserlere sahip çıkacak nesilleri Rabbim bizlere nasip eylesin! Âmin.
WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96







