1949-Sütlüce depremi!!? - 1
Türkiye’de; Anadolu topraklarında pek çok manada ülkemizi ve insanlığımızı sarsan günümüze kadar pek çok maddi ve manevi depremler yaşanmıştır!
Son yaşatıldığımız Kahramanmaraş merkezli deprem ötesi felaket yanında tarihe kayıt düşmek için bugün size başka bir depremden bahsedeceğim ki sonraki depremlere tedbir olarak ders almak nasip olsun!
Si-lah imal et-mek en büyük hayaliydi.
Genç-li-ğin-de ağa-be-yi harbiye nazırı En-ver Pa-şa’ya, “Ağabey bırak beni silah imal edeyim” de-miş-ti.
Açtığı fabrikada silahlar üretmeye başladığında;
Tabancaları (Killigil) dünyanın en iyi 20 silahı arasında sayılıyordu!
Nuri Killigil, Sütlüce’de muhteşem bir silah fabrikası kuruyor.
Yeni tezgâhlarla hızına hız katıyor.
Nuri Killigil’in bu başarıları, Türkiye’nin milli ve yerli bir savunma sanayisi olmasını istemeyenleri rahatsız etti.
Ve, 2 Mart 1949, saat 17.10. Sütlüce’de Killigil silah fabrikası tesislerinde peş peşe çok kuvvetli üç patlama yaşanır!
O yıllarda dünyada gelişen hadiselerde 1948 İsrail-Arap Savaşları da devam ediyordu.
Ürdün, Mısır, Filistin, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan, ABD ve Avrupa’nın fonladığı Siyonist İsrail’le çarpışıyordu.
Nuri Paşa ise, 120 kişilik ekibiyle Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a, Ürdün’e ve hatta Suudi Arabistan’a sevkiyatı yapılacak silahları hazırlamaktaydı. Artık binlerce havan topu, mermi ve silahta sona gelinmişti.
Lakin savaşın kızıştığı 2 Mart 1949’da Sütlüce’deki fabrikanın kimya laboratuvarında yangın çıktı!
Yahudi işçiler işe gelmedi!
İlk başta ‘kaza eseri’ olduğu düşünülen yangın öncesinde ABD deki ikiz kulelere saldırı tezgahında olduğu gibi olay günü “Yahudi işçiler organize olup işe gelmemişti.”
Sabotaj iddiaları ağır basıyor!
Fabrika çalışanları o gün ifadelerinde bunun bir sabotaj olacağını iddia etmeleri yanında, durumun vahametini kavrayan tornacı Orhan ise, Nuri Killigil Paşa’yı gören son isimdi.
Çıkmadan evvel ikazda bulunmuş, fabrikayı terk etmesini istemişti.
Fakat Killigil Paşa kendisine gelen tehditleri de düşünerek fabrikadan bilerek ayrılmamıştı!
Bu esnada üç farklı patlama daha meydana geldi.
O an fabrikadaki binlerce havan topu, mermiler, uçak bombaları ve silahlar birer birer infilak etmişti.
Bahçedeki itfaiye erleri ve o an uzaklaşma telaşındaki işçiler can vermişti.
Patlama öyle kuvvetliydi ki Sütlüce’ye komşu Haliç, Ayvansaray, Eyüp’teki evlerin bütün camları kırılmıştı!
İlk başta halk ‘Deprem oluyor’ sanmıştı.
SABOTAJ İDDİALARINI GÜÇLENDİRECEK TARİH
Türkiye’nin gündemi bu elim hadiseyle kavrulurken Ortadoğu’da İsrail, Araplara karşı üstünlük kurmuş, 10 Mart 1949’da zafer ilan etmişti.
Yani Nuri Killigil Paşa’nın fabrikasında meydana gelen patlamadan sadece 8 gün sonrasıydı.
Marshall yardımı her şeyi unutturdu!
Nuri Paşa’nın bir yurtdışı gezisinde zehirlenmesi, ABD, İsrail ve Avrupalı silah tüccarlarından aldığı tehditler yanında üstüne İsrail’in patlamadan 8 gün sonra zafer ilan etmesi hiç de tesadüf değildi!
İçimizdeki ihanet halen devam ediyor!
Dönemin başbakanı Şemsettin Günaltay, TBMM’de konuyu gündeme getirememiştir!
Marshall yardımı esaretinden kurtulamayan Türkiye!
“Margarin, süt tozu ve beyaz ekmek” zehirleri ile o talihsiz zamandan bugüne kadar neslimiz halen de zehirlenmektedir!
2023 yılının başkanlık seçimleri öncesinde “Marshall zehirleri” aynen devam etmektedir!
Ülkemizde ardı kesilmeyen “Her sahadaki depremler başta sağlık ve gıda sektöründe olmakla bir öncekinden asla ders ve ibret alınmadan aynı işler güçlerin içimizdeki ve dışımızdaki destekçilerinin işbirliğiyle” devam ettirilmektedir!
BURUK CENAZE NAMAZI
Patlamadan 20 gün geçtikten sonra Nuri Killigil Paşa’nın cesedinin bir bölümü Haliç’te su yüzüne çıkmıştı. Ailesi ve yakınları, ömrünü savaş meydanlarında geçirmiş, Türkiye’yi silah sanayiinde ‘ihraç’ edecek pozisyona getirmiş Killigil Paşa’nın cenaze namazının kılınmasını istiyordu.
Dönemin İstanbul Müftüsü, “Vücut tam olarak bulunamadığı için cenaze namazı kılınamaz” fetvasını vermişti!
Türk tarihi isimsiz kahramanlarla doludur!
Vefat ettiğinde sadece üç takım elbisesi olduğu anlaşılan, gösterişten uzak bir yaşam süren Nuri Killigil Paşa’nın cenaze namazı Azerbaycanlı yetkililer, Kafkas İslam Ordusu kumandanlığı yapmış Nuri Paşa için Bakü’den getirdikleri toprağı serperek Azerbaycan ve Bakü’nün kurtuluşunun vefası olarak Türk yetkilileri de 67 yıl sonra uyararak kabul görmüş ve cenaze namazının kılınması sağlanmıştır!
Küresel sermaye ile gizli ittifak ve faili meçhuller bugün de devam ediyor mu?
Türkiye’de son yıllarda Özal, Türkeş, Erbakan, Yazıcıoğlu, Kahveci, Gün Sazak gibi başbakan, bakan seviyesinde pek çok siyasinin ve bilim adamının ölümündeki şüpheler ve halen faillerinin meşgul olması da bugünkü hükümetlerimizin demokrasi adına bir eksikliğidir!
Oyun bugün de devam ediyor mu?
O günlerde Türkiye’nin İsrail’le girdiği yakın ilişkilerden ötürü Killigil Paşa’nın cenazesine hükümet eliyle önlem alındığı iddiaları da beraberinde geldi.
Bu iddiayı kuvvetlendirecek olay da sadece dört gün sonra cereyan etti. İsmet İnönü ve kurmaylarının bu sessizliği sonucunda!
Türkiye, Mart 1949’da İsrail’in bağımsızlığını tanıyan ilk Müslüman ülke oldu!
Türk’ün zaferini “Kafkas Mezalimi Azerbaycan Karabağ” kitabımızla tarihe kayıt düştük!
1993 yılında devlet görevlisi olarak gittiğimiz Azerbaycan da Nuri Killigil Paşa’nın Kafkas İslam orduları komutanı olarak bölgeye gittiğini Kafkaslar, Dağıstan ve Bakü’nün kurtuluşuna vesile olduğuna dair dünyada ve Türkiye’de ilk defa Genelkurmay ATESE, Başbakanlık mikrofilm arşivleri taranarak
“Türk ve Cumhuriyet tarihinde yazılı olarak yer almayan Kafkas İslam orduları harekâtını, 1200 şehit verilerek yapılan mücadelede tek tek isimleri ve yerleri ile çıkarılmıştır! Bugün Bakü Türk Şehitliğinde isimleri ve doğum yerleri ile birlikte bir anıt dikilerek Fatihalarla anılması sağlanmıştır!”
Şanlı Türk tarihi pek çok isimsiz kahramanlarla doludur! Devam edecek!







