Bayanlar niçin güreşip, futbol oynamamalı?
Bayanlar niçin güreşip, futbol oynamamalı?
Ahmet Gülümseyen
Bildiğimizden sorumlu olduğumuz şu dünya hayatında, aldığımız her nefes ve yaşadığımız her anın bir imtihan olduğunu ne kadar farkındayız, acaba? Haksızlığa karşı tepki, haklılığa karşı sesini yükseltenler, vicdanların ‘nasır’ bağlamasının da önüne geçme başarı ve erdemliliğine erişmekle kalmayıp, kazanan kesim olarak gönüllere ve tarihe ‘altın’ harflerle yazılıyor. Cenab-ı Hak Mü’min suresinde ‘İste kulum vereyim’ buyurmakta. Arzularımız nefsimizi yenmek mi, yoksa onun esiri olmak için mi? Kısacası, neyi, niçin istediğimiz değeri oldukça fazla. İşte orada başlıyor imtihan. Spor da bu sürecin önemli parçası olarak karşımıza çıkıyor…
SPORU ‘HORMONLAŞTIRMA’ HASTALIĞI
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın açıklamasına göre spor yapan vatandaşlarımızın sayısı 15 milyona ‘merdiven’ dayamış durumda. Çocuk ve gençler başta olmak üzere, ülkemiz nüfusunun büyük/önemli kesimini oluşturan bu nüfusun dünyada eşi ve benzeri yok gibi. Kötü niyet taşıyan, toplumsal değerleri, “saman altından” batılı spor projelerini yürüten ‘ideolojik’ fırsat avcıları, bunu fırsata çevirip, spor vasıtasıyla her fırsatta ‘milli’ ve ‘manevi’ değerlerin altına ‘dinamit’ koymayı sürdürüyorlar. Üstadın “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mesajında olduğu gibi, sporun cinsiyetsizlik-dinsizlik, dahası medeniyetsizlik yolunda ‘araç’ olarak kullanıp, safiyane olmaktan çıkarıp, ülkemizde ki sporun ‘hormonlaşmasına’ neden oluyorlar…
BAYAN FUTBOLUNUN İSLAM’DAKİ YERİ
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) çok uzun olmayan hamle ile kulüplerin bayan futbolu kurmasına ön ayak oldu. Bugün Edirne’den Kars’a yurdun dört bir yanında Kadın Ligleri adı altında Süper Lig, 2. Lig ve 3. Lig adı altında 100’e yakın A Takım var. Bu yetmezmiş gibi U-13 (8 Grup) ve U-15 (9 Grup) yaş grupları bunlardan birkaçı. Projenin sloganı adeta ‘Futbol oynamayan kadın kalmasın’ şeklinde. Bu slogan bize, dönemin Güreş Federasyonu eski başkanının ‘Güreşmeyen Kadın Kalmasın!’ sloganını hatırlattı. Bayanların futbol oynaması gerek anatomik yapı olarak, gerekse dini inanç açısından uygun değil. Bu tür projeler ‘durduk’ yerde, bir anda gerçekleşmiyor. Sormak istiyoruz; “Gerek kılık kıyafet, gerekse fiziksel ve ruhsal etkileyiş/değişim açısından bayan futbolunun İslam’da yeri nedir?” Nasıl bir ‘hormonal’ değişim yaşanıyor.
Tam bir akademik araştırma konusu! Nerede, 81 ilimizdeki üniversitelerdeki Spor Bilimcileri? Biz bu satırları yazarken, depremden büyük sarsıntı yaşanan Hatay’a Türkiye Futbol Federasyonunun 15 ve 17 yaş altı kız milli futbol takımı seçmeleri gerçekleştirdiği haberi gözümüze ilişiyor, ne yazı ki!..
BAŞKAN TAHA AKGÜL’E MESAJIMIZ
Güreş Federasyonu Başkanlığına Taha Akgül seçildi. Sporcu kariyerine sayısız başarılar ekleyen Akgül, güreşte şimdi başkan/yönetici olarak hünerini sergileyecek. Güreşin yeni başkanı geçtiğimiz günlerde güreş camiasını toplayarak istişarede bulundu. Milli takım teknik heyeti, teknik kurul üyeleri ve antrenörlerden oluşan büyük bir katılımın olduğu toplantıda, Türk güreşinin geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Güreşin mevcut durumu hakkında görüşlerini paylaştı. Antrenörler, mikrofonu alarak karşılaştıkları problemleri dile getirdi ve çözüm önerileri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Başkan Taha Akgül’e bizim tavsiyemiz, tıpkı futbol gibi batılı emperyalist güçlerin, haçlı ve siyonist anlayışla hayata geçirdikleri bayan/kadın güreşine ‘dur’ demeli ki, tarih onu milli ve manevi değerlerine sahip çıkan başkan olarak yazsın…