--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tik tak, tik tak

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
36

Zamanın çarkı dönüyor. Her dakika yeni bir gelişmeye gebe.

Netanyahu hükümeti kuramadı. Dünyadaki çatışma noktaları genişliyor. Trump için azil süreci işliyor. İngiltere Brexit krizini henüz aşabilmiş. “Cici demokrasi”leri artık çözüm üretmiyor, kimseye barış, özgürlük, refah da vaad etmiyor. Mesela sosyal güvenlik sigorta sistemi batıda çökmek üzere..

Bu arada İsrail’de de Netanyahu hükümeti kuramadı ve görevi iade etti. Uluslararası sistem, bir avuç Yahudi seçmeni bile ikna etmekten aciz konumda.

Sahi o her şeyi gören, duyan, bilen, her şeyi yapabilen derin güce (Haşa) ne oldu! Hani subliminal mesajlarla ve esoterik güçleri ile parapsikolojik yöntemlerle, cinler ve şeytanlarla birlikte dünyayı yönetiyorlardı! Bu zavallıların kendi çocuklarına bile hükmü geçmiyor ya hu!

AB’nin demokrasisi İspanya’daki Katalan krizini çözemiyor. “Laf ile verirler aleme binlerce nizamat, bin seyyie bulunur hanelerinde.” “Tanrının oğlu” da olsa çözemiyorlar artık bu işi. “Tanrı’nın oğlu Japonya’da tahtı bıraktı. Japon haber ajansı Kyodo’ya göre, 126. Japon İmparatoru Naruhito başkent Tokyo’da İmparatorluk Sarayı’nda düzenlenen geleneksel bir törenle ülkede “kasımpatı” adı verilen imparatorluk tahtı “Takamikura”ya çıktı. Japon İmparatoriçesi Masako da resmen Miçoodai tahtına çıktı.

 ABD umudunu “Tanrının oğlu Rab İsa’nın gelişine” bağladı! (Haşa) Demos’un boyunu çoktan aştı bu işler!.

Güç ve kuvvet sahibi yalnız Allah’tır!

Bunlar Yunan tanrıları gibi, kıskanç, öfkeli, yenen-yenilen tanrılar. Kraliçe tanrıça rolünde. Rothschild tanrılar tanrısı rolünde. Rockefeller para tanrısı Monat rolünde. Trump, tanrıların şamaroğlanı!.. Sahi bunlar niye Kaz dağlarında ya da Kaf dağında Babil ya da Kahire’de yaşamıyorlar ki! Belki de Azerbaycan’a, Çanakkale’ye, Irak ve Mısır’a ilgileri bundandır.

Biz Soçi’yi bekliyoruz. 120. saat da dolunca ne olacak onu göreceğiz. Ankara kararlı, Trump tehdit ediyor.

Aslında dünya Tahran, Yalta, Postdam günlerine geri döndü sanki. Çözüm arayışları hep hüsranla sonuçlanıyor.

Mutabakata göre, PKK / YPG’nin çekilmesi için verilen süre dün 22.00’de doldu. Bu saatten sonra Türkiye sınırında 120 kilometrelik alanda ‘güvenli bölge’ oluşturulacak. Hâlâ bölgede terörist varsa onlar etkisiz hale getirilecekti. Gece yarısı ya da yarın sabah uyandığımızda ne olduğunu göreceğiz.

Ama bu arada gerekirse Türkiye’ye karşı ABD’nin bir operasyon yapma planının da hazırlandığı haberi yayıldı, ardından bu haber geri çekildi. Washington’da ABD’li yetkililer PYD yöneticileri ile bir araya geldi, Trump tehditler savurmaya devam etti.

ABD bir yandan bölgeden ayrılmaktan söz ederken  Savunma Bakanı Esper’den yeni açıklama geldi. Esper, Suriye’nin doğusunda petrol için bir miktar asker bırakabileceklerini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde TRT tarafından düzenlenen ve uluslararası katılımcılarla uluslararası ve bölgesel konuların tartışıldığı ‘TRT World Forum’ adlı toplantıya daha önce katılacağını bildirdiği halde bazı isimler katılmadı. Bu da tesadüf olmasa gerek. Bunlar arasında İran eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedi Nejat’ın da olması ilginç.

Geliyorum deyip de gelmeyen diğer isimler şunlar: Dilma Rousseff - Eski Brezilya Devlet Başkanı, Yanis Varoufakis - Eski Yunanistan Maliye Bakanı, Elias Nicholas Bou Saab - Lübnan Milli Savunma Bakanı, Riad Hijab - Eski Suriye Başbakanı, Saeb Erekat - Filistin Kurtuluş Örgütü İdare Komitesi Genel Sekreteri, George Ciamba - Romanya Avrupa Birliği Bakanı, Christian Kern - Eski Avusturya Başbakanı, Alan Doss - Kofi Annan Vakfı Başkanı. 

Soçi sonrası Trump’ın tepkisini de görmek gerek, 22.00 sonrası, bölgeden gelecek haberler de önemli. Ankara, “taahhütler yerine getirilmezse, kaldığımız yerden devam ederiz” diyordu en son. Trump da “Eğer Türkiye uygunsuz davranırsa yaptırımlar ve vergiler uygularız” diyordu. Karşılıklı ciddi bir güven krizi var. Ama ilişkiler öyle iç içe geçmiş ki, ayrıştırmak da o kadar kolay değil. Türkiye ile ABD arasındaki kriz NATO’yu zora sokuyor. Aynı kriz ABD ile İngiltere arasında da yaşanıyor. Bu kriz hem kapitalizmin krizi, hem NATO krizi, hem AB krizi. Bu kriz hem Vatikan’ın krizi hem Siyonizm’in krizi, hem Hristiyan dünyasının krizi.

Krizin kapsam ve derinliğinin dehşeti tarafların gözlerini öyle bir korkutmuş ki, kimse yanlış bir adım atmaya cesaret edemiyor. Çünkü geri dönüşü olmayan bir yola girip çıkamamak da var.

Kontrollü bunalım stratejisi dönemi bitti. Kriz artık kontrol dışına çıktı. Dolayısı ile herkes için tehdit oluşturuyor. Ama krizin çözüm noktasında tarafların hiçbiri yöntem ve nihai hedef konusunda mutabık değil.

Onun için uzlaşı ya da çatışmaların ne zaman biteceği ya da nereye kadar uzayacağı konusunda kimsenin geleceğe ilişkin bir taahhüt ettiği bir süreç yok. Her an her şey olabilir. Ve sürecin kontrol dışı devam etmesi sonucu herkes için gelecek günler geçen günleri aratabilir.

Bugünkü şartlar, 1. ve 2. Dünya savaşının başlamasına sebeb olan olaylardan bugün daha vahim şartlar var. Eğer bugün hâlâ yeni bir dünya savaşı patlamamışsa, bu savaşın galibi olmayacağı içindir. Bir de savaşı nasıl bitirecekler ve savaş sonrası nasıl bir düzen kuracaklar. Bu konuda kimse kendini güvende hissetmiyor.

Teknolojinin geldiği noktada yeni silahlar dünyayı cehenneme çevirebilir. Akdeniz’deki donanmalardaki nükleer başlıkların infilak gücü 1 ve 2. Dünya savaşındaki toplam infilak gücünden daha yüksek. Yeni bir savaşın galibi olmayabilir. Bu korkutuyor “beyaz adam”ı. Eğer 3. Dünya savaşı başlamadı ise bunun için başlamadı.

Benim dedem 1. Dünya savaşında askerdi, babam 2. Dünya savaşı yıllarında askerlik yaptı. Ben 3. bir dünya savaşı olan soğuk savaş döneminde askerlik yaptım. Kim bilir belki de bizim çocuklarımız yeni bir dünya savaşının şahidi olacaklar. Savaş dua ile istenmez. “Barış daha iyidir”. Savaşmamak, savaşı bitirmekten daha kolaydır. Ama savaş şart olmuşsa, o zaman savaştan kaçmak zillete boyun eğmek anlamına gelir. Zillet içinde yaşamaktansa, ölüme karşı başı dik yürümek daha iyidir. Kaldı ki, ecelimiz bellidir. Hz. Ali’nin dediği gibi, ‘ecelimiz ömrümüzün kefilidir.’ Ecelimiz gelmeden bizi kimse öldüremez. Gelmişse, bizi kimse yaşatamaz! O zaman ne gam! Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(36)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ünal

24 Ekim 2019 01:04

Gerçekten tık tak batı emperyalizmi için çalıyor baksanıza almani fransizi ingilizi amerika ni italya ni akdeniz ve ege de botlara atlayıp musluman ülkelere iltica ediyorlar hatta ölümleri pahasına zaten bu HIRISTIYAN kültürün dedeleride aynıydı fatih bizi kurtar diye yalvarirlardi hatta on milyon alman TURKIYEDE musluman ekmeği yiyerek geciniyorlar bana da gönderin neyle kafa buluyorsanız bir volksvagen yatırımdan vazgeçecek diye odunuz kopuyor volsvagen TURKIYEYE yatırım yapıyor ekonomimiz güçleniyor dersiniz sonrada yok mahallenin aç kabadayısı

davinci

24 Ekim 2019 00:41

bu amerika yaptırım tehtitlerine devam ediyor.askerlere ve vatandaşlara olağanüstühal sıkıyönetim askeri darbe nedir aralarındaki fark nedir öğretilsin ki bir daha albayları binbaşıları yoğunlaşan terör saldırıları nedeniyle şuraya buraya gönderildiklerinde aslında yönetimi değiştirmeye götürüldüklerini bilip bir daha oyuna gelmesinler.yönetim seçimle değişir.suç işleyen yöneticiler varsa bunlarla yargı uğraşır.21.yüzyıldayız

Bilal

23 Ekim 2019 22:35

Haram ve nâmeşru kazançlara gelince: "Dünya bir cîfedir, onun taliplisi köpeklerdir." Yani kelp olarak ahirete çıkacak. Ne oldu? Kazandı! Neyi kazandı? Ateşi kazandı! Allah-u Teâlâ bu Âyet-i kerime'sinde, kıyamet günü gelmeden önce helâk olmaktan yahut da şiddetli azabın gelip çatmasından kurtulabilecek hiçbir memleket halkının bulunmadığını beyan buyurmaktadır: "Hiçbir memleket hariç olmamak üzere, biz onu kıyamet gününden önce ya helâk ederiz veya onu şiddetli bir azapla cezalandırırız." (İsrâ: 58) Burada; "Ben yıkacağım!" buyuruyor, iş oraya doğru gidiyor. Bu helâk etme ya tamamen yok etmek veya halkına şiddetli azap etmek suretiyle olur. Nitekim küfür ve fâsıklık sebebiyle yeryüzünde zaman zaman nice felâketler baş göstermektedir. "Bu, kitapta (Levh-i mahfuz'da) yazılıdır." (İsrâ: 58) Binaenaleyh, dikkat ederseniz depremler, seller, kuraklıklar gittikçe artıyor, ancak harpler, fitne ve karışıklıklar bu gibi afatları aratmayacak derecede daha büyük sıkıntılara sebep oluyor. iyice ortaya çıktı. İslâm dünyasında büyük hadiseler yaşanıyor. Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Libya'da, Yemen'de, Mısır'da, Somali'de ... büyük iç karışıklıklar, harpler, fitneler, işgaller yaşanıyor. Pakistan, Sudan, Arabistan hemen her ülkede huzursuzluklar var. Azerbaycan-Ermenistan, Pakistan-Hindistan arasında her an savaşa dönüşebilecek gerilimler, anlaşmazlıklar var. Türkiye de büyük badireler atlattı. Hazret-i Allah devletimize zeval vermedi, ancak büyük hadiseler yaşandı. Daha neler yaşanacağını Allah bilir. Amerika PKK'yı büyük bir terör ordusu haline getirdi. Yüzlerce tır silah veriyor, gelişmiş füzelere kadar her türlü donatımı yapıyor. Diğer taraftan Yunanistan büyük hazırlık içinde. Yunanistan'a çok dikkat etmemiz lâzım. Dünya hâkeza öyle. Bütün devletler savaşa hazırlanıyor. Kuzey Kore krizi hiç olmadığı kadar büyüdü. Her an bir harp çıkabilir. Şimdilik Kuzey Kore geri adım attı, Ancak Amerikan bombardımanlarında halkının yüzde yirmisini kaybeden Kuzey Kore Amerika'ya karşı büyük bir hınç ve kin duyuyor. Amerika'yı vurabilecek silahlar yapmak için büyük bir gayret içinde. Balistik füze yapmaya başladılar. Amerika da nükleer tehditte bulunmaktan çekinmiyor. Bir kıvılcım Japonya, Güney Kore ve Çin gibi bölge ülkelerini de içine alan büyük bir harbe sebep olabilir. Bunun gibi dünyanın hemen her yerinde bir kıvılcımla tutuşacak gerilimler var. Ortadoğu'nun çıbanbaşı İsrail mütemadiyen işgalini genişletiyor, Filistin'e, Lübnan'a her fırsatta saldırıyor. Fırsatını bulsa bütün komşularını yakmak istiyor. Etrafındaki ülkeleri, fitne-fesadı ile birbirine düşürmeye, ordularını, devletlerini yıkmaya çalışıyor. Türkiye-İran, Şii-Sünni savaşı çıkartmak için çok uğraştı, uğraşıyor. Körfez'deki Katar krizinin arkasında da İsrail var.

Namyelüs

23 Ekim 2019 21:50

Anlaşılan bu kafa karışıklığını dağıtman için bir tatile ihtiyacın var.

ff

23 Ekim 2019 21:02

Ne dediğini anlamak için sözlük lazım. 

ali

23 Ekim 2019 20:59

hiç tayyip erdoğanın başarısından söz etmiyorsun vurmaya geldiğinde heyecanla bunu yapıyorsun sana çok yazık

Rabia

23 Ekim 2019 20:55

Euzubillahiminesseytanirracimbismillahirrahmanirrahim Mesih de, yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler de, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeğe 'karşı çekimser' davranırsa ve büyklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları acıklı bir azabla azablandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka bir (veli) koruyucu-dost ve yardımcı da bulamıyacaklardır.nisa süresi 172-173.ayet. elhamdülillah.Sayin Dilipak tabiki barış daha iyidir. Umre ve de hac fiyatları ucuzlasın isteriz sayin Dilipak. Saygılar selâm ve dua ile Allaha emanet olun hasbinallahu ve nimel vekil deriz. Teşekkürler

Mehmet Ertürk

23 Ekim 2019 18:23

Ve Hocam, Batı ve Ortadoğu şu durumda diş atmış vida gibi ne ileri ne geri. Olduğu yerde dönen vida; ağırlık da kaldıramaz. Mazallah dişler hepten sıyırırsa, bulundugu yerde yok olup giden, milletler, devletler gibi tarihin sayfalarıdna birer anı olarak kalırlar. Ortadoğu'nun bu Arapsaçı çıkmazında yeniden tarih sahnesinde olmaya çabalayan fosillerin canlanma ihtimalini hayal edenler. YEDI düvel in üzerine coreklenen Batı hadutlari, vandallar, Canavarlar guruhu, Bir yarısı bu bölgeye uzanan DEVIN uyanişıni kerhen de olsa kabullenmek zorunda kaldılar. Cenaballahin izniyle Hamdolsun, Kim bilir, yine Ahir Zamanin Nizami âlem sancağını Taşıyan bu Aziz Türk milletine DAİM GALIP olan Cenaballah in kanadı altında Zaferi verecektir. Miad; BARIŞ PINARI Harekatı, Hayırlı olsun. Selâm, dua ve Saygılarımla.

Yüksel Durak

23 Ekim 2019 16:23

Stalin; bazen olayların mantığı sizin mantığınızı aşar demiş... Ben de diyorum ki; her şeyin üstünde bir 'Kader' var. İş ki biz Müslümanlar olarak "dosdoğru yolda yürümeye" gayretinde ve azminde olalım. 'Selam ve dua ile' hocam

kibarcik

23 Ekim 2019 16:14

muhterem ustad guzel bır yazı son paragarafı hep sona bırakıyorsun veselam

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle