--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehir Üniversitesi hakkında

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
78

Yazmayacaktım, ama mecbur kaldım. Herkes “Ne oluyor” diye soruyor.

Bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir. Bu tartışmanın kimseye faydası yok. Bu noktaya kadar da gelmemeli idi. İş sadece bir üniversite ile banka arasındaki ihtilaftan ibaret değil. İşin içine girince tartışmanın bir tarafından “Ülker” var, öbür tarafında “Ahmet Davutoğlu”.

Bir kredi borcu tartışması bir anda çok başka noktalara taşındı.

Önce Ülker’in bu konudaki yeri. Ülker “Bilim Sanat Vakfı”nın ana sponsoru. Vakfın baş ideoloğu da Davutoğlu. Bu vakıf uzun yıllar önemli hizmetler gördü ve birçok insan yetiştirdi. SETA’nın kuruluşunda öne çıkan isimlerin çoğu da bu çevreden gelen isimlerdi. Davutoğlu’nu Başbakanlığa götüren süreç de bu vakıfla başlar.. Şehir Üniversitesi’ni kuran vakıf, kadro da bu vakıf ve bu kadro.

Erdoğan da aslında Ülker’le birlikteydi bir dönem.

Ülker’le ilk kriz FETÖ hesaplaşması sürecinde yaşandı. Ülker’in Şehir Üniversitesi ile yollarını ayırması 2015’de Ali Atıf Bir’in rektör olarak atanması ile başlayan sürecin ardından geldi. 15 Temmuz, ardından Ülker’in United Bitcuists’i satın alması ile Ülker önemli miktarda bankalara borçlandı. Bu arada; bir de 80 yıl önce Brüksel’de ünlü çikolata ustası Joseph Draps tarafından, efsanevi lider Lady Godiva’nın onuruna kurulan Godiva’yı satın aldı. Bu olay aslında Tata’nın Jaguar’ı, Range Rower’i alması gibi bir şeydi. Ülker farklı bir isim altında bir anda dünya markası oldu. Bana göre, yeni merkezini Londra’ya taşıması süreci, bunun PR ve Lobi’si iyi yapılmadı. Ülker borç yapılanmasına giderken aslında bu durumu da değerlendirerek Şehir’le yollarını ayırdı. Şansı yaver gitti, Godiva Japonya’yı Japonlara satarak da mali darboğazdan çıktı.

Ama Şehir Üniversitesi’ni bugünlere taşıyan süreç de başlamış oldu.

Şehir yeni kampüsüne taşınırken kamu kaynaklı fonlar, hibeler kullanıldı, tahsisler yapıldı. Bunlar ilk kez sadece Şehir’e yapılan “iyilikler” değildi. Yatırım sebebi ile oluşan mali açıklar kamu bankalarından sağlanan kredilerle kapatıldı. Bu işi ilk ve tek yapan da Şehir değildi.

Son mali krize kadar bu konuda bir sorun yaşanmadı. Mali krizin ardından borç yapılanmasına gidildi. Buraya kadar her şey normal. Ancak daha sonra banka yapılandırılan borçların ödenmesinde sorun yaşandığını ve protokol şartlarına uyulmadığını söyleyerek, kredisini geri çağırdı ve Şehir’in teminat olarak gösterdiği gayrimenkullere tedbir konulması kararı aldı.

Halkbank, Şehir’in bütün gelir gider işlemlerinin Halk Bankası üzerinden yapılması şartı olduğunu buna uyulmadığını, dolayısı ile üniversitenin cari harcamaları dışındaki gelirlerin bankanın alacağına mahsup edilemediğini söylüyor. Şehir ise öğrenci öğrenim taksitlerinin kredi kartı ile farklı bankalar üzerinden tahsil edildiğini, bir takım işlemlerin bu sebeple farklı bankalardaki hesaplara aktarıldığını söylüyor. Sonunda bir banka kredi vermiş ve vadesi gelen alacağını tahsil etmek istiyor ve bunda bir takım sorunlar yaşanıyor. Bu rutin bir işlem. Eğer bir hukuksuzluk varsa bunun çözüm adresi yargı olmalıdır. İdari bir sorun varsa idari yoldan, bu işlemlerde bir kamu bankası söz konusu olduğu için, siyasi bir irade gerekiyorsa, bu işin çözüm adresinin siyasi irade olması gerekir.

Ama böyle olmuyor. Mesela Şehir’dekiler, başka örnekler göstererek, bir takım şirketler, hatta spor kulübü şirketlerinin borçlarının ertelendiği, vergi borçlarının affedildiğini, ama kendilerine borçlarını ödemeleri konusunda bir tolerans gösterilmediğini söylüyorlar.

Bu arada; siyaset tarafı da, zaten sizin teminat gösterdiğiniz gayrimenkullerin tahsisinde de usulsüzlük var iddiası ortaya atılıyor. İş tarafların kurumsal değil, kişisel mal varlıklarının iktisabının sorgulanmasına kadar gidiyor ve benzer işlemler için bazı kişi ve kurumların adı öne sürülüyor.

Bakın bu kriz böyle giderse yeni bir 17/25 vakasına dönüşebilir..

Bu işlemlerde bir usulsüzlük varsa niye gündeme getirilmedi? Bu sorunun cevabı yok. İddia edildiği gibi bir usulsüzlük varsa ve bu tek bir örnek değilse ötekilerin de üzerine gidilecek mi? Şehir’ciler, herkes yapıyor, biz niye yapmayalım, onlara dokunulmuyorsa bize de dokunulmaz diye mi düşündüler. Yani bu işlerde bir “Dehşet dengesi” mi oluştu?

Bir banka ile bir vakıf arasındaki ihtilaf siyasi bir hesaplaşmaya dönmemeli idi.

Tam da böyle bir tartışmanın yaşandığı bir zamanda Aydın Doğan için olumlu cümleler kullanılırken, Davutoğlu için söylenenlerin birlikte düşünülmesi durumunda insanlar bunları telif etmekte zorlanacaklardır. Şehir Üniversitesi’nin tüm yönetim kadrosu ve öğrencilerinin beşte dördü AK Parti çevresindeki insanlardan oluşmaktadır. Bu işlerin bu noktaya gelmesine bir anlam veremiyorlar. İçerideki Davutoğlu karşıtları ise, Reis’in bu işe bu şekilde müdahil olması ile Şehir Üniversitesi üzerinden Davutoğlu’nun mağduriyetine ilişkin bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını ve bu krizin Erdoğan’ın çevresindeki eski Davutoğlu ekibinin yönlendirmesi ile örgütlendiği gibi bir “ters köşe” mantıkla konuyu yorumlamaya çalışıyorlar.

Daha önce 2016’da 3 yıl ödemesiz 10 yıl vadeli onaylanan kredi, 2017 Şubat’ında yatırımların başlamasının ardından geri ödemelerin başlaması 2019 Şubat’ında gerekirken, 2018’de Halk Bank Şehir’e bir kredi daha veriyor. Yani bankanın vakfa karşı bir husumeti yok. O zaman ne oldu da işler bu noktaya geldi. Bu siyasi bir kavga ise neden milli bir bankanın adı bu tür tartışmalara alet edilir.

Sonuçta gelinen nokta berbat bir nokta. Halk Bankası gibi milli, yakın geçmişte Zarrap krizinden sonra böyle bir olayı yaşaması da büyük bir talihsizlik. Sonunda bir kredi anlaşmazlığı söz konusu. İhtilaf varsa ya da birilerinin bir iddiası varsa bunun yolu yargıya gitmektir. “Aba altında sopa göstermek”le ya da “onlara göz yumuyorsun beni de idare et” mantığı ile bu iş çözülmez..

Bu “Ben yaptım oldu” mantığı, FETÖ’den bize sirayet eden bir hastalık. Bu işler böyle devam edemez ve bir gün patlar. Herkes bu “pis işten” zarar görür. Devlet de zarar görür. Kamu kaynakları kimsenin “babasının malı” değil, mahkeme “Kadıya mülk olmadığı” gibi.

Halk Bankası’na ve üniversiteye daha fazla zarar verilmemeli. Orada okuyan binlerce genç var. Onlar gelecek endişesine kapılmamalı. Bu kriz bir an önce çözülmeli. Bu tartışmanın devamında, bu iş siyasi bir intikam savaşına dönerse birçok vakıf üniversitesi ile ilgili çok daha vahim tablolar gündeme gelebilir. Bu kavgadan kimse kârlı çıkmaz. Ya da en kârlı çıkan CHP olur.

Hadi hakeme gidin, ombudsmanlık adil bir şekilde çözsün. Bir takım yanlışlar varsa o yanlışların da üzerine gidilsin. Bir topluluğa olan öfkemiz bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin..

Tefrikanızı husumete dönüştürürseniz rüzgârınız kesilir. Sulhetmek daha iyidir. Selam ve dua ile. 

 

Yorumlar

(78)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Misafir 112

16 Aralık 2019 00:46

Yerinde ve makul bir yazı. Sağolun.

Akif

15 Aralık 2019 22:43

Yazıından dolayı Allaha karşı sorumlusun.Olayı kapatalım gitsin diyemesin.Adil bir kişiliğe sahip değilsin dilpak.

Dadaş 25

15 Aralık 2019 00:45

Tebrikler Hocam. ÇOK yerinde bir yazı. ALLAH razı olsun. Mutlaka Allah için doğrulaŕı hiz bir zaman perde arkası yapmak doğru olmaz.

Taşkentli

14 Aralık 2019 17:36

Davutoğlu içimizdeki trova atıydı

Alaaddin Hasel

14 Aralık 2019 00:41

Kardeşim Celal Menteş, düzeltici ve net bilgi, açık yorumun için teşekkürler...Temel of kardeşim bir cümle ile durumu meydana sermişsin... Bir de chp kârlı lafı akp sakızı çiğneyenlere iyi batmış...Haşhaşiler biraz geride kalmış bu gün...yorumları yorumladık...

hayrettin

14 Aralık 2019 00:07

Hadi bakalım hak adalet derken hem mıhına hem nalına vurma bu olsa gerek.Son zamanlarda sana bir şeyler oldu gibi,Ülkenin aleyhinde olanlara ve kamuyu tırtıklayanlara obdusmanlık tavsiyesi,hadi ya...selamlar....

Kanuni

13 Aralık 2019 22:25

Ekmek yediği kaba kim pislerse ; buna Allah da razı olmaz kul da razı olmaz. 

???

13 Aralık 2019 22:06

Hadi tahsisi geçtik. Banka nasıl bir memur dan bir işçi 10 bin TL kredi cektıgınde son kuruşuna kadar alıyorsa almalıdır. Halkın vicdanî rahatlamaz. Çünkü asgari ücretde dahi vergi verip ülkesine katkı veriyor.

Abuzer Yavaş

13 Aralık 2019 22:02

Yani üstat kapatalim, örtbas edelim bundan kurtulalım diyor. Eh bilinmedik bir yol değil.

İbretliksiniz

13 Aralık 2019 22:00

Allah diyorum!!!! Hadi hakeme gidin, adil bir şekilde çözsün. Bir takım yanlışlar varsa o yanlışların da üzerine gidilsin. Bir topluluğa olan öfkemiz bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmesin.. Binlerce masum insan için bunu söylemediniz!!!

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle