--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kişisel gelişim mi?

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
37

Belki ilk kişisel gelişim uzmanı, 1888 doğumlu ABD’li yazar Dale Carnegie’dir., 1936 yılında ilk baskısı yapılan “Söz söyleme ve iş başarma” sanatı bütün dünyada o günlerde 30 milyondan fazla sattı. 1955’de öldüğünde zamanının en popüler insanlarından biri idi.

Şimdi bunlara “yaşam koçu” diyorlar. Bugün en popüler kişisel gelişim programı olarak bilinen NLP, ilk olarak Amerika’da 70’li yıllarda ortaya çıktı. Dilbilimci Prof. John Grinder ve Matematikçi Gestalt Terapisi uzmanı Dr. Richard Bandler tarafından modellenmiştir. Başarılı insanların ortak özelliklerinden yola çıkarak bir “yaşam tarzı” örgütlemeye çalışmaktadırlar.   

İngilizce «Neuro-Linguistic Programming”in baş harflerinden oluşan NLP, Türkçeye “Sinir Dili Programlaması” şeklinde tercüme edilmektedir.

Bu konuda tek metot bu değil. Mesela Transandantal Meditasyon Tekniği bunlardan en yaygın olanlardan bir diğeri. Farklı bir mantra meditasyonu olarak tanımlanan Maharishi Mahesh Yogi’nin modellediği  TM Tekniği 1950 yıllarının ortalarında Hindistan’da ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı.

Yerli, yabancı o kadar çok metot ortaya çıktı ki. Kimi dini bir ritüele dönüş, kimi esoterik bir ayine benziyor.

Bu metotlarla kimi sağlık, kimi mutluluk, kimi başarı arıyor. Sonuçta bütün dünyada bu iş dev bir sektöre dönmüş durumda. Hâlâ en çok okunan kitaplar bunlar. En çok izlenen programlarda bu “mucize çözüm”(!)ün propagandası yapılıyor. Kişisel gelişim sektörü, 30 yıldır giderek büyüyen bir sektör.

Sektör kişiliğini bulamamış, aşağılık kompleksi olan, ani zenginleşme sonucu arayış içine giren ve hayatına bir renk katmak isteyen inanç boşluğunu doldurmaya çalışan kesimin sığınağı bir tabandan besleniyor sanki. Vijdandan beslenen seküler bir dine dönüşen bu akım “başarı ve mutluluk” odaklı bir hareket olarak bu anlamda farklı bir cemaat oluşturuyor. Sürekli eğitim onlar için bir “şarj” olma etkisi yapıyor. Eğitim yolu ile rütbe ve derece kazananlar, aslında kendi içinde bir kast sistemi ve bunun tabii sonucu olarak basamaklı bir hiyerarşi oluşturuyor. Sistem süreklilik kazandığında bir tekamül yolculuğu ile birlikte bağımlılık oluşturuyor.

Bu hareketler seküler bir mucizeden söz ediyorlar sanki. Hayatın ve evrenin sırrı, kozmik gücü ile uyumlu bir hayatın haritasını sunma iddiasındalar. Bu hareketler insanların din, ideoloji ve siyasi tercihleri üzerinde de etkili oluyor. Hatta üretim ve tüketim ilişkilerini de etkiliyor.

Aslında bu komplo kişisel gelişim değil, “birey” haline getirdikleri kişilerin sanal cemaat ortamında algısının dönüştürülerek güdülenmesi için araç haline getiriliyor. Bu her yaş, her cinsiyet, her gelir grubu için özelleştirilebiliyor. Odaklandıkları konular sağlık, mutluluk, başarı, evreni anlama ve doğa ile uyum, manevi tatmin konular. Birçok kolejde bu metotlar uygulanıyor. Bu yöntemler daha çok kadınlar üzerinde etkili oluyor. Bu süreç onlar için yeni çevre, yeni spiritüel deneyimler için bir fırsat oluşturuyor.

Aslında bu iş kendini önemsemek, farklı kılmak, farklı bir çevre ve dostluk grubu oluşturmak için bir fırsat oluşturuyor. Başkalarına anlatacak bir konuları oluyor. Sürekli olarak birbirlerini motive ederek, çıktıkları bu tekamül yolculuğunda sürekli birbirlerine motive ediyorlar ve bu yardımlaşma duygusu onlarda farklı bir vijdani tatmin oluşturuyor. Bu projelere katılanlar, kendilerini ötekilerden farklı ve daha şanslı ve üstün hissediyorlar.

Kapitalizm her şeyi metalaştırıyor. Alınıp satılan bir nesne haline getiriyor. Bu şekilde mutluluğunu da satın alıyorsunuz. Mutluluğu satın almanın başka yolları da var. Mesela mutluluk hormonu dedikleri seratonini salgılatan bir beslenme alışkanlığı ya da hapları ile de mutluluğunuzu artırabilirsiniz. Hayatınıza renk katmak ve daha fazla heyecan duymak istiyorsanız Adrenalin hapı kullanabilirsiniz. Aslında yaşam koçlarının yaptığı da bunu zamana yayarak, daha pahalı bir yöntemle, insanın düşünce ve davranışlarını etkileyerek yapma sanatı gibi bir şey. Uyguladıkları yöntem, biraz kurgulanmış ve artırılmış sanal gerçeklik deneyimi gibi bir şey. Eğer ipnotik bir etki gücüne ve kurgusal bir mantığa, etkili bir hitabete sahipseniz, bu konularda daha ikna edici olabilirsiniz.

Kişisel gelişimciler, aslında popüler kültürün ürettiği seküler bir dinin Protestan misyonerlerine benziyorlar. “Hakikat kalpazanlığı” ile piyasa yapıyorlar ve bu anlamda iyi de iş çıkarıyorlar. Alan memnun, satan memnun olunca işler tıkırında gidiyor. Siestaya da gerek yok bu anlamda Fiestaya da. Futbol, devlet için ayrı bir maliyet konusu. Oysa burada kapalı mekanlarda herkes parasını ödeyerek talep ettiği hizmeti alıyor ve beklentilerini en azından psikolojik açıdan karşılamış oluyor! Bu seviyede siyaset için açık ve yakın bir tehdit ve risk oluşturmuyor.

FETÖ ve Kalkancı örneğinde olduğu gibi, dini bir afyon gibi kullananlar da olabiliyor ya da gerçekte dini hakikatten uzak bir anlayış ve yöntemle, zaman zaman dini değerleri de kullanarak “hakikat kalpazanlığı” yapanlar aynı şekilde bu yöntemi kişileri kontrol altına almak için afyon gibi kullanabiliyorlar.

Bakmak gerek, bu “new age” “zamane guruları”nın peşine takılanların sonu nereye varıyor. Mesela boşanma ve evlenme konusunda durum ne? İntihar eğilimleri, aile içi ilişkiler, arkadaşlık ilişkileri, alkol ve uyuşturucu bağımlılıkları nasıl.. Sürekli kendilerini motive ettikleri için kendi aralarında bu durumu sağlıklı bir şekilde gözlemlemeleri mümkün değil. Ama dışarıdan yapılan gözlemler ve istatistiki bilgiler, işlerin, belli bir seviyeden sonra hiç de istendiği gibi gitmediği, kendi aralarında üzerine örtülen çarpık ilişkilerin dışa çıkması karşısında, buna karşı çıkmak isteyenlerin karşılaştıkları kişisel, çevresel ve kendi içinde kriminal riskler sebebi ile ciddi kırılmalara, sosyo psikolojik travmalara sebeb olduğunun gözlemlenmesi hiç de uzak bir ihtimal olmadığı görülecektir. Kişi bu seviyede aldatılmışlığının farkına vardığında, yalnız ve çaresizdir. Parasını vermediği zaman bu değirmen durur, çarkın dönmesi için, sizin sistemin bir parçası olarak başkalarını ikna etmek için “mutluluk oyunu”nu oynamaya devam etmeniz kendinizi ve başkalarını ikna etmeniz gerek. Bunun için konuşmalarınıza daha fazla bilim, daha fazla din, daha fazla ezoterik ve gizem katmanız gerekecektir. Kişisel gelişim aslında kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden insanların başarı, sağlık ve mutluluk hayalleri ile süslü, yeryüzünde bir cennet ve ebedi hayatın sırlarını açıklayan hakikat kalpazanlarının elinde topluma sunulan bir afyondur!

Ağuyu altun tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı.. Evet cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşeli olabilir. Kaçtığınızı sandığınız şeye doğru koşuyor olabilirsiniz. Sakın Şeytan sizi Allah’la aldatmasın. Ve bir de yaşam koçlarınızı (!) İlah ve Rab edinmeyin. Selâm ve dua ile. 

 

Yorumlar

(37)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Taşkın Köksalan

13 Temmuz 2020 15:21

Koçluk veya NLP konusunda herhangi bir eğitimi olmayan insanların bu konuda yönlendirici ve yargılayıcı yazılar yazarak ilgili meslek grubuna mensup, işini düzgün yapan kişileri ve meslekleri itham altında bıraktığınızı düşünüyorum. 

Gurbetçi

19 Ocak 2020 13:02

Neden hep işin olumsuz yanını görüyorsunuz, Efendimiz ilim müminin yitigidir nerede bulsa alır, demiyormu.Islam dinini bile istismar edip insanları uyuşturanlar ortadayken. Bu NlP için haydi haydi geçerli. Bence sorun, ameller niyetlere göre. Birde algı meselesi. Önyargı bize çok pahalıya mal oluyor.

Süha Dumlu

18 Ocak 2020 00:30

Sn.Dilipak; Bugün maalesef yine şehitlerimiz var. Vatan evlatları yurt içinde yurt dışında bu vatan bu toprak için bu ülkenin insanları için kara toprağa düştüler. Allah rızası için Gazetelere ve medyanın internet sitelerine bakın. Birkaç gazetede küçük puntolarla yer almış veya hiç almamış. Nasıl bir toplum olduk. Şehidine de saygısı olmayan bu medyadan ne bekleyebiliriz. Bu konuda lütfen basını uyaran bir yazı yazınız. Selam ve saygılarımla.

Şeref Kaya

17 Ocak 2020 23:30

Harika bir yazı. Elinize sağlık...

Hüseyin DUMAN

17 Ocak 2020 23:09

Üstadım şu cemevleri ibadethane olsun olmasın tartışmaların yoğunlaştığı günümüzde Alevilerin kendilerini müslüman olarak görüyorsa cemevleri bir bölünme değilmidir.Allah Rasülü Allahtan aldığı emirle Mescidi Dırar (Zarar)ı Müslümanlar zayıflatır böler diye yıktırmamış mıdır. Bu kesimlerle ortak müşterek Allah Kelamında buluşalım teklifi götürülerek niyetleri açığa çıkmış olur diye düşünüyorum.Bu konuyu gündeme taşırsanız yararlı olur diye inanıyorum. Hoşça Kalın Sayın Hocam...

TR 31

17 Ocak 2020 19:20

Devlet faize hassas vatandaşlarını düşünmüyor. Toki satışları tek faizli yöntemle satılıyor. uminci seçenek olarak.Vadeli satış yöntemi niye kullanmıyor. örnek: 100m2 daire peşin olarak......şu fiyata alnmasi (zaten peşin alınması beklenemez. ya )Sabit taksitler ve vadeli satış yötemi.180 ay fiyatı .....olmalı. Taksitleri birde bankaya değilde ptt ye ödemeliler.dindar insanları bankaya istemiyorlarsa sokulmamalı . Faizi önemsemeyen insanlar anlamyabilirler ama bu şekilde tercihi olanlarada saygılı olunmalı.

Hehe

17 Ocak 2020 18:28

Herkese ve herşeye tukaka siz ne yaptınız,neyi başardınız.Neyi satmak istedinizde müştersi yoktu.Hakikat neden alıcı bulmuyor.Hep taşlama önce kendin olmaya başla

Tamam

17 Ocak 2020 17:59

Siz yanlış anlamışsınız, o kanal TV kanalıdır.

ALLAH'IN 1 KULU

17 Ocak 2020 16:16

YAŞAM KOÇU, KİTABI BİLMEM, HEPSİ HİKAYE. SONSUZ HUZUR ARIYORSAN O MÜMKÜN DEĞİL, ÇÜNKÜ ALLAH BÖYLE EMRETTİ. BUDA İNSANIN İMTİHANDA OLDUĞUNUN BİR KANITI. AMA RAHATLAMA, ARINMA MÜMKÜN HATTA BELAYI DEF ETME... SADAKA, ZEKAT, YARDIM. VARSA İHTİYAÇ SAHİBİNİN İHTİYACINI KARŞILAMA, YOKSA GÜLERYÜZ GÖSTERMEK KAFİ. 

demekk ki

17 Ocak 2020 14:55

güzel tesbitler bu konuda en meşhurları yakından tanıyorum, tamamen kandırmaca duygusal sömürü ve aldatmacadan başka birşey değil. knedi söylediklerini kendileri bile hayatlarında çocuklarında uygulamıyor.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle