--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Irak bize çok mu ırak!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
34

Irak, İmam-ı Azam’ın ülkesi. Beytül Hikme’nin merkezi, adalet şehri, Kerbela’nın yaşandığı hüzün yumağı, Hz. Adem’in, Hz. Nuh’un, Hz. Ali’nin mezarlarının bulunduğu yer.

“Suriye” “Asurların ülkesi” değil. Aslında Mezopotamya coğrafyası, tüm kadim medeniyetlerin beşiğidir. Bilad-ı Şam topraklarında bugün 5 devletçik bulunur: Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin ve Ürdün. Mısır, Irak ve Türkiye’nin bir bölümü de Bilad-ı Şam’dır aslında.

Anadolu’nun işgali, İzmir’den değil, Hatay’dan başladı. Filistin ve Lazkiye cephesi, Çanakkale’nin devamıdır aslında. Anadolu’nun, Bilad-ı Rum’un Kudüs-ü şerife, Medine-i Münevvere’ye ve Mekke-i Mükerreme’ye, Arap yarımadasına ve Afrika’ya açılan kapısıdır burası. Arz-ı Mev’ud’dur burası. 1. Kut’ul Ammare savaşındaki İngiliz bozgunu burada yaşandı.

Bugünkü Türkiye-Irak sınırı 5.6.1926’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile belirlendi. 2 gün sonra da mecliste onaylandı. Suriye sınırı, Hatay meselesi sebebi ile biraz daha uzun sürdü. 

Ankara Antlaşma’nın 5. maddesinde tarafların, 1. maddede belirlenen sınır çizgisinin “kesinliğini ve bozulmazlığını kabul ederek bunu değiştirmeyi amaçlayan herhangi bir girişime geçmemeyi” kabul ettikleri belirtiliyordu. Antlaşma sınırlar konusunda “süresiz”di. İkinci bölüm ise 18 Temmuz 1936’da sona eriyordu ama Türkiye ile Irak, 8 Aralık 1936’daki “notalaşma” ile antlaşmanın bu süresini uzattılar. 1932’de Irak’taki İngiliz mandasının sona ermesiyle Türkiye-Irak arasında 1937 Sadabat Paktı imzalandı. Bu Pakt Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında daha çok da Türkiye’yi sınırlandırmak ve İtalya’nın yayılma politikasına karşı, BM kararlarına (Yani batının kararlarına) uyma taahhüdü ve karşılıklı barış ve işbirliği için yapılan bir anlaşmadır. Bu Pakt “Bağdat Paktı” (1955-1958) ile sona erdi. Bağdat Paktı daha sonra CENTO (Central Treaty Organization - Merkezi Antlaşma Teşkilatı) adını aldı. Bu arada 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 29 Mart 1946’da Irak ve Türkiye arasında Ankara’da bir antlaşma daha yapıldı. O antlaşmanın 1. maddesinde de “1926 Antlaşması ile belirlenmiş ve çizilmiş sınıra saygı gösterileceği” belirtildi.

Bağdat Paktı (1955-1958), Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve İngiltere arasında, SSCB’nin Ortadoğu’da nüfuz kurmasını önlemeye yönelik olarak güvenlik ve savunma gayesine yönelik bir örgüttü. Şubat 1955’te Bağdat Paktı adıyla kurulmuş, 1958’de Irak’ın pakttan çekilmesi üzerine ABD’nin de dahil olduğu yeni bir antlaşma yapılmıştır. 1979’da önce İran’ın ardından da Pakistan’ın çekilmesiyle CENTO’nun varlığı sona erdi.

Bu arada bir de RCD’miz var. Türkiye, İran ve Pakistan Devlet/Hükümet Başkanları, bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla 1964 yılında İstanbul’da Kalkınma için Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development) RCD kuruldu.. 1977 tarihli İzmir Anlaşması ile yasal statüsü oluşturulan RCD, İran devriminden sonra işlevsizleşti. 1985 yılında RCD yerine EİT Ekonomik İşbirliği Teşkilatı kuruldu.

Uzmanlara göre, bu anlaşmalar çerçevesinde Ankara Antlaşması’nın “Bozulmaz / değişmez” Türkiye-Irak sınırı, tarafların kabulü dışında bozulamaz. Ayrıca Ankara Antlaşması’nın Türkiye-Irak sınırı, Cemiyet-i Akvam Komisyonu’nun belirlediği “Brüksel Hattı”na dayalı olduğundan, sınırı bozmaya yönelik girişimler, hukuk dışı olacaktır.

Şimdi geleceğe bakalım. Bölgeye, Suriye ve Irak’a sınırı olan Türkiye, İran Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan Filistin, İsrail, Kuveyt ve Suudi Arabistan’ı bir bütün olarak görmek gerek. Bu ülkelerden Irak ve Suriye’nin bölünmesi söz konusu. İsrail’in sınırlarının genişletilmesi Ürdün, Lübnan, Filistin, Suriye ve Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü ilgilendiriyor.

ABD ve batılıların, hatta Rusların ve İran’ın işin içinde olduğu bir “Kürt koridoru” ve bir “Şii koridoru” sorunu var.

Irak’ın Şii, Kürt, Arap olarak 3’e bölünmesi sözkonusu. Eşzamanlı Irak petrolü ve Kerkük konusu var. Şii konusu İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ı ilgilendirirken, Kürt sorunu İran, Irak ve Suriye’yi ilgilendiriyor. Bu arada ayrıca, bölge devletleri dışında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya var. Çin Kuveyt’in burnunun dibine yerleşti.

Bölgede İran’ın, Huzistan, Azerbaycan, Belücistan, Kürdistan, Fars olarak 5’e bölünmesi söz konusu. İran’dan ayrılacak Huzistan, Irak Şia’sı ile bütünleşecek ve Necef / Kerbela bölgesinde, Körfezin tepesinde Vatikan gibi steril bir “Şia kutsal devleti” kurulabilir. 

Ben bu yapının beraberinde Mehdiyet ve Mesihiyet tartışmasını beraber getireceğini, bu konunun Şii, Sünni, Selefi çatışmasını profesyonel ajanlar üzerinden daha da derinleştirilmesi endişesini taşıyorum.

Tabii bütün bu işlerin içinde bir de “İsrail” var. Trump’ın, Kushner üzerinden uygulamaya çalıştıkları bir proje var. Hani şu “Yüzyılın projesi” dedikleri proje. Bölgede “Kushner lobisi”ne dikkat! Dahlan da bu işin içinde, Veliahd Prens de, Sisi de. Oyun dışına itilmeye çalışılan İngiltere yeniden ve fiilen bölgeye askeri ile istihbaratı ile yerleşmeye başladı bile. Fransızlar yolda. İsrail Suud topraklarında “Siber ordu” kurma planları yapıyor.

Bölge bugün daha güvenli değil. Evet, belki daha sessiz, ama dehşet dengesi daha üst seviyede ve tehlike bugün çok daha büyük bir hal aldı. “Büyük Kaos” planı devre sokulacak olursa bölge bir anda cehenneme çevrilebilir.

Çin Treni Türkiye’ye giriş yaptı, Avrupa’ya doğru yola çıkmaya hazırlanırken zaman bundan sonra daha hızlı akacak.

“Bağdadi öldürüldü, DAEŞ bitti” diye kimse gevşemesin. Bakarsınız gelen gideni aratır. Bağdadi’yi Bağdadi yapanlar ortada. Hem de daha tecrübeli ve daha öfkeli. Fergana’dan Sina’ya kadar birçok bölgede DAEŞ’ten ayrılan grublar yeni komutanların yönetiminde ses getirici eylemlere girişebilirler. Çin’den Rusya’ya, Pakistan’dan Hindistan’a, Afganistan’dan İran’a, Türkiye’den Mısır’a, Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Afrika’ya birçok yerde “biz burdayız” diye mesaj verebilirler.

Temel sorun çözülmeden sorun bitmeyecek. Sorunu üretenler, sorunun çözümü gibi ortalıkta dolaştıkları sürece de sorun daha da büyüyecektir. Neyse ki, sorun üreten merkezlerin hepsinin kendi içlerinde sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyorlar da, tehditlerinin şiddeti ve hızı düşüyor. ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya derin yapıları çökmeden ya da onlar “bu iş bitti” demeden bu işin bitmesi zor! Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(34)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kendi Yurdunda Yerli Azınlık/Biz Bize Uzak/Irak-ız

8 Kasım 2019 10:58

Yakında Semtin Yerlileri Olarak Hepimiz Siyanür İçmek Zorunda Kalacağız.!! Fatih'in yerlisi olan bizler dolaylı dolaysız iç ve dış göçlerle, zorba taşralı bir nüfusun arasında azınlık durumunda bırakılıyoruz. Çocukluk ve gençliğimizde komşuluk ve mahalleli olmanın en güzel anlamda yaşandığı, samimi dostlukların, bakkal-kasap esnafı ile birbirine bağlı, güven içinde doğup büyüdüğü, yaşadığı semti terk edenlerin yanısıra, kalıp yaşamını sürdürenler yanlızlaşıp/ yabancılaştıkları kendi semtlerinde asimile oluyor.. İl ve İlçe belediyesinin yetkililerine alınan karar ve değişen nufusun olumsuz sonuçlarına itiraz etmek ve müdahil/muhatap olamamaktan şikayet ettiğinizde! Siz artık azınlıksınız, sizi dikkate almazlar diyebiliyorlar. Sosyo-kültürel yanlızlaşmanın yanısıra, kentsel dönüşüm adı altında yapılan imar düzenlemeleri 50-60 yıllık geçmişi olan bizleri tamamen semtten kopartacak belirsiz bir duruma zorlamaktadır. 

Mehmet

7 Kasım 2019 20:40

Şamda namaz kılma bize, şimdilik 5 milyon suriyeliye mal oldu. 

EKREM KAYRA

7 Kasım 2019 19:12

Sizler hangi ecdadınızdan bahsediyorsunuz ki, eski topraklarını istiyorsunuz ?

İZMİRLİ

7 Kasım 2019 19:01

Haklısınız,coniler,yankiler,hanslar kendi can derdine düşünce,ancak Dünya'da huzur ve refah tesis edilmiş Selâmlar..

Jurnal

7 Kasım 2019 18:19

IRAK bize oldukça yakın lâkin: İçimizdeki GAVURLAR bize çoookkk IRAAAKKK!!!

Malkoç

7 Kasım 2019 16:27

MSLÜMANLARIN İLK KIBLESİ MESCİDİ AKSA İDİ..... DAHA SONRA KABE İ MUAZZAMA OLDU..... KIBLE YİNE DEĞİŞTİMİ , BİLEN VARMI? .... 

Fatma sari

7 Kasım 2019 16:19

Kesinlikle düşündüğüm ve inandığım bir sorunu açık ettiniz.Peki çözüm ne?Sadece sorunları konuşuyoruz lütfen alnımız dikken çözümü de sunalım,sonuca ulaşır ya da ulaşmayalım.Senaryo üretmekten bihaberiz oysa ki dünyayı avucunda oynatanlar once senaryo üretip şimdi oynuyorlar,bizler de aval aval bakıyoruz.Yok mu dünyanın beşten büyük olduğunu gösterecek?...

Lale

7 Kasım 2019 16:14

Evet sonuna kadar hak veriyorum ortadaki manzara bu.Peki çözüm ne?Biraz da bundan bahsetsek ya da senaryo üretsek hiç fena olmayacak...Dünyaya beşten büyükturu kim ya da kimler gösterecek

Bir Dost 2

7 Kasım 2019 16:06

Yazının devamı yarım çıkmış.Bana sorarsanız Irak ve Suriye hükümetleri bize Tazminat ödemek zorunda, ha yapmıyorlarsa bizimde petrol hesaplarına girmemiz lazım. Adına ister ulus devlet veya ümmetçilik de. Kaldı ki bizden çalınanı geri istiyoruz.

Mustafa

7 Kasım 2019 16:02

İtikad ve TEVHİD bize ne kadar uzak, tagut ne kadar yakın.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle