--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Fetva çıkmazı”

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
77

Isırıcı meliklerin kiralık ulemaları “kardeş katli”ne de fetva verir, paranın zimmetine de. “Kara kaplı kitap” da öyle yazıyorsa kim ne diyebilir ki, “Mülk onundur” haşa. Din adına fetva veren birtakım gayb hazinesinin anahtarını elinde tutan(!) esoterik tipler önüne geçtikleri insancıklardan “musalla taşındaki meyyid” gibi olmasını ister de, birileri de buna razı olur.

Tarihte “Gavur padişah” lakabı ile anılanı da var, “zalim” sıfatı ile anılanı da. Hz. Ali’yi ya da İmam-ı Azam’ı kim şehid etti!? Hepsinin de kendine göre “fetva”sı alınmıştı. Birilerinin dizleri gün gelecek “Fetva yokuşu”nda çekmez olacak. Şeytanın “Allah’la aldatarak” dostlarını yönlendirdiği “Fetva çıkmazı”nda yollarını kaybedecekler.

“İlah ve Rab” edinilen “din büyükleri’nin elinde oyuncak olan “din” kalıbına sokulmuş muharref geleneklerle “kitap” bir cinayet aletine dönüştürülebilir.. “Mızraklarının ucuna ayetleri geçiren”, Hz. Ali’nin katli için haşa Kur’an-ı Kerim’den delil getiren müfsitleri hatırlayın.

Ben ısrarla “Siyasetname” okunmasını söylüyorum. “Ahkam-ussultaniye” de denilen “siyaset fıkhı” diyebileceğimiz bu kitaplarda yazanlara da hemen inanmayın. Onlar da “kul yapımı”. Onlar da yanılır. Hatta bir zamanlar muteber olan bu kitapların içindeki vahim hatalar, daha sonra ortaya çıkan gerçekler ışığında ortaya çıktı. Mutlaka okumak, doğrusundan olduğu gibi yanlışından da ders çıkarmak.

Siyaset uğruna ayetlerin manasını çarpıtan, hadis uyduran zihniyet, zulmünü ve ifsadını meşrulaştırmak için fetva mı uydurmayacak.. Zaten Şiiler yolunu bulmuş, bir tehdidinden kurtulmak için değil, kolaysa menfaat temini için de “takıyye”ye başvurabiliyorlar.

Şu helal-haram tartışmasına bakın.. Ya da fetva ile iş yapan siyaset, bürokrasi, STK, işadamlarına bakın. Kanaat önderlerinin zaten fetvaya ihtiyacı yok. F. Gülen haşa Allah’la görüşüyordu, ötekilerin bir kısmı daha mütevazı, 3’ler, 7’ler, 40’larla idare ediyorlar. Kimi Resulullah’la görüşüyor, kimi Muhiddin-i Arabi ile kimi Mehdi ile. Onların fetvaya ihtiyacı yok. Sözleri delil olarak yeter. Onlar bir siyasetçiyi, bürokratı, STK temsilcisi ya da işadamını himayesine almışsa, zaten onlara o yeter. Bizim gibi ölümlü insanlara düşen, “öl deyince ölmek, öldür deyince öldürmek”, “Musalla taşında meyyid gibi olmak”. Yani onları İlah ve Rab edinmek. Yoksa bu adamlar fetva ile “kardeş katli”ne bile cevaz verebilir”. Nizam-ı alem için hem de! Söz konusu olan “Nizam-ı alem” ise gerisi teferruattır! Sonrası için her şey mümkün! Allah korusun.

Resulullah’ın, Hz. Ömer’in sahip olmadığı yetkilere, bilgi ve tasarruflara sahip olduğunu söyleyen ve birilerinin de bu iddialara inandığı bir sürü insan dolaşıyor sokakta. Bu yapıda FETÖ de çıkar DAEŞ de. Kalkancı da çıkar. Şeytan sadece “din”i kullanmıyor. İdeoloji adı ile komünizm, kapitalizm, siyonizm, faşizmin neye malolduğunu biliyoruz. Şeytan siyaseti de, iktisadı da kullanır. En keskin hilesi ise kavmiyetçilikle ilgilidir.

Kibirli, inatçı, zalim, cahil, la yüs’el insanlardan uzak durmak gerek.. Herkesin inancına müdahale eden, yaşam tarzı dayatan herkes bu “cehennem ehli”ndendir. Yani “Cah kavmi”ndendir!

Nizam-ı alem sevdalıları, sahih bir geleneğin temsilcisi olmak için “verese-tül enbiya” olmak zorundadır. Taife giden Peygamber gibi olmalıdır. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olmaktan başka bir gayeleri olamaz. Yeryüzünde ilahlık ve Rab’lik taslayanlara karşı dik duranlardır onlar. Nizam-ı alem, adalet, barış, hürriyet temelinde, inananların ittihat, erdemli insanlar ve mazlumların müttefik, başkalarının temel haklarına tecavüzden uzak olan her toplulukla itilaf üzere yaşamak için, tüm insanların mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetini sağlamak için nefsini adayanların davasıdır. Çünkü onlar Allah’ın istediği şeyi nefislerine vacip kılanlardır.

Gayeye giden her yolu meşru gören egemenlerin önlerindeki engeli kaldırmak üzere hakikati eğip büken ve gerçeği gizleyip, efendilerinin arzusunu gerçekleştirmek için fetva uyduranların vay haline. O fetvaları verenler ve ona uyanlar için cehennem sabırsızlanmaktadır muhakkak. Çünkü sözkonusu olan kul hakkıdır ve bunlar Allah’ın dinini küçük bir menfaat karşılığında tahrif etmeye kalkanlardır ve bunlar yeryüzünün fesadında pay sahibi olanlardır.

Yetkisini halktan almayan, halka hesap vermeyen, Hakk’ın rızası dışında tasarrufta bulunan her kim olursa olsun, onların iradesi dışında, sözleşme hükümleri dışında ona bir hüküm dayatırsa, o İlahlık ve Rablik anlamına gelir. Onun bilgisi ve kabulü dışında kamu malına el uzatmak, yetim malını çalmak anlamına gelir.

Biz, Hz. Ömer’in, gece kandil ışığında çalışırken, selam veren adamın selamını almak için, kamuya ait kandili söndürüp, kendi kandilini yaktığı misali üzerinden kendimizi anlatırdık. Şimdi İslam dünyasındaki kıralların haline bakın. Mekke ve Medine’nin de içinde yer aldığı Suudi hanedanlığının haline bir bakın.. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” noktasına geldi işler. “Selam verdim rüşvet değildur deyu almadılar” günlerini yaşadı ümmet.

Biz inandığımız gibi yaşamayı bırakınca, yaşadığımız gibi inanmaya başlamak da yetmedi, sanki fetvalarla halimize uygun bir din icad etme noktasına mı geldik yoksa!

Hale münasip bir din! FETÖ nasıl bu toplumda bu kadar kısa zamanda böylesine revaç buldu sanıyorsunuz. Bu “Cemaatçilik” oyununun nereye geldiği ortada malum. DAEŞ nasıl ortaya çıktı?! Yaşar Nuriler, Zekeriya Beyazlar, Kalkancılar, tarihselciler, yeşil feministler, Adnancılar daha düzinelerce “cemaat”(!) nasıl ortaya çıktı sanıyorsunuz! Hani aynı Allah’a, Resulüne, kitaba iman edenler tek bir millet, tek bir ümmet, tek bir cemaatti! Onların işleri aralarında istişare ve şûra ile idi. Müslümanlar kardeş, yani “ihvan”dı! Her tarikat kendi müridleri ile sınırlı bir ihvancılık anlayışına sahip bugün. Kimsenin kimseyle ne istişare ettiği ve ne de şûra yaptığı var. Herkesin bir fetvacısı var. 

Fıkıh 4 halife döneminden sonra tedvin edilmeye başladı. Fetvalar ise, din ve görüş beyan ettikleri konuda ilim sahibi olanların bilirkişi beyanından başka bir şey değildir aslında. “Fakih” kim, “Müctehid” kime denir, diğer içtihadları ya da fetvaları bilmeden kendinize uygun bir görüşten yola çıkarak, kendiniz hakkında bir tasarrufun ötesine geçip, başkaları hakkında kendinize tasarrufta bulunma yetkisi tanıyan fetvaların peşine düşerseniz yeryüzünü fesada vermek ya da yeni Kerbelalar için başka bir bahane aramanıza gerek yok.

Mesela fetva almaktansa, kendinize uygun bir fetvacı bulun, fetva kolay! Selefi, Sufi, Şii birini bulursunuz. Bu alemde çare tükenmez!? Modern ya da gelenek ya da “sefer”i hal, bir çözüm yolu bulurlar. “Cihad” deriz, bir yol bulunur. Cinayete de bir yol bulunur, zimmet’e, gasb’a, yalan’a da yeter ki isteyin ve kılıfını bulun!

Fetva ile nas sakıt olmaz! Nas ile sabit olan bir konuda içtihad olmaz! Fetva ya da içtihad yolculuğu, ilahı rızaya ulaşmak için nas ve risalet’ten kopmadan, geçmişin bilgi birikimine  ve tecrübelerine vakıf olarak, akıl, ilim ve hikmetle hakikati arama yolculuğu olmalıdır. Meşru olan yol bu yoldur.

Cemaati siyasetin malzemesi ya da siyaseti cemaatin objesi haline getirirseniz kendinize de, o ülkeye de, dininize de iyilik etmiş olmazsınız. Dünyanızı da ahiretinizi de kaybedersiniz. Benden söylemesi. Selâm ve dua ile..

 

Yorumlar

(77)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ekrem Kayra

26 Ağustos 2019 20:21

İslam'a daha çok kimsesizler inanıyordu . Zalimlerden korunmak vs. için . Peki ya şimdi ?! Kim başkasına zulmetmek istiyorsa Dine sarılıyor . Bu , her yerde aynı . İlk önce alimler işi bozdu . Parayı veren düdüğü çalar . Mesela , Türk- İslam sentezi ... Önce Türk Kürt vs. sonra İslam. Olmaz . Olmuyor işte . Tek İslam dersen , olur . Müslüman vs. olmayana da adil davranırsanı bal gibi olur. O zaman Ümmet demeye yüzün olur . VESSELAM...

yörük

26 Ağustos 2019 17:25

eyy sadece Kuran-ı Kerim olsun, tarikat olmasın, mezhep olmasın, ehli sünnet alimleri olmasın, sünnet olmasın diyenlere sözüm. Benim atalarım bu topraklara gelirken mürşidi ile geldiler.Mezheplerle ilgili sorunları yoktu ve bugün mezhepler olmasın diyen kendisi sorunludur. S. Abdulhakim Hüseynî (k.s) hazretleri ise şöyle buyurmuştur: “İşin esası, Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat itikadını öğrenip, ona göre imanı düzeltmek ve Ehl-i Sünnet âlimlerinin bildirdikleriyle amel etmektir. İmanı Ehl-i Sünnet itikadına göre düzeltmeden tasavvuf yolunda ilerlemek mümkün değildir.‘’

Aliaddin ÖZİŞ

26 Ağustos 2019 17:24

Bu yaşına,bu bulunduğun noktaya yakışmıyor be Dilipak. Vallahi yakışmıyor. Yaşar Nuri ne zaman cemaatçi oldu? Yazında Kur2an ayetlerinden alıntılar yaparak yaptığın,eğeri ile doğru'yukarıştırmak ve " Allah İle Aldatmak" tan başka şey değil. Ve tamamen insanların cahilliğinden istifade ediyorsun. Öyle ki senin islâm içine sokulmuş bir "münafık" olduğun yönündeki düşüncem hemen hemen tamamlanmak üzere. Ne yazık ki Kur'anı anlayarak okumayanların cahilliklerinden istifade ediyorsun. ( Tam NİSA SURESİ 119. AYETTE SÖYLENDİĞİ GİBİ- senin kitabını anlamadan okumalarını sağlayacağım-).

Ergin Yaşar

26 Ağustos 2019 15:08

Yazınız güzel olmasına güzel.Güzel ötesi harika.Tabii her fikrinize katılmış değiliz.Tekrar,tekrar,tekrar...Hayırlı şeyleri tekrar iyiyse de;Aşırır tekrar bıkkınlık bezginlik verebilir.Bu da tekrar ile arzulanan gayenin tersini zuhur ettirir.Aynı kıssalar ile ayni ibretleri tekrar tekrar anlatmak değerini düşürebilir sayın Dilipak.

Rebii

26 Ağustos 2019 14:05

İnşallah hak gelince batıl zayi olacaktır. Asıl mesele 200 yılı aşkın bir süre islam dini ni halk dan çalma çabası ve buna ortak olan yönetici ve yönetenlerdir. Dinin temeli ve amacı olan sevgi ve adalet hiçe sayılmış, törpülenerek islam inancının içi boşaltılmıştır. Şimdiki yöneticiler bile islami söylemi yaparken icraatleri islama karşı menfaat üzere olmaktadır. İnsanların bedenlerini ele geçiren şeytani cin varlıklarının toplumu sardığı çok az insanın temiz kaldığı zaten zamanın az kaldığının bir işaretidir. Eğer ticareti vesikaya bağlamışsanız bilinki vakit az kamıştır. Tufan öncesi hep böyle olmuş, sünetullahda mizanda bunu çağrıştırıyor.

cCc

26 Ağustos 2019 10:30

GERÇEK ALLAH EHLİNE VERİLEN İLİM İLE GÖNÜLLERİ AYDINLATMASI VE BU ZATLARA KARŞI OLAN BAĞLILIK VE TESLİMİYETİNİ AYIRARARAK ÖRNEKLEYEREK ANLAT ARTIK. ÇOK BİLMİŞ OLMAYA BAŞLADIN SEN

Ahmet kamil

26 Ağustos 2019 01:09

Yazar yine adeti olduğu üzere samanı çok fakat danesi az bir yazı yazmış. Geçmişi karıştırmak müslümanlara zarar verir, yarar vermez. Çünki geçmişin her şeyini tam bilemiyebiliriz. Kaldıki geçmişin hataları bizden sorulmayacak. Bizim işimiz, geçmiş müslümanları hayırla yaad etmektir.Keşke yazar günümüzde hangi fetvacılar hangi hususda yanlış fetva vermişler, sadece onları yazsaydı.Tek doğru yol,ehli sünnetin yoludur. Eğri ise çoktur. Onun içindirki, yüce kitabımızda nur kelimesi müfred, zulmet kelimesi hep cemi olarak gelmiş.وجعل الظلمات والنور ayetinde olduğu gibi. Herbirimizin evine giden ve doğru olan tek adres vardır. Fakat evimize gitmeyen,yani yanlış olan adresler ise çoktur.Müslümanların mühim bir kısmı bu tek yoldan ayrılınca, yollarda hatalarda çoğalacaktır. Hakkın olmadığı yerde batılın binbir türlüsü boy gösterir. Tarlada doğru bir ziraat yapılmazsa, orada binbir türlü yabani otların dikenlerin çıkacağı kesindir. Müslümanlar olarak peygamberimiz as in tek hak yol buyurduğu ehli sünnet in yolundan ayrılmamalı, inanç birliğimizi bozmamalıyız. Geçmiş islam uleması, hususi ile osmanlı ecdadımız, ehli sünnetden zerre kadar taviz vermemişler, taviz verenlere de izin vermemişlerdir.Aksi halde bir kısım müslümanların kalplerinde yabani ve zararlı fikir ve inançların meydana gelmesi kaçınılmazdır. Hatta bazıları(حفظنا الله( iman hududunun dışında kalabilirler.yazarada,her müslümana da tavsiyemiz, sünniliği, inanç birlğimizi hakim kılmazmız,karşı inançların yanlış olduğunu haykırmamızdır.çünki iman etmek ne kadar önemli ise, doğru olan şekilde iman etmekte o kadar önemlidir.fakat laik devlet tarafından modern ve çağdaş islam anlayışını getirsinler diye kurulan, dini olan her mevzuda sadece akıllarını ölçü alan bu ilahiyatçılar oldukca işimiz çok zor. Fakat inancımız o ki, yüce rabbım dinini ehli küfrün şerrinden koruduğu gibi, onlardan daha zararlı olan ehli bid,ad ında şerrinden koruyacaktır:حسبناالله ونعم الوكيل

erkan yıldız

26 Ağustos 2019 00:01

Arkadaşlar meseleyi idrak edelim isterseniz. diyoruz ki laik devlet. Ya bu ne demek? La ilahe ile kavgalı bir durumdur bu esasen. Hakikat denen şey de haykırılamaz aslında bu ülkede Laiklik varken. Kişiler diyebilir elbet La ilahe, ancak kurumlar diyemedikçe, reddetmedikçe putları, o zaman boştur bu uğraşlar. Temelsiz, daha doğrusu temeli meşru olmayan, yani Allahın tarafında olmayan bir ülkede çabalıyoruz. bişeylerin değişmesi lazım, orası net. Diğer yandan, Kuran'ı Kerim'i yani vahyi anlamıyorum diyenler! bu sizin nasipsizliğiniz be. çabalamadınız ki. o kadar kolay ki, koy meali yanına, öyle oku, hangi arapça kelime hangi türkçe kelimeye karşılık geliyor, çözmek o kadar kolay ki. Ya insanlar 5-6 bin yıl öncesinin kitabelerinde yazanları çözüyor be. Azıcık zekanızı kullanın.

Enver İlhan

25 Ağustos 2019 23:40

Kün fiddünya keenneke garibün Evabiri sebil ve uddenefsekemin eshabul kubur Hadisi şerif Eyüb sultan camii yanında yazılı

Rabia

25 Ağustos 2019 23:39

Euzubillahiminesseydanirracimbismillahirrahmanirrahim Allah kullarına zulmetmez.ayet meali.elhamdulillah.Sayin Dilipak haklısınız.fakat ıslah edicilerimiz olduğu sürece Allah toplumları helak edici değildir.elhamdulillah.bununda en güzel örneğini görevden alınan b.b olayında gördük.Allah devletimize zeval vermesin.Allah yardımcımız olsun amin.saygilar selam ve dua ile Allah'a emanet olun teşekkürler HasbinAllah'u ve nimel vekil deriz

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle