• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
TÜM YAZILARI

Doğu Türkistan’da neler oluyor?

27 Mayıs 2022
A


Abdurrahman Dilipak İletişim: [email protected]

Şark cephesinde yeni bir durum yok: Kan, gözyaşı, tecavüz.. Aklınıza ne gelirse, zulüm sınır tanımıyor. “Belene kampı” mı dersiniz, “Ebu Gureyb” mi, “Gulak Takımadaları” mı, “Guantanamo” mu, “Esed’in zindanları” mı, (ve daha birçok) hepsinin bileşkesi mi!

Birileri Mekkeli müminlerse, onların Mekkeli müşrikleri de olacak! Birileri bu şekilde cennete ve cehenneme gidecek. 

Ve bu da geçecek.

Onlar öyle imtihan olurken biz de burada imtihan oluyoruz, onlarla ve tüm dünyada olup bitenlerle. Çünkü bizler alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz, yeryüzünden hesaba çekileceğiz. Allah bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister. Biz Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olacağız. Hem de haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı olacağız, zalim babamız, mazlum düşmanımız da olsa. Nemrud’a karşı İbrahim, Firavun’a karşı Musa olacağız! (da), halimiz malum. Reel Politik putu nefsimize taht kurup oturunca, kader, rızık ve ecel konusundaki nefsi arazlarımız başımızın belası. Doğu Türkistan ve diğer daha birçok topluluk zalimlerin elinde oyuncak olurken biz bahaneler uydurmaya devam ediyoruz. 

Allah’ın şartını ve vaadini pek de dikkate almıyoruz. Sonuç malum.

Kendi türünde tek örnek olmadığının farkında olarak Doğu Türkistan örneğine bakalım ve bu anlamda kendi nefsimizi sorgulayalım. 

Öte yandan; Mekke-i Mükerreme’nin, Medine-i Münevvere’nin, Mescid-i Aksa’nın, Arz-ı Mev’ud coğrafyasının halini düşünelim eş zamanlı olarak. Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytandı değil mi, zalimlere yardım edenlere gelince, Allah (cc) onları onların başına bela eder ve ateş onlara da dokunurdu değil mi! Doğu Türkistan konusunda devlet de suskun, toplum da. Artık cemaat de, vakıf da, toplum da her şeyi devletten bekliyor. Devlette zaten “siz bu işlere karışmayın, burnunuzu sokmayın, siz bu işlerden anlamazsınız, bana güvenin gerisini merak etmeyin, bir bildiğimiz var” diyor.

Önce bu konularda bir temel duruşumuz olmalı. Din merkezli mi bakacağız, ulusal çıkar bazlı mı? Bu konuya vicdan açısından mı yaklaşacağız. Kuşkusuz her konuda olduğu gibi, din, ahlak, ideoloji, vijdan, çıkar, bilim, akıl, tarih, gelecek, birçok açıdan bakabilir insan. Birçok açıdan baksa bile bir esas noktası olması gerek. Doğu Türkistan bizim dini, tarihi, insani, ahlaki, felsefi, etnik, ideolojik, politik, gelecek, ulusal çıkar açısından önemli bir ülke ve halk. 

Ben merkeze her meselede olduğu gibi bu meselede de dini alırım. Bu diğer boyutları görmezden gelme anlamına da gelmez.

Önce bu yanlışın kökleri. SSCB varken, Mao rejimi devam ederken, NATO üyesi bir ülke olarak o bölge ile ilgimiz devlet açısından NATO’nun yönlendirdiği bir politik alandı. Soğuk savaş döneminde dindar çevreler Komünizmle Mücadele programı kapsamında kontrol altında tutuluyordu. Ve bu hareket ülkedeki sol, sosyalist grublarla da dengeleniyordu. 

O zaman Ruzi Nazar vardı. Nazar’a destek veren içeride Enver Altaylı vardı. “Turan ülküsü” çerçevesinde bazı gruplarda bunları bir sahiplenme sözkonusu idi. Altaylı artık içeride. Bugün Ankara Çin’le daha yakın ve sıcak bir ilişki içinde. Avrasya/İpekyolu projesi çerçevesinde Çinlilere Türkiye’de vatandaşlık vermeye devam ediyoruz. Çin hükümeti ile de “iyi ilişkiler” geliştirme çabasında olduğumuz için de, nasıl Rusya ile ilişkileri geliştirme çerçevesinde Çeçenistan’ı gündemimizden çıkardı isek, Çin ile ilişkilerimizde sorun oluşturmaması için devlet olarak Doğu Türkistan’ı görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. 

Mesela Asya’daki önemli bir İslam devleti olan Malezya, Endonezya’dan da ses çıkmaz. 

Çünkü zaten Malezya’nın satılan ekonomik varlıklarının artık yarıdan fazlası artık Çinlilere ait. 

Pakistan’ın sesi çıkmaz, çünkü Hindistan’la sorunu var, iktisaden ve savunma açısından Çin’e kendini muhtaç hissediyor. 

İran deseniz Çin’le stratejik ortak. Arap dünyası siyaseten ABD ve AB’ye yakın olsa da toplumsal tüketim noktasında iktisadi olarak büyük ölçüde Çin’le bağımlılar. 

Türkiye de aynı şekilde Çin’le ilişkilerini geliştirme çabasında. 

Rusya ile Çin, ABD’ye karşı bölgede güç birliği içine girme ihtiyacı duyunca, Rusya’nın vesayeti altındaki Türki ülkelerinden hiç biri Çin’e karşı sesini çıkarmaya cesaret edemiyor. 

Bu durumda da Doğu Türkistan yalnızlığa mahkûm ediliyor.

Dikkat ederseniz, bugün Doğu Türkistan’ı en çok dile getiren ülkelerin başında ABD ve AB ülkeleri var. Bu da onların hakşinaslıklarından değil, Çin’e boyun eğdirmek için üzerlerine askeri baskı uygularken, Batı cephesinde Fergana koridoru üzerinden Doğu Türkistan’ı harekete geçirerek askeri bir operasyon için vaziyeti kontrol etmek istiyor. 

Yoksa Müslümanlara ve Türklere sahip çıkmak değil dertleri. Elbette batıda da Rachel Corrie gibi akıl, vijdan ve erdem sahibi insanlar vardı, varlar ve varolacaklar. Allah onların sayısını artırsın ve İslam’la şereflendirsin. Batı da onların bu gayretlerinden yararlanarak, aslında kendi imajlarını düzeltmek için bir vesile olarak kullanmaya çalışıyor. Peki Çinli Müslümanların bu süreçte durumları ne!. Çin’de tek Müslüman topluluk Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz değil. Tek mazlum topluluk da Müslümanlar değil, bunu da görelim.

Aslında Müslümanlar olarak bizler sadece Müslüman kardeşlerimizin değil bütün insanların hak ve hukukunu korumak için çaba göstermekle yükümlüyüz. Çin’de, Doğu Türkistanlılar batıda, Huiler doğuda. Ortada daha sonra Müslüman olan Çinliler de var, Çin’de oturum izni olan, orada çalışan Müslümanlar var. Bütün bu kardeşlerimiz, ülke genelinde, Hılful Fudul örneğinde öteki tüm erdemli insanlarla ittifak kurup, ülkedeki Çinli olsun olmasın, başka inanç mensubu olsun, kim olursa olsun, onların hakkını savunmakla emrolunduk. 

Orada mazlum olan birçok topluluk var. Tamam Güney Asya’da Budistler Müslümanlara zulüm ediyorlar, ama Çin’deki Budistler de zulüm görüyor. 

Bizim zalime karşı mazlumun yanında olmamız gerekiyor. Zalim ya da mazlumun kimliğine bakmadan. 

Bir kavme olan düşmanlığımız bizi onlar hakkında adaletsizlik yapmaktan sakındırmalı. Adil şahidler olmalıyız. Burada bizim de eksiklerimiz ve sorumluluklarımız var.

Kaldı ki, Doğu Türkistan halkı gerçekten mazlum bir halk ve yıllardır direniyorlar. Ülkeden bir şekilde ayrılıp geri dönmeyenler de ailelerinden haber de alamıyorlar. Toplama kamplarında inanılmaz zulümler yaşanıyor. 

Bir ülke halkı dininden vazgeçmeye çağrılıyor. Ve bu zulüm aslında diğer birçok Çinli için de geçerli. Bizimse bu gerçekler karşısında gözyaşı dökmekten öte yapacak işlerimiz olmalı. İktidarın siyasi hesapları, sivil insanları, dini toplulukları bağlamalı. Yoksa sadece Doğu Türkistan’ı değil, vijdanımızı da kaybedeceğiz ve o zaman Allah da bunların hesabını bizden sorar. Sonuçta elde etmek istediğimiz şeylerden de mahrum bırakılırız ve o şeylerin bize bir hayrı da olmaz.

Amerika, Müslümanlar ve muhaliflerle Çin yönetimini zaafa uğratmak ve Çin yönetimi üzerinden de  yarın kendine karşı tehdit oluşturma riski taşıyan bu toplulukları zaafa uğratmak için Çin yönetiminin zulmünden istifade etmek için, onların kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine servet ve iktidar üretmek için her yolu deneyecektir. Zaten bütün zalimler, aynı Şeytanın işbirlikçisi ve zihniyet ikizidir. Ve tabii her toplulukta hain ve müfsidler olduğu gibi, akıl, erdem, hikmet ve iman sahibi insanlar da vardı, var ve varolacaktır. Ve sonunda onlar hangi ırktan olursa olsun aynı Allah’a iman edenler kardeştir. Unutmamak gerekir ki, Çin’deki, Çinli Hui Müslümanları, Mekke dışında ilk Müslüman olan topluluktur.

Bir topluluğa olan yakınlığımız, bizim onların yanlışlarını görmemize engel olmadığı gibi, bir topluluğa olan öfkemiz, düşmanlığımız da bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemeli. 

Sonuçta adil şahidler olmakla emrolunduk. Mekke-i mükerreme’de Resulullahın örgütlediği erdemliler topluluğundaki temel düşünceden yola çıkarak diyorum ki, “yeryüzündeki bütün erdemli insanlar birleşiniz”. 

Selâm ve dua ile.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Güzel mazi

Eski günler ne güzeldi be hocam. Her cuma çıkışında başörtüsü için, ezilen müslümanlar için, mazlum milletler için, Filistin için gösteri ve protesto yapılırdı. Şimdi parayı, pulu, garıyı bulunca o şuur kalmadı artık. Bana ne, neme lazım denmeye başlanıldı. Kimse kimsenin derdiyle ilgilenmiyor artık. Nefsi nefsi olunmuş. Rabbena hep bana yani.

Vehbi

Devletbahçeliye selam söyleyin bir altın tabanca daha hediye etsin zalim Çin idarecilerine.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23