--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Din, tarih ve gelenek

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
34

Dini, tarihi arka planından kopararak, onu toplumların akıl, vicdan ve uygulamaları bağlamında ayakta tutamayacağınız gibi, dini tarihe gömerek de aynı sonuca ulaşırsınız.

Hep söylüyorum: Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tarih bir toplumun ortak hafızası, tecrübeler birikimidir, en saf ve masum hali ile. Ne var ki, “tarih yazanlar”, geleceği şekillendirme adına, din, ideoloji ve siyaset adına, insanları inandırmak için geçmişle oynarlar. Geçmişten hain ve kahramanlar damıtarak onun üzerinden yeni bir anlayış üretmeye çalışırlar.

Bu yaşadığı zamana ve mekana adil bir şahidlik açısından utanç verici, aşağılık bir tutumdur. Bugünün Mediası, akademisi, eğitim kurumları ve sanat kurumları bu anlamda sabıkalı bir sektördür. Bugün artık bu konu reklamcılar ve PİAR şirketleri için bir iş alanıdır. “Algı operasyonu, “toplum mühendisliği”, “6. kol faaliyeti”, “Yön eylem mühendisleri”, Stratejistler, komplo senaryoları yazan istihbarat örgütleri aslında bu işi yaparlar. Hakikate ulaşmayı engellemek için toplumları yönlendirmek, gerçeği saptırmak için cüceleri uzun boylu, uzun boyluları cüce göstermek adına ya da hainleri kahraman, kahramanları hain göstermek için dört bir yanı konkav ve konveks aynalarla donatırlar. “Troller”, “modern meddahlar”, “zurnikler” bunun için istihdam edilir. Bunun için tirajlarla, ratinglerle oynanır, subliminal mesajlarla insanların şuuraltları sabote edilmeye çalışılır.

Timur’u nasıl bilirsiniz? Biz Özbeklerle kardeşiz. Özbekistan’da Timur, Fatih’ten farklı değil. Biz kardeşiz de, bu algıyı nasıl düzelteceğiz. Fatih dedim de, Bizans’a İslam’ı tebliğ için gelen Ebu Eyyüb el Ensari’nin de içinde bulunduğu gemi seferini kim niçin düzenledi biliyor musunuz?

İmam-ı Azam’ın üvey babası İmam-ı Caferi Sadık’tı. Yani 5. Mezhebin imamı. Cafer-i Sadık’ı annesi ile evlendiren de İmam-ı Azam’ın kendisi idi. Babasından övgü ile söz eder. İmam-ı Azam’ı öldürten de Halifedir. “Bugünkü Caferiler, İmam-ı Caferi Sadık’ın peşinden gitmiyorlar” diyebilirsiniz, Hanefi’yim diyenler ne kadar gidiyor.

Hem Caferilerle Şia’nın bir kolu olan Zeydiler arasındaki farktan daha azdır; Şafilerle Zeydiler arasındaki fark. Hem de Zeydiler ile Şafiler arasındaki fark Hanefilerle Şafiler arasındaki fark kadar bile değil.

Bugünkü algılarımız biraz da tarih okumaları ile ilgili.

Aslında bugünkü algı yönetimi, geleceğin tarihini oluşturacak.

Kimse, kıyamete kadar dine zarar veremez, ama insanlar kendi zihinleri de hakikati dönüştürerek, sahih olmayan bir te’vil ile ve “muhkem”leri bırakıp, “müteşabih”lerin peşine düşerek, din ve devlet büyüklerini ilah ve Rab edinme makamına yükselterek ve dine göre onların söz ve fiillerini değerlendirme yerine, onların söz ve fiilerine göre bir din tanımlamaya başlarlarsa işte o noktada kendileri için muharref bir din icad etmiş olurlar. Kur’an-ı Kerim bir bütün olarak, Resullerin öğrettiği ve yaşadığı gibi anlamak ve sahih bir gelenekle birlikte, kökü mazide olan bir ati anlayışı ile hayatı “rıza-i bari” istikametinde şekillendirmeye çalışacağız.

Aslında tarih algısı üzerinde de manipülasyon sözkonusu. Dini, politik ve ideolojik sebeplerle bu manipülasyonlar yapılabiliyor. 

Bu kadar hadis boşuna uydurulmadı, bu kadar birbirini reddeden hoca durup dururken imal edilmedi. FETÖ, Kalkancı, Yaşar Nuri, Adnaniler ve daha niceleri. Bu dün böyle idi, bugün de böyle. Tarihselciler, Modernistler, DAEŞ, Vehhabizm, Neo Sufizm say sayabildiğin kadar. Varılmak istenen yer atomizasyon, nötralizasyon ve agnostizm.. Deizm ve Ateizm ya da “yeni çağın moda dinleri” bu süreçlerin parçaları. Sekülerler, Yeşil Feministler, Yeşil Kapitalistler, Yeşil Sosyalistler ve diğerleri..

Kimi tarihi karartıyor, kimi ayrıntıları gözümüzün içine sokuyor, kimi sanal, uydurma olanı hakikat gibi sunuyor ve ezoterik birtakım kaynaklarla isbatlamaya çalışıyor tezini. Tarih bunlar için araçtır. Din de öyle aslında. Bunun sonucu tarih de din de ideoloji ve politik bir gaye uğruna araç olarak kullanılıyor. Sonuçta açıkça söyleseler bile “gayeye giden her yolu meşru gören” müfsit bir akıl var. İnsanların kader, rızık ve ecellerine hükmetme iddiasındaki Şeytani bir akıl bu. Siyaset, ideoloji ve mezheplerini merkeze alanlar varlık ve statülerini korumak ve güçlendirme adına manipüle etmekte hiçbir beis görmüyorlar. Bunu bilimsel kalıba sokanlar da var, dizi filmler, romanlarla yeni gerçeklik olarak sunanlar da!

 Birilerinin kahramanlaştırılması ya da hain ilan edilmesi için belge, ya da efsaneler de üretiliyor. Rüyalar, ezoterik bilgiler kaynak olarak gösterilebiliyor. Mana yayınlarında “Din algısı inşasında tarihin araçsallaştırılması”nı örnekleri ile anlatan bir kitap yayınlandı geçen gün.

Şeytan sizi Allah’la aldatmasın”, “Din büyüklerini ilah ve Rab edinmeyin” uyarısı boşuna değil. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı duracağız. Kafamızı kiraya vermeyeceğiz, bilmediğimiz şeyin peşine düşmeyeceğiz, bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde hayır olabileceğini aklımızda tutmamız gerekiyor. Sözü dinleyip doğrusuna tabi olacağız. Her duyduğumuza inanmayacağız. Bir topluluğa olan öfkemiz bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecek!

Dini Allah’a has kılalım. Ona bir şey eklemeyelim ve ondan bir şey de çıkarmayalım. Yaşadığımız zamana ve mekana adaletle şahidlik edelim. Şahidliğimizin gereği olarak da Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olalım.

Milletin parasını ve millete ait ve onların bilmesi gereken hakikatleri onlardan saklayanlara yazıklar olsun!

Şüphesiz ki, bütün olup bitenleri, gören duyan, bilen, hüküm sahibi bir Allah var. O kapalı kapılar arkasında konuşulanları da görür, duyar ve bilir. Dışarıda düşmanmış gibi görünüp, Şeytanın sofrasında buluşup gülüşenlere ve onların bu karanlık ilişkilerine destek verenlere gelince, vay onların haline.. Onların kazançları onlara ve çocuklarına fayda vermeyecek. Vay o “biz ancak ıslah edicileriz” diyen bozgunculara. Yakında nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını görecekler.

Ortalık çok karanlık. Artık onların evdeki hesapları çarşıya uymuyor. Birbirlerine de ihanet ediyorlar. Korkuyorlar. Yöntemde de, gayede de anlaşamıyorlar. Paniklediler. 

Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(34)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

kerim

30 Ekim 2019 19:27

abdurrahman dilipak güvenmediğim yazarlar arasına girdi bu yazısı ile. Ne diyor yazısında "Hem de Zeydiler ile Şafiler arasındaki fark Hanefilerle Şafiler arasındaki fark kadar bile değil." vay be ne büyük keşif (!) sen fıkıhçımısın abdurrahman bey nerden biliyorsun fazla fark fark olmadığını. asırlardır o kadar büyük islam alimi gelmiş geçmiş. gazali gelmiş, imamı azam gelmiş, imam rabbani gelmiş, mevlana celalaeddin rumi gelmiş, imam şafi gelmiş. yorum kısmına sığmayacak kadar islam alimi gelmiş hepsi "dört hak mezhep var hanefi ,şafi, maliki ve hanbeli" demiş. ama bu asırda gelen abdurrahman dilipak isimli kişi "ben bu alimlerden iyi bilirim zeydilik ile şafii arasındaki fark hanefi şafi arasındaki farktan az" diyor. yani zeydiliği de hak mezheplere alalım diyor. tabi tabi alalım o kadar alim almamakla yanlış yapmış sen hiç yanlış yapmayan büyük fıkıh alimisin (!) seni dinleyip alalım. fesuphanellah. abdurrahman elini fıkıhtan çek.

Ismail hakkı genc

30 Ekim 2019 11:57

Bunları 17 sene evvel yazıp bu millette öğreneydi ocağa daha iyi olmazmiydi.b saatten sonra ne yapabilinir. BIR köşe yazısında bunuda görmek isteriz. Ahlagin maneviyatın bitmiş ortamdan nasıl liyakatin oldugu adaletin herkeze esit olduğu günleri gorebilecekmiyiz.

Naz

29 Ekim 2019 13:10

Allah razi olsun, inshallah

Şevki Çoban

28 Ekim 2019 18:56

Föte ile Yaşar Nuri Öztürk ile yanyana nasıl geldi anlamak da zorlaniyorum çünkü bu ülkede herkes hoca efendi diye dizinin dibinden ayrilmazken Y.N. Öztürk onun bir hain olduğunu ilk söyleyen ilahiyatçı

Hakan Uzun

28 Ekim 2019 12:42

Dini Allah'a has kılalım tabiri yanlıştır. İnsan sosyal bir mahluktur. Kitabımızın bir bölümü Rab'bimize nasıl ibadet edeceğimizi anlatıyorsa, diğer bölümü de toplum yaşantısının nasıl olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

AbdullahTitiz

28 Ekim 2019 00:38

Sn Dilipak, Ehli Sunnet ve Cemaat icerisinde olan itikadi konularda birlik icerisinde olan, Shia ile kalin cizgilerle ayrilan Hanefi ve Safii mezheplerine matematikmis gibi olcup farklar buldunuz ve bunlari imamlarini hasha peygamber gibi hatasiz goren Shia ya benzetme cahilligini gosterebildiniz. Diger itikadi konularda ve Ashabi Kiram konusunda ki ve Mehdi inanci na girmiyorum bile. Yaziklar olsun ilminize.

Elif

27 Ekim 2019 22:53

Hüseyin adlı yorumcuya katılıyorum..Ortaya karışık yapmış yine yazar.Oda tv.nin haberlerinde sık sık yazılarıniz çıkıyor.Lutfen artık net olun.Yanlisa yanlış isim vererek söyleyin.Biz yukarılarda neler dönüyor bilmiyoruz.Kim hangi evrakları gizlemiş.Kim yolsuzluk yapıyor.Kim ihanet içinde.

Ferhat

27 Ekim 2019 21:17

Allah'in dinini ve peygamberlerinin sünnetlerini fiilen ve eylem olarak Natonun askeri gücünün gölgesi altında ve AB nin siyasi gücünün gölgesi altında icra etmek Allah'in iradesini red etmek ve şirk sistemlerine kulluk ve kölelik etmektir. Niye akl etmezki Ademoğulları rabbimiz bizden sadece ona kullluk ve kölelik etmemizi emr ediyor, zira bize emr olunan yolun haricindeki bütün yollar bizi zillete götürmekte.

Mustafa

27 Ekim 2019 20:17

Anlayıp anlatalım tek hakikat tek doğru hak doğru kuran gerisi masal hikaye masal ve rüya.

???

27 Ekim 2019 18:08

Biz müslümanız ama müslümanlar arasında neden mezhep farklılıkları var. Hıristiyanlarda da var. Yanı sonradan oluşan şeyler bunlar...

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle