--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bana sorarsanız: Dârüsselâm

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
28

“Dârüsselâm” ya da “Medine-tül Fazıla”, “Barış Yurdu” ya da “Erdemliler şehri”..

Adalet yoksa barış da yok. Adalet yoksa ve barıştan söz ediyorsanız bu “teslimiyet”tir. “Pax West Rom”dur. Yani Batı Roma barışıdır. Orada adalet ya da erdem yok, merkezde güç vardır!

İslam toplumunda merkezde “Hak” olması gerekir. Onun için biz “Hakk’a tapan bir milletiz”. Aslolan Allah’ın rızasıdır çünkü. “Hukuk” “Hak”kı koruyan, ona tabi bir düzeni ifade eder.

Biz, “Alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Allah da “Alemlerin Rabbi’dir”. Onun için biz “Nizam-ı Alem”den söz ediyoruz. “İ’layı Kelimetullah”tan söz ediyoruz. Onun için “Bütün insanlığın, mevcudatın hayrına olmayan bir çözüm teklifi, bizim teklifimiz olmayacaktır” diyoruz.

İslam geleneğinde “İnsan” tanımı da farklıdır. İnsan hem “Ekmel-i mahlukat, eşref-i mahlukat”tır, hem de “Belhum Adal” da olabilir. Aynı şekilde, “toplum” ve “iktidar” tanımı da farklıdır. İslam toplumunda yönetim, toplumun liyakatına orantılıdır. Ve İslam, kendine tabi olan “insan”ı “Hakk’ın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi” olarak tanımlar. O “Yaratanın yaratılana vahyettiği yaşama biçimini ‘elestü bezmi’nde kabul etmiştir.” Bu “Misak” onu “Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi” yapar. Ve Allah insanı yaşadığı zamana ve mekana şahid kılar. Ve o insan, karşılığını yalnız Allah’tan bekliyor olarak yaratılmışlığın 5 emanetini yüklenir. Ayrıca, havanın, suyun, toprağın emaneti ondadır. Zamanın ve mekanın şahidliği ondadır. 5 temel emniyete gelince, mal, can, namus, akıl - inanç ve canlıların nesil ve fıtratları ve birbirine bağlı olan sistemlerinin korunması sorumluluğu Müslümanlara aittir. Bu, aynı zamanda bir  “Cihad” eylemi olacaktır. Bunu gerçekleştirirken de, aynı Allah’a, Resulüne ve kitabına iman eden Müslümanlarla, “ihvan” olma bağlamında, istişare ve şûra ile karar veren ve farzı ayn konularında hep birlikte, farzı kifaye alanlarında kendi aralarında iş bölümü yaparak ittihad üzere “Müttehid, erdemli insanlar ve mazlumlarla erdem ve mazlumiyet çerçevesinde ittifak üzere “Müttefik”, başkalarının temel hak ve hürriyetlerine yönelik, açık ve yakın bir tehdit oluşturmayan, başkalarına karşı İlahlık ve Rablik taslamayan herkesle, karşılıklı nimet-külfet dengesine dayalı itilaf üzere “Mutelif” olmamız gerekir. O zaman “İhvanul Müslimin” evrensel bir gerçekliğe kavuşmuş olacaktır. Yani dünya ittihad, ittifak ve itilaf üzere bir barış düzenine kavuşacaktır. Bu düzenin merkezinde de adalet yer alacaktır. Devlet, toplumun inanç değerleri konusunda onlara karşı bir dayatmada bulunmayacak, “5 Temel Emniyet” dışında bir eğitim şartı ya da yönlendirme yapmayacaktır.

İslam toplumunda devlet bu anlamda “Adalet, Barış, Hürriyet” sacayağı üzerinde yükselecektir. Adalet yoksa bu düzende barış da yoktur. Adalet ve barış yoksa o ülkede hiçbir hürriyet güvence altında değildir demektir. O ülke artık “Dârüsselâm” değil, “Dârül İfsat”dır. Bir ülkede adalet, barış ve hürriyet varsa ve toplum o ülkede her insanın beş temel emniyetini garanti ediyorsa, o ülkeden insanları kovsanız da gitmezler. Bunlar yoksa bağlasanız da durmazlar.

Bu sistemin Nübüvvet öncesi “Mekarim-i ahlak” olarak “Hılful Fudul” şeklinde kendini gösterdiğini görüyoruz. Asrı saadette ise, Medine Sözleşmesi ve 5 temel emniyetin sağlanması ile  zulüm, sömürü ve ifsadın yasaklandığını görüyoruz. 

Hz. Ömer döneminde adalet kemale erer. Osmanlı devletinin devletleşme sürecinde toplum modeli, Hz. Ömer’in Kudüs beyannamesindeki “Millet sistemi”ne göre inşa edilmiştir. Osmanlı’da bürokrasi ise Bizans sisteminin ıslahı ile ve Selçuklu tecrübesinin harmanlanması ile şekillenmiştir. Zaman içinde genişlediği coğrafyalardaki sistemleri de özümseyerek gelişmiş ve 1700’lerin başında Lale devri ile yozlaşma ve yabancılaşma başlamış, Tanzimat’la inkar, İttihat Terakki ile kendi temel değerlerine karşı savaş dönemi başlamış, cumhuriyetle bu süreç tamamlanmıştır.

İslam toplumunda “birey” yok, “kişi” vardır. Kişi ve toplum “aile” içinde “kimlik, kişilik” kazanır, eğitimle değil. Allah bizi parmak uçlarımız gibi farklı yarattı. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşayalım diye, bizi kabileler halinde yaratırken bir yanda “Tearüf” etmemizi, “Bilişmemizi” istedi.

Batılılar “Hak merkezli yönetim”e, Nomokrasi diyorlar. Nomokrasi bizdeki durumu tam ifade etmez. Orada “Hak” tanımı da çok farklı. “Norm”dan söz ederken, Norm’u “Normalizasyonun aracı” haline getiriyorlar. Onlar bu anlamda eşcinselliği normal görebiliyorlar. CEDAW ile bunu bir Norm haline getirmeye çalışıyorlar. Bizdeki “İlah: Hüküm koyucu”, “Rab: Terbiye edici” tanımı onlarda yok. Bizim İlahımız ve Rabbimiz Allah’tır. Onlar seküler anlamda İlah ve Rabbi, “Tanrıya adanmış bir sorumluluk” şeklinde algılıyorlar ve ona karşı çıkmayı yasaklayarak, “Teokratik Otokrasi”ye sapıyorlar. Eğitim onun için onlarda çok önemli. Sadece bilgi değil algı da önemli. Onun için algı yönetimi ile kilisenin kontrolünde bir algılama sistematiği oluşturuyorlar. Bunun en başarılı örneklerinden biri de Montessori modeli. İşte o akılla düşünen ve algılayanlar İstanbul sözleşmesi ve CEDAW’ın nasıl bir felaket olduğunu anlayamıyorlar. NLP yöntemleri, başka algı operasyonları ile dizi filmler, media dili, siyaset ve piyasa dili, reklamlarla aslında algılarımız farkında olmadan yönetiliyor. Zaten böyle bir ortamda insanlar Deist ve Agnostik olmaya daha yakın oluyorlar. Daha Pragmatik, Rasyonalist ve Determinist oluyorlar. Hak’tan sapıyorlar. Bir süre sonra anlatsanız da anlamaz hale geliyorlar. “Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar”. Bütün bu yanlışlar komedisi içinde bozgunculuk yaptıklarının farkına da varamıyorlar ve hâlâ kendilerini, “Biz ancak ıslah edicileriz” olarak tanımlıyorlar. Bu sapma, siyaset, media ve piyasa üzerinden bulaşıcı bir hastalık gibi topluma sirayet ediyor. Küçük bir hatırlatma: “Montessori 2030 perspektifi”nin logosu gök kuşağı renkleri ile boyanmış bir simit! LBGT’liler çok mutlu olacak! Yiyene afiyet, yedirene rahmet olmayacak!?

Biz “din” deyince, “Allah’ın dini”ni anlıyoruz. Hz. Adem (AS)’den Hz. Muhammed (AS)’e bütün Peygamberlere gelen dini anlıyoruz. Bu din, sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa hitap ediyor. Onların hukukunu da koruyor. Allah (cc) “Onların dini onlara, sizin dininiz size” diyor. “Onların kutsallarına hakaret etmemizi yasaklıyor. İşi ehline vermemizi istiyor, bilenlerle ve dürüst insanlarla istişare ve şûra yapmamızı istiyor. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmamızı istiyor. “El Emin” olmamızı, güzel örnek olmamızı istiyor. Onları cehennem ateşinden korumamız için “Müellefetül Gulub” yapmamızı istiyor.

Şimdi bizim bazı şeyleri yeniden düşünmemiz gerek. Övünmeyi ve dövünmeyi bir kenara bırakıp yeniden düşünmemiz, saflarımızı sıklaştırmamız ve kendimizi değiştirmemiz gerek. 

Bu konu burada bitmeyecek. Devam edeceğiz. Daha söylenecek çok söz var. Selâm ve dua ile. 

 

Yorumlar

(28)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Aliaddin ÖZİŞ

6 Aralık 2019 12:16

Yani " cumhuriyetle tamamlanmış" deyince,Osmanlı'nın yıkılışı cumhuriyetle tamamlanmıştır diyorsunuz. 

Gerçek adalet

3 Aralık 2019 22:39

Adaletsizlik yapanlarda belli, yaptıranlar da belli hukuksuzluk yapanlarda belli yaptıranlar belli, mağdur olanlarda belli, mağdur edilenlerde belli, belli olmayan bu haksızlıkların ne zaman biteceği! 

Mehmet

3 Aralık 2019 22:23

Sa hocam millet aç işsiz elektirik, doğalgaz, bankalar, hgs, cezaları millet borç batağında bırakın çözümü millet borcunu ödemek istiyor kolaylık sunan yok daha çok faize batsın havası var devletimizde sizden ricam ülke gerçekleri bunlar gerisi hikaye sizde bunları yazacak yürek varmı 28 şubattaki keskin yazılarınız ğibi

Adsız

3 Aralık 2019 22:22

Of be yine karıştırmışsın arap aşı yapmışsın herşeyi

Sedat

3 Aralık 2019 19:33

Bunları hukumete soyleyin ortaya degil guç onların elinde

Mehmet

3 Aralık 2019 17:11

Seni anlamak zor dilipak.Adaleti savunuyorsun ama ak partinin yaptığı adaletsizleri de sahipleniyorsun.Ak partinin öner araması gibi.Adalet aranmaz uygulanır,öner aranmaz olunur.Su yıldız tülbentin dediği gibi imanımızı nerde unuttuysak orda kalmış

yüksel durak

3 Aralık 2019 16:43

Bu yazı modern zamanlarda bizim gibi Müslümanlar için hayli ağır bir yazı hocam. Namazı kılalım orucumuzu tutalım tamam. 

mevhibe inal

3 Aralık 2019 16:08

Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah'ın C.C. Altın Oranını bozmamak, insan ve doğada bunu bozanlara göz yummamak lazım!

Zahmet ÇEKER

3 Aralık 2019 14:46

Dedim ya, bayılıyorum bu yazara. Ne güzel demiş ADALET diye. Peki kime göre kimin adaleti? Hukukun üstünlüğü mü, üstünlerin hukuku mu?

Serkan aydın

3 Aralık 2019 14:28

Hocam pragmatik determinist realist rasyonalist olmak,hayata ve hadiselere emprimz(deneyselcilik) ve pozitivist bır bakış açısıyla bakmak son derece nitelikli gerçekçi bilimsel ölçülü sebeb sonuca dayanan matematikte fizik kurallarına bağlı olan metodik disiplinlerdir bır nevi.yani bu normlari kötü bır şey mis gibi lanse etmissiniz sanki..bilim ve teknoloji bu mefhumlar bu bakış açısı bu disiplinler sayesinde günümüze kadar terakki ve tekamül etti gelişti ilerledi..kuranda da dusunmezmisiniz sorgulamazmisiniz okuyup muhakeme muhasebe yapmazmisiniz ikra yapmazmisiniz der..ki ilk islam alimleri bilime cok büyük katkılar yapmışlar dir.avrupalilar rönesans/reform hareketlerinin altyapisinda islam alimlerinin eserleri birikimleri vardır..ama ne zaman tasavvuf anlayışı islam aleminde akılcı anlayışa garebe çalmaya başlamış akabinde islam alemi cokuse geçmiştir..cunku tasavvuf anlayışında sorgulamamak düşünmemek şüphe etmemek biat etmek köle olmak ve tam teslimiyet vardır.hatta tasavvuf anlayisinda bilgiyi hakikati hikmeti bulmak sezgilerle mümkündür ,deneyselleyerek somutlaştirarak ölçerek bilimsel metodlarla değil,sezgiler yoluyla bulunabilmesi onceligi vardır.. zaten bu akıma gnostizm derler.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle