Ahlak ve siyaset

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Siz, “Milli menfaat” uğruna yalan söyleyip, ahlak dışı davranabiliyorsanız, bir başkası şahsi çıkarları uğruna bunu niçin yapmasın!. Ülkeniz için yaptığınızı, inancınız, ideolojiniz, partiniz, takımınız uğruna da yapabilirsiniz demek ki! Biri bunu yapar ve itiraf ederse,  “Dürüstmüş, dürüst davranmadığını itiraf etti.” Kanada Başbakanı Trudeau etik kuralları çiğnediğini itiraf etti.

İşte laiklik, siyaset ve ahlak ilişkisi asıl bu noktada düğümleniyor.

Ben diyorum ki, bir Müslüman bunu ya-pa-maz! Bir başkası da diyor ki, “o zaman bir Müslüman siyaset yapamaz”. Siyaseti yalan söyleme sanatı olarak görenler, yapanlar var. “Harp hiledir” diye başlıyor ve siyaseti örtülü bir savaş olarak görüyor ve o zaman da haramlar onun için mübaha dönüşüyor!

Bakın “adil şahidler olacağız. Haksızlık kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana zalime karşı olacağız. Zalim babamız da olsa, zalim düşmanımız da olsa. İşi ehline vereceğiz. Ehliyet ve liyakat imandan önce gelecek!” Bunlar da “farz” hükümler. Çalmayacağız, yalan söylemeyeceğiz, kan dökmeyeceğiz. Allah’ın adını yalan yere ağzımıza almayacağız. Zina etmeyeceğiz! Daha sayayım mı!

Müslümanlarla müttehid, erdemli insanlarla erdem üzere müttefik, değer üreten herkesle, eğer bize düşmanlık etmiyorlarsa nimet-külfet dengesine dayalı itilaflar gerçekleştireceğiz. Bu konuda “Hılful fudul”, “müellefetül gulub” anlayışı ile hareket edeceğiz.

Türk’ün Türk’ten, Arab’ın Arap’tan, Kürd’ün Kürt’ten başka, Müslümanın Müslümandan başka dostu yoktur yalanına inanmayın.. Bizim bir tek düşmanımız var aslında. O da kim derseniz Şeytan ve onun işbirlikçileri. Şeytan’a gelince o ferden ferde hepimizin nefsine taht kurmuş oturuyor. Bizim Firavun sarayında dostlarımız olabildiği gibi, zaman zaman Peygamber evinde düşmanlarımız da oldu! Ve bu hep böyle olacak kıyamete kadar.. Bugün Mekke’de bizim düşmanlarımız, İsrail’de dostlarımız var ve olabilir. Hakları zimmet altına alınanlar, eman altında olanlar bir yana, bir “Mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetimiz”e yönelik, açık ve yakın bir tehlike karşısında, ya da meşru bir yolda olmamız ve gaye gütmemize rağmen hakikati ifade ettiğimizde bu tehditlerle karşı karşıya gelme ihtimali olan durumlarda ve mesleki açıdan bu riskin taşınması durumunda “Takıyye” yoluna başvurabiliriz. O zaman “Havf fıkhı” devreye girer. Yukarıda saydığım 5 temel emniyete yönelik tehdidin doğrudan bize değil, herhangi birine yönelik olarak ortaya çıkması durumunda onların meşru haklarını korumak adına da bu kapı açılır. Ancak bu kapı, daha fazla menfaat için değil, “def-i mazarrat” için kullanılır. “Def-i mazarrat, celbi menafiden evladır.” Bize aid bir hakkın kullanılması, başkalarına yönelik haksızlıklara sebeb, vesile olamaz. Ve bu anlamda bir haksızlığa meşruiyet kazandırmaz. Eğer zorunlu bir zarar-ziyan sözkonusu olmuşsa, tazmini gerekir.

Biz siyaset yaparız, ama siyasetimizin temelinde adalet ve meşruiyet vardır. Hukukilik esasdır. Bu anlamda tek hukuklu toplum anlayışını bile zulüm kabul eden bir anlayıştır bu. İslam medeniyeti çok hukuklu bir toplumdur. Başkalarını ilgilendirmeyen konularda kişi kendi inanç ve geleneğine dayalı olarak başkalarının 5 temel emniyetine yönelik tehdit oluşturmadan tasarrufta bulunabilir.

Şimdi bir de batıya, Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun son açıklamasına bakalım. Batı’nın ilkesi yok, çıkarları var. “Norm”ları çıkarlarını korumaya yöneliktir. Etik ve moral değerleri de, “Hak” merkezli değil “faydacı” anlayışla “ben merkezci”dir.

Trudeau, ülke siyasetinde geçen aylarda iki federal bakan’ın istifasına sebeb olan uluslararası inşaat şirketi SNC-Lavalin ile ilgili yolsuzluk iddialarına ilişkin, “Etik kurallarını çiğnediğimi kabul ediyorum ancak, büyük bir işverenin cezai kovuşturulmasının olumsuz sonuçlarını önlemeye çalışmak için bu yolu seçtim” dedi. 

Hristiyan dünyasında “Kutsal fahişeler” vardı. Siyasetin bu anlamda kutsal fahişeleri hep oldu. Trudeau “Liberal bir anti etik” uygulamayacı rolü ile bağımsız Etik Komisyonu Başkanı Mario Dion’un, yolsuzluk davasıyla ilgili 58 sayfalık raporunu değerlendirirken, “Bu raporu tamamen kabul ediyorum ve tüm sorumluluğu alıyorum. Başbakan olarak görevim, Kanadalıların çıkarlarını savunmaktır. Kanada halkının işlerini kaybetmemeleri için ayağa kalktığımdan dolayı özür dileyemem” diye konuştu. Bu sözleri ile kendi etik değerlerini “helvadan bir put” gibi yemiş olmadı mı!

Tabii muhalefet de boş durmadı. Muhafazakar Parti Lideri Andrew Scheer, Trudeau’nun ülkeyi yönetmeye uygun olmadığının komisyon raporu ile saptandığını söyledi. Andrew Scheer, Başbakan için iddiaların soruşturulması çağrısında bulundu. Bir diğer muhalefet partisi Yeni Demokrat Parti (NDP) Lideri Jagmeet Singh, “Bay Trudeau’nun bir şirketin çıkarına fayda sağlamak için çalışıyor olması kabul edilemez. Bay Trudeau bu haliyle, Kanada başbakanı olamaz” dedi.

Montreal merkezli SNC-Lavalin şirketi sabıkalı bir şirket. Eski Libya Lideri Muammer Kaddafi ve sonrasında da oğlu Saad Kaddafi ile olan ilişkileri nedeniyle 2010 yılından bu yana mercek altındaydı. Eğer bu iş Kanadalıların menfaatlerine zarar vermeden Libyalılardan rüşvet almış ya da vermiş olması sebebi ile muhtemelen bir sorun yaşanmayacaktı. Son olarak Montreal’de aldığı süper-hastane ve köprü ihalelerinde rüşvet verdiği iddiaları bu konunun yeniden gündeme gelmesine sebeb oldu.. 10 milyar dolar yıllık cirosu olan şirkette, son davalar hariç 9 üst düzey yönetici bugüne kadar rüşvet ve usulsüzlük nedeniyle hüküm giydi. Kamuoyu ve basının baskılarına muhalefet de destek verince olay Kanada’da siyasi bir krize dönüştü..

Batılılar işini biliyor. Başka şirketlerde de benzer olaylar vardır, ama üstü örtülür. Bir konu kamuya malolmuşsa, o kişi ya da kuruluşu “günah keçisi”ne dönüştürürler. Bütün öfkeleri oraya yönlendirip toplumsal talebe karşılık verirler. Bu süreç başkaları için de uyarı anlamı taşır. Dünyaya da ülkelerindeki dürüst yönetim ve adalet konusunda hassasiyeti güzel bir örnek olarak anlatmış olurlar. Trudeau, mızrak çuvala sığmayınca, 14 Ocak 2019’da tartışmaların odağındaki isim olan ve Trudeau’nun baskılarına boyun eğdiği iddia edilen Jody Wilson-Raybould’u Adalet Bakanlığından alarak, Gazilerle İlişkiler Bakanlığına atadı. Kanada Etik Komisyonu da, 11 Şubat’ta bu iddiaları araştırmak üzere soruşturma başlattı. Bunun üzerine Wilson-Raybould istifa ettiğini açıkladı. Jody Wilson-Raybould’a destek veren Hazine Bakanı Jane Philpott da aynı hafta istifa ederken, gelişmelerin odağındaki bürokrat olan Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun Özel Kalem Müdürü Gerard Butt da, yoğun eleştiriler nedeniyle görevini bırakmak zorunda kaldı. 

Batılılarda durum bu da, İslam dünyasında durum ne! İslam toplumunda olması gerekeni yazdım. İslam ülkesi olduğu söylenen ülkelerde durum çok daha vahim. Bunu da bir kenara not edelim. Selâm ve dua ile.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • yörükyörük20 gün önce
    Yine bazı kimseler, “Dinimiz tek olduğu halde mezheplerimiz neden birden fazla? Allah Teâlâ birlik içinde olmamızı emrettiği halde niçin hepimiz bir çizgide gidemiyoruz? Bu farklılık ve ayrılık neyin sonucu? Biz, Allah’ın birlik olun, emrinin aksine bölünüp parçalanmış olmuyor muyuz?” diyerek ve mezhepler arasındaki farklılıkları göstererek mezheplerin ayrılık meydana getirdiğini söylemekteler. Bir kere, dinî anlayış ve yaşayışıyla ilgili ihtilaf ve ayrılığın iki şekli bulunuyor: Birincisi, ihtilafın “bir şeyin zıddını savunmak ve karşı tavır koymak” anlamının, dine karşı tezahür etmesi. Hak dine muhalif olmak, dinin bildirdiği kesin hakikatlerle ihtilaf halinde bulunmak küfür ve bozgunculuktur. Ayrıca, Allah Teâlâ’nın hükümlerine ters düşen, dinin hiçbir deliliyle uyuşmayan, haramı helâl, helâli haram yapan, kısaca insanı hak yoldan uzaklaştıran bütün görüşler, söz ve davranışlar da sonu azap olan muhalefettir. Diğer taraftan kendisini Müslüman addedip, Kur’an’ı kendi keyfine göre yorumlayan, temel ölçüleri hiçe sayan ve baştan sona bozuk bir anlayışla ortaya çıkan kimseler de bu inat ve düşmanlığa dayalı muhalefeti desteklerler. Bu tür ihtilaf, dünyada fitneyi alevlendirmekten başka bir işe yaramaz ve ilâhî azaba sebeptir. İhtilafın yazımıza konusu olan ikinci manası ise bir meselenin farklı bir yönünü bulmak, başka bir yoldan sonuca varmak, var olanın yanı sıra bir başkasını ortaya koymak ve bunu savunmaktır. İşte dinî anlayış ve yaşantıda bu tür ihtilaf genişlik, zenginlik ve rahmettir. Ashâb-ı kirâmın, müctehid imamların, müfessirlerin, hadis âlimlerinin, Kur’an ve Sünnet ışığında vardıkları değişik sonuçlar ve yeni usuller, işte bu türden ihtilaflar kapsamındadır ve haktır. Bunlar, mubah olan ve hatta faydası bulunan ihtilafa girer. Aslında buna ihtilaf yerine, farklı ictihad demek daha uygundur. İlk devir müctehidlerinden Süfyân-ı Sevrî (r.ah), “Şu konuda âlimler ihtilaf etti demeyiniz. Bunun yerine, ‘Âlimler bu şekilde ümmete genişlik sağladılar.’ deyiniz.” sözüyle bunu anlatır. Hak dinin birtakım hükümlerinde farklı görüşlerin bulunması, o dinin esasında ihtilaf olduğunu göstermez. Bu, aynı hedefe giden farklı yolların kullanılmasından başka bir şey değildir. Her bir ictihad aynı elin parmakları şeklinde de düşünülebilir. İşte bütün hak mezheplerin yaptığı iş budur. Bu iş ana yoldan ayrılmak değil, onu aydınlatmaktır. Fitne değil, faydadır. Azap değil, rahmettir. Hak yolu daraltmak değil, açmaktır. Ve zorlaştırmak hiç değil, aksine kolaylaştırmaktır. Ashâb-ı kirâmdan sonraki neslin büyüklerinden Halife Ömer b. Abdulaziz (r.ah) fıkhî konulardaki ihtilafın ümmete nasıl rahmet olduğunu şöyle ifade eder: “Ashâb-ı kirâm, fıkhî konularda iyi ki ihtilaf etmişler. Bu beni çok sevindiriyor. Eğer onlar her konuda tek bir hüküm söylemiş olsalardı, sonra gelen insanlar dinde büyük bir sıkıntıya düşerlerdi. Hiç şüphesiz ashap, din konusunda kendilerine uyulacak imamlardır. Bir kimse onlardan hangisinin sözünü alıp uygulasa, bir sünnete uymuş olur. Çünkü onların din hakkında söyledikleri Kur’an ve Sünnet’ten başka bir şeye dayanmaz. Böylece onların hangisinin görüşüne uyulsa, bir sünnet ile amel edilmiş olur. Bu da insanlara din işinde genişlik sağlar.” [13] Sonuç olarak, sonuçta din İslâm’dır. Ve İslâm, Âlemlerin Rabbi’nin himayesindedir. Yani dinin koruyucusu, bizatihi onu gönderendir. O, dinini korumada hakiki âlimleri vesile kıldı. Dinin sahibi, bin dört yüz sene onu nasıl koruduysa, kıyamete kadar öyle koruyacak. Ne ‘mezhepler dinin yerini aldı’ diyen mezhep karşıtları endişelenmeli, ne de mezheplerine saldırılan saf gönüllü müminler... Din kıyamete kadar baki. Ve biz, onu yaşadığımız kadar bahtiyar olacağız... Bizim vazifemiz, bin dörtyüz yıllık yolumuzu, usulümüzü değiştirmeye, bizi başka mecralara itmeye çalışanların sözlerine kulaklarımızı kapamak. Kendimiz için olduğu gibi, onların ıslahı için de dua etmek. Çünkü biliyoruz ki, kendini Âlemlerin Rabbi’nin yoluna adamış âlimlerimiz ve mürşidlerimizi reddederek kazançlı çıkan olmadı. Eskiden evlere asılan bir levhada şu söz yazardı: “Edeb ya hû...” Edeb; herkes için, hepimiz için edeb... Mümine daha çok yakışan başka bir hal var mı? [14] Allah Teâlâ, sadatların himmet ve bereketiyle, bizleri Ehlisünnet yolunun itikadi ve ameli mezheb ve güzel meşreblerinden ayırmasın inşallah. Âmin.
  • yörükyörük20 gün önce
    Seyyid Muhammed Raşid (k.s) hazretleri şöyle buyurmuştur:‘’Müctehid hata da yapar isabet de edebilir. Hatasında bir sevap, isabetinde iki sevap alır. Bir müctehidin başka bir müctehidi taklidi caiz degildir. Bir meselede Sahabenin ittifak veya ihtilaf ettiği biliniyorsa bu durumda sahabeyi taklid etmek caizdir. Müctehidin en efdali İmam-ı Azam Ebu Hanifedir. Sonra İmam-ı Malik sonra İMam-ı Safi ve sonra da İmam-ı Ahmed bin Hanbel'dir. Nasslar kesinlikle zahiri manalarına alınırlar. Nassları reddetmek caiz değildir. Kişinin kendi mezhebine uyması vaciptir. Zaruret ve ihtiyaçtan dolayı ruhsatı kastederek bir kişinin mezhep değiştirmesi mümkündür, caizdir. Kıble ehlinin bozuk inançlarından ve bunlardan dolayı meydana gelen bozuk mezheperden uzak durmak gerekir. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbelî olmak üzere bu dört mezhep hak üzeredirler. Bunun dışında kalan diğer mezhepler bozuk bir haldedir.Sofi Hz. Peygamberin emirlerine ve sünneti seniyyesine uyandır. Sofilerin çoğunluğu Ehlisünnet Ve'l cemaat itikadındadır. Ehl-i sünnet vel cemaatın dışında diğer bozuk fırkalar olduğu gibi sapık sofi mezhepleri de vardır. Ehl-i sünnet Vel cemaat, fırkayı Naciyedir. En efdal ve hak olan görüş ehlisünnet ve'l cemaattır. İmam-ı Azam, İmam-ı Maturidi, İmam Malik, İmam-ı Eşari İmam-ı Safi, İmam-ı Ahmet bin Hanbel Ehli Sünnet Vel Cemaatın imamlarıdır. Ehli Sünnet Ve'l Cemaat Ku-ran'ın yolu peygamberimizin sünneti, Sahabenin, Tabiinin, Evliyaların ve fakihlerin mezhebidir. ‘’ [8] Dört büyük imamdan ve muhterem müctehidden her birine uyan zatlar arasında öyle derin ve geniş, muhtelif ilimlere sahip kudretli âlimler vardır ki her biri üstün ilim ve irfana sahip iken, ictihad yapaya cesaret göstermemiş, bu imamdan birine uymayı şeref kabul etmiştir. Artık dar bilgili kimselerin, kendilerinde böyle bir yetki görmeye nasıl hakları olabilir. Kabul etmeliyiz ki dinî meselelerle ilgili olayların hükümleri öteden beri herkes tarafından kabul edilen bu büyük müctehidlerden öğrenmek zorundayız. İctihad gücünde olmayan kimselerin dinî konular üzerinde, müctehidlerin mezhebine aykırı olarak, kendi anlayışlarına göre hüküm vermeleri, kendi düşüncelerine göre cevap vermeleri, Allah katında çok büyük bir sorumluluğa sebep olur. Bu şekilde bir kimse vereceği cevap doğru olsa bile, bilmeksizin cevap vermiş olacağından yine sorumluluktan kurtulamaz. Bu konuda bir hadis-i şerifin meali şöyledir: “Sizin ateşe atılmaya en cesaretliniz, fetvaya (dini meselelere) cevap vermeye en çok cesaret göstereninizdir.”[9] Bir düşünelim: Bir kimse tababet, matematik veya astronomi ilmine dair bilgisi olmadığı halde, bunlar üzerinde söz söylemeye ve yazı yazmaya cesaret edemez. Cesaret edecek olursa, büyük hatalara düşmüş ve kendini çok küçük düşürmüş olur. Artık bu ilimlerden çok daha önemli ve geniş olan, üstelik sorumluluğu daha büyük olan dinî ilimler üzerinde yeterince bilgisi olmayanların, söz söylemeye ve cevap vermeye cesaret göstermeleri nasıl doğru olabilir? Böyle bir cesaret, büyük sorumlulukları gerektirmez mi?
  • SaimSaim21 gün önce
    "... DAEŞ nasıl ortaya çıktı?! Yaşar Nuriler, Zekeriya Beyazlar, Kalkancılar, tarihselciler, yeşil feministler, Adnancılar daha düzinelerce “cemaat”(!) nasıl ortaya çıktı sanıyorsunuz!" Kendinizi eklemeyi unutmuşsunuz.
  • Fethi BıyıklıFethi Bıyıklı21 gün önce
    Fetva kelimesini islâmi litaratürden kaldırmamız mı gerekiyor?Hdisleri de islâmi hayatımızdan çıkarıp, okumadan alim yazmadan kâtip olup, kur'andan hüküm çıkarıp kendi fetvamızı kendimiz mi vereceğiz? Ozaman ilmiyle amil alimlere ne gerek var.Lütfen insanların aklını bulandırmayın, durup durup icat çıkarmayın.
  • Özcan güngörÖzcan güngör22 gün önce
    Bizde maalesef durum böyle değil, adam haram malı hamudu ile götürüyor ancak ses çıkaran yok, bizdeki yanlış nedir biliyor musunuz; bizler bir makama gelene kadar çok düdüst insanlarız veya öyle görünüyoruz ancak o koltuğa oturunca her nedense yemeden edemiyoruz sanırım içimizdeki aç gözlü ben doymak bilmiyor bir de elimize fırsat geçmişken malı götüreyim diyoruz bu bağlamda ihalelere fesat karıştırmaktan tutun da şirin görünsün diye adı hediye şekline bürünmüş rüşvete vatana dek herşey mübah, sistem böyle işliyor, ALLAH dürüst insanların yar ve yardımcısı olsun
  • nostaljinostalji22 gün önce
    bır ulkede hak hukuk ve adalet yoksa onurlu ve ahlaklı sıyasetçileronu tesısetmeye calısır dıgerlerı ıse yok etmeye calısıır Turkıye d e de olan budur. Anlayan anladı.
  • nostaljinostalji22 gün önce
    burada mustafa veya ferhat nıklı okuyucuların yaptığı gibi asla okunmayacak;40 satır 400 cumle ve 4000 kelımeden oluşan ve uzunluğundan dolayıASLAOKUNMAYAN yazılar yazmaktansa meselenin özünü 3 kelimeyle belirtelim.Napolyon ne demiş PARA,PARA,PARA.... gerisi teferruattır!.
  • Vahap kalyoncuVahap kalyoncu22 gün önce
    Sayın dilipak sizin söylediğinize göre gizli bir görev için yurt dışına veya herhangi bir yere gitmiş adama o devletten bir görevlisidese ki "siz kimsiniz" odaben Türkiye için çalışan gizli bir görevliyim mi demeli? cevabınızı çok merak ediyorum.
  • İhsan İhsan 22 gün önce
    Kadının İbadeti evinin en üçra köşesi iken kadın sokağa salındı eve girmesi için yalvarmak gerekiyor.Kadın evine dönene kadar bu çinnet devam eder gibi görünüyor. Kadını ve coçuğu sokağa saldın mı eve girmesi çok zor. Allah ve Resûlü kadının mabedi evi dir. Şeytan ruhlu insanlar kadını sokağa cağırıyor. Sokaktaki kadın özgür değildir hep kem gözler üzerinde dir. Bu kadar kem gözlerin altında olan evde huzurlu olamaz.
  • İhsanİhsan22 gün önce
    Kadın evine dönene kadar bu çinnet devam eder gibi görünüyor. Kadını ve coçuğu sokağa saldın mı eve girmesi çok zor. Allah ve Resûlü kadının mabedi evi dir. Şeytan ruhlu insanlar kadını sokağa cağırıyor.
  • davincidavinci22 gün önce
    bir kadının katledilmesinin üzerinden erkeklere çıkar devşirmeye kalkıp devlet suçlanıyor yazık.kadıncağızın henüz kanı kurumadı.kadıncağızın akan kanı verdiği canın üzerinden toplumun vicdanı soğumadan hemen başladınız devleti suçlamaya ideolojik kazanç sağlamaya.ilk öneriniz istanbul sözleşmesini kaldırmak oldu.yahu avrupalılar hergün bizdeki gibi kadın mı doğruyorlar.çeşitli örgütlere girip milletin eline kına yakıp askere gönderdiği çocuklarımı kurşunluyorlar.avrupadan şikayet devletten şikayet edip vatandaşı aldatmaya çalışıyorsunuz.kısaca desenizya biz ilkel toplumuz.arkeik kültür davranışları bunlar.barbarız.ne evlenmeyi ne boşanmayı biliyoruz.rehabilitasyona ihtiyacı var bu toplumun.....gibi.
  • Müvit BayramMüvit Bayram22 gün önce
    İnsan dünyada yaratılmış olan en şerli bir mahluktur. Bütün kötülüklerin kaynağı, iblis ve ordusunun mekanı olan beden kokuşmuş ve necis bir çöplüktür.Bu mezbele iblis ve yüz trilyondan fazla cin şeytanına ev sahipliği yapıyor. Sen kendini bilmeden nasıl alimlik ve bilgelik taslarsın ! İblis ve ordusu zerre kadar boş yer bırakmadan cismine yayılıp doldurarak ortak olmuş ve seninle devamlı bedeni ve ruhi olarak taşak geçerken kime ve neye güvenerek her konuda tafra satarsın ! Bil ki şeytanla tam bütünleşmiş olup ameller ve düşüncelerinin  ekseriyeti onun eserleridir. Cismen gaita, bevl ve zarta dolu olduğunu iyi bil. Yoksa gaitanı bal, bevlini şerbet, zartanı misk olarak pazarlarsın. Tersi de aynen vuku bulur. Gerçi bu ticaret dünyada şeytanına belli süre  fayda sağlar. Akebinde beklemediğin bir mekan ve zamanda intikam şiddetli şekilde alınır. İblis insan denilen mahlukata vesveseyle yani akla getirmek suretiyle  her an sayısız emirler verip pislikler, yaldızlı sözler ve edebiyat öğretmektedir. Kendisini ve amellerini süsleyip, övdüverek yaygınlaştırmakta hakka ve taraftarlarına da sövdürüp yerdirmektedir. Kısacası içinde sayısız cin şeytanı olan ve sürekli çoğalan insan vücutu kendisinin şeytanı ve bir cin devletidir. Akla gelen ve çoğunluğu eyleme geçirilen tüm  yararsız ve mutlak doğru olmayan duygu, düşünce ve bilgiler ya kişinin kendi iblis ve cin şeytanlarınının ya da başkalarının iblis ve ordularının yazıp söylediği zarta vesveselerdir. Teknik konulardaki bilgiler hariç okullarda öğretilen bilgilerin tamamına yakınını iblisler ve ordularının eserleri olarak görmek doğru olur. Peygamberler, evliyalar, salihler üzerinde iblislerin sultanlıkları yok gibidir. Zira peygamberler iblisler ve ordularını kelamullahla yenip yok etmişler, bedenlerini ve ruhlarını nurlarla doldurup gölgesiz hale gelmişlerdir. Evliya, salih ve müminler de  iblislerini yenip yok etmekle meşguldurlar. Kur'an'ın sürekli zikredilmesi, bedende bulunan cinlerin çıkarılıp yerine nurdan varlıklar olan meleklerin doldurulmasına en etkin bir vasıta sayılır. İslam'daki tüm ibadetler cinleri derece derece ve zamanla bedenden uzaklaştıran araçlardır. Yöneticilerin kutsal metinlermiş gibi sımsıkı sarıldıkları ve uyguladıkları demokratik kuramlar gavur şeytanlarının yellenme ürünleridir. Yabancı zartalarla bezenmiş icazetli  ileri gelenler toplumu düzlüğe çıkaracaklarını sayıklayıp millete telkin ediyorlar. Kendi iblisleri yabancı iblislerle anlaşıp ortak bir karar almışlar, batılda birleşmişlerdir. Islam'dan devlet ve millette isim ve cisimden başka bir eser kalmamıştır. Devleti kullanarak haram imkanlara    gark olmuş zevat kendilerini ilah sanıyorlar. Türkiye'nin burnukıyamete kadar necasetten çıkmaz. Çünkü her bakımdan kılavuzu kargadır. Keşkerehber olarak yalnız karga olsaydı. Niceinsan görünümlü aslan, kaplan, sırtlan, köpek, tilki, domuz, maymun ve benzeri şerli yaratıklarüstadlık yapıyorlar.
  • Ekrem KayraEkrem Kayra22 gün önce
    Okul Müdürü olduğum yıllarda her görüş ve milletten idareci seçerdim . Sevmesem de . Ama , adil ve dürüst olun , derdim . Ayrıca , hatalarımı hem bana hem başkalarına söyleme hakkını vermiştim . Oto kontrol . Büyük başarılara imza attık .
  • saygısaygı22 gün önce
    bizdeki sıkandalların milyonda biri batıda olsa hemen istifa ediyorlar. adamlarda onur var. memleket sevdalılığı var. bizde ise bu hırsız bizimdi deyip yargılamaya bile izin verilmiyor. hele yeni adli reformda kamu davası savcıların insiyatifine bırakılmış. isimsiz ihbarlar dikkate alınmıyor. kamu talan edilecek demektir.
  • AlperAlper22 gün önce
    . İsraf edenler,şeytanın kardeşi, ,ayet mealı böylemiydi?İsraf, s onuç iflas,faturayı, israfcılar ve destekcileri ödemeli değil mi?varmısınız?
  • İLBEYHANİLBEYHAN22 gün önce
    TÜRGEVBAŞKANI FATMANURALTUN;BİZİ TANISANIZ SEVERSİNİZdemiş.....TAMAKSİ, BİZSİZİARTIKİYİ TANIDIĞIMIZİÇİNSEVMİYORUZ......
  • Abuzer Polat Abuzer Polat 22 gün önce
    Umut ediyorum bu yorumlara bakıyorsunuz dilipak önce tarafsız Allah için yazı yaz dogru ya dogru yanlışa yanlış de birilerinin haşuma gitsin diye yazma partizanlık yapma fakir fukara nom zavallı esnafın hakları ar cur edilirken yanlışa dogru deme ki önce ahlak önce vicdan diyelim beyahutta hiç yazma günahada girme
  • BilalBilal23 gün önce
    Kanada başkani nasil da ulkesinde ki işsizler için risk aliyor neler yapiyor neler bir de bizim işsizlerden sorumlu bakanliga bakiniz. Koltugu otururken ''halkimiz iş begenmiyor'' diyor sonra emekli olana kadar goren duyan yok.
  • Orhan ÇolakoğluOrhan Çolakoğlu23 gün önce
    Abdurrahman bey para ve mevki ortaya gelince utanılacak hale geliyoruz.
  • AyşeAyşe23 gün önce
    İstanbul sözleşmesini çok yazdınız Emine Bulut'u da yazsanız
  • AbdullahAbdullah23 gün önce
    Hadis düşmanı islamoglunun uydurulan dinine inandığını söyleyen Mustafa rumuzlu yorumcu . Feto taktikleri ne devam ediyorsunuz
  • OgedayOgeday23 gün önce
    "ben suclu degilim Hakim beg beni seytan kandirdi.. Anlasildi: beraat" .. ne kadar kolay:)
  • Hakkı GÖZETEN Hakkı GÖZETEN 23 gün önce
    Sayın yazar.Yatarken; ŞÜKÜRLER OLSUN, BUGÜN KİMSENİN HAKKI ÜZERİME GEÇMEDİ DİYEBİLİYOR MUSUN? Dünyanın en mutlu insanı sensin demek ki !!!Saygılarımla,
  • durmak yokdurmak yok23 gün önce
    Takıyye yapmak nedir yahu Fetöcüler gibi mi yapalım olmadığımız gibi davranalım. sonu ölümde olsaneysek oyuz bitti.
  • VefaVefa23 gün önce
    icinde ahlak ve vicdan olmayan bir iman cennetin kapisindan asla iceri giremez.................Ne namazi, ne orucu, nede haci ve umresi onu kurtaramaz.........::::. Bir gencin 20 yillik okul egitiminden sonra emegi ile hak ettigi memurlugu Mulakatta bosa cikarip yerine akrabasini yada yandasini devlete yerlestiren ey ahlaksiz ve vicdansiz dindar; sayetibadetlerin seni ahlakli ve vicdanli bir insan yapmayip degistirmediysebil ki, o ibadetlerin tumu Allah tarafindan red edilmistir...
  • erhanerhan23 gün önce
    Lafa geldi mi ,herkes "haksızlık nereden,kimden gelirse gelsin..."der. Ama hiç te buna uygun davranılmaz
  • ahmet koçakahmet koçak23 gün önce
    harun kardeşin yazdığı gibi,haksızlığı ve yanlışı bizim partimiz ve liderimiz yaptığı zaman hemen kılıf bulmaya çalışıyoruz.hayır, ne yapıyorsak ALLAH c.c. için yapacağız.bizim medyamız fetö şerefsiziyle mücadeledeki yapılanyanlışları haksızlıkları ve adaletsizliği hiç bir zaman kaleme dökmedi.bizim sevdiklerimiz yanlış yapamazmı,yapıyorlar.biz 251 kardeşimizi şehid edenleri asın size destek veriyoruz diyoruz,onlar uydurma aslı olmayan sadece zan üzere ulaştıkları bilgilerle kendi dostlarının evlatlarını asmak için ellerinden geleni yapıyor,devletini, milletini partisini seven bizleri 3 senedir ağlatıyor.bakın ayeti kerimede ne diyor"bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin"bunu sayın erdoğan ve adalet bakanımız abdülhamid bey bilmiyormu.başkaları zalimce bunları uygulasa 28 şubatta olduğu gibi gam yemem,fakat bunu önceliği islamın değerleri olduğunu söyleyenler yapınca kanımıza dokunuyor.suçsuz bir çok insana gözyaşı döktürdüler ve hala bir düzenleme yapmamak için direniyorlar.kafire diren,zalime diren,insanları ezenlere diren her zaman yanınızdayız,fakat suçsuz ve mağdura karşı adaletli ol ki ALLAH c.c.iktidarını yüceltsin ve ilk kurulduğunuz yıllardaki başarınızı daim kılsın.yok inatla benim her yaptığım doğru deyip yanlışda ısrarcı olursan o zaman sonucuna katlanırsın.mahkemeler ceza verince sesiniz çımasın fakat beraat verince siz hala o kişiyi suçlu kabul edin.biz başkanlığı size bunun için değil gerçek adaleti ve refahı daha hızlı bulalım diye verdik.vallahi pişman olduk.bizim gibi ülkelerde siyasilere çok fazla yetki vemek doğru değilmiş...
  • engineerengineer23 gün önce
    ahlak ve siyaset- ateş ve barut, mümkünmü birarada olurmu?
  • Saim karabeySaim karabey23 gün önce
    Mehmet yılmaz ve kürtler olmasaydı diyen arkadaşlar öncemunis tekinalp ve ziya gokalpinkim olduğuna bakın.ondan sonra türkçülük yapın.birde türkün türkten başka dostu yok diyen arkadaş tarihe bak yıkılan türk devletlerinin yarısından çoğu kardeş baba oğul amca yeğen kavgasından yıkıldığını göreceksin tarih oluşmadığından sloganlarla idare etmeye çalışıyorsun.cecenden canını seriden malını türktenkarını koruyacaksın diye bir atasözü türklerin kimliğini acıkıyor.ben VATANSEVER ve asıl.olarak japonları üstün görüyorum. Türklerde hırsızdık yandaslik çıkarcılıkzina uckagitcilik maharet satılmaya başlandı. Ve hep revaçta ortadogululardan farkınız yok.Asil hiç bir özelliğiniz kalmamis
  • Dadaş 25Dadaş 2523 gün önce
    Hocam yerinde bir yazı.Ancak ne bunu anlayan ne idrak için çaba sarf eden var.Dilde var.Kalpte yok.Allah tam manasıyla Kuran dusturüyla yaşayan çaba darf edenlerden eylesin.
  • AlpetAlpet23 gün önce
    Önce faiz haram deyip yeşil holdingler yoluyla ,müslümanların ceplerini boşalttılar , üst duzey yoneticierin burada kaç kuruşu battı?Simdi de dış güçler?ülkeyi mi batırdı?
  • kalelikaleli23 gün önce
    fazlaca yorum yok sayın hocamız kanada ya kadar uzandığına göre ne diyelim.dünyayı da düzeltecek gibi.
  • adem kıral adem kıral 23 gün önce
    sayın yazar bir süredir sizi takip ediyorum bugünkü yazınızahayran oldum hakikaten böylemidüşünüyorsunuz sizgaliba siyasal islamciligi bıraktınız siyasal islamcılık yalan dolan demek insan olmamaktır türk milliyetcisiyimyazınıza baştan sona kadar katılıyorumlütfen hep böyle olun aydınlardoğru olunca toplum düzelirböyle aydınlara ihtiyaç var kim ne derse desinfaydası olmazsa dahi cenabı allahın yanında sözünüz olur evet elinden geleni yaptı deriz engin ardıç gibi çıkarına hizmet etti diyelanet etmeyiz ne olursunuz görevinizi yapında bizleri uyarma göreviniziyapmaya devampadişahlarınyani değil adaletin yanında olun selamlar
  • FatihFatih23 gün önce
    Yolsuzluk kabahat midir ,suç müdür...haram mı,yoksa kişiye göre har helal değişimi, bu konuda ayet hadis li bir yazı yazarmisiniz...
  • Hikmet Yılmaz.Hikmet Yılmaz.23 gün önce
    Sayın Cumhurbaşkanı bu yazınızı okuyormu.
  • FerhatFerhat23 gün önce
    Mümin olabilmek için, önce bir müminin emr olunduğu gibi dosdoğruyolda olması gerekiyor, yani rabbimizin emr ettigi dini doğru tutması gerekiyor. Bu da kısacası şu anlam taşımakta, biz islam ehli olarak Allah cc. hükümlerine ve nizamina teslim olmadığımız müddetçe yeryüzünde ne adaleti nede ahlakı tesis edebiliriz, zira yüce rabbimiz yerin ve göklerin nizamını belirleyen yegane kudret sahibidir. MalesefLiderlerimizin ve bizim tabi olduğumuz mevcut Liberalizm merkezli düzen ise ademi merkeziyetciliğe dayanan bir düzendenden ibarettir. Nitekim mevcut düzen merkezinde çıkar ilişkisini gerçek almaktadir ve hayatinin her alanında meta fizik felsefesi ile değerlendirip ölçülendirmektedir. Kısacası Liberalizm merkezli düzen materyalizm merkezli bir düzen olmakla birlikte çıkar ilişkisine dayanan bir nizam dan ibarettir. Dolayısıyla mevcut materyalist odakli düzenin aslında bizim teslim olmamız gereken rabbimizin hükümlerine tamamen aykırı olduğu anlamina gelmekte. Kısacası tabi olduğumuz düzen hayat alanlarımıza şekil verirken META yı, yani metaryalizm felsefesini merkezine alarak şekil vermekte. Aslinda müminlerin tabi olmasi gereken yegane düzen yerlerin ve göklerin ve bu ikisinin arasindakileri yaratan rabbimizin bize emr ettigi Tevhid nizamı olması gerekir, zira rabbimiz bize çikar iliskisini caiz kılmamıştır, bilakis hayat alanlarımızı şekillendirirken fitrata aykırı olmamamızı ve merhamet ve vijdan hissimiz ile hareket etmemizi emr etmiştir. Kısacası mevcut düzen Allah cc nizamina ve Resülünün sünnetlerine savaş açmış olan bir düzenden ibarettir. Nitekim mümin olmanın gereği rabbimizin bize emr ettiği nizam haricindeki tüm düzenleri red etmektir, aksi takdirde itikadi açıdan degerlendirdigimizde iman etmiş sayılmayız ve kıldığımız namazlar fizik terapisi, hac görevini yerine getirnek için yaptığımız tavaflar ise jocking yapmış gibi bir anlam taşır. Mevcut ademi merkeziyetçiliğe dayanan LİBERALIZM mekezli düzen iblisin yeyüzündeki varisleri Masonik ve siyonist güclerin 17. yüzyilda geliştirdikleri düzenden ibarettir. önde giden bir Liberalist bir felsefeci söyle düşünür "18 yaşındaki porno sektöründe çalışan bir kız çocuğunun yövmiyesi açlık sınırının altına düsmediği müddetçe meşru ve sıradan olarak görülmektedir". Peki biz müminlerde böyle mi düsünüyoruz. Eger öyle düsünmüyor isek neden liberalizm merkezli düzenlere tabi oluyor ve onların Liderlerine kulluk edercesine bağlanıp ve herseyi daha iyi bilen rabbimizden yüz ceviriyoruz?
  • AtaAta23 gün önce
    Ama yine de Kürtler var olmasaydı, ne güzel olurdu!Kimse de ırkçılık yapmak zorunda kalmazdı :-)
  • Mustafa Mustafa 23 gün önce
    Delil yerine atalarının uyduğu sisteme göre hayatlarını yönlendirenlere Kuran’ın aşağıdaki ayetlerini okumalarını öneriyoruz. (Ayrıca bakın 31 Lokman Suresi 21, 14 İbrahim Suresi 10, 11 Hud Suresi 62 ve 109, 5 Maide Suresi 104, 7 Araf Suresi 28)21.Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de ona mı yapışmaktadırlar?22. Hayır dediler ki: “Biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, onların eserlerini izleyerek doğruya varacağız.”23. İşte böyle! Senden önce de bir memlekete elçi gönderdiğimizde, oranın servetle şımarmış elit tabakası mutlaka şöyle demişlerdir:“Biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, onların eserlerine uyarak yol alacağız.”24. O da “Ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlarda “Doğrusu biz seninle gönderileni tanımıyoruz.” dediler.43 Zuhruf Suresi 21,22,23,24Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.17 İsra Suresi 36Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğruya ilettiği temiz akıl sahipleridir.39 Zümer Suresi 18Şüphesiz, yeryüzündeki hareket eden canlıların Allah katında en kötüsü aklını işletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.8 Enfal Suresi 22Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.10 Yunus Suresi 100Andolsun size hatırlatıcı bir kitap indirdik. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?21 Enbiya Suresi 10O halde sen yüzünü bir Tek Tanrı’cı olarak dine: Allah’ın insanları yaratışındaki fıtrata (yaratılış özüne) çevir. Allah’ın yaratışında bir değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.30 Rum Suresi 30Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik..16 Nahl Suresi 89Hüküm yalnız Allah’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar.12 Yusuf Suresi 4026. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.27. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur.18 Kehf Suresi 26,27Allah’a çağıran, yararlı işler yapan ve ben Müslümanlardanım diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim vardır?41 Fussilet Suresi 33Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.6 Enam Suresi 115Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?6 Enam Suresi 114Ey iman sahipleri; size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti. Allah Bağışlayandır, Merhametlidir.5 Maide Suresi 101Rabbin asla unutkan değildir.19 Meryem Suresi 64Kendilerine okunmakta olan Kitap’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?29 Ankebut Suresi 51Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.6 Enam Suresi 38154. Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?155. Hiç mi hatırınıza getirmiyorsunuz?156. Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var?157. Şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin.37 Saffat Suresi 154-15736. Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz?37. Yoksa okuyup, ders almakta olduğunuz bir kitabınız mı var? 38 İçinde keyfinize uyanın sizin olduğu.68 Kalem Suresi 36,37Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.5 Maide Suresi 49O yalnızca bir öğüt ve Mübin(apaçık) bir Kuran’dır.36 Yasin Suresi 69De ki ” Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”21 Enbiya Suresi 45Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.13 Rad Suresi 30Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.6Enam Suresi 19Onlara ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar “Bize bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir.” dediler. De ki “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece vahyolunana uyuyorum.”10 Yunus Suresi 15Bu bir kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura (aydınlığa), O övgüye layık, Aziz olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.14 İbrahim Suresi 1Andolsun ki size beyyine (açıklayıcı, açık delil) ayetler, sizden önce gelip geçenlerden örnekler ve korunup, sakınanlar için de bir öğüt indirdik.24 Nur Suresi 34… Ta ki ölen beyyine (açık delil) üzerine ölsün, yaşayan da beyyine (açık delil) üzerine yaşasın.8 Enfal Suresi 42Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.17 İsra Suresi 41Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.17 İsra Suresi 89Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz(nusarriful).6 Enam Suresi 65Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.7 Araf Suresi 52Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp(fussilet) açıklamıştır.11 Hud Suresi 1Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak kullanılsa; yine de Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah üstündür, bilgedir.31 Lokman Suresi 2732. Kafirler dediler ki “Kuran ona toptan, tek bir defada indirilseydi ya” Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça düzenleyip okuduk.33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.25 Furkan Suresi 32,331. Rahman2. Kuran’ı öğretti55 Rahman Suresi 1,217. Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize düşer.18. O halde biz onu okuduğumuzda sen de onun okunuşunu izle.19. Sonra onu açıklamak da bize düşer.75 Kıyamet Suresi 17,18,19Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran’ ı devre dışı tuttular.25 Furkan Suresi 30Ve derler ki “Rabbimiz biz efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de böylece onlar bizi yoldan saptırdılar.”33 Ahzab Suresi 67
  • Mustafa Mustafa 23 gün önce
    Ulul emir siz yani başsız lidersiz İslamla olmadı olmayacak. Yüzü aşkın meshep lekurandan kopuk tarikatlar la olmadı olmayacak. İtikad dan habersiz TEVHİD yoksunu onlarca tagut gırtlağa kadar şirk içindeki uydurulan dini benimseyen kştlelerle olmuyor işte olmuyor. Hani Rasulullah sav min hayatı kuran'dı hadisleri kuranın önüne aldılar kuran anlatılmıyor uydurulan Kuranla uzaktan yakından alakasız hadisler le din anlatılıyor. ENAM SÛRESİ 38 -...... . Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır,....... MADEM EKSİK YOK BUKADAR İLAVE KİME NE MENFAAT SAĞLIYOR.
  • şenay doğanşenay doğan23 gün önce
    Türkiye'de liyakat iman denklemi yok ki sadece kim dümen suyuna girecek her dediğine kafa sallayacaksa ona makam var kafir olur Müslüman olur farketmez ben de hz ömer gibi düşünüyorum kafirden dost da olmaz müslümana liyakat da olmaz işinde ne kadar ehil olursa olsun ilk fırsatını bulduğu yerde küfrünü icra eder allaha emanet olun
  • Şıritmak varŞıritmak var23 gün önce
    Hocam bir kere yöneticisi Müslüman olan İslam ülkesi diye bir yok. Ortadoğu, Yunanistan İran Çin Rusya ABD ve vs olduğu gibiHalkı Müslüman olan ülkeler var. Dünyanın bir çok ülkesinde Müslüman halk var.Ancak hiç bir ülkede Müslüman yöneticiler yok.Hal böyle olunca özellikle bizim de dahil olduğumuzOrtadoğu ülkelerinde yönetimler halkları rahat itaat ettirmek için Müslüman gibi gözükürler.Onun içinde etik değerleri munafikliktir. Yaptıkları hatalardan dolayı özür istifa bir tarafa iyi yaptık anlamında pişmiş kelle gibi pis pis siritirlar.Eğer batıdaki etik düşünce nin%1 iolsaydı, halki Müslüman olan ülkeler dehergun yüzlerce bürokrat siyasetçi istifa eder ve yargı önüne çıkmayı kabul ederdi. Bizde benim hirsizim benim namussuzluk benim teröristin iyi mantığı var. Benden misin her yol mübah. Yoksa bizde her gün bir hükümet istifa edip yenisi kurulması gerekir.Pislige adının karışması dahi yeterli.Din de...... yöneticiler emrinize uymaz da o ülkeyi helak ederiz... Buyuruluyor. Onun içinde halkı Müslüman olan ülkeler de idareciler ilahı emre uymadıkları ve ülkeyi keyfî yönettikleri için sıkıntı bitmiyor.
  • Mehmet yılmazMehmet yılmaz23 gün önce
    Sayın dilipak, ülkemizde yeteri kadar takiyyecilik yapan var zaten. Ülke yönetimi de takiyyecilikle yönetiliyor. Onun için de maşallahınız var. Her gün her sahada uçuyoruz. Ayrıca Türk kelimesi ne diye batıyor size. Bir daha tekrar edelim. Türkün Türkten başka dostu yoktur. Var olanı söyleyin, görelim.
  • HarunHarun23 gün önce
    Ne yazik ki haksizlik muslumandan gelince herkes korumaya örtbas etmeye kalkiyor bu akraba ve tanodiklar icinde gecerli. Ak partinin 30.000 beraat edene yaptigi zulme sesiz kalmak ensara lgbt ye agac katliamina yolsuzluk ve kul hakkini gaspa sessiz kalmak ve korumak. Gercegi soyleyince de vatan hainligiyle suclanmak. Suphesizki islamiyet ve muslumanlik bu degil. Ayni safta dursakta ayni safta degiliz .Yalniz sen Allahn ayetlerini korkusuzca yazıyor ve yaşıyorsun.Biz şahidiz.Keske diğer yazarlarda (akıt yazarları dahil) senin gibi tarafsız ve ölçüsü kuran olsaydı
  • tacettintacettin23 gün önce
    Allah’ın kullarına sayısız nimetleri vardır, bunları baştan vermesinin veya esirgemesinin de ilâhî adalet ilkesiyle çelişmeyen hikmet ve sebepleri mevcuttur. Ancak Allah verdiği bir nimeti durup dururken, nimete mazhar olan kulda bir değişiklik meydana gelmeden geri almaz, zıddı ile değiştirmez. Önce insanlar, Allah’ın hoşnut olmadığı bir şekilde değişirler, öz değerlerine yabancılaşırlar, ellerindeki nimetin şükrünü yerine getirmez, onu gerektiği yerde, gerektiği gibi kullanmazlar, şımarırlar, nimetlerin Allah’ın lutfu ile ilişkisini unutur, kerameti kendilerine mal ederler; güç, servet, ilim, iktidar gibi ilâhî nimetleri zulüm için kullanırlar... İşte böyle değişen ve bozulan insanların elinden nimet, onu veren Allah tarafından alınır ve yerine zıddı (felâket, mahrumiyet, sıkıntı) verilir. ENFAL SÜRESİ-54 AYET TEFSİRİ

Günün Özeti