• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

“Eskilerin Masalları” söylemi

17 Mart 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

“Eskilerin Masalları” söylemi
ABDULLAH YILDIZ

Kendisinde Kur’ân-ı Kerim’in nazil olmaya başladığı ve bu sebeple “Kur’ân Ayı” olarak da isimlendirilen mübarek Ramazan ayında bol bol Kur’ân-ı Kerim okuduk. İnşallah okuduklarımız üzerinde yeterince tefekkür edebilmişizdir. Kur’ân-ı Kerim’i anlamak için okuyan ve ayetleri üzerinde derinlemesine tefekkür edebilen herkesin dikkatini çeken hususlardan biri de müşriklerin “eskilerin masalları” söylemi olmalıdır. Kur’ân-ı Kerim ayetleri üzerinde tefekkür eden, ciddi ve dakik araştırmalar yaptığını bildiğim kalem erbabı Murat Kar kardeşimin bu söylem üzerinde yaptığı kısa çalışmanın sonunda ulaştığı önemli tespitleri sizlerle de paylaşmak istiyorum: ‘Müşriklerin “Eskilerin Masalları” Demelerinin Sebepleri:


1. Kültürel ve Edebi Alışkanlıklar: Arap toplumu sözlü geleneğe dayalı bir kültüre sahipti. Şiir, destan ve efsaneler onlar için çok değerliydi. Kur’an-ı Kerim’in anlattığı geçmiş peygamber kıssaları (Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa vb.) onlara eski mitolojik hikayeler gibi geldi.

2. Hz. Peygamberi Küçük Düşürme Amacı: Bu söz, salt bir fikir değil, aynı zamanda bir alay ve küçümseme aracıydı. Demek istedikleri şuydu: “Bunlar yeni bir şey değil, zaten bilinen eski hikayeler. Sen bunları bir yerlerden okudun veya öğrendin.”

3. Vahyi İnsan Sözüne İndirgemek: Kur’an’ın ilahi kaynaklı olduğunu kabul etmek istemiyorlardı. Bunu “uydurulmuş” veya “başkasından öğrenilmiş” bir metin olarak göstermek, onların çıkarlarına uygundu. Çünkü Kur’an putları reddediyor, sosyal eşitsizliği eleştiriyor, onların ticari ve siyasi otoritesini sarsıyordu.

4. Kâbe’nin ve Putperestliğin Korunması: Mekke’nin ileri gelenleri (Ebu Cehil, Ebu Leheb vb.) Kâbe’nin putlarından ekonomik ve siyasi güç elde ediyordu. Kur’an bu düzeni tehdit ediyordu. Bu yüzden onu meşruiyetten düşürmeye çalıştılar.


5. Kur’an’ın Tarihi Anlatıları: Kur’an-ı Kerim, Tevrat ve İncil’de de geçen bazı olayları anlatıyordu. Müşrikler bunu: “Bunları Yahudilerden veya Hristiyanlardan duydu, bize tekrar anlatıyor” şeklinde yorumladılar. Furkan Suresinin 5. ayetinde bu açıkça görülür: “Yine dediler ki: “Bunlar, onun başkalarına yazdırdığı, sabah akşam kendisine okunan eskilerin masallarıdır!”


Özetle: Bu söz; hem inkârın hem kibrin hem de çıkar kaygısının bir ürünüydü. Kur’ân’ı sıradan bir insan sözüne indirgemek, onun etkisini kırmak için başvurdukları bir psikolojik ve sosyal savunma mekanizması idi. Kur’an zaten en başından beri, eski ve tanıdıkları kavimlerin kıssalarını anlatıyor, mesela Semûd, Âd, yani anlattıklarının onların da bildikleri olaylar olduğunu söylüyor, zaten bu böyle olmalıydı. Araplara asıl Viking mitolojisi anlatılsaydı tuhaf olurdu, dolayısıyla diğer ihtimaller boşa düşer; bunu ancak anlatılanları küçümsemek için yapmak zorunda idiler… Yani Kur’an zaten bilerek ve kasıtlı olarak o toplumun tanıdığı, bildiği, atalarından duyduğu olayları anlatıyor. Bunun birkaç önemli sebebi var:


Muhatap Kitlenin Tanıdığı Referanslar: Araplar Semûd’u, Âd’ı, İrem’i biliyordu. Bunlar onların coğrafyasında, dillerinde, kültürel hafızalarında vardı. Hicaz’dan geçerken Semûd’un taş evlerini bizzat görüyorlardı. Kur’an-ı Kerim buna bile dikkat çeker:

“Siz onların yurtlarından geçip duruyorsunuz” (Saffât Suresi, 37/137-138)

Yani Kur’an adeta şunu söylüyor: “Uzak bir efsane değil, kendi gözlerinizle gördüğünüz bir ibret bu.”


Tespitin Özü: Eğer bu kıssalar gerçekten “uydurma masallar” olsaydı, Arapların hiç bilmediği şeyler anlatılırdı. Ama tam tersi, zaten bildikleri şeyler anlatılıyor ve onlara: “İşte atalarınızın başına gelenler, siz de aynı yolu izliyorsunuz” deniliyor. Bu bir uyarı ve ayna tutma stratejisi.


“Eskilerin Masalları” Suçlamasının Çelişkisi: Tam da denildiği gibi, bu suçlama kendi içinde çelişkili: Eğer “eski masallar” diyorlarsa, zaten o olayların gerçek olduğunu zımnen kabul ediyorlar. Sadece “bunlar önemli değil, bizi bağlamaz” demek istiyorlar. Yani itiraz içeriğe değil, kendilerine yapılan uyarıya.

Sonuç: Bu söz entelektüel bir eleştiri değil, duymak istemedikleri bir gerçeği savuşturma refleksiydi. Viking mitolojisi örneğini tekrar hatırlatalım; zira mesaj ancak muhatabın kendi dünyasından konuşuyorsa anlam taşır. Kur’an-ı Kerîm tam da bunu yapıyor.’

“Ahit Sandığı” ve “Golyat” romanlarının yazarı Murat Kar kardeşime teşekkürler ve dualar ediyorum.

Yaklaşan Ramazan Bayramının ümmete ve tüm insanlığa hayırlar ve esenlikler getirmesini diliyorum.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23