• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Zeki Alasya o sadrazamın yeğeniymiş!

Esasında Kıbrıslı olan ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde 4 kez sadrazamlık yapmış Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa'nın yeğenidir Zeki Alasya. İşte Zeki Alasya hakkında az bilinen çok ilginç bilgiler...

Yeniakit Publisher
2015-05-09 10:12:00 -
Zeki Alasya o sadrazamın yeğeniymiş!

Esasında Kıbrıslıdır ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde 4 kez sadrazamlık yapmış Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa'nın yeğenidir.Kıbrıslı Mehmet Kamil Paşa son sadrazamanlığını 1913 yılına kadar yapmış, Bab-ı Ali baskınında Enver Paşa kafasına silah dayayınca istifasını vererek sadrazamlık görevine son vermiştir. İstifasından sonra Lord Kitchener'in daveti üzerine bir süre Kahire'de kalan Kamil Paşa, daha sonra Kıbrıs'a yerleşmiş ve burada vefat etmiştir.

BUDA HEYKELİ KOLLEKSİYONCUSU

Zeki Alasya'nın ilginç bir hobisi de vardı, Türkiye'nin en büyük, dünyanın sayılı Buda heykeli koleksiyonlarından birine sahipti. Neden Buda koleksiyonuna başladığını da şöyle anlatacaktı:

"- Her şey 25 yıl önce başladı. O zaman evliydim. Evimizde, nereden geldiği belli olmayan bir Buda heykeli vardı. Benim için hiç önemi, değeri yoktu. Sadece çok sevimli bulduğum, kendime benzettiğim bir figürdü.

Benziyor ama...

- Evet, benziyor. Özellikle kulak memeleri. Buda’nın kulak memeleri neredeyse omuzuna kadardır. Benimkiler de bayağı uzun. Gülümsemesini, tipini, şeklini ve heyecanını çok severdim. Şımarık bir figürdür. Benimle benzeşen özellikleri var yani. Dingin, sakin, rahat, kendiyle ve hayatla barışık bir tip Buda.

Bir yılbaşı öncesi, birlikte çalıştığım şirketlere hediye alacağım. Uzun zamandır tanıdığım bir hediye dükkanı sahibi ile bir araya geldim. Satın alabileceğim hediyeleri tek tek masanın üzerine çıkardı. En sonra da bir Buda heykeli koydu. Ne alaka değil mi? Ama ben Buda’yı çok sevdiğimi, beğendiğimi söyledim. Çünkü kaliteli bir heykeldi. Fakat öyle almaya falan niyetim yoktu. Geçtim, gittim... Bir sürü alışveriş yapınca, adam bana Buda’yı hediye etmez mi? Evdeki Buda sayısı etti iki. Bu olaydan üç ay sonra bayram geldi. Ve bir bayram sabahı kapım çaldı, karşımda hediye aldığım arkadaş ve elinde bana bayram hediyesi olarak getirdiği Buda heykeli...

Üçüncü Buda’nın hediye edildiği tarihlerde kızım liseyi bitiriyordu. O dönem belli bir notu tutturan öğrenciler, ikinci dönem okumadan mezun oluyorlardı. Kızım da bana ilk dönem mezun olacağını söyledi. Ben de ona "Tamam mezun ol, dile benden ne dilersem" dedim. Kızım mezun oldu ve onu Drakula’nın şatosuna götürmemi istedi. Söz verdiğimiz için Bükreş yollarına düştük. Gittiğimiz gün feci yağmur yağıyordu ve bizim de hiç hazırlığımız yoktu. Yağmurluk almak istedik. Birkaç dükkan gezdik, bulamadık. Hiçbir şey yok. Son bir dükkana ümitle girdik. Bomboş bir dükkan, hiçbir şey yok. Sadece bir tezgah ve üzerinde 2 Buda heykeli var.

Garip tesadüfler...

- Vallahi öyle. O Buda’lar bana öyle bakıyorlar. Resmen beni o dükkana çektiler. Tabii hemen ikisini de satın aldım. İşte ondan sonra ipin ucu kaçtı. Ertesi gün Drakula’nın şatosunu gezdik. Oradan da Avrupa turuna çıktık. Türkiye’ye döndüğümüzde evimizde 28 tane Budamız olmuştu. O ya da bu şekilde, o Budalar beni buldu ve 25 yıl önce bu koleksiyon maceram başladı".

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23