Yeni kanıtlar bulundu: Hz. Nuh'un gemisi Türkiye'de mi?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Ağrı Dağı yakınlarındaki Durupınar Formasyonu’nda gerçekleştirilen yeni radar taramalarında yer altında farklı katmanlar ve dikkat çekici anomaliler tespit edildi. Araştırmacılar, bulguların Nuh’un Gemisi iddiasını destekleyebileceğini belirtirken, kesin sonuç için sondaj çalışmalarının beklendiği ifade edildi.
Ağrı Dağı yakınlarındaki Durupınar Formasyonu’nda gerçekleştirilen yeni radar taramalarında yer altında farklı katmanlar ve dikkat çekici anomaliler tespit edildi. Araştırmacılar, bulguların Nuh’un Gemisi iddiasını destekleyebileceğini belirtirken, kesin sonuç için sondaj çalışmalarının beklendiği ifade edildi.
Yeni araştırmalar, Türkiye’nin doğusundaki dağlarda yer alan ve gemiye benzeyen “Durupınar Formasyonu”nun yalnızca kayalardan oluşmadığını gösterirken Hz. Nuh’un Gemisi’ne ilişkin gizem daha da büyüyor. Peki radar taramaları yüzeyin altında hangi şaşırtıcı bulguları ortaya çıkardı?
Türkiye’nin doğusundaki dağlarda bulunan, gemiye benzeyen gizemli jeolojik oluşum uzun yıllar boyunca doğal bir kaya kütlesi olarak değerlendirildi. Ancak uluslararası bir bilim ekibi, söz konusu oluşumun Hz. Nuh’un Gemisi’nin kalıntılarını barındırabileceğini düşünüyor.
İngiliz Daily Mail gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre “Durupınar Formasyonu” olarak bilinen oluşum, Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı’nın yaklaşık 18 mil güneyinde bulunuyor.
Modern dünyanın bu oluşumdan haberdar olması, şiddetli yağışların ve depremlerin sıra dışı şeklini ortaya çıkardığı 1948 yılına dayanıyor. Oluşum önce bir çobanın, ardından araştırmacıların dikkatini çekti.
Radar taramasında yüzeyin altında şaşırtıcı bulgular
Bölgedeki gizemi çözmek amacıyla yürütülen son çalışmada, Dr. Hüsrev Bektaş liderliğindeki bilim ekibi, ABD Hava Kuvvetleri araştırmalarıyla geliştirilen özel bir görüntüleme sistemini kullanarak gelişmiş radar taraması gerçekleştirdi.
Taramalarda, kaya oluşumunun içinde güçlü yer altı anomalileri ve birbirinden farklı katmanlar tespit edildi. Bu sonuçlar, oluşumun tek parça ve homojen bir kaya kütlesi olduğu yönündeki yaygın görüşü tartışmaya açtı.
“Noah’s Ark Scans” ekibinin kurucusu ve araştırma ekibinin üyesi Andrew Jones, ilk ölçümlerin oluşum ile altındaki ana kaya arasında henüz kesin sınırlar göstermediğini belirtti.
Jones, “Bu oluşumun Nuh’un Gemisi’nin kalıntıları olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle onu mümkün olan en sıkı bilimsel testlere tabi tutmak istiyoruz.” dedi.
Hz. Nuh’un Gemisi’nin yaklaşık 157 metre uzunluğunda, 26 metre genişliğinde ve 16 metre yüksekliğinde olduğu biliniyor. Keşfedilen oluşumun uzunluğunun da 157 metre olduğu belirtiliyor.
Jones, ekibin yer altına nüfuz eden radar kullanarak merkezdeki boş bir odada birleşen geçitlerden oluşan bir ağ tespit ettiğini söyledi. Ekibin bu merkezi bölüme “lobi” adını verdiğini aktardı.
Jones, “Bu boşluklar rastgele değil, düzenli bir örüntü izliyor. Bu durum, Kutsal Kitap’ta geminin üç iç kata sahip olduğu yönündeki anlatımla örtüşüyor.” ifadelerini kullandı.
Kızılötesi termal görüntüleme yöntemiyle yapılan ek çalışmaların da toprağın derinliklerinde gömülü, gemi biçiminde bir yapının bulunabileceğine işaret ettiği belirtildi.
Teoriyi destekleyen ek bulgular
Ekip, bölgeden alınan toprak örneklerinde son derece yüksek miktarda potasyum tespit edildiğini açıkladı. Bu durumun, büyük miktarda ahşabın çürümesiyle uyumlu olabileceği belirtildi.
Oluşumun içinde yetişen çimlerin renginin dışarıdaki çimlerden farklı olduğu da gözlemlendi. Araştırmacılara göre bu farklılık, eski dönemlerdeki insan müdahalesinden kaynaklanan değişik bir toprak yapısına işaret ediyor olabilir.
Ekip, 2024 yılında bölgenin içinden ve dışından 88 numune topladı. Yapılan incelemelerde, yüzeyin yaklaşık 20 fit altında köşeli yapılar tespit edildi. Bunların geminin içindeki odaları temsil edebileceği değerlendirildi.
Araştırmacılar, mevcut sonuçların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve yalnızca radar anomalilerinin bölgenin arkeolojik kökenli olduğunu kesin biçimde kanıtlamadığını vurguladı.
Ekip, en güçlü anomalilerin tespit edildiği noktalarda karot sondajı yapmayı planlıyor. Böylece oluşumun içinden fiziksel numuneler alınması ve keşfedilen boşlukların içine kamera yerleştirilmesi amaçlanıyor.