Vücudumuz için tükürüğün önemi

Tükürüğün insan hayatındaki önemi nedir, insanoğlu tükürüğün incelenmesinde ondan nasıl yararlanabilir? Hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılabilir mi?

15 Nisan 2018 Pazar 19:43
Vücudumuz için tükürüğün önemi

Günlük tükürük salgısı 1000-1500 cc kadardır. Tükürüğün içeriği kişilerde farklıdır hatta aynı kişide bile zaman zaman değişiklik gösterir. Tükürük bezlerinde yapılan salgılar ağız boşluğuna akar.

Parotis bezi tükürük salgısının yüzde 25’ini salgılar. Salgısı berrak, akıcı olduğu için kuru gıdaları ıslatmaya yarar, ayrıca ağız ortamı asitleşirse derhal onu salgısıyla alkali ortama çevirir, koruyucu bir görev yapar.

Çenealtı bezleri günlük salgının yüzde 70’ini salgılar. Yemek esnasında az salgılanır. Hem sulu akışkan hem de koyu yapışkan özellikte iki tip salgı salgılar. Mevcut tükürüğün yüzde 5’ini de dilaltı tükürük bezleri salgılar.

Her tükürük bezinin kimyasal yapısı farklı farklıdır. Toplam olarak tükürüğün kimyasal yapısının yüzde 99.5’i su, geri kalan kısmı da suda çözünmüş organik ve inorganik maddelerdir.

Tükürükte proteinler, immünoglobulinler(IgA), enzimler (tükürük amilazı ve lipazı, lizozim , maltaz  ve Laktoperoksidaz) müsinler ve azotlu ürünler olarak üre ve amonyak mevcut olup potasyum, kalsiyum, sodyum, magnezyum, bikarbonat, klor ve fosfat gibi elektrolitler de bulunmaktadır.

Daha az miktarlarda da demir, kurşun, çinko, iyot, flor, kalay, tiyosiyanat, kobalt, brom ve molibden de bulunur. Organik maddelerin en önemlisi pityalin(tükürük amilazı) ve proteinlerdir. Nişasta ve glikojeni maltoz parçalar.

Tükürük antioksidan sisteme sahiptir. Bu sistemi başta ürik asit molekülü ve peroksidaz olmak uzere suda çözünebilen enzim ve moleküller oluşturur. Ürik asit, tükürükteki en önemli antioksidan moleküldür ve tükürük total antioksidan kapasitesinin yüzde 70-85’ini oluşturur. Ürik asitten sonra tükürüğün antioksidan yapısında ikinci sırada askorbik asit molekülü gelir. Parotis tükürüğünün antioksadan kapasitesi diğer tükürük bezlerinin ürettiği tükrüklerden yüksektir

Tükürükte hem mikroplar için besleyici maddeler bulunur hem de onlara karşı etki gösteren maddeler bulunur. Ör: Lizozim ve Laktoperoksidaz(LP) gibi enzimler bakterileri öldürür. Lizozim, bakterilerin hücre duvarını parçalar. Laktoperoksidaz ise mikroplar üzerinde geniş bir aktiviteye sahip reaktif ürünler üretmek amacıyla bazı moleküllerin oksitlenmesini katalizler.

Çoğu laktobasil, laktokok ve streptokoklar aerobik şartlarda LP sistemi aktive etmek için yeterli miktarda H2O2 üretir ler. Bu ürünler sayesinde bakteri ve virüslere karsı geniş bir antimikrobiyal etki göstermektedir.

Gıda mühendisleri memeli hayvanların sütünde bulunan bu enzimi doğal koruyucu olarak ürünlerde kullanmaya yeni başladılar. Ama insanoğluyla beraber bu koruma sistemi vardı, bizler yeni keşfettik.

Tükürük son yıllarda pek çok hastalığın tanısında kullanılmakta olan ucuz, elde edilmesi kolay, örnek alması kolay ve zaman kazandıran bir tanı aracı olarak kullanılmaya başlandı. Diğer vücut sıvıları (kan, ter, idrar vb. ) gibi tükürükten de bazı hormonların, enzimlerin, maddelerin veya ilaçların seviyesi artık ölçülebilmektedir. Bazı hastalıkları teşhisi tükürükle yapılabilmektedir, Ör: Otoimmun hastalıklar, Kalp-damar, böbrek, kanser hastalıkları, hormonal hastalıklar, bazı enfeksiyon hastalıkları (bakteriyel/viral), Psikiyatrik hastalıklar, İlaç bağımlılıkları ve kullanılan ilaçların tespit edilmesi gibi.

Tükürükte bulunan biyoişaretleyiciler günümüzde bazı hastalıkların teşhisinde kullanılıyor ör: Bir otoimmün hastalık olan Sjogren sendromunun tanısında tükrükteki bazı biyobelirteçler ölçülerek teşhis konmaktadır.

Tükürükte laktoferrin, β2-mikroglobulin,lizozim-C, sistatin-C seviyelerinde artış; karbonik anhidraz ve amilaz seviyesinde ise düşüş tespit etmişlerdir.

Tükürük aracılığıyla genellikle yağda eriyebilen ve kücük moleküler ağırlığa sahip hormonların ölçümü yapılabiliyor. Mesela kortisol, aldesteron, estradiol, testesteron ve insülin gibi hormonlar ölçülebilir. Cushing hastalığı, Addison hastalığı, fiziksel egzersiz ve stres gibi durumlarda kortizol seviyelerine bakılabiliyor.

Beta-2 mikroglobulin seviyesi malign durumların çoğunda ve böbrek yetmezliğinde önemli derecede artmaktadır. Tükürükten ölçümleri yapılabilmektedir. AİDS, Hepaptit C, Herpes,insan papilloma virüslerinin teşhisi tükürükten yapılabilmektedir.

Tüberküloz mikrobuyla mide gastrit ülser gibi mide hastalıklarında etkeni olan Helikobakter mikrobu özel teknikler kullanılarak tükürükten diğer testlere göre daha doğru olarak tespit edilebiliyor.

Böbrek hastalıklarının tanısında kullanılan üre, ürik asit ve kreatinin de tükürükten ölçülebiliyor.

Tümör baskılayıcı bir protein olan p53 ile ilgili genin silinmesi ya da mutasyona uğraması sonucu kanser gelişimi aktive olabilmektedir. Tükürükten yapılan analizlerle p53 proteininin etkisizleşmesi sonucu oluşan antikorlar tespit edilerek tumor oluşumunda erken tanı sağlanabilmektedir. Mesela tükürükte bir kanser antijeni olan CA 125 ölçümü ile yumurtalık kanseri tanısı yapılabilmektedir. Epidermal büyüme faktörü (EGF), göğüs kanseri olan kadınların tükürüğünde yüksek yoğunluğa sahiptir, bunun ölçümüyle de erken tanı ve hastalığın takibi yapılabilmektedir.

Bugün için tedavide kullanılan 10 kadar ilaç ile bağımlılık yapan 10 kadar madde ve ilacın düzeyleri tükürük testleriyle tespit edilebilmektedir.

Evet tükürüğün herkesin bildiği sindirimdeki faydasının dışında günlük hayatımızda daha önemli şeylerin kapısını açan bir anahtar olduğu ancak teknolojik imkanların gelişmesiyle anlaşılmıştır. Bilim insanlarının çalışmaları daha nice kapıların açılmasını sağlayacaktır. Açılan kapılar nice hastalıkların teşhisini kolaylaştıracak belki de tedavide bile kullanılabilecektir.

Çünkü Allah şöyle buyuruyor:

"İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” (Necm,39)

 

 

Haber Tarihi: 15 Nisan 2018 Pazar 19:43

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü