• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Vatan bayrak istiklal mücadelemizde İstiklal Marşı'nın ilham kaynağı Kur'an-ı Kerim

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Vatan bayrak istiklal mücadelemizde İstiklal Marşı'nın ilham kaynağı Kur'an-ı Kerim

Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma, "Vatan bayrak istiklal mücadelemizde İstiklal Marşı'nın ilham kaynağı Kur'an-ı Kerim" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

İstiklal Marşı, sadece bir ülkenin millî marşı değil, inanç ve imanla beslediği umudu sayesinde kurtardığı istikbalinin destanıdır. Üzerinden yüzyıllar da geçse manevi değerinden hiçbir şey kaybetmeyecek olan İstiklal Marşı, hareket noktasını ve kaynağını İslam inancından ve Kur’an-ı Kerim’den almaktadır, unutulmamalıdır ki Mehmet Akif bir İslam şairidir, büyük ıstırap yaşayan bir milletin duygularının tercümanı olmuştur. “Kahraman Ordumuza” epigrafi ile korku nedir bilmeyen sinesi imanla dolu ordunun neredeyse yekûnu şehit olmuş neferlerine ithaf edilen bu marşın başındaki “Korkma” ifadesi bilinçli bir seçimdir.” Ümitsizliğin, inanç yokluğundan geldiğini haber veren bir dinin mensubu olan Türk milleti, bu manzume ile var olma azmini, imanını, iradesini yeniden bulmuştur. Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ındaki diğer şiirler ve İstiklal Savaşı esnasında verdiği vaazlar göz önüne alındığında İstiklal Marşı’nı okurken yol gösterici olması gereken en önemli kaynakların Kur’an ve İslam tarihi kaynakları olması gerekmektedir.


 

İstiklal Marşı’nın ilk dizesi :“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”; ile başlar. ‘’Korkma(üzülme) Allah bizimle’’ (Tövbe Suresi; Ayet: 40) ayetiyle başlar. Mehmet Akif, bu mükemmel şiire bir de Efendimiz (sav)’e saygısını göstermek için 571 hece ile yazmıştır. Bu toprakların Fatih’in İstanbul’u fethi ile bizim olduğunun mührünü göstermek için 1543 harften oluşturarak şifrelemiştir. Yine başka bir dizede ise : “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın”; “Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın”; “Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın...”(Allah’ın vaadi neydi?) Saf 8. Ayet beyan etmekte: “O(kafirler) Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah nurunu tamamlayacak, isterse kafirler hoş görmesin’’. Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın”. Millî Mücadele’nin başlarında Mehmet Akif’in “ORDUNUN DUASI” adlı manzumesinin Ali Rıfat Çağatay tarafından yapılan bestesi, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye tarafından bütün askerî birliklere okunmak üzere gönderilmiştir.


 

Bu arada İstiklâl Marşı, “Kahraman Ordumuza” ithafıyla ilk defa Sebîlürreşâd dergisinde (syf. 468, 17.02 1921) yayımlanır. Yunan ordularının Anadolu içlerine kadar ilerlediği Sevr Antlaşması’nın imzalandığı, cephelerden çeşitli haberlerin geldiği, Millî Mücadele’nin ve meclisin en heyecanlı günlerinin yaşandığı bir sırada gündeme gelen İstiklâl Marşı, Mehmet Akif’in aynı vatan sevgisi duygularının yoğun olarak yaşandığı günlerinin nadide bir eseri olmuştur. Onunla ilgili anılarında milli şairin, İstiklâl Marşı’nın bazı mısralarını henüz yarışmaya katılma fikri olmadan Tacettin Dergâhındaki odasında zaman zaman vecd ve istiğrak haline geldiği ifade edilmektedir. Marşın böyle bir atmosferi yansıtmış olduğu, kendisinin de daha sonra bunu Safahat adlı eserine almayarak, “O benim değil milletimindir” demesinden ve son günlerinde hasta yatağında, “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” temennisinden de anlaşılmaktadır.


 

İstiklâl Marşı, gerek nazım tekniği gerekse içeriği bakımından herhangi bir millî marş güftesinin çok üstünde Türk Edebiyatının en güzel lirik şiirlerinden biridir. İlk iki kıtada bayrağa hitap eden şair onun milletin varlığıyla beraber ebedî istiklâlini müjdeler. Şair üçüncü ve dördüncü kıtalarda Türk milleti adına konuşmakta, ebedî hürriyet aşkı ve imanıyla Batılıların maddî güçlerine direneceğini söylemektedir. Türk askerine hitap eden beşinci ve altıncı kıtalar, üstünde yaşadığımız yerlerin alelâde bir toprak değil bir vatan olduğunu, onların düşmana çiğnetilmemesi gerektiğini telkin eder. Yedinci ve sekizinci kıtalarda şair sevilen pek çok şey kaybedilse bile vatanın kaybedilmemesini ve ezan seslerinin kesilmemesini Allah’a niyaz eder. Dokuzuncu kıtada bu duası kabul edildiği takdirde kendi ruhunun da vecd içinde yükseleceğini söyler. Son kıtada yine bayrağa dönerek ona ve milletine ebediyen çöküş olmayacağını, hürriyetin ve istiklâlin ebediyen onun hakkı olduğu müjdesini tekrar eder.


 

Tam bir bütünlük gösteren şiirde mecaz ve semboller de ifadeyi zenginleştirmiştir. Milletin iradesine ve Allah’ın müminlere vaat ettiği zaferin er geç gerçekleşeceğine inanan Mehmet Akif’in şiirindeki özelliklerden biri de millî ve ulvî değerlerle dinî motifleri dengeli bir şekilde kıtalara yerleştirmesidir. Bayrak, hilâl, yıldız, hak, hürriyet, istiklâl, yurt, millet, ırk, vatan, kahramanlık gibi millî kavramlarla İslam, iman, şehadet, helâl, cennet, Huda, ezan, mabet, vecd gibi dinî motifler birbiriyle uyum halinde zengin bir belagatle kullanılmış, böylece Millî Mücadele’yi gerçekleştiren halkın ruhunda mevcut iki önemli kavram İstiklâl Marşı’nın da iki temel temasını oluşturmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın Mili Mücadelenin başladığı yıllarda, cephedeki askerlerimizi coşturacak, onların morallerini yükseltip milli duygularını güçlendirecek bir milli marşın yazarı Mehmet Akif, şiiri toplum için ve bir dava adına yazan, ama şiiri şiir yapan özelliklerden feragat etmeyen, Türkçe’nin bütün nüanslarını ve imkanlarını ustalıkla kullanan, çağının tanığı ve vicdanı olan bir şairden daha iyi kim yazabilirdi böyle bir marşı? Akif’in şiir anlayışı ve şiir gücü kadar ancak bir toplumbilimcide bulunabilecek bütünü ve ayrıntıları yakalayabilen gözlem gücü İstiklâl Marşını bu denli etkili bir milli mutabakat metni haline getiren en önemli belgedir.


 

Mehmet Akif’in bir başka önemli özelliği de sarsılmaz bir iman ve dava adamı olduğu kadar tam bir erdem kahramanı olmasıdır. Türk Şiirinde bu kadar kendi kendisi olabilen, yüksek ahlâk sahibi, mütevazi ve ilkeli, entelektüel kapasitesi son derece yüksek, yaşadığı dünyanın farkında olması ve bir Milli Mücadele kahramanı olmasıdır. Yüreğindeki iman ve umudu cami kürsülerinden, eşraf ziyaretlerine kadar, sohbet, vaaz, davet, düzyazı ve şiirle haykırır. Dünyada İstiklâl Marşı yazan şairler içinde; - hem milletinin var olma mücadelesine katılmış bir kahraman, hem milletinin dilini bu kadar iyi kullanan bir yazar hem büyük bir entelektüel, çağının tanığı ve vicdanı olan bir aydın, hem toplumunun değerlerini ve kişisel ahlakını sağlam bir idealle kendi şahsında bütünlemiştir. Bütün millî, manevi, İslami kodların içine ustalıkla yerleştirildiği önemli bir metindir.


 

İnandığı ülküler için canını ve bütün varlığını sorgusuzca fedaya hazır adanmış bir milletin destansı tarihinin ve savaşının anlatıldığı millî marşımızı, yazıldığı günden beri ülkenin tüm fertleri içtenlikle sahiplenirler. İstiklal Marşı, bu milletin en derinden ve en sarsılmaz bağla bağlı olduğu iman bağı ile inancın kutsal saydığı vatan, bayrak, mabet ve ezan imgelerini halk dimağında olması gereken en doğru yere yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Allah’a iman eden müminler için Allah’ın vaadi haktır. Onlar için korkulacak bir şey yoktur. Çünkü Allah onun yolunda gidenlerle beraberdir. Müminler için dünyada korkulacak hiçbir şey olmadığı, kaygılanması gerekenin münafıklar olduğu ana izlek olarak şiir boyunca sürülmektedir. . Güçsüz hatta kaybedeceği kesin olan tarafta olan bu milletin iradesinin eksilmemesinin nedeninin fantastik ve destansı bir nedene değil, tamamen iman ettikleri İslami anlayışla ilgili olduğunu anlatır. Yani ana izlek korkmamaktır. Ancak bu cesaretin kaynağı, Allah’ın hak olan vaadinde gizlidir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23