Uzmanlardan hükümetin son hamlesine flaş yorum:Türkiye Kıbrıs’ta ‘Tek devletli’ çözümden vazgeçti

Doğu Akdeniz’deki enerji gerilimi dünya gündemindeki yerini korurken, Fatih Sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından, Yavuz sondaj gemisinin de Karpaz yarımadasının güneyine intikal etmesi bazı ülkeleri rahatsız etti. Türkiye’nin stratejik hamlelerine cevap veremeyen ülkeler, diplomatik açıklamalarla sıkıştırma politikası uyguluyor.

10 Temmuz 2019 Çarşamba 13:09
Uzmanlardan hükümetin son hamlesine flaş yorum:Türkiye Kıbrıs’ta ‘Tek devletli’ çözümden vazgeçti

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki arama faaliyetlerine GKRY ile ABD ve AB’nin tepkilerine rağmen devam ediyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gelişmeler sonrasında “Kıbrıs İşlerinin Koordinatörlüğü”nü kurmasını değerlendiren uzmanlar, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını her zaman en önemli öncelik olarak görmüştür. Söz konusu koordinasyon, Kıbrıs’ın kalkınması için geliştirilen stratejilerin bir neticesidir.” yorumunda bulundu.

“Türkiye’nin Kıbrıs politikası değişiyor”

Sahadaki askeri varlığını aynı zamanda bürokratik kararlarla güçlendiren Türkiye’nin son hamlesi olan “Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü” oluşturulmasının önemli olduğuna dikkat çeken Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal, “Ada etrafında Rumların diğer ülkelere ruhsat vererek petrol sondaj faaliyetlerini başlattıkları bölgelerde Türkiye’nin de kendi faaliyetlerine başlaması atılan ilk adımdı. Bu Türkiye’nin, Kıbrıs politikasının değişme sinyallerini verdiği en büyük girişimdi.” diye konuştu.

“Türkiye’nin tüm uluslararası platformlarda Doğu Akdeniz Sorununu gündeme getirmesi gerekmekte”

Kıbrıs’ta kurulan koalisyon hükümeti, artık federasyonlu çözümün müzakere edilmeyeceğini, sadece iki devletli çözümün değerlendirilebileceğini ve KKTC’nin kalkınmasına mesai harcanacağını ifade eden Prof. Dr. Hasan Ünal, şöyle konuştu:

“Türkiye tarafından atılacak bir sonraki adım Kıbrıs’ın uluslararası alanda tanınmasını sağlamak olmalıdır. Türkiye, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu tanıması karşılığında KKTC’nin tanınmasını Rusya’ya teklif edebilir. Hatta Rusya, KKTC topraklarında bir askeri üs kiralama; ya da Türkiye’nin kuracağı üsten Rus askeri uçak ve gemilerini kaldırma yoluna gidebilir. Rusya’ya yapılacak bu tür bir teklif, Batı dünyasının da gözünü açacaktır ve onları rahatsız edecektir. Diğer yandan Türkiye’nin tüm uluslararası platformlarda Doğu Akdeniz Sorununu gündeme getirmesi gerekmektedir. Tüm bunlar yapıldığında KKTC’nin uluslararası alanda tanınması sağlanmış olacaktır.”

“Değişim Kıbrıs Türkleri açısından kaçınılmazdır”

Akdeniz Üniversitesi Devletler Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Emete Gözügüzelli, “Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü”nün kurulmasının Kıbrıs Türklerinin ekonomik anlamda mağduriyetlerini giderecek yeni bir kalkınma modeli olabileceğini belirterek, “Bu açıdan bakıldığında değişim Kıbrıs Türkleri açısından kaçınılmazdır. Kıbrıs Türk’ü artık hasret duyduğu geleceğe, Anavatanla müştereken kader birliği içinde enerji, turizm, eğitim, ulaşım ve kısacası tüm ekonomik alanlarda kalkınma sürecine girmiştir.” dedi.

“Erdoğan, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını önemli öncelik olarak görmüştür”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türklerine yönelik ilgisini de değerlendiren Dr. Öğretim Üyesi Emete Gözügüzelli, şöyle konuştu:  

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını her zaman en önemli öncelik olarak görmüştür. Söz konusu koordinasyon, Kıbrıs’ın kalkınması için geliştirilen stratejilerin bir neticesidir. Kalkınma politikaları kapsamında bir sonraki hamle ise KKTC’nin uluslararası alanda tanınması olacaktır. Neticede Kıbrıs Türk’ü hiçbir zaman yalnız olmadığını, alınan bu somut adım sayesinde anlamıştır.

“Türkiye’nin bir strateji geliştirme çabasının sonucu”

Koordinatörlüğün kurulmasının Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinin sorunlarının çözümüne yönelik önemli bir adım olduğunu belirten ANKASAM Türk Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, “Bilindiği üzere Doğu Akdeniz son yıllarda çok sayıda ülkenin donanmasının bulunduğu, askeri gerginliklerin sürdüğü ve enerji alanında küresel bir rekabete sahne olan bir bölgedir. Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın tek taraflı girişimlerle enerji paylaşımında Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi yalnızlaştırma çabası da dikkat çekmektedir. Bütün bunlar karşısında Türkiye’nin bir strateji geliştirme çabasının sonucu olarak söz konusu Koordinatörlük ortaya çıkmıştır.” dedi.

“Türkiye ile KKTC arasında uyum ve koordinasyon gerekiyor”

Türkiye ile KKTC arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinde fayda olduğunu söyleyen Dr. Emre Ozan, “Çünkü Doğu Akdeniz’de yaşananlar, onlarca yıldır çözüme ulaşmamış olan Kıbrıs Sorunu’na yeni dinamikler kazandırmıştır. Bu dinamikleri dikkate alan yeni bir Kıbrıs stratejisi inşa edilmek istenmektedir. Bu noktada Türkiye’nin izlediği politikayla KKTC Hükümeti arasında uyum sağlanmalıdır. Örneğin Türkiye’nin başlattığı sondaj çalışmaları, KKTC Hükümeti’nin attığı Maraş adımı ve buna benzer başka girişimler iki taraf arasında uyum ve koordinasyon gerektirmektedir. Ayrıca işbirliğinin hukuki zeminini de güçlendirmek gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

“Koordinatörlük hassas bir dönemde atılmış olumlu bir adımdır”

Emekli Büyükelçi Dr. Ahmet Zeki Bulunç ise, koordinatörlüğün önemine dikkat çekerek, “Geçmiş dönemde Kıbrıs İşleri’nden sorumlu bir devlet bakanı ve bu bakanlığa bağlı Kıbrıs İşleri Baş Müşavirliği bulunmaktaydı. Mevzu bahis makamlar KKTC’nin siyasal, ekonomik ve sosyal işleriyle yakından ilgilenmekteydiler. Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla kurulması kararlaştırılan bu Koordinatörlük de benzer amaçlarla kurulacaktır. Şu anda Koordinatörlüğün yapısı tam olarak bilinmese de hassas bir dönemde atılmış olumlu bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“KKTC’nin tanınmasının gerekliliği ortadadır”

Emekli Büyükelçi Dr. Ahmet Zeki Bulunç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Koordinatörlük, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler ve buna bağlı olarak Türkiye’nin bölgede deniz yetki alanlarını ilan etmesi, Türkiye’nin KKTC’de deniz ve hava üssünü kurması, Maraş’ın açılması ve Türkiye-KKTC arasındaki ikili ilişkilerin daha sağlıklı bir politik zemine oturtulması için çalışmalar yürütecektir. Türkiye’nin Temmuz 2017’de Crans-Montana Görüşmeleri başarısız olduktan sonra gerek Cumhurbaşkanlığı gerekse Dışişleri Bakanlığı düzeyinde yapılan açıklamalar dikkate alındığında, artık Birleşmiş Milletler (BM) düzeyinde bir uzlaşının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. BM’nin uzlaşı formülü, federasyon adı altında bizim çıkarlarımıza ters düşen bir çözümdü. Bundan dolayı KKTC’nin tanınmasının gerekliliği ortadadır. Bu ise Türkiye ve KKTC’nin ortak bir strateji belirleyerek yürütmesi gereken bir süreci kapsamaktadır. Söz konusu sürecin ise daha fazla geciktirilmeden başlatılması gerekmektedir. Mesele sadece Doğu Akdeniz meselesi değildir; KKTC’nin deniz yetki alanlarıyla birlikte hava sahasının da dikkate alınması gerekmektedir. Böylelikle varılacak uzlaşı, bölgede kurulan Türkiye karşıtı ittifaklar karşısında süreci lehimize çevirecektir.”

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 10 Temmuz 2019 Çarşamba 13:09

YORUM YAZ

  • Cesur yürekCesur yürek11 gün önce
    KKTC derhal Rusya ile işbirliği yapılarak tanınmalıdr.. Kıbrıs federal devlet Kıbrıs türkünün yok saymaktadr.. Bize Kıbrıs federal devlet çatısı a girer se Akdeniz'e balık tutturmazlar..dünyanın tanıdığı KKTC yaşasın var olsun...

Günün Özeti

Günün Karikatürü

21 Temmuz 2019