Türkiye küresel barışta kilit rol üstleniyor Uslu: Türkiye barış için sahada ve masada
Türkiye, son yıllarda dünya genelinde artan savaşlar, bölgesel krizler ve jeopolitik gerilimler karşısında izlediği aktif diplomasiyle dikkat çekiyor. Çatışmaların tarafı olmak yerine diyalog ve müzakereyi önceleyen Ankara, farklı cephelerde karşı karşıya gelen aktörleri aynı masa etrafında buluşturarak küresel barışın tesisinde kritik bir köprü rolü üstleniyor.
Türkiye, son yıllarda dünya genelinde artan savaşlar, bölgesel krizler ve jeopolitik gerilimler karşısında izlediği aktif diplomasiyle dikkat çekiyor. Çatışmaların tarafı olmak yerine diyalog ve müzakereyi önceleyen Ankara, farklı cephelerde karşı karşıya gelen aktörleri aynı masa etrafında buluşturarak küresel barışın tesisinde kritik bir köprü rolü üstleniyor. Uluslararası dengelerin sarsıldığı bu dönemde Türkiye, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte istikrar arayışlarının merkezinde yer alıyor. Küresel ölçekte artan savaş riskleri, savunma sanayii yatırımlarını ve jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirirken, Türkiye son yıllarda izlediği aktif diplomasiyle bölgesel bir aktör olmanın ötesine geçerek küresel barışın tesisinde kilit bir rol üstleniyor. Bu kapsamda ASAM Dış Politika Uzmanı Mehmet Uslu, Türkiye’nin pandemi sürecinden küresel savaşlara uzanan krizlerde üstlendiği arabuluculuk ve diplomasi rolüyle yalnızca bölgesel değil küresel barış, istikrar ve refahın tesisinde başat aktörlerden biri haline geldiğini vurguladı.
SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL
ASAM Dış Politika Uzmanı Mehmet Uslu, kaleme aldığı analizde küresel ölçekte artan savaş riskleri, savunma sanayii yatırımları ve Türkiye’nin son yıllarda üstlendiği diplomatik rolü değerlendirdi. Uslu’ya göre, dünyada yükselen güvenlik tehditleri ülkeleri savunma alanında daha fazla harcamaya yöneltirken, Türkiye yalnızca bölgesel değil küresel barışın, istikrarın ve refahın tesisinde başat aktörlerden biri konumuna geldi.
Pandemi sürecine dikkat çeken Uslu, Türkiye’nin Covid-19 döneminde medikal ürünlerin üretimi ve temini konusunda uluslararası topluma destek verdiğini, kargo uçaklarıyla birçok ülkeye yardım ulaştırarak insanlığın zor günlerinde yanında yer aldığını vurguladı. Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte yaşanan küresel tahıl krizinde ise Türkiye’nin İstanbul’da kurduğu müzakere masası sayesinde iki ülke arasında anlaşma sağlandığını ve özellikle Afrika ile Avrupa’nın tahıl ihtiyacının güvenli sevkiyatla karşılandığını hatırlattı.
TÜRKİYE DİPLOMASİDE BELİRLEYİCİ AKTÖR
Uslu analizinde, Karabağ’da yıllarca süren işgalin sona ermesiyle sonuçlanan süreçte de Türkiye’nin barış ve diyalog masasının adresi olduğunu belirtti. Somali, Etiyopya, Sudan, Irak, Suriye ve Libya başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan iç ve bölgesel çatışmaların çözümünde Türkiye’nin diplomatik girişimlerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Emperyalist güçlerin yüzyıllardır sürdürdüğü sömürgeci ve işgalci sistemin günümüzde köklü bir değişim sürecine girdiğini kaydeden Uslu, Türkiye’nin Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve günümüze uzanan devlet geleneğinde hiçbir zaman emperyalist politikalar izlemediğini, önceliğin her zaman “gönüllerin fethi” olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin inancı, örfü, töresi ve insanlığa bakışının, bugün dünyada aranan alternatif bir sistem sunduğunu vurgulayan Uslu, “Türkiye Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve günümüze kadarki köklü tarihinde hiçbir zaman emperyalistlerin izlemiş olduğu politikayı gütmemiştir. Öncelik gönüllerin fethi olmuştur. İnancı, örfü, töresi yaratılmışlara olan saygısı binlerce yıllık köklü tarihi, binlerce yıllık devlet geleneği kültürü dünyada yaşanılan bu düzenden bambaşka, arzu edinilen ve hayali gözlenen sistemin ta kendisidir” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE DÜNYANIN VE ORTADOĞU’NUN BARIŞ ELÇİSİ”
Uslu, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların tarihsel arka planına da değinerek, Osmanlı sonrası dönemde bölgenin emperyalist müdahalelerle istikrarsızlaştırıldığını belirtti. Günümüzde Irak ve Suriye’de yaşanan parçalanmışlık, soykırım ve insani dramların bu sürecin sonucu olduğunu ifade eden Uslu, Türkiye’nin tabloyu geniş açıdan okuyarak bölgedeki tüm aktörlerle diyalog kurduğunu ve dayatılan kaderin değiştirilebileceğini ortaya koyduğunu söyledi.
Suriye’de BAAS rejiminin devrilmesiyle birlikte yıllarca gizlenen katliamların gün yüzüne çıktığını belirten Uslu, ABD’nin Irak işgali sonrası bölgede artan istikrarsızlığın ve silahlı grupların, ülkelerin bölünmesine ve yeni çatışmalara zemin hazırladığını kaydetti. Bu tablo karşısında Türkiye’nin sahadaki tüm kesimlerle temas kurarak çözüm için en üst düzeyde çaba gösterdiğini ifade eden Uslu, “ABD’nin Irak işgali sonrası Irak ve Suriye’ye yayılan İran bu ülkelerin merkezi yönetimlerinin güçlenmesine izin vermezken merkezi orduları dışında silahlı gruplar oluşturarak bu ülkelerin istikrara kavuşmasının da önüne geçmiştir. Bu durum ülkelerin bölünmesine İsrail gibi emperyalist ve militarist ülkelerin bu ülkeleri hedef almasına sebep olmuştur. Yaşanan bu durumlar çatışmaları, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve yerlerinden edilmesine sebep olmuştur. Artık Türkiye küreselde olmadığı gibi yakın coğrafyasında yaşanan acıların son bulması adına elini taşın altına koyarak sahada bulunan tüm kesimlerle diyalog kurmakta sorunların çözümü adına en üst seviyede çaba göstermektedir” şeklinde vurguladı.
“BARIŞ ZOR DEĞİL, ULAŞILABİLİR”
ASAM Dış Politika Uzmanı Mehmet Uslu, Ege ve Akdeniz’de yaşanan çıkar çatışmalarına da değinerek, bu sorunların hukuk ve diyalog zemininde çözülmesi gerektiğini vurguladı. Silahlanma ve çatışma hazırlıklarının barışı zorlaştırdığını, buna karşın diyalog ve adil paylaşımın mümkün olduğunu belirterek,” Bu durum bu bölgede ve ülkelerde yaşayan insanların sosyo-kültürel, ekonomik başta olmak üzere güvenli konforlu bir yaşama geçişi için elzemdir. Türkiye bölgesel ve küresel hiçbir aktörün yapmadığı ve atmadığı adımları atmaktadır. Öte yandan Ege ve Akdeniz’de yaşanan çıkar çatışmaları yine Türkiye’nin her zaman dile getirdiği üzere hukuk çerçevesinde barış ve diyalog masasında çözülecektir. Karada denizlerde ve hatta ülkelerin hava sahasında bile diğer ülkelerin hakkını gaspa yönelen girişimler Ege ve Akdeniz’de karşımıza çıkmaktadır. Olası çatışmaların önlenmesi savaşların çıkması adına girişilen hazırlıklardan daha kolaydır. Lakin oluşturulmak istenen işgal planları ve hak hukuk çerçevesinde adil olarak paylaşılabilecek kaynaklara tek hakim olma arzusu gözleri kör etmekte, ulaşılabilir barıştan uzaklaşılmasına sebep olmaktadır” şeklinde yazdı.
BÖLGESEL BARIŞ ELZEM
Terör örgütlerinin silah bırakarak diyalog masasına oturmasının, insani taleplerin konuşulmasının ve yapıcı adımlar atılmasının bölgesel barış için elzem olduğunun altını çizen Uslu, “Savaş insanlık tarihinin acı bir gerçeği olsa da barış, zor olmayacak kadar yakındır” değerlendirmesinde bulundu.
Uslu, binlerce yıllık devlet ve ordu geleneğine sahip Türkiye’nin her koşulda güçlü bir caydırıcılığa sahip olduğunu ancak bu gücü öncelikle bölgesel ve küresel barışın tesisinde kullandığını ifade ederek analizini tamamladı.