Toprak zenginliği, ormanların toparlanma hızını belirliyor: Azotlu topraklarda ormansızlaşma sonrası iyileşme iki kat hızlı.
İklim krizi derinleşirken, tropikal ormanların yeniden büyüme hızı giderek daha stratejik bir mesele haline geliyor. Karbon piyasaları, net sıfır hedefleri ve ‘doğa temelli çözümler’ söylemi, ormanları çoğu zaman yalnızca ölçülebilir karbon yutakları olarak ele alıyor. Ancak bu yaklaşım, ekosistemlerin karmaşık yapısını ve uzun vadeli sürdürülebilirlik risklerini göz ardı etme tehlikesi taşıyor.
Ormanların yeniden büyümesini kapsamına alan yeni bir bilimsel araştırma ise tropikal ormanların ormansızlaşma sonrası iki kat daha hızlı toparlanabileceğini ortaya koydu.Leeds Üniversitesi liderliğinde yürütülen ve toprak besin maddelerinin rolünü mercek altına alan çalışma, özellikle azotun genç ormanların yeniden büyümesinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Bulgular umut verici olsa da, araştırmacılar gübre kullanımının risklerine dikkat çekerek, doğayla uyumlu restorasyon stratejilerinin önemini vurguladı.
ORMANLARIN YERALTI HİKÂYESİ
Araştırmacılar, daha önce tarım, hayvancılık ve ağaç kesimi nedeniyle tahrip edilmiş 76 farklı orman alanını seçti. Yaşları ve büyüklükleri farklı olan bu alanlar, 20 yıla varan sürelerle gözlemlendi. Amaç, ormanlar yeniden büyürken ağaçların ne kadar hızlı geliştiğini, hangilerinin hayatta kaldığını ve ekosistemin ne ölçüde toparlandığını anlamaktı.
Deneyin en çarpıcı yönlerinden biri, besin maddelerinin rolünü doğrudan test etmesi olarak belirtilirken, araştırma alanlarının da dört gruba ayrıldığı bildirildi. Buna göre bazı parseller azotla, bazıları fosforla, bazıları her iki besin maddesiyle desteklendi. Diğerlerine ise hiçbir müdahalede bulunulmadı. Bu sayede bilim insanları, farklı toprak koşullarının ormanların iyileşme hızını nasıl etkilediğini birebir karşılaştırabildi.
İLK 10 YIL KRİTİK
Sonuçlar özellikle ormanların yeniden büyümesinin ilk 10 yılında belirginleşti. Yeterli azot bulunan alanlarda ağaç biyokütlesinin artışı, azotun sınırlı olduğu alanlara kıyasla yaklaşık iki kat daha hızlı gerçekleşti. Fosfor tek başına benzer bir etki yaratmadı. Bu da tropikal orman ekosistemlerinde azotun, uzun süredir sanılandan çok daha belirleyici bir faktör olduğunu gösterdi. Çalışmaya ilişkin açıklamada bulunan araştırmanın baş yazarı Wenguang Tang, “Toprağın altında olanlar, yer üstünde gördüğümüz orman manzarasını doğrudan şekillendiriyor. Azot, genç ormanların yeniden ayağa kalkabilmesi için adeta gizli bir hızlandırıcı görevi görüyor” dedi.
Tropikal ormanlar, dünyanın en büyük doğal karbon yutakları arasında yer alıyor. Atmosferdeki karbondioksiti emerek ağaç dokusunda depoluyor, böylece iklim değişikliğinin hızını yavaşlatıyorlar. Ancak araştırmacılara göre, azot kıtlığı dünya genelindeki genç tropikal ormanlarda yaygınsa, her yıl yaklaşık 0,69 milyar ton karbondioksit atmosfere geri dönme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu miktar, İngiltere’nin yaklaşık iki yıllık toplam sera gazı emisyonuna eşdeğer.
“OLGUN TROPİKAL ORMANLAR YOK EDİLMEMELİ”
Araştırmanın yürütücülerinden Dr. Sarah Batterman, “Olgun tropikal ormanların yok edilmesini önlemek her zaman birinci öncelik olmalı. Ancak bu bulgular, hangi alanların ve nasıl restore edilmesi gerektiği konusunda çok daha akıllı kararlar almamıza yardımcı olabilir” diye konuştu.
GÜBRE DEĞİL, DOĞAYLA UYUM
Araştırmada azotlu gübreler kullanılmış olsa da, bilim insanları bunun bir çözüm olarak yaygınlaştırılmasını önermiyor. Kimyasal gübreler, güçlü bir sera gazı olan azot oksit salımına yol açarak iklim üzerindeki olumlu etkiyi tersine çevirebilir. Bunun yerine, doğayla uyumlu stratejilerin yapılması öneriliyor. Bunların başında, kökleri aracılığıyla toprağa doğal olarak azot bağlayan baklagil ailesinden ağaç türlerinin yeniden ağaçlandırma projelerine dahil edilmesi geliyor. Ayrıca, hava kirliliği nedeniyle zaten yüksek azot birikimine sahip bölgelerde restorasyon çalışmalarına öncelik verilmesi de önerilen yöntemler arasında.