Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (4)
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal 'Tevhid İlkesi Karşısında Cemaat ve Tarikatler! (4)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Tevhid hakikati ve en güzel İslam ahlakına uymamak ve öncelikle bu yapıların ihlal etmesi, ahir zamanda feleğin çarkının terse dönmesi değil midir? Hele ki, Türkiye-ABD ve Türkiye-Almanya rekabetinde, mücadelesinde, ABD ve Almanya saflarında ve Türkiye'ye muhalefet etmek, operasyonlara katılmak da nedir? Katılmadınız mı? 15 Temmuz ihaneti ile ne yaptınız? Merkezleriniz, liderliğiniz, neden Pensilvanya ve Köln'de? Ne karşılığında?
Tarihin en ağır soykırımı, vahşet ve çoluk-çocuk katliamları canlı olarak yayınlanıyor. Siyonist katillere ve savaş suçlularına neden ağız ucuyla olsun ufak bir itirazınız yok? Vicdanınız ve insanlığınız yok mu sizin? Müslümanlıktan ve ahlakından hepten mi çıktınız? ABD, Almanya ve tüm dünyada yırtınırcasına eylemler yapan o insanlardan da mı utanmazsın? Neden Almanya, ABD, Avrupa ve Siyonistlerin tarafındasınız? Siz gerçekten İslami hizmetler misiniz?
Neden dünyanın merkezine kendinizi koydunuz? Örgüt çıkarlarını herşeyden fazla önemsiyorsunuz? Örgüt ve ahlaksız çıkarlarından başka dünya yansa bir kalbur samanınız yanmıyor! İyiniyetli, İmana Kur'an'a hizmet için dahil olan o Müslümanları nasıl böyle dönüştürüyorsunuz? Ümmet-i Muhammede dahil değil misiniz? Dünya bir yana siz bir yana mı? Yoksa Ümmet sizden mi ibaret? Allah rızası değil de, lider ve cemaat rızasına mı talipsiniz? Yoksa ABD, Almanya, Avrupa rızası mı daha önemli? Neden onların patronluğuna ram oldunuz? Kendinizi nasıl bu kadar sevdirdiniz onlara? Bir İslami hizmet iddiasıyla çıkmadınız mı siz? Terzi kendi söküğünü dikemiyor mu? Gözünüzdeki merteği de mi görmüyorsunuz? Ustanın kapısı olmazmış? İman, Tevhid ve Ahlak kapılarınız nerede? Nasıl bir beyin yıkama ve endokrinasyona tabisiniz ki, en temel hassasiyetlerinizi kaybettiniz? Bu nasıl bir Müslümanlık, nasıl bir İslami hizmet? İki Peygamber yetkili ve Kainat imamı, dünya ve ahirette sizi kurtarabilirler mi? Kendilerini niye kurtaramadılar? Gülenin ölümüne yakın suratını gördünüz mü? Nurani, mütebessim, huzur içinde miydi? Yoksa Sabra kasabı Ariel Şaron yüzü müydü? Ahiretinizi yakmayı da göze aldınız mı? İnsan sevdiğiyle beraberdir değil mi?
Bu işler nasıl oluyor? Feleğin çarkı nasıl tersine dönüyor? Merhum Mehmet Kutlulardan dinleyelim;
(İstihbarattan) Bana da geldiler; 'Yurtdışında Milli Görüş ve Süleymancılara karşı birlikte çalışalım' dediler, (dikkat!) ama ben reddettim. Çünkü o adamlar sana inandığı için değil, seni kendi maksadına göre kullanmak için geliyor. Kullandıktan sonra da seni bir kenara bırakacaktır, kırıp dökecektir. Bu "derin devlet" dediğimiz büyük ölçüde bütün İslami gruplarla anlaşmalar içine girdi. Bu arada herhalde Fetullah Hoca ile de anlaşacaklardı. Hoca şöyle konuşuyor: "Yurtdışında okulları kurmamda devlet, istihbarat bana yardımcı oldu. Devlet yöneticileri ilgili devletlere referans verdi. Devlet yardımcı olmazsa bu okulları kurmak mümkün değil. Burada menfaatler karşılıklıdır...(Milliyet, 26.06 . 1999 Ruşen Çakır)
Her büyük devletin istihbaratı bu sosyal yapıları mutlaka kullanmak ister ve kullanır. Müdahale eder, yönlendirir, dejenere eder. Gülen ve Kuriş vakaları bunun en tipik örnekleridir. Merhum Kutlular'ın başında olduğu gazete kurulduğu 1970'ten beri sıkı bir CHP ve FETÖ karşıtı yayın politikası izlemiştir. Zira Bediüzzaman Said Nursi'nin talebeleri ile "Mustafa Kemalin askerleriyiz" diyenler uzlaşamazdı! Kutlulardan sonra ise; CHP ve FETÖ taraftarı bir yayın politikası takip edilmiştir. Ancak fıtrat gayrıfıtriliği her zaman reddettiğinden, gazete ciddi tiraj kayıpları yaşamış, hapisanelerdeki Fetöcülerden başka alan pek kalmamıştır! Bu yayın politikalarından hangisi. İman-Kur'an hizmeti ile uyumludur?
Resul-ü Ekrem Allah'ın sevgilisi, Habibullahtır. Kur'anda "Rahmeten lil-alemin" diye anılır. "Biz seni başka bir gayeyle değil, sadece alemlere rahmet olarak gönderdik!" (Enbiya 107) Kudsi Hadiste; Kainatın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı belirtilir. (Meşhur Levlake Hadisi) Peygamberlerin sonuncusu ve seyyididir, Alemlerin efendisidir. Hakikat böyle olduğu halde; O muhteşem ahlakının bir tezahürü olan derin tevazuundan olacak, üstünlük iddiası ve davası güdmemiş, güden sahabileri de de uyarmıştır.
Biri Müslüman diğeri Yahudi iki adam tartıştılar. Müslüman "Allah'ın insanlık içerisinde seçip üstün kıldığı Muhammeddir" dedi. Yahudi de "Hayır üstün olan Musa'dır" dedi. Tartışma şiddetlendi, Müslüman bir tokat attı. Yahudi Hz. Peygambere gelerek olayı anlatıp Müslümanı şikayet etti. Nebi buyurdu ki:
"Beni Musa'dan üstün tutmayın. İnsanlar kıyamet günü bayılacaklar, ben de onlarla birlikte bayılacağım. Ayıldığımda Musa'yı arşa sıkı sıkıya sarılmış bir vaziyette göreceğim. Bilmiyorum; o da bayılıp benden öncemi ayılacak, yoksa Allah onu bundan istisna mı tutacak?" (Buhari, Müslim) Devam edeceğiz...